{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/1550 <br>KARAR NO: 2023/1952<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 12/04/2023<br>NUMARASI: 2020/727 Esas - 2023/319 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 31/10/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi ...'nun 30/10/2011 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde hayatını kaybettiğini, aracın ZMMS'si olmadığı için husumetin davalı ...na yönlendirildiğini, davacılarca talep edilen tazminat ödenmediği için bu davanın açılması zorunda kalındığını, bu nedenlerle; şimdilik 5.000,00 TL destek alacağının davalı taraftan alınarak davalıya ödenmesini, davalı kuruma yapılan başvuru tarihinden 8 iş günü sonra veya dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde kaza ve müvekkilinin sorumluluğu ile ilgili hiçbir bilginin bulunmadığını, dava konusu kazaya karışan aracın plakasının tespit edilerek geçerli bir sigortacısının olup olmadığının sorulmasını, zamanaşımı yönünden davanın reddi gerektiğini, kusur durumunun bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi gerektiğini, sürücü mirasçılarının sürücünün kusuruna dayanarak tazminat talep etmelerinin mümkün olmadığını, müvekkili kurumun temerrüde düşmediğini davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davacılar ... ve ... yönünden açılan davaların HMK 150/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına; Davanın ... yönünden kabulü ile 193.141,87 TL tazminatın 129.957,00 TL'sine dava tarihinden, 65.184,87 TL'sine ıslah tarihi olan 17/01/2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan alınarak davacı ...’ya verilmesine; Davanın ... yönünden kısmen kabulü ile 5.119,72 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan alınarak davacı ...’ya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazası vefat eden sürücünün %100 kusuru sonucunda ve tek taraflı olarak meydana geldiğinden Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/10124 E. 2022/672 K. sayılı ve 18.05.2022 tarihli emsal kararı gereğince istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça dava öncesinde müvekkil şirkete başvuru yapılmadığını, İlk derece mahkemesi tarafından ise 01.02.2023 tarihli duruşmada davacı vekiline müvekkil şirkete başvuru yapılması için 2 haftalık süre verildiğini ve bu süre içerisinde davacı tarafından müvekkil şirkete başvuru yapıldığını, sonrasında ise başvuru şartının yerine getirildiği gerekçesi ile yargılamaya devam olunarak hüküm kurulduğunu, Karayolları Trafik Kanununun 97. Maddesi açık ve emredici olduğunu, Mahkemece HMK'nun 115/2. maddesi gereğince tamamlanabilir dava şartı olarak kabul edilmesi ve davacı tarafa başvuru yapılması için süre verilmesi yasanın açık ve emredici hükmüne hukuka aykırı olduğunu, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan aktüerya raporlarına itirazlarının değerlendirilmeden hüküm tesis edildiğini, sürekli maluliyet hesaplamasının, TRH 2010 tablosu, %1,8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerekirken TRH 2010 - progresif rant esas alınarak yapılan ve hükme esas alınan aktüerya raporu usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün  davacılar vekili ile davalı vekili  tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 22/10/2020  tarih, 2018/3266  Esas ve 2020/3755 Karar sayılı kararı ile \"...Davacılar vekilinin 01/11/2017 tarihli duruşmada imzalı beyanı ile \"davacı ... yönünden davamızı takip ediyoruz. Diğer davacılar yönünden davayı takip etmiyoruz\" beyanı üzerine Mahkemece davacılardan ..., ... ve ... yönünden açılan davanın HMK 150 maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına ve yasal süre sonunda da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de davacı ...'nın da kısıtlı olduğu anlaşılmakla yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmadan yargılamaya devamla davanın ... yönünden kabulü ile gerekçeli kararın tüm davacılar vekili olarak avukata tebliği de doğru olmamıştır.  ...