{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1619 <br>KARAR NO\t: 2023/1411<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/285 E.  -  2021/222 K.<br><br>DAVACILAR\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/06/2021 tarih ve 2020/285 Esas - 2021/222 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacılar vekili, müvekkilleri adlarına tescilli \"...\" ibareli markaların bulunduğunu, davalı gerçek kişilerin ise 2019/26024 sayılı \"... ...” ibareli marka başvurusunu yaptıklarını, müvekkillerince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu başvuru ile müvekkillerine ait markaların esas unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğunu, buna göre markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvurudaki farklı unsurların, markalar arasındaki iltibası ortadan kaldırmaya yeterli olmadığını, SMK'nın 5/-1ç ve 6/1 maddeleri koşullarının gerçekleştiğini, daha önceden \"...\" gibi markalar bakımından mahkemelerce hükümsüzlük kararları verildiğini, aynı şekilde davalı Kurum tarafından da \"...\" ibaresini içeren birçok marka başvurusunun reddedildiğini, \"...\" ibaresinin müvekkillerinin ticaret unvanlarının kılavuz kelimesi niteliğinde olduğunu ve bu doğrultuda davaya konu başvurunun SMK'nın 6/6. maddesi uyarınca reddinin gerektiğini, yine \"...\" kelimesini müvekkillerinin maruf hale getirmesi karşısında somut olayda SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının da oluştuğunu, davaya konu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, SMK’nın 6/7, 6/8 ve 5/1-a, b, c, d, f  bentleri kapsamında da başvurunun reddi koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek, YİDK’in 2020-M-7086 sayılı kararının iptaline ve davaya konu 2019/26024 başvuru sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markaları arasında iltibasa sebebiyet verecek ölçüde benzerlik bulunmadığını, \"...\" ibaresinin su kaynağı anlamına geldiğini ve tek başına davacılar adına tahsisinin mümkün olmadığını, davacıların diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDiğer davalılar vekili, müvekkilleri başvurusu ile davacılar markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, müvekkillerinin \"...\" ibaresine vurgu yapmadıklarını, \"...\" ibaresinin sonuna \"I\" harfini koyarak ayırt ediciliği sağladıklarını, \"...\" ibaresinin bir özel ad olduğunu, müvekkillerinin bulunduğu yaylanın adı bulunduğunu, taraf markalarında kullanılan renklerin de farklı olduğunu, müvekkillerinin 90 yıldır faaliyetlerini sürdürdüklerini, davacıların \"...\" ibaresini tekellerine almak istediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, somut olayda SMK'nın 5. maddesi kapsamında bir tescil engelinin bulunmadığı, taraf markaları arasında her ne kadar \"...\" kelimesinden kaynaklı müştereklik bulunsa da, dava konusu markanın esas unsurunun salt \"...\" kelimesinden oluşmadığı, \"...\" şeklinde ve bir bütün olarak mizanpajının yapıldığı, dava konusu markanın başlangıcında yer alan \"...\" kelimesinin telaffuzundan kaynaklı olarak markaların işitsel olarak benzer olduğundan söz edilemeyeceği, \"...\" sözcüğünün, \"yerden kaynayarak çıkan su, kaynak\" anlamına geldiği, davalı başvurusunun ise  \"...\" ve \"...\" sözcüklerinin bir araya getirilmesinden oluşan bileşik bir sözcük olduğu, maruf olmasa da coğrafi bir yer adı bulunduğu,  kavramsal olarak yer adına ilişkin baskın bir algıya sahip olduğu, markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının da somut olayda gerçekleşmediği, \"...\" markasının özellikle gıda ürünlerinde belli bir bilinirliğe ulaştığı, \"...\" tanınmış markası ile dava konusu \"... ...\" markası genel görünüm itibariyle benzer olmadıklarından SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı, davacılara ait ticaret unvanlarının ayırt edici ekini \"...\" ibaresinin oluşturduğu, bu ibare ile dava konusu \"... ...\" ibaresinin görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, dolayısıyla SMK'nın 6/6 maddesi anlamında bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, SMK'nın 6/7 ve 6/8 maddelerinin uygulama şartlarının oluşmadığı, davacının kötü niyet iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.         <br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili, mahkemece verilen kararın, gerek dosya kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tanzim edilen rapora ve gerekse emsal kararlara aykırı olduğunu, müvekkili şirketlere ait itiraza mesnet markalar ile dava konusu başvuru arasında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunduğunu, mahkemece yapılan benzerlik/ iltibas değerlendirmesinde, müvekkilleri markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olduğu kadar mal ve hizmet sınıfları yönünden de benzer bulunduğu ve aynı zamanda müvekkilleri markalarının tanınmışlığı hususlarının göz ardı edildiğini, müvekkillerinin \"...\" ibaresini uzun yıllardır kullandıklarını ve bu ibarenin ayırt edici unsur haline gelmesini sağladıklarını, maruf ve meşhur hale getirerek büyük bir tüketici kitlesi oluşturduklarını, davalıların marka başvurusunda, \"...\" ibaresine yapılan eklemelerin, dava konusu başvuru ile müvekkillerine ait markalar arasındaki karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli olmadığını ve başvuruya herhangi bir ayırt edicilik katmadığını, dava konusu başvuruda koruma altına alınmak istenen ibarenin \"...\" ibaresi olduğunu, \"...\" ibaresinin başına ve sonuna eklenen ibarelerin, \"...\" ibaresini nitelemek ve/veya betimlemek amacıyla eklenen yardımcı unsurlar niteliğinde bulunduğunu, ortalama tüketicinin, dava konusu markanın esas unsuru itibariyle, müvekkillerine ait seri markalardan biri olduğu yanılgısına kapılabileceğini, ilk derece mahkemesince, bölge adliye mahkemesi kararları ve emsal nitelikteki Kurum kararlarının dikkate alınmadığını, müvekkillerine ait markaların tanınmış olmaları karşısında SMK'nın 6/5 maddesi kapsamında da dava konusu başvurunun tescilinin mümkün bulunmadığını, kaldı ki müvekkillerine ait \"...\" ibareli markaların, SMK'nın 6/4 maddesi anlamında da tanınmış olduğunu, bu nedenle dava konusu başvurunun hangi sınıfta olursa olsun tescilinin mümkün olmadığını, davaya konu marka başvurusunun SMK'nın 5/1-ç maddesine de aykırılık teşkil ettiğini, davalılara ait marka başvurusunun aynı zamanda 6769 sayılı SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddelerine göre de reddinin gerektiğini, aynı Kanunun 6/7 ve 6/8 maddeleri ile 5/1-a, b, c, d ve f bentleri koşullarının da somut olayda bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.     <br>GEREKÇE\t:1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç maddesi hükmünün uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olmasının gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.11.2020 tarih, 2020/1019-5419 E.K. sayılı ilamının da bu yönde bulunduğu, buna göre dava konusu başvuru ile davacılara ait markalar arasında bu anlamda bir benzerliğin bulunmadığı, bunun dışında dava konusu başvuru yönünden SMK'nın 5. maddesi anlamında bir tescil engelinden de söz edilemeyeceği, SMK'nın 6/3,6/4,6/6,6/7,6/8 maddelerinde öngörülen koşulların da somut olayda gerçekleşmediği, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2-İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişilerin 14.03.2019 tarihinde, 2019/26024 sayılı \"... ...\" ibareli marka başvurusunu yaptıkları, başvuru kapsamında 29. ve 35. sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerin bulunduğu, davacıların \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya yaptıkları itirazların YİDK'in 2020-M-7086 sayılı kararı ile reddedildiği, bu kararın davacı taraflara 17.08.2020 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Eldeki dava, iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 14.10.2020 tarihinde açıldığından işin esasının incelenmesine geçilmiştir. <br>\tGörüldüğü üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacıların itirazına mesnet markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunup bulunmadığı, davacılara ait markaların tanınmış olup olmadıkları ve buna bağlı olarak SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. <br>\t6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).   <br>\tYapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, dava konusu başvurunun kapsamında 29. sınıf mallarla 35. sınıftaki hizmetler yer almaktadır. 