{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1301 <br>KARAR NO: 2023/1041<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/06/2019<br>NUMARASI: 2014/823 Esas - 2019/603  Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/10/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01/04/2008 tarihli \"... A.Ş  Hisse Devir Sözleşmesi Ön Protokolü\" ve takibindeki 16/05/2008 tarihli \"Hisse Devir Sözleşmesi ile davalıların hisselerini devir aldığını, İş bu ön protokolün 5.4 maddesi incelendiğinde; \"Davalar\" başlıklı ilgili maddede; ... A.Ş'de hisse devir edecek ortakların kişi ve kurumlarla ihtilaflı olan dava ve icra takipleri sayılmış; başkaca herhangi bir dava yahut icra takibi bulunmadığı hususu devreden ortaklarca beyan ve taahhüt edildiğini, devamında devreden davalılar \"31/03/2008 tarihine kadar şirket adına yapılan işlemler nedeniyle herhangi bir dava açılması halinde sorumluluğun kendilerine ait olacağını beyan ederek, dosya numaraları belirtilen davaların sonuçlarından şahsen ve müteselsilen sorumlu olmayı, bu davaların sonucunda verilecek karar doğrultusunda ilam gereklerini yerine getirmeyi, her türlü müddeabih, mahkeme masrafı ile avukatlık ücretini, icra harç ve masraflarını ödemeyi kabul, beyan ve gayrikabili rücu olmak üzere taahhüt ettiğini, ilgili ön protokolü imza altına aldıklarını, Müvekkili şirket yetkililerinin ön protokolde tahdidi olarak sayılmış davalara ilişkin 185.000 ve ... mektup no.lu ...'a ait 140.000  TL'lik kesin ve süresiz teminat mektuplarını, kararlaştırıldığı ve ön protokolün \"davalar\" başlıklı 5.4 ve \"İpotek ve Krediler\" başlıklı 5.3 maddesinde sabit olduğu üzere, masrafların tarafınızca karşılanacağı ve ilgili davaların kaybedilmesi halinde hükmolunacak cezaların tarafınızca ödeneceği beyan ve taahhüdü altında şirket adına SGK'ya tevdi ettiğini, devreden davalılar, ön protokol ve devamındaki protokolde kişi ve kurumlarla olan davalarını tahdidi olarak saydığını, başkaca herhangi bir dava veyahut icra takibi bulunmadığı beyan ve taahhüt edildiğini, 31/05/2008 tarihine kadar şirket adına yapılan işlemler nedeniyle herhangi bir dava açılması halinde sorumluluğun kendilerine ait olacağını beyan ettiklerini, ancak tahdidi olarak beyan edilen dava ihtilaflar dışında başkaca 2 ayrı davanın taraflarına tebliğ edildiğini, davalılardan ilki yabancı ülke vatandaşı ...'de uğramış olduğu kazadan ötürü maddi tazminat talebinde bulunulduğunu ve ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... İddia numaralı dosyası doğrultusunda ilgili acenteye davalılara bildirim yapıldığını, ancak bu hususta devralan davalılar tarafından müvekkiline herhangi bir bildirim yapılmadığı gibi 21.299,11 İngiliz sterlininin taraflarınca ilgililere ödendiğini,  bahse konu ikinci davanın ise yine yabancı ülke vatandaşı ... tarafından açılan tazminat davası olmakla; iş bu dava sonucu verilen hüküm karşısında 7.045,58 İngiliz sterlini ilgililere ödendiğini, bu davada da taraflarına bildirim yapılmadığını ve müvekkillerinin ödemeyi gerçekleştirdiğini, gerek ilgili yasa gerekse taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği yapılan iş bu ödemelerin karşı taraftan talep edilmesi sorunluluğunun hasıl olduğunu ancak yapılan ihtarlara rağmen müvekkili şirkete bugüne kadar ödeme yapılmadığını,  devir öncesi müvekkili şirketin SGK ile olan uyuşmazlığı sonucu 269.162,28 TL 'lik kesinleşmiş Sosyal Güvenlik Prim borcu olması sebebiyle; prim desteği alınamadığını, (5510 sayılı yasadan kaynaklanan teşvik priminden faydalanamadığını) bu sebeplerle Mayıs 2008- Ocak 2013 tarihleri itibariyle 35.397,34 TL munzam zarar oluştuğunu, SSK Prim Desteği (Mayıs 08-Ocak 13) 34.881,64 TL meblağlı, yasal faiz 5.431,00 TL, Teminat mektubu komisyonu (11-12-13 Yılları) 2.913,75 TL meblağlı, 189.00 TL yasal faiz , Knott davası ödemelerinin