{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS  NO: 2023/1903 <br>KARAR NO: 2023/1987<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/06/2023<br>ESAS NO: 2022/15<br>KARAR NO: 2023/608 <br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/11/2023<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:15/1/2023<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2023 tarih ve 2022/15 Esas 2023/608 Karar sayılı ilamına karşı ,davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı   ... 'a müvekkili  ...  tarafından karşı  80000 TL  bedelli bono  verildiğini, müvekkilinin bono alacaklısı şahsa böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin kendisine senet verdiği   ... 'ın  kızıyla  evli  olup  damadı olduğunu, davalının  kızı  ...  ile ilk önce  gayrı resmi  olarak  evlendiğini, ancak tarafların  resmi  nikahın  kıyılması ise  gayri resmi  evlilikten  4  ay  sonra  sonra  mümkün  olduğunu, davalı  kayınpederin resmi  nikahın  kıyılmasını  sağlamak  maksadı  ile  müvekkiline ve müvekkilin dayısına düğün esnasında   80.000 TL  yazılı senedi evlilik güvencesi olarak zorla  davalı kayınpederine  vermek zorunda kaldığını, resmi  nikah  kıyıldıktan  sonra  müvekkilinin dayısı   davalıdan resmi nikahın teminatı olarak aldığı   senedi  geri  vermesini  istediğini, davalının senedi  geri vermeye  yanaşmadığı  gibi bu senedi elinde evliliğin  teminatı  olarak  tutacağını söylemediğini, müvekkilinin dayısının davalı  kayınpederden  senedi  ısrarla  istemesi üzerine müvekkilinin kendi adına  kaşeli imzalı olarak vereceği yeni bir senet  ile  takas edebileceğini  beyan  etmesi üzerine dayısının  kendisi  yüzünden sıkıntıya  girmemesi  için  araya   bir  aracı  avukat hakem tayin edilerek imzalanan  senedin evliliğin teminatı olarak  avukat  ...  tarafından  davalıya  teslim  edildiğini, müvekkilinin kendisini icra  tehdidi altında hissettiği     bu senet  ahlaka  ve  hukuka  aykırı olduğunu, müvekkilinin davalıya 15/03/2020 tarihli  ve 80.000 TL bedelli bonodan kaynaklı  borcu olmadığının tespit edilmesini, yargılamaya  konu bononun yargılama devam ederkken  icaraya  konulması  halinde  takdiren teminatsız  olarak takibin durdurulmasını, mahkeme aksi  kanaatte  ise %15 teminat karşılığında takibin durdurulmasını, yargılama  devam ederken bononun icraya  konulması  halinde alacaklının  takip  çıkışının  %20'si oranında icra  inkar  tazminatına  mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALI VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLUDĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE:Dava konusu senedin mehir senedi olduğunu, yerel örf ve adetlere uygun olarak verildiğini, senedin verilmesine hukuka ve ahlaka aykırı amaç söz konusu olmadığını, davacı tarafın iddialarını yazılı ile ispatlayamadığını, icra inkar tazminatı talep edilmesi için gereken şartların olmadığını ileri sürerek; davanın reddine, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br> İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda\"...Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklı üzerinde olup, alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını  kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Davalı ile davacının kayınbaba olmaları nedeniyle, HMK’nın senetle ispat zorunluluğunun istinası başlıklı 203. maddesinde yer alan “Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir: a) Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler. b) İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler. c) Yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hâllerde yapılan işlemler. ç) Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları. d) Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları. e) Bir senedin sahibi elinde beklenmeyen bir olay veya zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte herhangi bir şekilde kaybolduğu kanısını kuvvetlendirecek delil veya emarelerin bulunması hâli.” yasal düzenleme gereğince tanık dinlenebilmektedir. Davacı taraf senedin geçersiz olduğunu ve evliliğin teminatı olduğunu iddia etmiş davalı ise senedi talil ederek mehir senedi olduğunu iddia etmiştir. Davalı taraf senedin mehir senedi olduğunu ispat yükü yer değiştirdiğinden ispat etmek zorundadır. Mahkememizce taraf tanıkları dinlenmiştir, taraf tanıklarının beyanlarının incelenmesinde  ...  ile  ...  'in düğüden bir süre sonra resmi nikahlarının yapıldığı düğün sırasında davacının ve davacının dayısını imzalarının bulunduğu bir senet düzenlendiği daha sonra davacının dayısının isteği üzerine dava konusu senet ile değiştirildiği anlaşılmıştır. Yine davalı tanık  ... 'un beyanında kendisinin de  ... 'ın ikamet ettiği mahzemin köyünden evlendiğini, kendisinin de düğünde senet verdiğini, köy geleneği gereği eğer taraflar ayrılmaz ise senedin herhangi bir şekilde işleme koyulmayacağına ilişkin beyanı ve taraflar ile akrabalık bağı bulunmayan davalı tanığı ...  