{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/1337 <br>KARAR NO: 2023/1942<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 08/03/2022<br>NUMARASI: 2022/3 Esas - 2022/158 Karar<br>DAVA: Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 31/10/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ...'nin yönetimindeki iş makinasının 17/12/2012 tarihinden Edirne İli Keşan İlçesinde müteveffa ....'a çarpması neticesinde müteveffanın ağır yaralandığını ve yapılan tüm müdahalelere rağmen vefat ettiğini, kazada dava dışı ...'nin kusurlu olduğunu, kazaya konu aracın iş makinası olmasından dolayı plakası vb ayırt edici bi özelliği bulunmadığından zorunlu mali mesuliyet sigortası tespit edilemediğini, mütevveffanın SGK hizmet dökümünde aylık gelir ortalamasının 1.152,20 TL olduğunu, işlemiş dönem hesabında bilinen son ücretin aynı dönem asgari ücretle oranlanması yoluyla dönemlik gerçek gelirin bulunması gerektiğini, müvekkilinin evli ve bir çocuklu olduğunu gözetilerek AGİ'ninde hesaba katılması gerektiğini beyan ederek davacı ...  için şimdilik 1.500,00 TL, davacı ... için  şimdilik 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsilini talep  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; plakası tespit edilemeyen araçlar açısından kusur inceleme yapılmasının usul ve yasa gereği olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu,yapılan yargılama sonucunda müvekkili aleyhine karar verilmesi halinde SGKnın ödemiş olduğu teminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini, dava tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini  talep  etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, Davacı eş ... için 72.769,06 TL ve Davacı çocuk ... için 6.478,99 TL olmak üzere toplam 79.248,05 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı taraf, Mahkemede iş bu davayı ikâme etmeden evvel müvekkil kuruma yazılı başvuruda bulunmadığını, dava şartı gerçekleşmediğini, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddi gerektiğini, kazaya karışan aracın iş makinası olduğu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 128. maddesi uyarınca Ticaret Odasından alınan tescil belgesinde trafiğe çıkış izni olması gerektiğini, trafiğe çıkış izninin bulunmayan iş makinelerinin trafik sigortası yaptırma zorunluluğu olmadığından ...'nın sorumluluğuna gidilemeyeceğini, kazaya karışan aracın tescilsiz ve plakasız olması sebebi ile zorunlu mali mesuliyet sigortası yaptırma zorunluluğu bulunmadığını, dava konusu olay trafik kazası olmadığını, söz konusu iş kazası şantiye sahası içinde kamunun yararlanmasına açık olmayan arazi içinde meydana geldiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, SGKnın ödemiş olduğu tazminat hatalı olarak hesap tarihine göre güncellenmeden tenzil edildiğini, davacılar murisi müteveffanın %50 kusurlu bulunduğunu, müvekkil kurumun mevzuat gereği rücu hakkı bulunduğundan alacaklı ve borçlu sıfatının birleştiğinden  davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece ilk verilen hükmün davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 23/11/2021 tarih, 2019/2626 Esas ve 2021/2024 Karar sayılı kararı ile \" ...Somut olayda kaza şantiye sahası içeresinde meydana gelmiştir. Meydana gelen kaza nedeniyle, Mahkemece talimatla yapılan keşif sonucu  alınan kusur raporunda, olayın ... San.ve Tic. Ltd. Şti. ait taş işletmesinin içerisinde meydana geldiği, ancak taş işletme ocağına bağlantısı bulunan stabilize yolun mevcut alanda taş işletmeciliği faaliyetinde bulunan gerçek ve tüzel kişiler tarafından kendi imkanları doğrultusunda açtıkları ve Mecidiye Beldesi İbrice Limanına giden 22/53 İl yolu olduğu, ve bu yol ile bağlantısı bulunduğu  tespit edilmiştir. Bu durumda  davaya konu trafik kazasının meydana geldiği yerin (şantiye sahası) karayolu ile bağlantısı bulunmaktadır. 