ise 1. Ödemenin 29/01/2010 tarihinde 640,61 TL meblağlı, 168,00 TL yasal faizi, 2. Ödemenin 15/05/2010 tarihinde 17.918,00 TL meblağlı, 4.250,00 TL yasal faizi, 3. Ödemenin 02/07/2011 tarihinde 21.824,52 TL meblağlı, 2.954,00 TL yasal faizi, 4. Ödemenin 01/10/2011 tarihinde 19.616,69 TL meblağlı, 2.215,00 TL yasal faizi olduğunu, ... davası ödemelerinin ise 1. Ödemenin 01/08/2011 tarihinde 6.427,72 TL meblağlı, 822,00 TL yasal faizi, 2. Ödemenin 04/09/2011 tarihinde 6.596,24 TL meblağlı, 788,00 TL yasal faizi olduğunu, SSK davası için avukat makbuzunda taahhuk edilen stopaj'ın ise 600,00 TL olduğunu, 111.419,17 TL (Ana para) + 16.817,00 TL (işlemiş yasal faiz) olmak üzere toplam 128.236,17 TL'nin ana paraya (111.419,17 TL) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve özetle; davanın husumet yönünden reddi gerektiği, davacının imza taraf olduğu, davalı her hangi bir \"ön protokol\" imzalamadığı beyan ettiği, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, davalı, davacı şirketteki 21.000 adet 2.800 ABD doları mukabili 16/05/2008 günü ... San. Ve Tic. Ltd. Şti devir ettiği, devir sözleşmesinde de belirtildiği gibi devir alan ... San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin hisseleri... Bütün hak ve hukuki vecibeleri ile birlikte devir ve temlik aldığını, devir eden 2.800 dolar devir edenin şahsi banka hesabına ve şirkete olan sermaye ve şahsi borçlarının kapatılması amacıyla şirket hesabından yapılan banka havaleleri ile nakten ve tamamen ödediklerini beyan ettiklerini, hisselerin devri sözleşmesinde belirtildiği gibi, davalı hisseleri tüm hak/alacakları ile birlikte devir alana devir ettiği, hisselerin devri nedeni ile davalıya hiçbir borç yüklenmesinin mümkün olmadığını, davacının davada 269.162,28 TL kesinleşmiş SGK prim borcu mevcuttur denilmesine rağmen bu güne kadar davalıya bu hususta bir belge veya davanın sonuçlandığına dair bir karar da davacı veya hisseleri devir alanlar tarafından belgelenmediği,  davalının iyi niyetli olarak taahhütnameye sadık kaldığı, davacının dilekçesindeki Avukatlık ücret makbuzu 600 TL stopoj bedeli ödenmediği beyanı ile sabit olduğunu,  davalı ile hisseleri satan ev ön protokolde imzası bulunan ... borç olmamasına rağmen Avukat ücreti makbuzu stopaj 600 TL ve teminat mektuplarının komisyonu adı altında talep edilen 3.102,75 TL olmak üzere 3.703 TL 13/06/2013 tarihinde ... Bankası Balmumcu şubesinden davacı hisselerini ...'dan satın alan ve ön protokolün tarafı olan ... ... Bankasına yatırdığı öğrenildiği, bu yönü ile de davacının taleplerinin reddinin gerektiğini, davacının huzurdaki davayı açıncaya değin hiçbir belge ve belgi bulunmamasına rağmen davalının iyi niyetle hisseleri devir eder iken hisseleri devir alanlar nezdinde kendisinin dönemindeki olaylar nedeni ile açılacak davalar sonunda kurulacak hükümleri nedeniyle şirketin ödemek zorunda kalacağı mahkeme masraf, ücreti vekalet ve harçlarla kefalet akdinin şartlarını taşımadığından da reddinin gerektiğini ve belirtilen davanın reddine karar verilmesini,haksız ve mesnetsiz davanın reddine, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. talep etmiştir. Davalı ..., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiği davalıların davacının taraf olduğu herhangi bir  ön protokol imzalamadığını beyan ettiği, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, hiçbir şart altında kabul anlamına gelememek  kaydıyla bir an için davacının aktif husumet ehliyeti olduğu kabul edilse dahi açılan davanın haksız olduğunu, ... davacı şirkketteki hisselerini devir sözleşmesi ile 16/05/2008 günü, ... davacı şirketteki hisselerini hisse devir sözleşmesi ile16/05/2008 günü  ... davacı şirketteki hisselerini hisse devir sözleşmesi ile 16/05/2008 günü ... davacı şirketteki hisselerini hisse devir sözleşmesi ile 16/05/2008 