{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS     NO\t\t: 2020/376 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2055<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/11/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/731 Esas  2019/711 Karar <br>DAVA\t\t: İTİRAZIN İPTALİ <br>KARAR TARİHİ\t: 09/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ   \t: 09/11/2023<br><br>Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/731 Esas ve 2019/711 Karar sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.\t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalıdan ticari ilişkiden kaynaklanan 12.07.2018 vade tarihli cari hesap alacağı nedeni ile toplamda 61.943,60 TL alacağı bulunduğunu, satılan mallara istinaden faturalar düzenlenip karşı tarafa tebliğ edildiği ve faturaları ticari defterlerine işlediğini, ancak malların bedellerinin ödenmediğini, aksine 16.07.2018 tarih 685401 sıra nolu fatura ile malların 1110 adedinin ayıplı olduğunu ileri sürdüklerini ve reklamasyon bedeli olarak da 72.039,00 TL tutarlı bu faturayı düzenlediklerini, bu konudaki ihtara karşılık gönderilen ihtarnamede 61.943,60 TL bakiye alacağın 7 günlük süre içerisinde ödenmesinin istenildiğini, bunun üzerine Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9592 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu bildirerek sözü edilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMA            \t\t\t\t\t \t\t:<br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile; taraflar arasında bir fason sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmenin konusunun müvekkilinin müşterisi olan ... firmasının talebi üzerine 7095 adet 121703 model nolu ürünün \"gömlek\" sipariş formunda belirtilen renklerde davacı şirket tarafından boya yapılması işi olduğunu, siparişlere ait boyasız ürünler (gömlekler)in davacı şirkete müvekkili tarafından tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini, davacı şirketin sözleşme uyarınca ne şekilde boyama yapılacağı konusunda bilgilendirildiğini, ancak davacı şirket tarafından ürünlere yapılan boyanın çıplak gözle dahi görünür şekilde \"kırıklı, dalgalı\" (ayıplı) olması nedeni ile davacıya iade edildiğini, hatasını düzelteceğini belirtine davacı şirkete bu defa da gömleklerin üzerinden sökme işleme yaptığını ve ürünleri ikinci kez boyadığını, boya sökülme işlemi sırasında ise gömleklerin kumaşlarının bozulduğunu, dokunulduğunda yırtılacak kadar yıprandığını, davacı şirket tarafından hatalı olarak boyanın ürünlerin halen müvekkili şirketin uhdesinde bulunduğunu, bu nedenle müvekkilinin kendisine geçtiği sipariş kadar ürünü ayıpsız ve sözleşmeye uygun şekilde teslim edemediğini ve müşteri kaybı yaşadığını, ayrıca müşteri ... firması tarafından müvekkili şirkete reklamasyon faturasını düzenlediği bildirerek davanın reddini savunmuştur. <br>GEREKÇE VE HÜKÜM  :<br>Taraflar delil ve belgelerini ibraz etmişler, taraf tanıkları dinlenmiş, Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9592 E.sayılı dosyası celbedilmiş, taraflara ait ticari defter kayıt ve belgeleri incelenmek suretiyle muhasebe uzmanı  - tekstil mühendisi ... imzalı 02.05.2019 havale tarihli bilirkişiler kök raporu ve 05.09.2019 havale tarihli bilirkişiler ek raporu alınmıştır.<br>Dava, İİK.'nun 67 vd.ile TBK'nun 470 vd.maddelerine göre açılmış, eser sözleşmesi niteliğindeki tekstil ürünü boya yapılması işinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili konusundaki icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Taraflar arasında bir fason sözleşmesi bulunduğu, sözleşmenin konusu 7095 adet 121703 model nolu ürünün \"gömlek\"in davacı şirket tarafından boya yapılması işi olduğu, davalı tarafından boyasız olarak verilen gömleklerin davacı tarafından boyama işinin yapıldığı, <br>Dava konusu ürünlerin davalının uhdesinde bulunduğu,<br>Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9592 E. (yetkisizlik öncesi İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2018/8881 E.) sayılı dosyası ile davacı-alacaklı vekili tarafından davalı-borçlu aleyhine 13.07.2018 tarihinde, 61.943,60 TL cari hesap alacağının yıllık %9,00 yasal faizi ile birlikte tahsili yönünde takip açıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 29.