2918 sayılı KTK'nun 2. maddesi gereğince karayolu bağlantısı olduğundan kazanın meydana geldiği yer karayolu sayılan yerlerdendir. Bu nedenle meydana gelen zarar trafik kazasıdır. Bu yönden davalı vekilinin istinaf itirazı yerinde değildir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda müteveffanın %50 kusurlu olduğu belirtilmiş, yapılan aktüer hesapta da, kusur oranları neticesinde hesaplama yapıldığından, davalı vekilinin bu yöndeki itirazları da yerinde değildir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, sağ kalan eşin olay tarihindeki yaşı, çocuk sayısı, sosyal yaşantısı ve ekonomik durumu göz önünde bulundurularak evlenme ihtimali belirlenmektedir. Dosya kapsamından davacı eşin ev hanımı olduğu anlaşıldığından çocuk geçim indirimi yapılamayacaktır. Ancak sağ kalan davacı eşin yeniden evlenme ihtimali (kaza tarihinde 39 yaşında) oranında (AHİM tablosuna göre %9) indirim yapılmadan hesaplanan tazminata hükmedilmesi  eksik incelemeye dayalı olmuştur. O halde  İlk Derece Mahkemesince  yapılması gereken ilk rapor tarihi itibariyle aktüer bilirkişiden  sağ kalan davacı eşin kaza tarihindeki yaşı ve çocuk sayısı dikkate alınarak AHİM tablosuna  göre  yeniden  evlenme ihtimali değerlendirilmek suretiyle tazminatın belirlenmesi için ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi  olmalıdır. ...\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin araçların tanımı bölümü 12.maddesinde \".. 12) İş Makinası:Paletli veya madeni tekerlekli traktör, biçerdöver ve yol inşa makinaları ile benzeri tarım, sanayi, bayındırlık, milli savunma ile çeşitli kuruluşların iş ve hizmetlerinde kullanılan; iş amacına göre üzerine çeşitli ekipmanlar monte edilmiş; karayolunda insan, hayvan, yük taşımasında kullanılamayan motorlu araçtır.\" şeklindeki tanımına göre dosya kapsamından iş makinasının kazı çalışması yapan kepçe olduğu anlaşılmakla buna değinen itirazları da yerinde görülmemiştir  (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2016/17584- 2019/8611 K. sayılı kararı). İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı davalı tarafından verilen istinaf dilekçesinde kazanın trafik kazası olmadığı ve  kusura göre hesaplama yapılmadığına ilişkin istinaf itirazlarının Dairemizce değerlendirilerek karara bağlandığı ve kazanın trafik kazası olduğu ve desteğin %50 kusuruna göre tazminatın hesaplandığı gerekçesiyle bu istinaf itirazların reddine karar verilmiş olmakla, yeniden aynı yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.  26/04/2016 tarih 29695 Sayılı Resmi Gazete de yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 14/04/2016 tarih 6704 Sayılı Kanun’un 5.maddesiyle; 2918 Sayılı Kanun’un 97.maddesi değiştirilmiş, ”Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına dair uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir…” hükmü getirilmiştir. Somut olayda dava tarihi itibariyle başvuru zorunluluğu bulunmamaktadır. Davalı vekilince, SGK tarafından davacılara yapılan ödemenin, hesap tarihine göre faiz işletilip güncellenerek tenzil edilmesi gerektiği yönünde, mahkemenin ilk kararına karşı istinaf itirazında bulunmadığından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde değildir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre;  Somut olayda kaza 17/12/2012 tarihinde meydana gelen ve desteğin ölümü ile sonuçlanan trafik kazasında  2918 sayılı KTK ve ... Yönetmeliği'ne göre, davalı ...nın ZMMS poliçesi bulunmayan kepçenin kusuru oranında  destekten yoksun kalan davacıların zararından sorumlu olup, İlk Derece Mahkemesince Dairemiz kararı doğrultusunda bilirkişiden  ek rapor alınarak  yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun  reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 5.413,43 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.332,73‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.31/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5aa98ffcda3ffe6e","SID":"e7073bb33d4ff498"}}