{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/1976 <br>KARAR NO\t\t: 2023/1683<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/07/2022 (Dava) - 15/06/2023 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2023/190 Esas - 2023/554 Karar<br>DAVA\t\t: Şirketin İhyası<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 01/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01/11/2023<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/190 Esas - 2023/554 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın ... ili, ... ilçesi, ... köyü, ... mevkii, ... pafta, ... parselde kain ... no.lu dubleks mesken vasfındaki taşınmazın maliki olduğunu, müvekkilinin bu taşınmazı 25/09/1996 tarihinde dava dışı ...  Şirketi'nden satın aldığını, taşınmaz bedeline güvence teşkil etmek üzere 25/09/1996 tarihli işlem ile eski Türk Lirası ile 340.000.000,00-TL, yeni Türk Lirası ile 340,00-TL'lik ipotek tesis edildiğini, akabinde müvekkilinin satış bedelinin tamamını anılı şirkete ödediğini, aradan geçen 20 yıldan uzun zamandan sonra müvekkili taşınmazı ile ilgili tasarrufta bulunmak istediğinde, 1996 yılında tesis edilen ipotek şerhinin hala feshedilmediğini öğrendiğini, şirketin son yetkili müdürü ... ile iletişime geçtiğini, ...'den tüm taşınmazlar üzerine dava dışı ...   Şti. lehine ipotek tesis edildiğini, bedelleri ödenmiş olmasına rağmen bazı fek işlemlerinin unutulduğunu, kendisine ait taşınmaz üzerindeki ipoteğin de fek işleminin unutulduğunu, ancak ... Müdürlüğünce şirketin özsermayesinin yetersiz olması nedeni ile 04/04/2014 tarihinde re'sen tasfiye edildiği bilgisini edindiğini, taşınmaz üzerindeki şerhin kaldırılması için öncelikle münfesih şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiğini, bu noktada 6102 sayılı TTK'ya eklenen geçici 7/15. maddesinin referans alınması gerektiğini, bu maddeye göre kaydı silinen şirketin tasfiye edilmemiş malvarlığı bulunması halinde 10 yıl içinde Hazine'ye devri hüküm altına alınmış olduğuna göre, bu 10 yıllık süre içerisinde şirketin ihyasının talep edilebileceğinin kabulü gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şirketin tasfiyesi sürecinde görev alan tasfiye memurlarının ...nden tespit edilip davalı olarak eklenmelerine, ... Müdürlüğüne 72713 sicil numarası ile kaydedilen ...  Şti.'nin, müvekkiline ait ... ili, ... ilçesi, ... köyü, ... mevkii, ... pafta, ... parselde kain ... no.lu dubleks mesken vasfındaki taşınmazı üzerindeki ipotek şerhinin kaldırılması adına hukuki yollara başvurulması ve sonrasında ek tasfiye işlemlerinin yapılması amacıyla sınırlı olmak üzere ihyasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin eksik işlem yapmak suretiyle müvekkilinin davayı ikame etmesine sebebiyet veren tasfiye memuru ve ... üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı cevap dilekçesinde özetle; sicil kayıtlarının tetkikinde; ...  Şirketi'nin 03/10/1994 tarihinde tescil edildiğini, sermayesinin 500,00-TL olduğunu, 6103 sayılı kanunun 20.maddesinin 1. fıkrası uyarınca zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca çıkarılan tebliğ'in 5. maddesinin a bendi uyarınca 04/04/2014 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarda bulunulduğunu, bu hususun 15/04/2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, yasal süresinde ihtara yanıt verilmemesi nedeniyle 12/08/2014 tarihinde sicil kaydının re'sen silindiğini ve bu hususun da 18/08/2014 tarih Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, bununla birlikte İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/11/2018 tarih 2018/519 Esas-2018/1117 K.sayılı kararı ile bu şirketin ihyasına karar verilmiş olduğunun ve 05/07/2019 tarihinde ihyasının tescil olduğunun tespit edildiğini, öncelikle dava konusu ihyası talep edilen şirketin sicil kaydı 12/08/2014 tarihinde silindiğinden işbu davanın süre yönünden reddi gerektiğini, müdürlük tarafından gerçekleştirilen re'sen terkin işlemlerinin TTK ve tebliğde belirtilen usul ve esaslara uygun olduğunu, nitekim