{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     <br>                      T.C.<br>                 ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        31. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t        (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)<br>\t\t\t        (HMK. 353/1-b-2 Mad. Uyarınca Kararın<br>\t\t\t        Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulmasına)<br><br>ESAS NO\t: 2023/1042 <br>KARAR NO\t: 2023/1238<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 04/07/2023<br>NUMARASI\t: 2022/21 Esas -  2023/397 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 23/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ  \t: 28/11/2023<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; <br><br>\tİDDİA\t\t\t\t: <br>\tDavacı vekili; davalı şirket ile Kastamonu Rektörlüğü arasında 1995 tarihinde \"Kastamonu Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksek Okulu\" ile \"Kastamonu Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Meslek Yüksekokulu\" inşaatların yapımı için sözleşme imzalandığını, sözleşmede belirtilen süre içerisinde ödeneksizlikler nedeniyle inşaatların zamanında davalı şirket tarafından bitirilemediğini, 2008 yılında inşaat bitirilmesi için gerekli ödenekler tamamlandıktan sonra idare tarafından davalı şirkete inşaatların bitirilmesi için ek süre verildiğini, davalı şirketin alınan ek süre üzerine, müvekkili şirket ile inşaatların yapımı için ayrı ayrı 2 adet taşeronluk sözleşmesi imzaladığını, müvekkili şirketin taşeronluk sözleşmelerine göre Kastamonu Üniversitesinde inşaat işlerine başladığını ve davalı şirket ile kurum arasında imzalanan inşaat sözleşmelerine göre inşaatları bitirdiğini, inşaat süresince, Kastamonu Üniversitesi tarafından geçici hakedişler düzenlenerek davalı şirkete ödemeler yapıldığını, davalı şirket, hakediş ödemelerini kurumdan tahsil ettikten sonra müvekkili şirkete istediği miktarda fatura tanzim ettirdiğini ve bu faturalara göre ödemeler yaptığını, ancak davalı şirketin Kastamonu Üniversitesi'nden almış olduğu hakediş ödemelerini, taraflar arasında tanzim edilen taşeronluk sözleşmesine göre müvekkili şirkete fatura ettirmediğini, böylece eksik ödeme yapmış olduğunun tespit edildiğini, Kastamonu Üniversitesi'nden celp edilecek kesin hakediş raporlarıyla davalı şirketin müvekkili şirkete yapmış olduğu ödemeler karşılaştırıldığında, yapılan ödemelerin taraflar arasında akdedilen sözleşmelere göre eksik olduğunun anlaşılacağını, işin bitiminde davalı şirketin müvekkili şirket ile bir araya gelmediği için taraflar arasındaki kesin hesap yapılamadığını, davalı şirkete eksik ödemeler nedeniyle bir kısım alacağa mahsuben 30.11.2012 tarih ve 864432 seri no.lu 76.199,75 TL'lik fatura tanzim edilerek posta yoluyla tebliğ edildiğini, ancak davalı şirket tarafından fatura Ankara 38. Noterliğinin 21.12.2012 tarih ve 25621 yevmiye no.lu ihtarnamesiyle kabul edilmeyerek müvekkili şirkete iade edildiğini, müvekkili şirketin, davalı şirketten olan alacağını tam olarak hesaplayamadığı ve alacağını alamadığı için alacağına ilişkin olarak fatura tanzim edemediğini, tarafların alacak miktarı hususunda muaraza yaşadığını, davalı şirketin Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğünden ne kadar hakediş ödemesi aldığı müvekkili şirket tarafından kesin olarak tespit edilemediğini, davalı şirketin hakediş ödemelerine karşılık müvekkili şirkete ödemelerini banka kanalıyla yaptığını, yargılama sırasında yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde müvekkili şirketin alacak miktarı kesin olarak tespit edileceğini, yine inşaat süresince, müvekkili şirket tarafından ekonomik olarak sıkıntı yaşan davalı şirketin banka hesabına 3. şahıslara yapılacak ödemelerle ilgili olarak avans gönderildiğini, söz konusu paraların müvekkili şirkete iade edilmediğini, yapılacak bilirkişi incelenmesinde, söz konusu bedellerinde