günü ... (...), davacı şirketteki hisselerini hisse devir sözleşmesi ile 16/05/2008 günü   ... San. Ve Tic. Ltd. Şti'ne devir ettiği, Hisse devir sözleşmesinde devir alanların hisseleri bütün hak ve hukuki vecibeleri ile birlikte devir ve temlik aldığı,  devir bedeli, devir edenin şahsı/İzdemirkut banka hesabına ve şirkete olan sermaye ve şahsi borçlarının kapatılması amacıyla şirket hesabına yapılan banka havaleleri ile nakden ve tamamen ödendiğini, beyan ettiği, hisselerin devri sözleşmesinde belirtildiği gibi, davalı, hisseleri tüm hak/alacakları ile birlikte  devir alana devir ettiği, hisselerin  devri nedeni ile davalıya hiçbir borç yüklenmesi mümkün olmadığını,  davacının davada 269.162,28 TL kesinleşmiş SGK prim borcu mevcuttur denilmesine rağmen bu güne kadar davalıya bu hususta bir belge veya davanın sonuçlandığına dair bir karar da davacı veya hisseleri devir alanlar tarafından belgelenmediği,  davalının iyi niyetli olarak taahhütnameye sadık kaldığı, davacının dilekçesindeki Avukatlık ücret makbuzu 600 TL stopoj bedeli ödenmediği beyanı ile sabit olduğunu,  davalı ile hisseleri satan ev ön protokolde imzası bulunan ... borç olmamasına rağmen Avukat ücreti makbuzu stopaj 600 TL ve teminat mektuplarının komisyonu adı altında talep edilen 3.102,75 TL olmak üzere 3.703 TL 13/06/2013 tarihinde ... Bankası Balmumcu şubesinden davacı hisselerini ...'dan satın alan ve ön protokolün tarafı olan  ... ...  Bankasına yatırdığı öğrenildiği, bu yönü ile de davacının taleplerinin reddinin gerektiğini, davacının huzurdaki davayı açıncaya değin hiçbir belge ve belgi bulunmamasına rağmen davalının iyi niyetle hisseleri devir eder iken hisseleri devir alanlar nezdinde kendisinin dönemindeki olaylar nedeni ile açılacak davalar sonunda kurulacak hükümleri nedeniyle şirketin ödemek zorunda kalacağı mahkeme masraf, ücreti vekalet ve harçlarla kefalet akdinin şartlarını taşımadığından da reddinin gerektiğini ve belirtilen davanın reddine karar verilmesini, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Davacının, talep edilen alacakları açısından protokol kapsamında talep koşullarını ispatlaması, 01/04/2008 günü öncesine yönelik olaylar nedeniyle mahkeme kararına dayalı olarak ödemek zorunda kaldıkları miktarların varlığını ve varsa miktarını ispatlaması, dava konusu talep edilen alacakların doğumunda davacı yanın müterrafik kusurunun bulunmadığını ispatlaması, davacının dava konusu 01/04/2008 günlü protokolde belirtilen davalar dışında doğan, dava ve olaylar nedeniyle ortaya çıktığı iddia olunan ve davacı tarafından ödendiği iddia olunan tazminatlardan davalıların sorumluluğunu ve miktarını ve ödemede bulunduğunu ispatlaması, davalılar döneminde çıktığı iddia olunan olaylar nedeniyle açılan davalar için verilen teminat mektupları için ödenen komisyon miktarlarının belirlenmesini ispatlaması, 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Kanunundan doğan prim indirimlerinden ötürü şirketin doğan zararı ve bu zararların protokol kapsamında davalılardan talep edilip edilemeyeceğinin dava tarihi itibariyle belirlenmesi açısından ispatlaması, temerrüt tarihini ve temerrüt tarihi ile dava tarihi arasında davacının var ise talep edebilecekleri alacağı ile birlikte talep edilebileceği faiz miktarlarını ispatlaması  gerekmektedir. Dosyaya sunulu bilgi ve belgelerden davacının davasını kanunen, protokol uyarınca ve belgelerle ''ispatlaması gereken yukarıda izah olunan durumları, vakıaları'' ispatlayamadığına kanaat getirilmiştir. Davalı tarafın sorumluluğu da bu durumda bulunmamaktadır. Davacının davasının reddine \" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. \t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar işbu davada bahse konu dava dosyaları incelenmese, gerekçeli kararlar dahi istenmemiş olsa da bahse konu davaların protokolde