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı-borçlunun vekili aracılığıyla verdiği 03.12.2018 havale tarihli borca itiraz dilekçesi üzerine takibin durduğu, iş bu davanın 1 yıllık yasal süre içerisinde açıldığı,<br>Hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. <br>Uyuşulmayan noktalar ve çözülmesi gereken sorun; savunmada belirtilen ve dava dilekçesi ekinde bulunan 16.07.2018 tarih 685401 seri nolu reklamasyon faturasına konu 1110 adet bayan gömlek ürününün boyama işinin sözleşmeye ve fenne uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, ayıplı işin söz konusu olup olmadığı, ayıplı iş söz konusu ise açık ayıp mı yoksa gizli ayıp mı olduğu, açık ayıp ise ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, süresinde yapılmış ise ayıplı iş bedelinin ne kadar olduğu noktalarındadır. <br>Tüm dosya içeriği ve delillerin, özellikle bilirkişiler kök raporu ve ek raporunun, taraflara ait ticari defter kayıt ve belgeleri, olaya uygun davalı tanıklarının anlatımlarının değerlendirilmesi sonucunda:<br>Davalının ayıplı olduğu iddiasıyla davalıya düzenlediği 16.07.2018 tarih 72.039,00 TL tutarlı reklamasyon faturası dışında diğer kayıt ve belgeler bakımından taraflara ait ticari defter kayıtlarında mutabakatsızlık bulunmadığı, <br>Reklamasyon faturası dahil edilmediğinde davacının davalı şirketten 61.943,70 TL alacağının gözüktüğü,<br>Davaya konu gömlek ürünlerinde çıplak gözle görülebilecek kırık ve  ton renk farkı ayıplarının bulunduğu, ayıplı ürünlerde görülen kırık ve ton farkı ayıbının davacının boyama kazanlarına normalinden fazla sayıda gömlek yüklemesi ve bu durumda gömleklerin kazanda sıkışması nedeniyle ortaya çıktığı, ayıpların gözle açık bir şekilde görülebilecek nitelikte olduğu, açık ayıp niteliğindeki bu durumun davalı şirket görevlileri tarafından aynı gün hem yüze karşı hem telefonla davacı şirket görevlileri ve yetkililerine bildirildiği, böylece ayıp ihbarının süresinde yapılmış olduğu anlaşılmıştır.<br>Bu bağlamda, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceği ve ispat etmeyecekse alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür(TBK.m.112).\tBu çerçevede, ayıplı olan 1110 adet gömleğin davalıya maliyetinin KDV hariç 53.091,30 TL olduğu, bu maliyetin içerisinde davacının boyama maliyetinin de olduğu, davacı tarafından buna ilişkin düzenlenen fatura davalı şirket kayıtlarında işli olmakla boyama maliyeti konusunda yeniden bir hesaplama yapılmasına gerek bulunmadığı, öte yandan davaya konu gömleklerin gelecek sezon etiketleri kesilerek ikinci kalite olarak KDV hariç 10,00 TL/adet olarak satılabileceği, buna göre davalı şirketin telafi edebileceği zarar tutarının KDV hariç 11.100,00 TL olduğu belirlenmiştir. Hal böyle olunca, icra takip tarihi itibariyle davalının zararının 53.091,30 TL - 11.100,00 TL = 41.991,30 TL ve bu tutara KDV eklendiğinde 49.549,34 TL olduğu, taraf ticari defter kayıtlarında davacı alacağı olarak gözüken 61.943,70 TL iş bedelinden 49.549,34 TL ayıplı iş bedeli düşüldüğünde ortaya çıkan 12.394,26 TL davacının davalıda bulunan bakiye iş bedeli alacağını ifade ettiği, fazlaya ilişkin istemin yersiz olduğu kanaatine varılmıştır.<br>Taraflar arasındaki sözleşmenin mahiyeti ve kapsamına, ifa sürecine göre hayatın olağan akışına ve olayın şartlarına uygun düşmeyen davacı tanıklarının anlatımlarına itibar edilmemiştir. <br>Bu açıklamalar ışığında, tespit edilen alacağın ayıplı durum nedeni ile likit  olmadığı...'' gerekçesi ile davanın Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalının Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9592 Esas sayılı dosyası ile yapılan takibin 12.394,26.TL'lik kısmına yönelik haksız itirazının İPTALİNE, Takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülerek DEVAMINA, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, Haklılık durumunun yargılamadan önce belirlenebilmesinin mümkün olmamasına göre, davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin REDDİNE, karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna karşı eser sözleşmesine konu olan boyama işinin fazla yükleme yapılmış olabileceğinden bahisle ayıplı olarak ifa edildiği yönündeki ihtimale dayalı belirlemeye sadece kollarda mevcut olduğu iddia edilen ayıpların fazla yüklemeye bağlı olarak oluşamayacağı ve iddia edilen ayıpların müvekkili şirkete süresinde bildirilmesi halinde müvekkili şirketin bu ayıpları düzeltebileceği yönündeki itirazlarının ek bilirkişi raporunda