dikkate alınmasını talep ettiklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile dav a dilekçesi ile 10.000,00 TL'nin 12/06/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile de 303.404,93 TL'nin davalı şirketten ticari avans faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tSAVUNMA\t\t\t\t: <br>\tDavalı vekili; taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesindeki kararlaştırmaya göre; \"Kesinti ve mahsuplar taşeron tarafından ödenecektir \", Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu işinde Birim Fiyatlı işlerden davacı %85, Sağlık Hizmetleri MYO işinde yine Birim Fiyatlı işlerden %97,5 taşerona/davacıya ödeme yapılacağını, İdari Şartnamenin 1. maddesine göre taraflar \"işin ilgili her türlü vergi, sigorta taraflar arasında kendilerine düşen kısımlardan ve hak edişler üzerinden rakamlardan sorumludur.\" Denildiğini, davacının dava dilekçesi 1. maddesinde sözleşmeye dair yapılan tespitler içerisinde Beden Eğitimi ve SYO inşaatının 03.11.2010 tarihinde, Sağlık MYO işinin 31.12.2009 tarihinde sona erdiğini  bildirdiğini  ancak, bu işlerin henüz bitmediğini, Beden Eğitimi SYO'nda birçok eksiklik mevcut olup, bunlara dair eksiklikler davacı tarafından giderilmediğini, bu eksiklikler davacının eksiklikleri gidermeye yanaşmaması üzerine bedeli bilahare davacıya yansıtılmak üzere müvekkili tarafından giderilmeye çalışıldığını, davacının Bşdcn Eğitimi SYO'dan kaynaklı bir alacak talebi olabilmesi için bu işini öncelikle edimini eksiksiz olarak yerine getirmesi ve müvekkili tarafından tamamlatılan işlerin bedellerinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, Sağlık MYO işinin de tamamlandığı yazılı belge tahtında yine sabit olduğunu, dava dilekçesi 3. maddesinde davacının müvekkili şirketin ödemeleri kurumdan tahsil ettikten sonra istediği miktarda fatura tanzim ettirdiğini, alınan  ödemeleri sözleşmeye göre fatura etmediğini iddia ettiğini, müvekkili şirketin davacı şirkete dilediği gibi fatura kestirmesinin söz konusu olmadığını, müvekkili şirket tarafından davalıya belge bilgi gizlemek suretiyle eksik ödeme yapmak bir yana, sonradan yapılan incelemede davacıya hak ettiğinden 549.189,00 TL fazla para ödediğinin fark edildiğini, bu hususun yapılacak bilirkişi incelemesi ile de tespit olunacağını, dava dilekçesinin 4. maddesinde davacı faturasının iade edildiğini, alacağını tam olarak hesap edemediği için fatura da tanzim edilemediğini iddia ettiğini, davacı alacağını tam olarak hesap edemiyor ise neye göre 76.199,75 TL gibi kuruşlu ve detaylı fatura kestiğini, davacının bir alacağı var ise bunu kolaylıkla hesap edilebilecek durumda olduğunu, dava dilekçesinde 5. maddesinde müvekkili şirketin ekonomik olarak sıkıntı yaşadığı için 3. kişilere yapılacak avanslar için kendisine avans gönderildiği, bu paranın da müvekkili tarafından iade edilmediğini iddia ettiğini, esasen olayın tam tersi olduğunu, müvekkiline gönderilen paralar davacıya müvekkili tarafından elden verilen borcun iadesi olduğunu, davacı şirketin KDV tevkifatı miktarını bir ay kullanmak üzere müvekkilinden borç aldığını ve KDV ödemelerin son tarihi olan her ayın 25' inde müvekkiline geri ödediğini, tarafların hesap hareketleri ve davacı şirket yetkilisinin kendi el yazısı ile bu durum tartışmasız şekilde anlaşıldığını, şirket yetkilisi el yazısı ile hazırladığı kağıdın arkasında KDV için ödenen paraları alacağından düştüğünü, buna rağmen davacının bu denli net bir konuda dahi kendisini alacaklı çıkarmak gayretine girmesinin iyiniyet ilkeleri ile örtüşmekten uzak olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ\t       : <br>\tMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; \"Davalı ile Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğü arasında Beden Eğitimi Meslek YO  ve  Sağlık Hizmetleri Meslek  YO yapımı için sözleşmeler imzalandığı, daha sonra işe ara verildiği , yenide devam kararı alındığı ve  davalının işveren, davacının da taşeron olduğu Kastamonu Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu inşaat İşlerinin yaptırılması ve Kastamonu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Yüksel Okulu İnşaatı İşlerinin yaptırılması için imzalanan tarihsiz sözleşmelerin imzalandığı ,bu sözleşme tarihlerinin Kastamonu Üniversitesiyle yapılan yazışma neticesinde, geçici kabul tutanaklarındaki bilgilere göre iş yeri  tesliminin  28.11.2008 ve 30.10.2008 <br>olduğu anlaşılmıştır.