yer almaları ve 2007 esası taşımaları dikkate alındığında SGK tarafından ölçümleme nedeniyle resen prim tahakkuku ve kesilen cezaların, hisse devri öncesi döneme ilişkin olduğunun tartışmasız olduğunu, devir tarihinde SGK'nın eksik işçilik bildirimi nedeniyle kesmiş olduğunu, ancak davalıların haksız olduğuna inandıkları için itiraz ettikleri prim ve cezaların bulunduğunu, davalıların protokolde açıkça belirtilen işbu davalar nedeniyle oluşabilecek herhangi bir zarardan sorumlu olacaklarını belirterek, devir bedelini bu davalar yokmuş gibi belirlendiğini, neticede bahse konu davalar sürerken dava konusu olan prim ve cezalar nedeniyle şirket aleyhine cebri icra işlemlerinin yapılmaması için teminat mektubu verildiğini, ancak dava konusu edilmiş olması bahse konu prim ve para cezalarının SGK kayıtlarında görünmelerini engellediğini, yerel mahkemece SGK'dan gelen cevabın yeterli olmadığı kanaatine varılmışsa 19/06/2013 tarihli delil listesinin 3. maddesinde açıkça dayanılmış olması karşısında SGK'ya yeniden yazı yazılarak davadaki taraf iddialarının aydınlatılması gerektiğini, mahkeme kararları, sağlık raporları ve tercümelerinin dosyaya sunulduğunu, müvekkilinin defter ve belgeleri üzerinde yapılan 13/11/2017 tarihli bilirkişi raporunda, 2010-2012 yıllarında 6 farklı tarihte bahse konu olaylar nedeniyle toplam 72.569,84 TL'nin müvekkili şirket tarafından ödeme yapıldığının tespit edildiğini, ancak müvekkili şirkete ait ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin olmaması nedeniyle bu ödemelere itibar edilmediğini, davalıların sunulan yabancı mahkeme kararlarında ...'in taraf gösterilmediği, bizzat müşterilere yapılan herhangi bir ödeme olmadığı veya defter kayıtlarında bu bedellerin reklamasyon olarak geçtiği gibi iddiaların yasal dayanaktan yoksun olduğunu, bilirkişi raporunun sonuç bölümünün 2. maddesindeki defter kayıtlarındaki reklamasyon açıklamasına dair ulaşılan sonucun tamamen hatalı olduğunu, dosyada aksi yönde alınmış başkaca bir bilirkişi raporu yokken hukuk dışında uzmanlık gerektiren bir konuda bilirkişi görüşü alınmadan yerel mahkemece tamamen raporun aksi yönde karar verilmiş olmasının da açıkça hukuka aykırı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddia ve taleplerinin davaya konu edilen hisse devir sözleşmesi ile ön protokole aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, bu nedenlerle davacı tarafın kaldırılması talebinin reddinin gerektiğini, davacı tarafın yaptığını iddia ettiği ödeme veya mahrum kaldığını iddia ettiğini hiçbir meblağ, davalıların dönemindeki bir işlem nedeniyle açılmış davanın müddeabihi veya ilamın gereği olmadığını, mahkeme masrafı olmadığı, avukatlık ücreti olmadığı, icra harç ve masrafı olmadığının açık olduğunu, dolayısıyla bu taahhütlerin dışına çıkan taleplerin ön protokole aykırı olduğu gibi hisse devir sözleşmesindeki taahhütlere ve yasanın açık hükümlerine de aykırı olduğunun sabit olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini ve yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; protokole dayalı alacak istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık; davacının istinaf konusu ettiği alacak taleplerini usul kuralları gereği ispat  edip edemediği noktasında toplanmaktadır. Davalılar ile dava dışı ... ve davacı ...  Ltd. Şti. arasında ... A.Ş.'nin tüm hisselerinin devri konusunda 01/04/2008 tarihli hisse devir sözleşmesi ön protokolü imzalandığı, ön protokol gereği hisse bedellerinin ödenerek 16/05/2008 tarihli müstakil hisse devir sözleşmeleri ile hisselerin alıcılara devredildiği, bu hisselerin tamamın talebi ile  Alıcı ... Ltd. Şti. adına  kaydedildiği, bilahare bu şirket ile davacı ... A.Ş.'nin birleştiği anlaşılmaktadır. Bahsi geçen  01/04/2008 tarihli  hisse devir sözleşmesi ön protokolünün 5.4 maddesinde hissesi devredilen ... A.