da karşılık bulmadığını yine sektörde boyanan ürünlerde %5 oranındaki ayıplı ürünün makul karşılandığını bildirmelerine ve ek bilirkişi raporunda da bu hususun teyit edilmesine rağmen yapılan oranlamada ayıp oranının %15 olduğu belirtildiğini ve yapılan hesaplamada makul görülebilecek %5'lik defolu ürüne karşılık gelen kısmın hesaplamada düşülmeyerek hakkaniyetli bir hesaplama yapılmadığını, davalı şirket tarafından ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ispata yarar tanık delili dışında hiç bir delil bulunmadığını, dosyada hem müvekkili şirket tanıkları ile davalı şirket tanıklarının dinlendiğini, ilk derece mahkemesinin davacı tanıkları yerine davalı tanıklarının beyanlarını esas alarak sonuca gitmesini haklı çıkaracak hiç bir sebebin bulunmadığını, karara esas tutulan bilirkişi raporunda dahi ayıp ihbarlarının süresinde yapıldığına dair yazılı delil olmadığının belirtildiğini, ayıp ihbarlarının süresinde yapılmadığından bahisle davanın kabulü yerine kısmen kabulü şeklinde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; <br>davanın tümden reddine karar verilmesinin  hukuk devletine duyulan güvenin zedelenmemesi açısından zorunlu olduğunu, hükme esas alınan 02.05.2019 tarihli kök ve 05.09.2019 tarihli ek bilirkişi heyeti raporlarında davacı tarafından boyaması yapılan 1110 adet ürünün ayıplı olduğunun açıkça tespit edildiğini, davacının ayıplı mal ürettiği hususunun tüm dosya kapsamıyla ispatlandığını, ayıp ihbarının müvekkili şirketçe süresinde yapıldığının da tanık beyanlarından açıkça anlaşıldığını, kararın bu kısımlarının hukuka ve fiilayata uygun olduğunu,  bilirkişi raporunda genel piyasa uygulamalarına göre ve davalının kayıtlarına göre bu tarz ürünlerin ihracatında ve satışında %15 oranında kar uygulandığı yönünde gerçekdışı bir tespite yer verildiğini, bu tespitin bilirkişinin piyasa koşullarını bilmediğini gösterdiğini, müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği tekstil sektöründe hiçbir dönem kar oranlarının bilirkişinin belirttiği oranda yüksek olmadığını, bilirkişinin tespit ettiği bu oranı ve bu oran üzerinden yapılan indirimi kabul etmelerinin mümkün olmadığını, gömlek kumaşlarının müvekkili şirketçe satın alındığını ve dikildiğini, davacı şirketin ayıplı boyaması nedeniyle müvekkili şirketin gömlek kumaşları için ödediği bedel ile işçilik bedellerini de ödemek zorunda kaldığını,  bilirkişi raporlarında yer alan diğer bir haksız tespitin de ayıplı gömleklerin etiketleri kesilmek suretiyle 2. Kalite olarak KDV hariç 10.-TL olarak satılabileceği olduğunu, raporda belirtildiği üzere gömleklerin kolayca yırtılmakta olduğunu, o kadar ki dokunulduğunda dahi gömleklerin parçalandığının görülmekte olduğunu, bu tespite rağmen gömleklerin tanesinin 10.-TL’den satılabileceği tespitinin abesle iştigal olduğunu ayıplı ürünlerin kolay yırtılabilir nitelikte olduğu gibi belirli bir marka için üretildiklerinden kilo ile kumaş olarak bile satılabilmelerinin mümkün olmadığını, davanın tümden reddedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.\t <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br>Dava, gömlek boyama (eser) sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.<br>İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre<br>“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.<br>Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.<br>Bu açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, gömlek boyama işinin davacı tarafından ayıplı yapılmasına, davalı tarafından açık ayıbın süresinde ihbar edilmesine, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun ayrı ayrı 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/11/2019 tarih ve 2018/731 Esas  2019/711 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 269,85.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 44,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 225,45.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>3-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 846,65.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 211,66.TL harcın mahsubu ile bakiye 634,99.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>4-İstinaf başvurusu sırasında davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 09/11/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eaf2da77f781857f","SID":"b0f1b26a37bc65a1"}}