{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/1435 <br>KARAR NO: 2023/1943<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 22/03/2022<br>NUMARASI: 2018/692 Esas - 2022/180 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 31/10/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde  özetle; 30/07/2016 günü saat 02:40 sıralarında ... plakalı aracın sürücüsünün davacıya çarpması neticesinde tek taraflı yaralanmalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacının olayda yaya konumunda olduğunu,  çok ağır bir biçimde yaralandığını, kaza sonrasında Karaman Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/7241 sor nolu dosya ile soruşturma başlatıldığını, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile kaza tarihinde sigortalı bulunduğunu,  kaza nedeniyle davalıya yazılı başvuruda bulunulduğunu ve ödeme yapılması için tüm evrakların davalıya sunulduğunu, sigorta şirketi tarafından ödeme yapılıp yapılmayacağına ilişkin net bir cevap verilmediğini, davacının hak kaybına uğrayacağını ve mağduriyetinin artarak devam edeceğini beyanla, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 3.500 TL daimi maluliyet ve 100 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 3.600 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde  özetle;  davaya konu trafik kazasına karışan ... plakalı aracın davalı nezdinde karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olup, söz konusu kazaya ilişkin olarak hasar dosyasının açıldığını, ancak davacı tarafın evraklarının eksik olması sebebi ile ödeme yapılmadığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davacının davasının kabulü ile sürekli ve geçici iş görememezlikten kaynaklı olarak 89.676,57 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 13/06/2018 tarihinden itibaren işlenecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece 23/11/2021 tarihli duruşmada dosyanın 15/06/2020 tarihli maluliyet raporu baz alınarak yeniden hesaplama yapılması için aynı bilirkişiye tevdine karar verildiğini ve bu konuda rapor aldırılmış  ise de, Anayasa Mahkemesinin KTK'da  yaptığı iptal ile artık önceye dönülmüş olmasından ötürü  ,maluliyet raporlarında \" Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği \" \"Progresif Rant Sistemi Ve Pmf Tablosu \" uygulanması gerektiğini, azledilen vekilin 15/06/2020 tarihli maluliyet raporunun baz alınmasını istediği  iradesi ve ifadesi  müvekkilinin iradesi olmadığını, kaldı ki Mahkemenin bu beyanla bağlı kalmaması gerektiğini, ayrıca zaten davalı vekilince de daha önceki bilirkişi raporuna karşı verilen 22/06/2021 tarihli beyan ve itiraz dilekçesinde de 21/06/2021 tarihli bilirkişi raporuna baz alınan  yönetmeliğe ve  %19 luk maluliyet rapor oranına itiraz edilmediğinden  bu hususta davacı lehine kazanılmış hak niteliğinde olacağını, Anayasa Mahkemesinin iptali sonrası müvekkili lehine olan yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiğini, 17/02/2021 tarihli (Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) maluliyet  raporu dikkate alınarak, hesaplamanın yapıldığı yıla  ait güncel katsayıların ve gelirin  uygulanarak, PMF yaşam tablosundaki yaşam sürelerinin dikkate alındığını, Progresif  rant hesaplama sistemiyle, yeniden rapor aldırılmasını ve davanın tüm talepleriyle birlikte  kabulü yönünde hüküm kurulması gerektiğini, Mahkeme gerekçeli kararında dava değerini ıslah ettiğinden bahsetmiş olsa da yapılan işlem ıslah değil,  talep arttırım işlemi olduğunu, gerekçeli kararın içeriği ve hüküm kısmı çelişkili, eksik ve usule aykırı olduğu gibi yargılama giderleri ve vekalet ücreti aleyhe eksik hesap edildiğini, gerekçenin yetersiz olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Trafik Kanununda zikredilen kurallar ışığında dava dışı sigortalıya kusur atfı mümkün olduğu kabul edilebilse dahi davacının kusursuz olduğunun kabul edilmesi mümkün olmadığını, saat 02.40 itibarı ile çöp kutularının arasından yola çıkış yapan davacının, sigortalı aracı gördüğünde geliş yönüne geri kaçtığı aşikar olduğundan  yayalar, taşıt yolu bitişiğinde ve yakınında yaya yolu, banket veya alan varsa burada yürümek zorundadır ve  araç sürücülerine karşı görünürlüklerini sağlamak, can güvenliklerini daha olumlu yönde artırmaları için alaca karanlık ve gece karanlığında üzerlerinde reflektif aksesuar bulundurmak, uyarıcı açık renk elbise giymek veya ışık taşımak gibi tedbirleri almak zorundadırlar kurallarına aykırı davrandığını ve kendisine kusur atfedilmesinin bir zorunluluk olduğunu, davaya konu kazadaki kusur değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, huzudaki davaya ilişkin savcılık aşamasında uzlaştırma sağlandığından CMK'nın  253. madde 19. fıkra gereğince tazminat davası açılamayacağından huzurdaki davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 30/07/2016 tarihinde  saat 02:40 sıralarında davalıya ZMMS ile sigortalı olan ... plakalı araç sürücüsü ... sevk ve idaresindeki  otomobil ile ... Mahallesi ... numaralı sokak üzerinde seyir halinde iken olay mahalli kavşağa gelip geçiş yapmak istediği sırada, kavşak çıkışında istikamet yönüne göre yolun sağından soluna doğru geçiş yapan ve geçişini tamamlamış olan davacı yaya ...'a çarpması ya da yine kavşak çıkışında soldan yol dışı kalarak yolun solunda bulunan çöp bidonuna çarpması akabinde çöp bidonunun yanında bulunan davacı yayanın üzerine çöp bidonunun çarpma etkisi altında savrulmasıyla oluşan  trafik kazasında davacının  yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Kaza nedeniyle tutanak düzenlenmediği, talimat mahkemesince kaza yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile, ATK dan alınan kusur raporunun aynı gerekçelerle davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü dosya kapsamı ile olayın oluşuna uygun olduğu anlaşılmakla kusura ilişkin davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin 19. fıkrasının 5. cümlesi olan \"Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz\" bölümü, 18/10/2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/07/2023 tarih, 2023/43 Esas ve 2023/141 Karar sayılı kararı ile  iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmi Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usuli müktesep hakkın istisnası olduğu ve  uyuşmazlığa dair iptal kararının diğer mahkemelerde derdest olan davalar bakımından da uygulanması gerekir (Yargıtay HGK'nun 16.05.2018 tarih, 2017/20-1121 E.-  2018/1104 K. sayılı kararı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin  24.06.2020 tarih,  2020/1029 E. - 2020/6255 K. sayılı kararı). Bu açıklamalar çerçevesinde  Anayasa Mahkemesinin26/07/2023 tarih, 2023/43 Esas ve 2023/141 Karar sayılı iptal kararının Dairemiz içinde bağlayıcı olduğunun, somut norm denetimi içerdiğinden istinaf aşamasında bulunan ve henüz kesinleşmeyen eldeki uyuşmazlık bakımından da uygulanması gerektiğinin kabulü gerekir. Bu bağlamda yapılan değerlendirmeye göre de CMK'nın 253/19 fıkrasının 5. cümlesi olan \"Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz\" hükmünün iptali nedeniyle uzlaşma sağlansa bile tazminat davası açılabileceğinden aksi yöndeki davalı vekili istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 15.06.2020 tarihli raporunda; davacının 30.07.2016 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle kaza tarihinde geçerli 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve  Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre düzenlendiği raporda; Davacının tüm vücut engellilik oranının % 12  olduğu, iyileşme  süresinin olay tarihinden itibaren 9  aya kadar uzayabileceğini bildirilmiştir.İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Kaldı ki, davacı vekili hükme esas alınan maluliyet raporuna karşı 29/09/2020 tarihli celsedeki beyanında  ATK raporuna karşı, tarafınca uygun olduğunu dosyanın kusur ve aktüer bilirkişiye tevdiini talep etmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne  alınarak davacı için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve 2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). Mahkemenin hükme esas aldığı hesap raporunda da; TRH-2010 yaşam tablosu ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine göre yapılan hesaplamadaki 2. ek raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin itirazları yerinde değildir. Davacı vekilinin, kararın gerekçesi ile hüküm arasında çelişki olduğu, gerekçenin yetersiz, vekalet ücretinin doğru hesaplanmadığına ilişkin itirazlarının somutlaştırılmadığı, kaldı ki mahkemenin gerekçesi ile hükmün birbiriyle uyumlu ve açıklayıcı gerekçe ile kabule göre vekalet ücretinin AAÜT ne hesaplanmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Bu nedenlerle; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekili ve davalı vekili vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-a-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 6.125,80 TL harçtan peşin alınan 1.531,45 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.594,35 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.31/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2af6b8e8425c5c8c","SID":"d6fd4e3a9950af8e"}}