{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1460 <br>KARAR NO: 2023/1177<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/01/2020<br>NUMARASI: 2014/1484 Esas - 2020/62  Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/11/2023<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 30.05.2011 tarihli \"Tedarikçi Sözleşmesi\" nin imzalandığını ve bu sözleşmede davalı tarafın perakendeci, müvekkil davacı şirketin ise tedarikçi olarak adlandırılmış olduklarını, tarafların işbu sözleşme ile tedarikçinin perakendeci davalı tarafından verilen siparişleri belirtilen noktalara süresinde teslimi ile karşılıklı yükümlülükleri belirlediğini,Müvekkil davacı şirketin sözleşme ile üstlenmiş olduğu tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak üzerine düşen yükümlükleri yerine getirmeyen davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkil davacı şirketin bakiye alacağı olan 913.665,78 TL' nin tahsili amacıyla icra takibi başlattıklarını, davalı şirketin takibe kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu iddia ederek, davalarının kabulüne ve vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve % 20' den az olmamak üzere İcra İnkâr Tazminatına, takip tarihinden dava sonucuna kadar asıl alacağa işleyecek faizin ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili  cevap dilekçesinde özetle; 913.655,78 TL tutarında alacaklı olduğunu iddia eden davacı şirketin bu alacağını 31.12.2012 tarihli cari hesap bakiyesine dayandırmakta olduğunu, taraflar arasında 2008 yılında başlayan ticari ilişkinin 2008-2009-2010 ve 2011 yılları için imzalanan tedarikçi sözleşmeleri çerçevesinde devam etmiş olduğunu, Bu sözleşmelerde davacıya ait gıda dışı ürünlerin ... Mağazasında pazarlanması ve verilecek hizmetin karşılığında; Mal alım ve ödeme koşulları ile ödenecek primlerin (ay sonu primi, performans primi, aktivite primleri, aktivite ıskontoları, vs) açıkça düzenlenmiş olduğunu, söz konusu bu sözleşmelerden görüleceği üzere; 2008 yılı tedarikçi sözleşmesinde aktivite, ciro, tediye, b2b primleri düzenlemesinin mevcut olduğunu, 2009 ve 2010 yılı sözleşmelerinde de aktivite, ciro, tediye primlerinin mevcut olduğu görüleceğini, 2011 yılında yapılan küçük elektrik ev eşyası için yapılan ... Nolu sözleşmede CRM, tediye Iskontosu, B2B kullanım, koşullu performans primleri mevcut olduğunu, davacı şirketin bu nedenle müvekkil şirketçe düzenlenen ıskonto ve prim faturalarını kabul etmemesinin haksız olduğunu, davacı tarafından kabul edilmeyen diğer fatura grubunun ise; Anneler günü gibi dönemsel yapılan indirim kampanyalarına ait faturalar olduğunu, bu faturaların içeriği indirimlerin sözleşmelerdeki genel kampanyalara katılım gereğince tüm çalışılan firmalara indirim oranında yarı yarıya bölüştürülmekte olduğunu, bu faturalara da davacının itiraz etme hakları bulunmadığını, müvekkil şirket tarafından Ekim 2010 tarihinde düzenlenen 59.000 TL civarındaki ısıtıcı ürünlerine ait koruma faturasının ise, davacı şirketin mailinde belirttiği alış fiyat değişikliği nedeniyle, eldeki stokun maliyet farkının davacıya yansıtılması olduğunu, uyuşmazlık konusu 148.000 TL'lik faturaya konu ürünlerin ise iade ürünler olup davacı tarafa iade edilmiş olduklarını, davacı tarafla yapılan tedarikçi sözleşmelerinin 3.12. maddesine göre \"Tedarikçi (Enerji Elektronik), Perakendeci' nin (...) iade etmek istediği malların tümünü iade almakla yükümlü olduğunu, Perakendecinin bildirmesine rağmen Tedarikçi' nin iadelerini almaması durumunda, Perakendecinin iadeleri kargo yolu ile Tedarikçi' ye gönderme ve tüm masrafları Tedarikçi' ye fatura etme hakkına sahip olduğunu ve Sözleşmede \" Malın kargoya verilmesi Tedarikçiye teslim anlamına gelir. Tedarikçi bu hususu şimdiden kabul etmiştir.