{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/1502 <br>KARAR NO: 2023/1944<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 22/02/2022<br>NUMARASI: 2021/268 Esas - 2022/93 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 31/10/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;  02.09.2007 tarihinde ... idaresindeki ... plakalı motosikletin Afyon Sandıklı Şuhut Karayolunun 5.km.sinde tek taraflı trafik kazası yaptığını, kazada davacı ...'in eşi ve diğer davacıların babası olan sürücü ...'in hayatını kaybettiğini, ... plakalı aracın kaza anında ZMMS bulunmadığından davalı ...na 25.01.2016 tarihinde destekten yoksun kalma tazminatı ödenmesi amacıyla başvurulduğunu, kazanın tek taraflı gerçekleştiğinden dolayı tazminat talebinin reddedildiğini, davacılara ölüm tazminatı kapsamında destekten yoksunluk tazminatı ödenmesi gerektiğini, davacılar adına ayrı ayrı hesaplanacak destekten yoksunluk tazminatının HMK.nun 107.maddesi gereğince, şimdilik 1.000 TL'nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar  verilmesini talep etmiştir.  Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın esasına girilmeden zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini, davacıların destek İlişkisini şüpheye mahal vermeyecek şekilde açıklanması gerektiğini, güncel nüfus kayıtlarının alınması gerektiğini, özellikle davacı ...'m destek ilişkisinin davacı tarafından somut olarak tespit edilmesi gerektiğini, dava konusu olayın tek taraflı olarak gerçekleşmesi sebebiyle de davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddi gerektiğini,  dava konusu olayda davacıların kusurlu olan sürücünün külli halefleri olduğu, kanunda aranan borçlu ve alacaklı sıfatları birleşmiş olduğundan davanın esastan reddi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın davacı ... yönünden reddine, Davanın davacı ..., ..., ...  ve ... yönünden kabulü ile; Davacı ... yönünden 63.277,94TL, davacı ... yönünden 10.063,11TL, davacı ... yönünden 4.717,51TL, davacı ... yönünden 1.941,44TL maddi tazminatın 02/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir.  Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava tarihinde alacak zamanaşımına uğradığını, kaza murisin kusuru ile meydana geldiğini, tazminat ödenecek ve daha sonra tahsil edilecek şahısların aynı kişiler olması, fiilen Borçlar Kanununun 135. maddesinde öngörülen sonucu doğurmakta ve alacaklı-borçlu sıfatları birleşmekte olduğunu, bu suretle borç sükut etmiş olduğundan davanın reddi gerekmekte iken bu yön gözetilmeden karar verilmiş olması hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müteveffanın aşırı alkollü olması sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, murisin seyir halinde olduğu araç motosiklet olduğunu, cinsi itibariyle tehlike yaratan araçlardan olması, alkollü olduğu yönündeki belirlemeler, emsal nitelikteki Yargıtay İçtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlan gereğince zararı arttırıcı unsur olduğunu, bu durumda zarar görenin zararın artmasına sebep olan davranışlarının tazminat miktarında indirim yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü tek taraflı trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 04/03/2021 tarih, 2019/729 Esas ve 2021/420 Karar sayılı kararı ile \"Somut olayda kaza 02.09.2007 tarihinde meydana gelmiştir. Yeni genel şartlar 01.06.2015 tarihinde, Karayolları Trafik Kanununun 92. maddesinde değişiklik yapan yasa ise 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe girdiğinden somut uyuşmazlıkta uygulanması olanaklı değildir. Bu halde yukarıya aktarılan Yargıtay kararları gereğince davacının, mirasçı olarak değil, zarar gören 3. kişi konumunda bulunduğu, bu nedenle murisin kusurunun, davacıya yansıtılamayacaktır.  Mahkemece 2918 sayılı KTK ve ... Yönetmeliği'ne göre, davalı ...nın, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığı ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğu,  destekten yoksunluk zararını, davalı taraftan talep edebileceği gözönüne alınarak değerlendirme yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile  poliçe tarihinde yürürlükte olmayan  yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dosya kapsamından, 02.09.2007 günü saat 14:00 sıralarında Afyonkarahisar ili Sandıklı ilçesi ... mahallesi sınırları içinde sürücü ... yönetimindeki ... plakalı ... marka motosikletiyle ve arkasında oğlu ... olduğu halde seyrederken sağa virajlı yolda aşırı hızlı seyri sonucu sola doğru savrularak sol taraftaki duvara çarpması şeklinde meydana gelen trafik kazasında  sürücü ...'nin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği anlaşılmaktadır. KTK'nın 109/2.maddesine göre \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan 02.09.2007 tarihi ile dava tarihi olan  12/02/2016 tarihi ve  ıslahta  26/11/2018 tarihinde yapıldığına göre 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf  itirazı yerinde değildir. Somut olayda kaza  02.09.2007 tarihinde meydana gelmiştir. Bu durumda mahkemece 2918 sayılı KTK ve ... Yönetmeliği'ne göre, davalı ...nın tescilsiz  olan motosikletin işleteninin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığı ve olayda  sürücü olan destek tam kusurlu olsa bile, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan desteğin kusurunun  ve müterafik kusurunun, davacılara yansıtılamayacağı ve destekten yoksunluk zararını davalı ...'ndan talep edebilecekleri, desteğin idaresindeki aracın ZMSS poliçesi bulunmadığı için davalı ...'nın zarardan sorumlu olduğu, davalının ödeme yapması halinde de davacılara rücu imkanının bulunmadığı anlaşıldığından istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/3682 Esas ve  2018/12746 Karar sayılı kararı). Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 5.464,80 TL harçtan peşin alınan 1.410,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.054,2‬0 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.31/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"41b0c176309200da","SID":"c5badafea0332ae3"}}