münfesih durumda olduğu tespit edilen şirketlerin müdürlükte tescilli adreslerine ihtarnamelerin keşide edildiğini, fakat TTK gereği basiretli tacir olarak davranması gereken ilgiler tarafından yasal süresinde müdürlüğe herhangi bir bildirimde bulunulmaması üzerine re'sen terkin işlemi sürecinin işletildiğini, 6102 sayılı TTK'nın 31.maddesi gereği şirketlerin adres değişikliğinin de tescil edilmesi gerektiğini, münfesih durumda olan şirketlerin müdürlüklerinde tescilli adreslerine gönderilen ihtarnamelerin adreste tanınmama/adresten taşınma nedeniyle tebliğ edilememiş olmasının tamamen ilgili şirketlerin basiretli bir tacir olarak davranmaması ve yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklandığını (Yargıtay 11.HD 2020/1551 Esas-2020/3396 K.), müdürlüğün esasen işbu davada zorunlu yasal hasım olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini (Yargıtay 11. HD 2020/2299 E.-2020/4113 K.), geçici 7.maddenin uygulandığı dönemde derdest icra takibi/dava olup olmadığının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>KALDIRMA KARARIMIZ: <br>Mahkemece daha önceden \"davanın reddi\" ne dair verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde Dairemizin 22.02.2023 tarihli, 2023/212 E. - 2023/255 K. sayılı kararı ile; \"...Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davadışı şirketin sermaye şartını yerine getirmemesi nedeniyle re'sen TTK geçici 7.madde uyarınca terkin edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece dava hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle reddedilmişse de, bu kabul doğru olmamıştır. Davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerinde davadışı şirketin ipoteği bulunmakta olup, davacının, bedelini ödediği ipoteğin kaldırılması hususunda hukuki menfaati vardır. Somut uyuşmazlıkta, ihyası istenen şirketin, davacının taşınmazı üzerinde ayni bir hak niteliğinde olan ipotek hakkı bulunmakta olup, buna göre TTK'nın geçici 7.maddesinin 15.fıkrası son cümlesi uyarınca, şirkete ait malvarlığı bulunduğundan, silinme tarihinden itibaren 10 yıllık sürede mahkemeye başvurularak şirketin ihyasının istenmesi mümkündür. Terkin tarihi ve dava tarihine göre, davanın süresi içinde açıldığı da anlaşılmıştır. Yine, davadışı başka bir şahsın da aynı şirkete yönelik ihya davası açmış olduğu ve İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2018/519 E.-2018/1117 K. sayılı ilamı ile şirketin o davacının taşınmazı ile sınırlı işlem yapılmak üzere ihyasına karar verilmiş olduğu, bu nedenle ... Müdürlüığü' nden gelen yazı cevabında bahse konu şirketin 'Tasfiye Halinde' ibaresi ile tescilli durumda olduğunun ve eski yöneticisi ...  'in de tasfiye memuru olarak atanmış olduğunun bildirildiği görülmüşse de, sözkonusu ihya kararı 'sınırlı yetki' içermekte olup, eldeki davada davacının taşınmazına dair işlem yapılmasını mümkün kılmayacağından, davanın da esasına girilip karara bağlanması gerektiği açıktır. Bu hususlara ilaveten, dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesinde; davadışı şirkete ve yetkilisine yapılan ihtar metni bulunmakta ise de, bu ihtarların tebligat evraklarının bulunmaması nedeniyle, usule uygun olarak tebliğe çıkarılıp çıkarılmadığı ve dolayısıyla davalı tarafından yapılan re'sen terkin işleminin usule uygun olup olmadığı anlaşılamamış olup, mahkemece bu yöndeki belgelerin toplanmaması eksik inceleme olarak görülmüştür. Yargılama giderleri bakımından yapılacak değerlendirmede, re'sen terkin işleminde uyulması gereken usul ve esaslara uyulup uyulmadığının tespiti önem taşımakta olduğundan, mahkeme kararının eksik incelemeden dolayı kaldırılması gerekmiştir.\" gerekçeleriyle kaldırıldığı anlaşılmıştır.<br>YEREL MAHKEME KARARI:<br> Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda, \"....Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamından; davanın ticaret sicilden TTK 7. maddesi uyarınca terkin edilmiş ...  