\" düzenlemesinin mevcut olduğunu, haricen öğrendiklerine göre davacı şirketin bu iade ürünleri kargo şirketinden teslim almaması üzerine kargo şirketinin hapis hakkını kullanarak ürünleri sattığı ve kendi hakkı olan kargo ücretini aldıktan sonra kalan tutarı davacı şirket hesabına göndermiş olduğu, davacı tarafla tamamen bu sözleşmelere uygun bir şekilde çalışıldığını ve Müvekkil Şirketin düzenlediği faturaların bu sözleşme hükümlerine uygun şekilde düzenlendiğini, bu sebeple alacaklı olduğunu iddia eden davacı şirketin müvekkil davalı şirketten bir alacağı bulunmadığını, toplanan delil ve defter kanıtlarının tetkiki ile davacı tarafa bir borçlarının bulunmadığının sabit olacağını savunarak, haksız davanın reddini, haksız takip nedeniyle %20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda \"..Taraflar arasında açık hesap şeklinde yürütülen, tedarik sözleşmesinden kaynaklı yıllara yayılmış uzun süreli ticari ilişki bulunduğu belirlenmiş, davaya konu edilen cari hesap alacağı hususunda taraf ticari kayıtları arasında 913.819,46 TL kadar mutabakatsizlik bulunduğu görülmüştür. Davacı taraf alacak iddiasını ticari kayıtlarının dayanakları ile ispat külfeti altındadır. Tek tarafça tutulan ticari kayıtlar ile alacağın ispati mümkün değildir. Mahkememizce, yapılan inceleme kapsamında alınan raporlardaki tespitlere davalı tarafın dayanak kayıtları yönünden tespitlere ilişkin olması, dosya kapsamına, delil durumuna uygun denetime elverişli bulunması nedeniyle iştirak olunmuş, bu tespitlerin ötesindeki kanaate dayanakları sunulmayan davacı kayıtlarına göre davacının alacağının bulunduğu kanaatine iştirak olunmamıştır. Bu kapsamda davalı tarafça kayıtlarında yer verilen, ancak davacı şirket kayıtlarında bulunmayan 31.802,13 TL'nin, davacı şirket muavin kayıtlarında yer almaması, taraflar arasındaki mutabakata dayanmaması, davacı şirket kayıtlarında da ... Mağazalarına ilişkin kayıtlarında yer alması nedeniyle davacı cari hesap alacağı lehine değerlendirilmesi gerektiği, kanaatiyle kısmen kabul kararına konu alacaklar içinde bulunduğu değerlendirilmiştir. Yine davalı kayıtlarında yer alıp davacı şirket kayıtlarında yer almayan 68.180,40 TL tutarlı borç faturalarının 48.598,66 TL'lik kısmının dayanakları sunulmamış olmakla, bu tutar kadar davacı taraf cari hesabı lehine değerlendirilmesi gerektiği, kanaatine varılmıştır. Bundan başka davalı tarafça kesilen 265.284,86 TL tutarlı iade faturaları yönünden 117.096,49 TL'lık kısmının iadesi davalı tarafça ispat olunamamış olmakla anılan tutar kadar davacı tarafa borç yüklenemeyeceği, cari hesabın bu tutar kadar davacı lehine değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle davanın (117.096,49 TL + 48.598,66 TL + 31.802,13=) 197.497,28 TL yönünden kabulüne karar vermek gerekmiş, davacı tarafça dayanakları sunulamayan defter kayıtları ile bakiye alacak iddiasının ispat olunamadığı değerlendirilerek aşan istemin reddine \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin 117.096,49 TL tutarındaki 35 adet iade faturasının içeriği malların davacıya iade edildiğine dair hukuki belgelerin dosyaya sunulmadığı yolundaki görüşüşün doğru olmadığını, dosyaya sundukları iade mallara ait imzalı ve açıklamalı iade belgelerinin hiç incelenmemesini ve kabul görmemesi kabul etmediklerini, malın kargoya verilmesi tadarikçiye teslim anlamına geldiğini, tedarikçinin bu hususu kabul ettiğini, davalı şirket kayıtlarında yer alan ancak davacı şirket kayıtlarında yer almadığı tespit edilen 68.180,21 TL toplam tutarlı borç faturaları kaleminde davalı şirketin bu faturaların düzenlenmesinde dayanak teşkil eden belgeler olarak dosyaya sunduğunu, 19.581,55 TL toplam tutarlı faturaların davacı şirket aleyhine borç yükü getirebileceğini, bakiye 48.598,66 TL toplam tutarlı faturaların ise hukuken geçerli dayanakları sunulmadığından davacı şirket adına borç külfeti getiremeyeceği yolundaki mahkeme hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, virman kaydının olduğu dönemde ... Mağazalarının ... ait olduğunu  ve ... kendi için ayrı tuttuğu bir cari hesap olduğunu  ve ... ayrı tuttuğu hesaptaki faturaların ... olarak kesildiğini  ve davacı firmanın faturaları kayıtlarına aldığını, bu nedenle virman için davacının mutabakatının aranmasına gerek olmadığını, taraflar arasında 2008 