\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararından sonra davacı ... ve davacı ...'nın vasisi tarafından verilen vekaletnamelerin sunulduğu, husumete iznin alındığı ve usuli eksikliğin giderildiği görülmüştür. Dava, destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Kaza 30/10/2011 tarihinde meydana gelmiştir. Somut uyuşmazlıkta, desteğin kullandığı plakasız ve tescilsiz motosiklet ile desteğin tam kusuru ve tek taraflı trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi gereğince aynı Kanun’un 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur. Zorunlu mali sorumluluk sigortasının yaptırılmaması durumunda Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince, zorunlu mali sorumluluk sigortasının kaza tarihindeki limitleri dahilinde işletenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu ... karşılayacaktır. Davacıların desteği olan müteveffanın ister kendi kusuru, ister bir başkasının kusuru ile olsun, salt vefat etmiş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup, desteğin kusurunun olması, davacıların hakkına halel getirir bir unsur olarak kabul edilemez. Dolayısıyla destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın, sigortacıdan talep edilmesi mümkündür. Bu çerçevede, kaza tarihi itibariyle, ZMSS poliçesi bulunmayan araç nedeniyle, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14.maddesine göre, ZMSS poliçesinin kaza tarihindeki limiti dahilinde ...'nın sorumluluğu bulunmaktadır.  Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin   2021/8413  E. -  2022/2584 K.  sayılı kararı'nda açıklandığı üzere; Davacıların uğradığı zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. Ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusur davacıya yansıtılamayacaktır. Dolayısıyla araç  sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olması desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyecektir (Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/17669 E. ve 2017/919 K.sayılı kararı ile Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142  E. ve 411 K.sayılı kararı, 22.2.2012 gün, 2011/17-787  E. ve 2012/92 K. sayılı kararı, 16.1.2013 gün 2013/17-1791  E. ve 2013/74 K. sayılı kararları). Davaya konu kaza  30/10/2011 tarihinde meydana gelmiş olup bu tarihte yürürlükte olan ve yukarıda açıklanan Kanun ve Genel Şartlar ve konuya ilişkin Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre davacılar üçüncü kişi konumunda olduğundan destekten yoksun kalma tazminat davası açabileceğinden aksi yöndeki  istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde 6704 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle değişiklik yapılarak, zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği belirtilmiştir. 6704 sayılı Kanun'un 26.04.2016 tarih, 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması ile yayım tarihi olan 26.04.2016 tarihinden itibaren KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlüğe girmiştir. Somut uyuşmazlıkta, dava tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olmadığından  davacı tarafça dava tarihinden önce davalıya başvuru yapılmamış olması usuli bir eksiklik olarak nitelenmeyeceğinden bu hususa değinen istinaf başvuru yerinde görülmemiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne  alınarak davacılar için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve  2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta  davacı ...'nın da kısıtlı olduğundan vekiline yapılan tebliğler geçerli olmayacağından İlk Derece Mahkemesinin PMF Yaşam Tablosu'na göre yapılan hesaplamaya dayanan kararına  istinaf etmemiş olması  hesap yöntemi bakımından davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Mahkemece Dairemiz kararından sonra alınan bilirkişi raporunda PMF Yaşam Tablosu ve TRH-2010 Yaşam Tablosuna  göre güncel asgari ücret ücret üzerinden terditli rapor hazırlanmış olup,  davacı vekili tarafından  TRH-2010  yaşam tablosu ve prograsif rant formülü esas alınarak belirlenen tazminat miktarına dava değeri yükseltilmiştir. Dava kısmi dava olarak açılmış, davacılar vekili tarafından  Dairemiz kararından sonra yeniden  ıslah dilekçesi verilmiş ise de ilk ıslah dilekçesi verildiğinde  vasi tarafından düzenlenen geçerli bir vekaletname bulunmadığından ikinci kez verilen ıslah dilekçesinde talep edilen miktara hükmedilmiş olmasında  isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekili ilk karar istinafında ıslah tarihinden faiz işletilmesini istinaf konusu etmiş, Dairemizce sair istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmediği belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesince  aynı yönde karar verildiği halde davacılar vekilinin  faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf talebinde bulunulmadığı ve hatta  istinafa cevap dilekçesinde kararın onanması talep ettiği anlaşıldığından  inceleme konusu yapılmamıştır. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 13.543,25 TL harçtan peşin alınan 3.385,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.157,43 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.31/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c6a09d58f2e61b07","SID":"7e8a1e30a6ed0747"}}