{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1726 Esas<br>KARAR NO: 2023/1782 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 04/07/2019 <br>NUMARASI: 2015/1070 Esas - 2019/618 Karar  <br>DAVA: Ticari Şirketin Fesih ve Tasfiyesi <br>KARAR TARİHİ: 09/11/2023 <br>Dairemizden verilen 08/09/2021 tarih ve 2021/1277 Esas 2021/1128 Karar sayılı kararı  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/06/2023 tarih ve 2021/8987 Esas 2023/3579 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, dosya incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 1996 yılında kurulduğunu, müvekkili ile davalılardan ...'la kardeş ve şirkette  % 50' şer hissedar olduklarını, 10 yıl müddet ile şirketin müdürü olarak atandıklarını, davalı ortak ...'un eylemleri nedeniyle ihtilaf çıktığını, 12/11/2011 tarihinde yetkilerinin bitmesine rağmen ortaklar kurulu kararı ile şirketin temsil ve ilzamı hususunda şirkete müdür tayini hususunda karar alınmasına riayet etmediğini, müvekkilinin  şirketin temsil yetkisi de sona erdiğinden şirketin müdürsüz ve işlevsiz kalmasına sebebiyet verdiğini, davalının şirkete ait malları şahsi  malları imiş  gibi keyfince satıp hesap dahi vermediğini, ticari defter ve kayıtları alıp geri iade etmediğini, kasıtlı ve kötüniyetli davranışları ile şirketin gelir kaybına sebebiyet verdiğini, şirketin öz sermayesinin azalmasına, şirketin  borca batık hale dönüşmesine sebebiyet verdiğini belirterek, TTK'nın 636/3-4 ve ilgili maddeleri gereğince şirkete tedbîren kayyım atanmasına, şirketin amacını gerçekleştirme olanacağı kalmaması, çalışamaz hale gelmesi ve acze düşmüş olması sebebi ile şirketin feshi ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının doğru olmadığını, davalı şirketi, davacının zarara uğrattığını belirterek, davanın reddine, davacının şirkete verdiği zararları tazmininden sonra şirketin feshi yerine davacının hisselerinin tarafından alınması hususunda haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket tarafından davaya cevap verilmemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 04/07/2019 tarih 2015/1070 Esas 2019/618 Karar sayılı kararında; \"... Davanın niteliği gereği davanın şirket tüzel kişiliğine karşı açılması gerekli ve yeterlidir. Şirket ortağına husumet yöneltilmesi doğru değildir. Bu nedenle davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine .... ortaklar arasında ceza soruşturmasına kadar varan ciddi ihtilafların bulunduğu, ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitinin bu aşamada artık mümkün olmadığı, ortaklar arasında güven unsurunun tamamen ortadan kalktığı, davalı şirketin son olarak 2011 yılında vergi dairesine beyanname verdiği, 2011 yılından sonra faaliyetine devam etmediği, ekonomik olarak aktifinde bir değer barındırmasının olası olmadığı, mevcut durumun şirketin feshi için haklı neden olduğu, açıklandığı üzere şirketin gayri faal olması, aktifinde bir değer barındırmasının olası olmadığı da dikkate alınarak şirketin devam ettirilmesinde fayda olmayacağı, mevcut duruma göre fesih dışında duruma uygun düşen ve kabul edilebilir çıkma yahut çıkarılma gibi başka bir çözümle dahi şirketin devamının sağlanmasının mümkün olmadığı kanaatine varılmakla ...\"gerekçesi ile, 1-A)Davalı ... Tekstil İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... ticaret sicil sırasında kayıtlı davalı ... İhr. San. Tic. Ltd. Şti.'nin haklı nedenlerle feshine, Tasfiye memuru olarak (Serbest Muhasebeci Mali Müşavir) ...'nun atanmasına, ... B)Davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, karar verilmiş ve karara karşı davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... Silivri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla sunduğu 25/07/2019 tarih 2019/956 Muh sayılı istinaf dilekçesi ile, Karar aleyhine istinaf kanun yoluna müracaat ettiğini, ayrıntılı dilekçesini gerekçeli kararın tebellüğünden sonra vereceğini beyan ederek, istinaf harçlarını yatırmıştır.Davalı ...  