<br> Davacı, bu sözleşme kapsamında işi kendisinin yaptığı ,davalının işi asıl işverene teslim ettiği ve hak edişlerle alacağı aldığı halde, kendisine eksik ödeme yaptığını belirterek bakiye alacağın tahsilini talep etmiştir. Mahkememizce taraf delileri toplanarak, ticari defter ve kayıtlar ile sözleşme hükümleri nazara alınarak bilirkişi heyetlerinde raporlar alınmıştır. Hüküm kurmaya elverişli önceki raporlar arasında çelişkiyi gideren son  bilirkişi heyeti raporuna göre ( her iki sözleşmeye  göre proje bedellerinden davacının sorumlu olduğu , malzeme fiyat farkının davacıya ait olacağı,  damga vergisi ve KDV ye ilişkin sözleşme hükümleride  nazara alınarak, yapılan hesaplamada, davacının bakiye iş bedeli  alacağı 222.411,59 TL olarak tespit ve hesap edilmiştir.<br>Ayrıca davacının davalıya banka kanalıyla gönderdiği ve davalı defterlerine kayıtlı 97.430,00TL nin davacıya iadesi hususunda TBK 102 maddesi hükümde niçin gönderildiği belirtilmeyen paranın borç için yapılan ödeme olarak kabulü gerektiği anlaşılmakta isede ;  davalı ticari defterleri incelendiğinden, bu miktar paranın davacıya daha önceden borç olarak gönderildiğine dair bir kayıt yada çıktının bulunmadığı gibi,  tarafların tacir olması,  davacı  şirketin göndermiş olduğu paranın davalı şirket defterlerinde gözükmesi ve davalı şirket kayıtlarında söz konusu borcu vermeye ilişkin herhangi ticari ilişki vs ye dair bir kayıt olmaması nedeni ile, bu miktarın  davalının elden verdiği  borç karşılığı ödene para  olduğuna dair iddiayı ispata yetirli olmadığı  ve davacının, davalıya gönderdiği karşılıksız  bir bedel,  yani borç para olduğu\" gerekçesi ile, 303.404,93 TL' nin 10.000,00 TL' sine dava tarihi olan 01/03/2013 tarihinden itibaren, bakiyesine ise ıslah tarihi olan 12/06/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t:<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; taraflar arasında aktedilen sözleşmede fiyat farkı ödeneceği - düşüleceği gibi bir ifadenin bulunmadığını, yıl içerisinde malzeme fiyatının düştüğü ya da arttığı halde birim fiyatların değişmeyeceğini, müteahhit ve taşeron arasında hesap yapılırken malzeme fiyat farkı hariç hesap yapılması gerekirken, yerel mahkeme tarafından buna dikkat edilmemesinin hatalı olduğunu, yine yerel mahkemece eksik inceleme ve denetleme neticesinde verilen kararın hatalı olduğunu, ıslaha karşı zamanaşımı itirazlarının da dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, hükme esas alınamayacağını, ilk derece mahkemesi kararında yalnızca bilirkişi raporuna atıf yapıldığını, kararın gerekçesiz olduğunu, hukuken bir dayanağının bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE    : <br>\tDava, eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı taşeron, davalı yüklenicidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalı tarafça istinaf edilmiştir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Taraflar arasında düzenlenen sözleşme niteliği itibariyle 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olup, davacı taşeron, davalı  yüklenicidir. Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği, tam olarak iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir.<br>\tTaraflar arasında  imzalanan ve tarih içermeyen sözleşmeler ile davalının yüklenimindeki Kastamonu Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu ile Sağlık Hizmetleri Yüksek Okulu inşaatının kalan kısımlarının davacı tarafından tamamlanması kararlaştırılmıştır. Davacı işi yaptığını ancak, davalının iş bedelini eksik ödediğini iddia ederken davalı işin eksik ve hatalı yapıldığını, davacıya hak ettiği bedelin fazlasıyla ödendiğini savunmaktadır. Mahkemece davanın kabulü ile 303.404,93 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, hüküm davalı tarafından istinaf edilmiştir.<br>\tDairemizce, mahkemece verilen ilk kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, \" 1- Dosyaya sunulan sözleşme suretlerinde bir tarih yazılı olmadığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümünde sözleşme tarihi de  önem taşımaktadır. Bu itibarla mahkemece taraflardan ellerinde bulunan sözleşme asılları istenilmeli ve gerçek olan  sözleşme metni ve sözleşme  tarihi tespit edilerek uyuşmazlık incelenmelidir.<br>\t2- Davacının ıslah dilekçesine karşı davalının zamanaşımı definde  bulunduğu, mahkemece bu hususta bir ara karar verilmediği, gerekçeli kararda da bu konuda bir gerekçeye yer verilmediği görülmektedir. Davalının ıslaha karşı yaptığı zamanaşımı defi  incelenip değerlendirilmelidir.<br>\t3- Mahkemece yargılama aşamasında mali müşavir, inşaat mühendisi ve eser sözleşmeleri konusunda uzman iki ayrı heyetten bilirkişi raporu alınarak ikinci bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda  karar verilmiştir. Bilirkişi raporları arasında çelişkiler bulunmakta olup  mahkemece, bu çelişkiler giderilmeden ve ikinci bilirkişi raporuna itibar edilmesinin gerekçeleri de gösterilmeden karar verilmiştir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi, tarafların önceki bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazların değerlendirilmesi için, ihale, vergi mevzuatı  ve mali konularda uzman emekli bir Sayıştay denetçisi, inşaat mühendisi ve eser sözleşmeleri konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak heyetten  uzlaştırıcı bilirkişi raporu alınmalı ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.\" gerekçesiyle mahkeme kararının HMK 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>                  Mahkemece Dairemizin kaldırma kararı sonrasında taraflardan ellerinde bulunan sözleşme asıllarının sunulması istenmiş, davacı vekili ellerindeki sözleşme asıllarını sunmuş, davalı vekili ise sözleşme asıllarını önceden sunduğunu bildirmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında mahkemece, ıslah ile artırılan kısım yönünden yapılan zamanaşımı defi değerlendirilmiştir. Akabinde  yeni bir bilirkişi heyeti kurularak bilirkişi raporu alınarak önceki bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmiştir.<br>Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararı öncesinde alınan birinci bilirkişi heyeti raporunda, neticeden davacının davalıdan 307.123,87 TL alacaklı olduğu bildirilmiş, yine kaldırma kararı öncesi alınan ikinci bilirkişi heyeti raporunda ise, davacının davalıdan 218.504,94 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir. Dairemiz kaldırma kararı sonrasında alınan üçüncü bilirkişi raporunda ise taraflar arasındaki sözleşmeler ve davacının yaptığı işler değerlendirilmek suretiyle ve de, kaldırma kararı öncesi alınan bilirkişi raporları da irdelenerek davacının 319.841,59 TL alacağının bulunduğu,  davalı şirketin davalıya  yaptığı toplam 97.430,00 TL lik havalenin takdirinin mahkemede olduğu, davacı tarafın söz konusu parayı davalının mali sorunları nedeniyle davalıya verdiklerini; davalının ise bu paranın elden verilen borcun iadesi amacıyla gönderildiğini bildirdiği, söz konusu paranın davacı alacağından düşülüp düşülmeyeceğinin takdirinin mahkeme olduğunu, söz konusu miktarın davacı alacağından düşülmemesi halinde davacı talebi de gözetildiğinde, davcanın 303.404,93 TL alacaklı olacağı, bu miktarın düşülmesi halinde ise davacının 222.411,59 TL alacaklı olacağı bildirilmiş, mahkemece 97.430,00 TL lik havale davacı alacağı olduğu kabul edilerek 303.404,93 TL üzerinden davanın tam olarak kabulüne karar verilmiştir.