yılında başlayan ticari ilişkinin 2008-2009-2010 ve 2011 yılları için imzalanan tedarikçi sözleşmeleri çerçevesinde devam ettiğini, bu sözleşmelerde, davacıya ait gıda dışı ürünlerin ... mağazasında pazarlanması ve verilecek hizmetin karşılığında mal alım ve ödeme koşulları ödenecek prim aktivite iskontoları vs. açıkça düzenlendiğini, davacı tarafla tamamen bu sözleşmelere uygun bir şekilde çalışıldığını, alacaklı olduğunu iddia eden davacı firmanın şirketlerinden bir alacağı bulunmadığını ayrıca alacak likid olmadığından icra inkar tazminatı talep etme koşullarının oluşmadığını, açıklanan nedenlerle istinaf incelemesi neticesinde kararın kaldırılmasına  ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 30.05.2011 tarihli \"Tedarikçi Sözleşmesi\" nin imzalandığını ve bu sözleşmede davalı tarafın perakendeci, müvekkili davacı şirketin ise tedarikçi olarak adlandırıldığını, tarafların işbu sözleşme ile tedarikçinin perakendeci davalı tarafından verilen siparişleri belirtilen noktalara süresinde teslimi ile karşılıklı yükümlülükleri belirlediğini, müvekkilinin sözleşme ile üstlenmiş olduğu tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ancak üzerine düşen yükümlükleri yerine getirmeyen davalı şirket aleyhine istanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkilinin bakiye alacağı olan 913.665,78 TL'nin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin takibe kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, dosyanın 3 kez bilirkişi raporuna gittiğini, mahkemenin vermiş olduğu kararda bilirkişilerin de asgari tespit etmiş olduğu hususları göz ardı ederek hüküm tesis edildiğini, kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, yeniden yargılama yaparak davanın 913.665,78 TL üzerinden kabulüne, temerrüt faizinin işletilmesine, icra inkar tazminatına hükmedilmesine  kararı verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, tedarik sözleşmesine dayalı  alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası takip dosyasında, \"913.655,78 TL fatura\" sebebine dayalı olarak 913.655,78 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 11/02/2013 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça, davalı şirket tarafından düzenlenen prim faturaları, borç faturaları, iade faturaları ve 511 Adet ... TV iadesi nedeniyle borcun bulunulmadığı savunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde , davacı şirket tarafından düzenlenen satış faturaları nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı, davalı tarafça yapılan virman işleminin, davalı şirket tarafından düzenlenen borç ve iade  faturalarının, mağaza açılış, kampanya, destek, lojistik hizmetine ilişkin prim faturaları ile sözleşmede oranları kararlaştırılan prim faturaları bedellerinin  alacaktan mahsup edilip edilmeyeceği  noktasındadır.1.Davacı, satılan mallara ilişkin  faturaların davalı şirketçe teslim alınmadığını ancak bu faturaların kendi defterlerine işlenmiş olduğunu iddia etmiştir. Bilirkişiler tarafından yapılan incelemede davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenmiş 80.395,44 TL olan 62 adet satış faturası ve 1 adet virman işlemi bulunduğu ancak davacı şirketçe bu faturalara ilişkin herhangi bir dayanak belgenin dosyaya sunulmadığı, faturaların davalı şirket kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiştir. Fatura düzenlenmesi, dayanağı kanıtlanamayan faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması, faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı) İspat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2016 Tarih, 2015/13357 Esas ve 2016/2695 Karar Sayılı İlamı). Ticari defterlerin usulüne uygun tutulması yanında defterlerde yer alan kayıtların dayanağının da usulüne uygun olması gerekir. Somut olayda davacı, iddiasının kanıtı olarak faturalar sunmuş ve taraf defterlerine dayanmıştır. Davacı defterlerindeki alacak kaydı, teslim olgusunun ispatında yeterli değildir. Dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmadığından ispat yükü üzerinde olan davacı 80.395,44 TL tutarlı faturalara konu malların  davalıya teslim  edildiğini ispatlayamamıştır. İlk derece mahkemesince bu miktara ilişkin davacı talebi hakkında verilen ret kararında isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin  bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.  