08/10/2019 Tarihli İstinaf Dilekçesi İle, İlk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2011 yılı 2. yarısında kendisine şirketin çok borçlu olduğunu, şirketi tasfiye etmek istediğini, şirket makinelerinin bir kısımının değerinin 620.000.TL olarak hesaplandığını, hissesine düşen takriben 300.000.TL'nin kendisine, 10.000.TL'lik taksitlerle 30 ayda ödeyeceğini, şirket kayıt ve görüşmelerden, muhasebeciye çıkarttığı finansal tablolardan, davacının yetkili olduğu süre içinde, hukuk ve yasa dışı işler yaptığını, şirket adına bankalardan yoğun olarak krediler çekip zimmetine geçirdiğini anladığını, davacıya konuya açıklık getirmesi için ihtarname çekmesine rağmen müspet bir cevap alamadığını, şirket kayıt ve belgelerini kaçırmaya başladığını görmesi üzerine bunların bir kısmını koruma altına alabildiğini, Davacının, şirketin makinelerini ve demirbaşlarını gece ve tatil günlerinde gizlice kaçırmaya, stoklarını elden çıkarmaya, alacaklarını tahsil etmeye ve bunları zimmetine geçirmeye devam ettiğini, ayrıca 2010 yılında imzasını taklit ederek şirket sermayesini 100 milyar TL'den 1 trilyon TL'ye çıkardığının bilirkişi incelemesi ve mahkemesi kayıtlarıyla tespit edildiğini (19. Asliye Ceza Mahkemesi 2019/613 Esas), yine davacının şirket kasasını kullanmayarak yoğun olarak ortaklar borçlar hesabını kullandığı, böylece zimmetine geçirdiği paraları saklamaya çalıştığının tespit edildiğini(32. Asliye Ceza Mahkemesi 2016/258 Esas), Bu gelişmeler üzerine 15. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2014/92 Esas sayılı dosyada davacı aleyhine, şirkete verdiği zararların tespiti için dava ikame ettiğini, bu davanın eksik husumet nedeniyle davanın esasına girilmeden red edildiğini, temyiz mahkemesinin kararı bozduğunu ve halen dosyanın derdest olduğunu, 15. Asliye Ticaret Mahkemesindeki davadaki yargılama sonucunda davacının zimmetine geçirdiği paralar ve şirkete verdiği zararların ortaya çıkacağını, şirketin gerçeğe yakın bilançosunun elde edileceğini ve tasfiyeye esas olacağını, davacının şirkete verdiği zarar tespit edilmeden fesih ve tasfiyeye gidilmesinin yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, davacının şirkete zarar veren olması nedeniyle fesih ve tasfiye talebinin yerinde olmadığını, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemelerinde alınan kök ve ek raporlarda bilirkişinin bilimsel olarak mesnetsiz ve gerekçesiz olarak makine ve teçhizatla ilgili olarak değerli hurda adı altında şirket kayıtlarıyla, hayatın ve üretimin gerçekleriyle çelişen kabul edilemez beyanlarda bulunduğunu ve şirket aktifinin bir değer barındırmadığı olasılığından bahsettiğini, bu olasılık doğru kabul edildiğinde, ortada tasfiye edilecek bir aktif olmadığını ve tasfiyeye gerek bulunmadığı sonucunun ortaya çıkacağını, böyle bir durumun tarafından kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAİREMİZİN İLK KARARI: Dairemizin 08/09/2021 tarih ve 2021/1277 Esas - 2021/1128 Karar  sayılı ilk kararında; \" davalı tarafça ibraz edilen 25/07/2019 tarihli dilekçe ile, karar aleyhine istinaf kanun yoluna müracaat edildiği, ayrıntılı dilekçenin gerekçeli kararın tebliğinden sonra verileceğinin beyan edildiği, ilk derece mahkemesinin 04/07/2019 tarih 2015/1070 Esas 2019/618 Karar sayılı kararının posta yolu ile davalı ...'a tebliğe gönderildiği ve 13/09/2019 tarihinde tebliğ edildiği, karara karşı istinaf başvuru süresinin 27/09/2021 tarihinde sona erdiği, ancak gerekçeli istinaf başvuru dilekçesinin süresinden sonra, ön büro kayıtlarına göre 08/10/2019 günü saat 14:39 itibariyle sunulduğu,  bu tarih itibarı ile de istinaf süresinin geçmiş olduğu anlaşılmaktadır. Yine, 6100 sayılı HMK' nın 342/2/e bendine göre istinaf yoluna başvuran taraf istinaf dilekçesinde, başvuru sebeplerini ve gerekçesini göstermek zorundadır. 6100 sayılı HMK' nın 342/3. maddesine göre de, istinaf sebebi içermeyen dilekçeler HMK 355. maddesi çerçevesinde değerlendirilir. 6100 sayılı HMK' nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir. 6100 sayılı HMK'nın 352. maddesine göre de, istinaf dilekçesinde başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi halinde öncelikle gerekli kararın verileceği hükme bağlanmıştır. Her ne kadar mahkemece gerekçeli karar 27/09/2019 tarihinde davalı ...'a  ikinci kez tebliğ edilmiş ise de, kararın tekrar tebliğ edilmesi istinaf süresinin yeniden işlemeye başlamasına neden olan bir süreç olmadığından, ikinci tebligat ile başlayan süre dikkate alınmamış ve ibraz edilen istinaf dilekçesi değerlendirilmemiştir. Sonuç itibariyle, davalı ...'un, 25/07/2019 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru konulu dilekçesinde istinaf sebeplerinin ve gerekçesinin açık bir şekilde belirtilmediği, ilk derece mahkemesinin kararında da HMK'nın 355. maddesine göre resen gözetilmesi gereken kamu düzenine ilişkin bir aykırılığın bulunmadığı, 08/10/2019 tarihli dilekçenin ise istinaf süresinden sonra sunulduğu anlaşılmakla, davalı ...'un istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 342, 345, 352, 355 ve 353/1-b1 maddeleri gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\" gerekçeleri ile, Davalı ...'un istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 342, 345, 352, 355 ve 353/1-b1 maddeleri gereğince ESASTAN REDDİNE, karar verilmiş ve verilen karara karşı  davalı ... vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. <br>YARGITAY BOZMA İLAMI: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/06/2023 tarih ve 2021/8987 Esas 2023/3579 Karar sayılı kararında; \"İlk Derece Mahkemesince, davalı ... Tekstil İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş, karara karşı davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı  ...’un istinaf dilekçesinin kapsamından davalı şirketi temsilen istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ...'un, 25.07.2019 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru konulu dilekçesinde istinaf sebeplerinin ve gerekçesinin açık bir şekilde belirtilmediği, İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ...'a 13.09.2019 tarihinde tebliğ edildiği, 27.09.2019 tarihinde davalı ...'a Mahkemece gerekçeli kararın ikinci kez tebliğ edildiği, kararın tekrar tebliğ edilmesinin istinaf süresinin yeniden işlemeye başlamasına neden olan bir süreç olmadığı, ikinci tebligat ile başlayan sürenin dikkate alınmayacağı, dolayısıyla davalının istinaf başvuru süresinin 27.09.2019 tarihinde sona erdiği, 08.10.2019 tarihli dilekçesinin ise istinaf süresinden sonra sunulduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin kararında resen gözetilen nedenlerle kamu düzenine ilişkin bir aykırılığın da bulunmadığından davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak  davalı  ...’un istinaf dilekçesinin kapsamından davalı şirketi temsilen istinaf kanun yoluna başvurduğu, Mahkemece davalıya tebliğ edilen ilk gerekçeli kararın dosyaya sunulan örneği ve mahkemece  gerekçeli kararın davalıya ikinci kez tebliğ edilmiş olması da nazara alındığında, ilk karar tebliğinde ilamdaki tüm hususların okunur ve açıkça anlaşılabilir olmadığından istinaf süresinin ilk tebligatla başlamadığı, ikinci tebligatın usulune uygun tebliğ olduğu, ikinci tebligat ile başlayan sürenin değerlendirilmesinde ise  davalının istinaf dilekçesinin de süresinde olduğu, bu nedenle davalının istinaf dilekçesinin kabulüne karar verilerek davalı istinaf başvurusunun esastan incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.\" gerekçeleri ile, Dairemiz kararının bozulmasına oy birliği ile karar verilmiş olup; Dairemizce duruşma yapılarak, usul ve yasaya uygun görülen Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dairemizce Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  2021/8987 Esas 2023/3579 Karar sayılı 07/06/2023 tarihli bozma ilamına uyulmuş ve davalının istinaf sebepleri incelenmiştir. Dava,  limited şirket ortağı olan davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3 maddesine dayalı olarak davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile tedbîren davalı şirkete kayyım atanması talebine ilişkindir. Mahkemece, davalı ... Tekstil İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. HMK 282 maddesinde \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir,\" yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar  değerlendirilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalının mahkemenin kabulüne yönelik aksi yöndeki yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>G.D:Gerekçesi ayrıntılı kararda gösterileceği üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 44,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 225,45.TL'nin bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT/ İkinci Kısım, İkinci Bölüm 17/b maddesine göre takdir olunan 10.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, Dair olarak, davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"343a69badd50d215","SID":"c219361c642574cd"}}