<br>Dairemiz kaldırma kararı sonrasında alınan uzman bilirkişi raporunda önceki bilirkişi raporları da irdelenmek suretiyle, proje bedellerinden davacının sorumlu olduğu, malzeme fiyat farkının davacıya ait olduğu, damga vergisi ve KDV ye ilişkin sözleşme hükümleri de dikkate alındığında davacının bakiye iş bedeli alacağının 222.411,59 TL olarak tespit edildiği, ayrıca davacının davalıya banka kanalıyla gönderdiği ve davalı defterine kayıtlı 97.430,00 TL nin mevcut borcun ödemesi  olarak değerlendirilmesi gerektiği, ancak davalı ticari defterlerinde bu miktar paranın davacıya borç olarak gönderildiğine dair bir kaydın bulunmadığı, tarafların tacir olduğu, davalı  kayıtlarında söz konusu borcun verildiğine ilişkin bir kaydın bulunmaması nedeniyle bu miktarın davalının elden verdiği borç karşılığı ödenen para olduğuna dair iddianın ispata yeterli olmadığı ve davacının davalıya gönderdiği borç para olduğu gerekçesiyle 303.404,93 TL nin davalıdan tahsiline hükmedilmiştir. Havale, kural olarak mevcut bir borcun ifası amacıyla yapılır. Diğer yandan  davacı taşeron davalı yüklenici olup, hayatın normal akışı doğrultusunda taşeronun yaptığı işlere karşılık olarak yüklenici iş bedeli ödemek durumundadır. Bu nedenlerle toplam   97.430,00 TL'lik havalenin davalı yükleniciye borç olarak verildiğine yönelik iddiasını davacı taşeron  ispat etmek zorundadır. Davacı taşeron bu iddiasını ispata yarar  yasal bir delil sunamamıştır. Bu nedenle söz konusu miktarın davacı alacağına dahil edilmesi mümkün değildir. Bu husus gözetilerek, Dairemizce davacının davalıya gönderdiği 97.430,00 TL tutarındaki miktar, davacı alacağından düşülmek suretiyle,  222.411,59 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br> HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/21 Esas, 2023/397 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince  KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın KISMEN KABULÜNE, 222.411,59 TL' nin 10.000,00 TL' sine dava tarihi olan 01/03/2013 tarihinden itibaren, bakiye 211.411,59'nin ise ıslah tarihi olan 12/06/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesinde belirtilen şekilde değişen oranlarda avans faizi  uygulanmak suretiyle  davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, <br>\t4-<br>Alınması gereken 15.192,94 TL harçtan peşin alınan 170,80 TL peşin harç ve 5.185,00 TL ıslah harcı toplamı 5.355,80 TL'nin mahsubu ile bakiye 9.837,14 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br> <br>\t5-Davacı tarafça peşin ödenen 170,80 + 5.185,00 TL toplamı 5.355,80 TL harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, <br>\t6-<br>Davacı tarafça ödenen 24,30 TL başvurma harcı ve 567,45 TL posta masrafı ve 11.850,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.441,75 TL'nin davanın red ve kabul oranına göre hesaplanan 9.120,45 TL'sinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan  edilen 35.361,74 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, <br>\t8-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, <br>\t9-HMK' nun 333 maddesi gereğince artan gider avansı bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, <br>\tİstinaf incelemesi yönünden;    <br>10-Davalı tarafından yatırılan 269,85 + 4.911,55 TL olmak üzere toplam 5.181,40 TL istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde kendisine iadesine,<br>11-Davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 300,00 TL dosya gönderme masrafı olmak üzere toplam 1.038,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 23/11/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> E-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> E-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> E-imzalıdır<br><br>Katip ...<br> E-imzalıdır<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1332dc27e91c466b","SID":"b6c9435522e638a5"}}