2.Davalı, davacının alacak hesabından mahsup edilen 31.802,13 TL virman kaydının  tutulduğu dönemde ... Mağazalarının ...'a ait olduğunu ve ...'un ayrı tuttuğu hesaptaki faturaların da ... olarak kesildiğini, virman için davacının mutabakatının aranmasına gerek olmadığını savunmuştur. ilirkişiler tarafından yapılan incelemede virman kaydının ... Mağazacılık hesaplarıyla ilgili olduğu, her iki şirketin de ... Mağazacılık hesaplarını ayrı muavin hesaplarda takip ettikleri, ayrıca davacı şirket defterlerinde kayıtlı 12.932,20 TL olan ciro prim faturalarının davalı şirket kayıtlarında ... hesaplarında kayıtlı olduğu, aynı tutarın davacı şirketçe de virman işlemi ile ... hesaplarına aktarıldığı tespit edilmiştir.Davalı taraf, virman işleminin yapılması yönünde davacı şirketin bir talimatı  bulunduğunu ispat edememiş olup, bu durumda virman işlemine konu tutarın taraflar arasındaki tedarik sözleşmesi kapsamında olan hesaptan mahsup edilmeyeceği gözetildiğinde   ilk derece mahkemesince bu miktara ilişkin davacı talebi hakkında  verilen kabul kararında  isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davalı vekilinin  bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.  3.Davalı, kendi  kayıtlarında yer alan ancak davacı şirket kayıtlarında yer almayan  68.180,21 TL tutarlı borç  faturaları nedeniyle davacı alacağının bulunmadığını savunmuştur. Bilirkişiler tarafından yapılan incelemede 19.581,55 TL  tutarlı borç faturalarının düzenlenmesine dayanak teşkil eden belgeler bulunduğu, bakiye kalan 48.598,66 TL  tutarlı faturaların ise hukuken geçerli dayanakları bulunmadığı tespit edilmiştir. Borç faturalarına ilişkin bu tespiti içeren bilirkişi heyeti ek raporuna taraflarca itiraz  edilmemiştir.  Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan borç faturalarının dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekli olup, borç  faturası düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olması, tek başına davalının savunmalarını ispata elverişli değildir. İlk derece mahkemesince 19.581,55 TL'lik tutara ilişkin davacı talebi hakkında verilen ret kararında, 48.598,66 TL'lik tutara ilişkin davacı talebi hakkında verilen kabul kararında isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle  davacı ve davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir.  4.Davalı, kendi şirket kayıtlarında yer alan ancak davacı şirket kayıtlarında yer almayan davalı şirket tarafından düzenlenmiş 265.284,86 TL  iade faturaları nedeniyle davacının  alacağının olmadığını savunmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirmez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır (Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. -  2018/8096 K. Sayılı kararı).a.Bilirkişiler tarafından yapılan incelemede 265.284,86 TL tutarlı iade faturalarından  117.096,49 TL tutarındaki 35 adet iade faturası içeriği malların davacı şirkete teslim edildiğine yönelik  belgelerin  dosyaya sunulmadığı tespit edilmiştir. Ancak  davalı tarafın iade faturalarına konu ettiği malların teslimine ilişkin sevk irsaliyelerinde şoför imzaları ve araç plakaları yazılı bulunmaktadır. Her ne kadar mahkemece davacının defterinde kayıtlı olmayan iade faturalar yönünden dayanak belgesi bulunmadığı ve iade faturalarının içeriği malların davacı şirkete iade edildiğinin ispat yükünün davalı şirkette olduğu, toplam tutarı 117.096,49 TL olan bu faturaların davacı şirket aleyhine borç yükü getiremeyeceği kabul edilerek bu miktara ilişkin talebin kabulüne karar verilmiş ise de iade faturalarına konu sevk irsaliyelerinde imzası bulunan şoförlerin, taraflar arasında yapılan tedarik sözleşmeleri uyarınca davacının yönlendirdiği ve onun adına taşıma yapan araç şoförleri olup, olmadığı, bu bakımdan iade faturalarına konu malların davacıya teslim edildiğinin kabulü gerekip gerekmediği konusunda inceleme yapılarak gerektiğinde irsaliyelerde plakaları yazılı araçlarla ilgili nakliyecilerin celp edilip dinlenmesi suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Davalı vekilinin  bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmüştür.  