35. sınıftaki mağazacılık hizmetleri, 29.,30.,31. ve 32. sınıftaki mallara özgülenmiştir. Dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacıların itirazlarına mesnet 98 01626, 189448, 190966, 186565, 149903, 116885, 112530 (çınar ibareli), 2016/87479 (müddet), 2017 18091, 2007 25764, 2007 25763, 2009 22259, 2001 14111, 2009 32255, 2004 10216, 2000 21710 (dava dışı firmaya ait), 2000 01502, 2000 00753, 201876, 110916, 2016 56496, 2016 56477, 2016 51270, 2016 42818, 2016 42809, 2016 42796, 2016 42791, 2015/82439 (başvuru red), 2015/76229 (müddet), 2017 94750, 2018 61489, 2014 34156, 2014 34153, 99 003771, 85343, 163009, 2000 05078, 2000 05077, 2000 05075, 2000 05074, 2000 05073, 2012 80232, 2017 35598, 2017 35599, 2016/74392 (başvuru red), 2015/76216 (başvuru red) sayılı markalar hariç olmak üzere diğer markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler ile dava konusu başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler aynı/benzer/ilişkili mal ve hizmetlerdir. Buna göre emtia benzerliğine ilişkin koşul somut olayda gerçekleşmiştir.<br>\tİşaretlerin karşılaştırılmasına gelince;  dava konusu başvuru, beyaz şekil zemin üzerinde üstte yeşil renkle yazılmış \"...\" ibaresi ile altta daha küçük puntolarla yazılmış \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler gözetildiğinde, \"...\" ibaresinin herhangi bir ayırt ediciliği yoktur. Bunun dışında başvurudaki şekil unsuru da geri planda kaldığından dava konusu başvurunun asli unsuru \"...\"  ibaresidir. Davacıların itirazlarına mesnet markaların asli unsurları ise \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Buna göre taraf markaları arasında, \"...\" ibaresinin ortak olarak kullanılmasından kaynaklanan görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik mevcut olup, bu benzerlik nedeniyle ortalama tüketicilerce markaların karıştırılacağının kabulü gerekmektedir. Öte yandan davacılar markalarının seri marka olduğu da gözetildiğinde, dava konusu başvurunun tescili halinde davacıların seri markalarından biri olarak algılanabileceği, en azından markaların ilişkilendirileceği kanaatine varılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da aynı sonuca varıldığı gibi Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.12.2008 tarih, 2007/10373 esas, 2008/13740 karar sayılı kararında da, \"...\" markası ile davacıların ... ibareli markalarının benzer olduğu yönünde karar verilmiş, kararın gerekçesinde de \"...\" markası ile \"... vs.\" markalar arasında iltibas tehlikesi olduğunun  kabul edildiği tespitlerine yer verilmiştir. Bu itibarla, Dairemizce de davacıların \"...\" ibareli markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğu kabul edilmiş, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. <br>\tDavacılara ait markalar, gıda ürünleri yönünden tanınmış iseler de dava konusu başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca karıştırılma tehlikesi bulunduğundan, somut uyuşmazlıkta 6769 sayılı SMK'nın 6//5 maddesi koşullarının davacılar yararına oluşup oluşmadığı noktasında bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. <br>\tHMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 11/06/2021 gün ve 2020/285 Esas - 2021/222 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın KABULÜ ile Türk Patent ve Marka Kurumunun 2020-M-7086  sayılı YİDK kararının İPTALİNE, <br>\t4-Dava konusu 2019/26024 sayılı \"... ...\" ibareli markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile SİCİLDEN TERKİNİNE, <br>\t5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile kalan 215,45 TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t6-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t7-Davacılar tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.900,00 TL bilirkişi ücreti, 300,50 TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 120,50 TL tebligat ve posta ücreti, 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.483,10 TL yargılama giderine, 54,40 TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.591,90 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,<br>\t8-Davalılar ile davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davacılardan peşin olarak alınan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,<br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/11/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.  <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/11/2023<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f9be7b39f307f16d","SID":"2fac50ec148f25af"}}