Ş. hakkında açılan davalar  tek tek sayıldıktan sonra \"... A.Ş. ve hisse devir edecek ortakların başka kişi ve kurumlarla hiçbir ihtilafı ve davası, icra takibi bulunmamaktadır. 31/03/2008 tarihine kadar şirket adına yapılan işlemler nedeniyle herhangi bir dava açılması halinde sorumluluk hisseleri devredenlere ait. Devredenler dosya numaraları belirtilen davanın sonuçlarından şahsen ve müteselsilen sorumlu olmayıp, bu davaların sonucunda verilecek karar doğrultusunda, ilam gereklerini yerine getirmeyi, her türlü müddeabih, mahkeme masrafı ile avukatlık ücretlerinin, icra harç ve masraflarını ödemeyi kabul, beyan ve gayrikabili rücu olmak üzere taahhüt etmişlerdir.\" hükmünü içermektedir. Davanın dayanağı da bu düzenlemedir. Dava dilekçesi ile protokolün imzalanmasından önceki tarihten kaynaklanan SGK prim desteği mahrumiyeti, teminat mektubu komisyonu, ... davası ödemeleri, ... davası ödemeleri ve SSK davası için avukata ödenen spotaj başlıkları altında her bir dava için talep edilen asıl alacak ve faiz de belirtilmek üzere toplam 128.236,17 TL alacak talebinde bulunulmuş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça sunulan istinaf dilekçesinde \"SGK prim desteğine ilişkin\" hüküm ve \"... ve ... davalarına\" ödemelerine ilişkin hükümler yönünden istinaf gerekçeleri ileri sürüldüğü anlaşılmakla istinaf sebepleri ile sınırlı olarak bu talepler yönünden değerlendirme yapılmıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Davacının SGK tarafından prim desteğinden faydalandırılmaması gerekçesine dayalı talebi yönünden yapılan değerlendirmede; bu talebin az yukarıda içeriği verilen sorumluluk yüklenilen madde kapsamında açıkça düzenlenmediği, bahsi geçen maddede sayılan davalarda verilecek hükümlerin ve yargılama giderlerinin üstlenildiği, dosyaya alınan SGK yazıları ve bilirkişi raporu ile davacının prim desteğinden yararlanamaması sebebinin taksitlerin ödenmemiş olmasına bağlı olduğu bildirilmiş olmakla birlikte, ödenmeyen primlerin taraflar arasındaki sözleşme hükmüne dayanan davadan kaynaklansa dahi bunun sözleşme ile üstlenilen bir edim olmadığı, sözleşme yapıldıktan sonra kamunun SGK primi borçlarına tanıdığı bir haktan davacının bu prim borçları sebebiyle yararlanamadığının iddia edildiği, bu durumda SGK prim desteğinden kaynaklanan davacı zararının bu hüküm kapsamında talep edilemeyeceği, kaldı ki SGK'dan gönderilen yazıda devir sonrasına ait borçlarında bulunduğu bildirilmekle destekten faydalanamama sebebinin devir sonrası borçlarında etkili olduğu anlaşıldığından davacının bu alacak kalemine yönelik istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Davacının ... ve ... davaları için ödediğini savunduğu miktar yönünden istinaf talebi incelendiğinde; dosyaya sunulan belgelerden bu iki şahsın İngiltere ülkesinde dava dışı bir firma hakkında talepte bulundukları, o ülkenin mevzuatı gereği bu şahıslara bir kısım bedel ödenmesine karar verildiği, sunulan evraklar içeriği incelendiğinde bu şahısların davacıya ait otelde zarar gördüklerine ilişkin bir belge bulunmadığı, Türkiye'de kaza geçirip zarar gördüklerinin iddia edildiği, İngiltere ülkesinde görülen yargılama aşamasında davacı ve davalıların taraf sıfatının bulunmadığı, davacı ticari defterlerine reklamasyon olarak kaydedilen ve bu şahıslara acenta tarafından ödendiği iddia edilen bedellerinde bu döneme ilişkin ticari defterler kapanış kayıtları yapılmadığından delil niteliğinde bulunmadığı, başkaca bir delil ile de ödenen zararın sözleşme kapsamında kaldığına yönelik delil sunulmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince ispatlanmayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 225,45 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.19/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1985ba289d63aa10","SID":"0847b54adb03d138"}}