b. Davalı, 265.284,86 TL tutarlı iade faturalarından 30/04/2011 tarihli ... nolu \"...\" içerikli 148.188,37 TL tutarlı iade faturası kapsamındaki malların ihbar olunan ...  A.Ş'ne teslim edilmek suretiyle  davacıya  gönderildiğini  savunmuştur. Bilirkişiler tarafından dava dışı  ... şirketinin ticari defterlerinde yapılan incelemede  davacı tarafından iade faturasına konu malların teslim alınmaması üzerine ...  A.Ş'nin kargo ücret bedeli alacağının tahsili amacıyla hapis hakkını kullandığı, iade konusu malların satışını KDV dahil 66.900,00 TL bedelle gerçekleştirerek 21.966,84 TL kargo ücret vs. alacağını tahsil ettiği ve satış bedelinden arta kalan 44.933,16 TL bakiyeyi davacıdan  talep gelmediği için gelir kaydı yaparak uhdesinde tuttuğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında yapılan tedarikçi sözleşmelerinin 3.12.maddesi doğrultusunda \"malın kargoya verilmesinin tedarikçiye teslim anlamına geleceği\" kararlaştırılmış olduğu gözetildiğinde sözleşmenin  bu hüküm uyarınca  davalı  tarafından düzenlenen  148.188,37 TL tutarlı iade faturası bedelinin davacının tedarik sözleşmesi kapsamındaki alacak hesabından mahsup edilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.148.188,37 TL tutarlı iade faturasına ilişkin bu tespiti içeren bilirkişi heyeti ek raporuna davacı  itiraz  etmediğinden bu miktar yönünden davalı taraf  lehine usulî kazanılmış hak doğduğu kabul edilmelidir. 5.Davacı, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı tarafından sözleşmeye aykırı prim uygulamaları nedeniyle fazladan  ve haksız olarak kesildiğini iddia ettiği  mağaza açılış, kampanya , destek , lojistik hizmetine ilişkin fatura bedellerinin davalıdan tahsilini talep  etmiş, davalı ise kendi kayıtlarında yer alan ancak davacı şirket kayıtlarında yer almayan 167.739,58 TL tutarındaki muhtelif prim/iskonto/destek ve lojistik hizmet  faturaları nedeniyle davacının alacağının bulunmadığını savunmuştur.a.Bilirkişiler tarafından yapılan incelemede; 108.739,58 TL tutarındaki mağaza açılış, kampanya , destek , lojistik hizmet  faturalarının düzenlenmesine esas olacak dayanak belge bulunmadığı, faturaların birçoğunun davacı firma çalışanı ... sözlü onayı alındığı iddiasıyla düzenlendiği, düzenlenen faturaların taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde de karşılıklarının bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı taraf, tedarikçi olarak, ürünleri depoya teslim etmekle yükümlü olup,   lojistik masraf faturalarının depo teslimine ilişkin olduğu, elleçleme işinin davalı tarafından yapılacağına dair sözleşmede hüküm bulunmadığı görülmüştür. Davalı tarafça  kampanya, açılış, destek giderlerinin davacıdan  istenebilmesi için  ya da davacının mallarının satış bedelinden düşebilmesi için  sözleşmede açık hüküm olması ya da taraflar  arasında bu yönde uzun zamandan beri devam eden davacının da kabul ettiği bir fiili uygulama  bulunması gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmadığı gözetildiğinde  taraflar arasında depo giderleri, kampanya, açılış, destek giderleri konusunda  teamül oluşup oluşmadığı yönünde  davacı defterinde kayıtlı prim faturalarının bilirkişi kurulu tarafından yeniden incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince açıkça depo giderleri,  kampanya, açılış, destek giderlerine ilişkin alacak kaleminin  hangi gerekçeyle ret edildiği belirtilmeyerek davacı tarafın bakiye alacak iddiasının ispat olunamadığından bahisle aşan istemin reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Davacı vekilinin  bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmüştür. b.Davacı, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında fazladan ve haksız olarak kesildiğini iddia ettiği ısıtıcı ürünlerine ilişkin 59.000,00 TL tutarlı stok farkı fatura bedelinin davalıdan tahsilini talep  etmiştir. Davalı ise  mağaza açılış, kampanya , destek , lojistik hizmet faturaları toplamı  olan  167.739,58 TL lik tutar  içinde yer alan  59.000,00 TL tutarlı ısıtıcı ürünlerine ait “koruma faturası\"na ilişkin davacı şirket çalışanının e-mail yazışmasının  bulunduğunu savunmuştur. Davalı tarafça delil dilekçesi ekinde sunulan e-mail yazışmasında  davacı şirketin ısıtıcı ürünlerine ilişkin alış fiyat değişikliği belirttiği, davalı şirket tarafından da eldeki stokun maliyet farkının davacıya  bu fatura ile yansıtıldığı anlaşılmaktadır.  Her ne kadar bilirkişi heyeti tarafından davacı firma çalışanı ...'ın sözlü onayı ile alınarak fatura düzenlendiği , faturanın düzenlenmesine esas olacak dayanak belge bulunmadığı belirtilerek bu miktarın davacı lehine değerlendirilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmiş ise de fatura konusu olan ısıtıcı ürünlerinin fiyat farkına ilişkin e-mail yazışmasının davacı tarafça inkar edilmediği gözetildiğinde 59.000 TL tutarlı fatura bedelinin davacı cari hesap alacağı lehine değerlendirilmemesinde  isabetsizlik görülmemiştir. Bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir.   6.Davalı, tedarik sözleşmelerinde yer alan prim oranları üzerinden düzenlenen prim faturaları nedeniyle davacı şirketin alacağının bulunmadığını savunmuştur. Davalı şirketin tedarik sözleşmeleri nedeniyle tedarikçi olan davalı şirkete  fatura edilen ve  alış faturalarından düşülen prim alacakları yönünden fatura tanzim ettiği ,  2009 yılı tedarikçi sözleşmesinde koşulsuz primin % 3, CRM priminin % 1, tediye ıskontosunun % 0,3 , B2B priminin % 1 ve aktivite priminin  %1 olmak üzere toplam  % 6,30 ;  2010 yılı tedarik sözleşmesinde koşulsuz primin % 3, CRM priminin % 1, tediye ıskontosunun % 0,3,  B2B priminin %1 ve aktivite priminin % 2 olmak üzere toplam % 7,30;  2011 yılı tedarikçi sözleşmesinde koşulsuz primin % 3,5 , CRM priminin %1, tediye ıskontosunun %0,3, B2B priminin % 1 ve aktivite priminin %2 olmak üzere toplam % 7,80 ; ayrıca 2011 yılında 4.000.000,00 TL ve üzeri ciroya %0,5,  5.000.000,00 ve üzerinde ciroya %1  performans primi şeklinde belirleme yapıldığı, 30.05.2011 tarihinde yapılan ve 01.01.2011-31.12.2011 tarihleri arasını kapsayan bir diğer sözleşme ile de TV ürünü satışları için prim uygulanmayacağının kararlaştırıldığı  tespit edilmiştir.Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin tedarik sözleşmeleri uyarınca  2009-2010 ve 2011 yıllarına ilişkin  toplamda 2.188.052,08 TL tutarındaki prim faturası düzenlediği, taraflar arasındaki tedarik sözleşmelerinde belirlenen oranlar üzerinden kesilmesi gereken prim faturaları tutarının 1.910.009,12 TL olduğu, buna göre 278.042,96 TL tutarındaki prim faturalarının  fazladan düzenlendiği , davalının düzenlediği prim faturalarından 1.815.101,62 TL'lık kısmının davacı şirket kayıtlarına alındığı, 313.950,46 TL'lık prim faturalarının  davacı şirket  kayıtlarına alınmadığı tespit edilmiştir. Taraf defterlerinde prim faturaları yönünden bir tutarsızlık bulunmaktadır. Mahkemece taraf defterlerinde kayıtlı prim faturalarının bilirkişi kurulu tarafından yeniden incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken prim faturalarına ilişkin alacak kaleminin hangi gerekçeyle ret edildiği belirtilmeyerek davacı tarafın bakiye alacak iddiasının ispat olunamadığından bahisle aşan istemin reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir . Bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür . Yukarıda açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve  4.a , 5.a ve 6.maddelerde belirtilen nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin  davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Taraf vekillerinin  istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 02/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aaa17cde1dca57b7","SID":"5c6eaa20d9ea7bbd"}}