ise beyanında gelin çıkmadan 1 hafta 10 gün önce dava konusu senet gibi mehir senedi verildiğini kendisinin ise kızını evlendirirken damadın babasından mehir senedi aldıklarını, tahsil etmediklerine bu senedi ölene kadar tutacağını, evlenen kişiler arasında herhangi bir sorun çıktığında bu senedin devreye gireceğini, oğlunu evlendirirken de gelinin babasına senet veridiğine ilişkin beyanı dikkate alındığında, beyanı karşısında dava konusu senedin evliliğin teminatı olarak verildiği anlaşılmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 27.maddesinde sözleşmenin konusunun, gerek içerik gerekse amaç yönünden ahlakın emirlerine aykırı olmaması gerektiği belirtilmiştir.  Somut uyuşmazlıkta, dava konusu bononun gayri resmi evlenmenin teminatı olarak verildiği açıktır. Senedin TBK 27. maddesi uyarınca hukuka ve ahlaka aykırı olduğu ve senedin geçersiz olduğundan davacının davasının kabulüne karar verilmiştir. Davalı kötüniyetli görülmediğinden davacının kötü niyet tazminatı uygun görülmemiştir. 1-Davacının davasının kabulü ile, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...  esas sayılı dosyasına konu keşidecisi  ... lehtarı ... olan 15/03/2019 keşide tarihli  15/03/2020 vade tarihli 80.000,00 TL bedelli bono sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-İİK'nun 72/5. Maddesi uyarınca Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...  esas sayılı takip dosyasının derhal durdurulması için icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, 3-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İş bu kararı davalılar vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Mahkeme tarafından verilen  kararın usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, dava konusu senedin yerel örf ve adetlere uygun olarak müvekkilinin kızı  ... 'e davacının  rızası ile mehir olarak verildiğini, senedin verilmesinde hukuka ve ahlaka aykırı amacın söz konusu olmadığını, tarafların köyü'nün mahzeminde uygulanan yerel örf ve adetlere göre mehir olarak senet verilmesi durumunda bu senedin daha sonra ödemek üzere ya da boşanma veya ölüm halinde ödenmek üzere mehrinin muaccel olarak alınabileceğini, Türk Medeni Kanununda mehiri muaccelinin yasaklandığını, davacı tarafın davaya konu senedin evlilik güvencesi yani resmi nikah kıyılması için  verildiği ve senet alındıktan sonra müvekkilinin  ... 'ın kızı  ... 'in boşanma davası açtığını, müvekkilinin gayri ahlaki yollarla damadı olan davacıdan para almaya çalıştığı şekilindeki beyanları ile müvekkilinin kızının dava  konusu senetteki bedeli almak için evlendiği ve sendi aldıktan sonra boşanma davası açtığı şeklindeki ithamlarının doğru olmadığını, davaya konu senedin tarafların resmi nikahları varken ve hatta müşterek çocukları doğmuşken davacının rızası ile mehir olarak verildiğini, davaya konu senedin nikahtan sonra düzenlendiği konusunda tarafların arasında bir uyuşmazlık bulunmadığını, dosyanın bu zamana kadarki safahatında dosyaya sunulan yazılı delilleri ve tanık  beyanları doğrultusunda dosyaya dayanak gösterilen senedin  ... tarafından  ... 'e mehir olarak verildiğinin ortada olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde  kaldırılarak, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddini , 15/03/2020 tarihli 80.000,00 TL bedelli bonoya ilişkin davacı ... 'in borçlu olduğunun  tespitini, davanın açılmasından ve  borcun ödenmesinde tamamen kötü niyetli olan davacının 2004 sk m 72/4 uyarınca alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyetli tazminatının ödenmesini ,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunması nedeniyle istinaf başvurusunun usulden ve esastan reddine karar verilmesini, vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yükletilmesini, kötü niyetle istinafa başvuran karşı tarafın 329. Madde gereğince giderlere ve cezaya mahkum edilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dava, menfi tespit istemine  ilişkindir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda;Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, somut olayda davaya konusu bono metninin talil edildiğinin ve söz konusu bononun teminat bonosu olduğunun sabit olmasına, ilk derece mahkemesinin  olay nitelendirmesi ve gerekçesi ile  aynı nitelikteki emsal dosyalardaki Yargıtayın süregelen uygulaması (Yargıtay 3.HD.,09.05.2018, 2016/17924E - 2018/4924E.K.) nazara alındığında istinaf incelemesine konu kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin istinaf başvurusunun MK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf başvuru sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nun 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek davalı taraflarca yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalılar vekilinin Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2023 tarih ve 2022/15 Esas 2023/608 Karar sayılı ilamına karşı yaptığı istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b,1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davalılardan alınması gerekli olan 5.464,80 TL istinaf karar ve ilam  harcından peşin alınan 1.366,20 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 4.098,6TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalılardan alınarak Hazineye Gelir kaydına, <br>3-İstinaf eden davalı taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 15/11/2023<br>\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"003a65d0279092f0","SID":"88a6950b0435c86e"}}