Şirketi'nin ihyasına yönelik olarak açıldığı, aynı şirkete yönelik dava dışı bir şahsın açmış olduğu ihya davasında İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/519 Esas - 2018/1117 Karar sayılı kararıyla şirketin söz konusu dosya davacısının taşınmazıyla sınırlı işlem yapılmak üzere ihyasına karar verilmiş olduğu, bu nedenle bahse konu şirketin 'Tasfiye Halinde' ibaresi ile tescilli durumda olduğu ve eski yöneticisi ...'in tasfiye memuru olarak atandığı, ancak söz konusu ihya kararının sınırlı yetki içerdiği, bu nedenle davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, ... Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabıyla sicil kayıtlarının tetkikinde şirketin sermaye yetersizliği sebebiyle 6102 Sayılı Yasa'nın geçici 7. maddesi gereği münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarname gönderilmiş olduğunun tespit edildiği, ancak ihtarnamenin tebliği bilgisine ulaşılamadığı bildirilerek Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilan örneği ve 04/04/2014 tarihli 'Sayın Yetkili' başlıklı ihtar örneklerinin gönderildiği, söz konusu 04/04/2014 tarihli ihtarın TTK geçici 7. maddesinin 4(a) maddesi kapsamında şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişiler ile şirkete ayrı ayrı gönderilip gönderilmediği belirlenemediği gibi bu ihtarların usulüne uygun şekilde tebliğ edilip edilmediği hususunun ve bu kapsamda belirtilen yasa hükmünde öngörülen ihtar koşulunun yerine getirildiğinin davalı tarafça ispat edilememiş olduğu, bu durumda usulüne uygun geçerli bir terkin işleminin  bulunmadığı, bu nedenle tasfiye memuru atanmasına gerek olmadan ihya kararı verilmesi gerektiği, davalı tarafın yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu sonucuna ulaşılarak davanın kabulüne karar verilmekle, sonuç olarak; ... Merkez ...  sicil nosunda kayıtlı (Tasfiye Halinde) ...  Şirketi'nin ... ili ... ilçesi ... Köyü ... Mevkii ... Ada ... Parsel (Eski ... parsel)  numarada davacı adına kayıtlı ... bağımsız bölüm nolu dubleks mesken vasfındaki taşınmaz üzerinde bulunan ipotek şerhinin kaldırılması için hukuki yollara başvurulması ve sonrasında bununla ilgili ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olmak kaydıyla İHYASINA, kararın Ticaret Sicilince tescil ve ilanına,  kararın niteliğine göre ek tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, karar kesinleştikten sonra bir suretin ...'ne gönderilmesine....\" şeklinde karar verilmiştir.\t<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>DAVALI TARAFINDAN; \"...Gerekçeli kararda, 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinin 4(a). maddesi uyarınca terkin işleminden önce şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar yollanacağının amir hüküm olarak düzenlediğini, bu düzenlemeye uygun olarak somut olay açısından şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerce ihtar gönderilmeden işlem yapılması nedeniyle terkin işleminin usulsüz olarak yapıldığının belirtildiğini, şirketin sermayesinin 500,00 TL olduğunu, 6103 sayılı kanunun 20. maddesinin 1. fıkrası uyarınca zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca çıkarılan münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve ticaret sicil kayıtlarının silinmesine ilişkin tebliğin 5. maddesinin a bendi uyarınca 04/04/2014 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarda bulunulduğunu, bu hususun 15/04/2014 tarih ve 8550 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, yasal süresi içinde ihtara yanıt verilmemesi nedeniyle 12/08/2014 tarihinde sicil kaydının re'sen silindiğini, bunun 18/08/2014 tarih 8633 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığının tespit edildiğini, 6102 sayılı TTK geçici 7/(15) fıkrasında; '...Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir' hükmünün yer aldığını, dava konusu ihyası talep edilen şirketin sicil kaydı 12/08/2014 tarihinde silindiğinden yasal süresinde açılmayan işbu davanın öncelikle süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, müdürlükleri tarafından re'sen terkin işlemlerinin tebliğde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda uygulandığını, şirketin müdürlüklerinde tescilli adresine ihtarnamelerin keşide edildiğini, fakat TTK gereği basiretli tacir olarak davranması gereken ilgililer tarafından yasal süresinde müdürlüklerine herhangi bir bildirimde/başvuruda bulunulmaması üzerine re'sen terkin işlemi sürecinin işletildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinin (4) Ticaret Sicili Müdürlüklerince; başlıklı a bendinde; 'ilan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibariyle tebligat yerine geçer' hükmünün yer aldığını, şirketlerin adres değişikliğinin de tescil edilmesi gerektiğini, münfesih durumda olan şirketlerin müdürlüklerinde tescilli adreslerine gönderilen ihtarnamelerin adreste tanınmama/adresten taşınma nedeniyle tebliğ edilmemesinin tamamen ilgili şirketlerin basiretli bir tacir olarak davranmaması ve yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklandığını, dolayısıyla şirketlerin tescilli adreslerine gönderilen ihtarnamelerin 6102 sayılı yasanın geçici 7. maddesinin yukarıda bahsedilen (4) kısmının a bendi gereği tebliğ edilmiş sayılacağının esas olduğunu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/1551 Esas - 2020/3396 Karar sayılı kararı), müdürlüklerinin esasen işbu davada zorunlu yasal hasım olduğunu, yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı hususun ve kusurunun bulunmaması nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müdürlüklerinin aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/2299 Esas, 2020/4113 Karar sayılı kararı), diğer taraftan basiretli tacir olan dava konusu şirketin veya devam eden davaları/icra takipleri bulunan ilgililerin müdürlüklerine söz konusu davalar ile ilgili herhangi bir bildirimleri bulunmadığından müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, aksi durumun kabulü halinde geçici 7. maddenin uygulanma imkanın bulunmadığını ve bu sefer de Ticaret Sicil Müdürlüklerinin yasal olarak yerine getirmeleri gereken yükümlülüklerini yerine getirmemelerinin söz konusu olabileceğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>KATILMA YOLUYLA İSTİNAF BAŞVURUSUNDA BULUNAN DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Mahkemece verilen ihya kararında, yapılan terkin işleminin geçersiz olması nedeniyle yeniden tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığının ifade edildiğini ve ek tasfiye memurunun atanmadığını, ancak mahkemenin bu kararının uygulamada fek işlemi yapmalarına engel teşkil edeceğini, nitekim, karar ile şirketin sicil kayıtlarında ihya edileceğini ancak, yine yapacakları hukuki işlemler karşısında tebliğe elverişli adres ve imza yetkilisi sorununun karşılarına çıkacağını, zira, ihya kararının en başından terkin işlemini geçersiz kılıp şirketin son imza yetkilisini de yine imzaya yetkili kişi olarak kendiliğinden tescil etmeyeceğini, dolayısıyla ihya kararı ile birlikte imzaya yetkili bir tasfiye memuru atanması gerektiğini, aksi durumda işlem yapma imkanların olmayacağını, yıllarca süren yargılama sonucunda fek işleminin gerçekleşmesi adına olumlu bir sonucun ortaya çıkmayacağını...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, TTK geçici 7.madde uyarınca terkin edilmiş şirketin ihyası istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından ve katılma yoluyla da davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davadışı şirketin sermaye şartını yerine getirmemesi nedeniyle re'sen TTK geçici 7.madde uyarınca terkin edildiği anlaşılmaktadır. Davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerinde davadışı şirketin ayni hak niteliğinde ipoteğinin bulunduğu görülmüştür.<br>2-6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, şirkete ait tasfiye edilmemiş malvarlığının bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde şirketin ihyasını isteyebilirler. Somut uyuşmazlıkta, davacıya ait taşınmaz üzerinde sicil kaydı silinen şirketin ipotek hakkı bulunduğunun anlaşılmasına, şirkete ait taşınmaz ipoteğinin de ayni hak niteliğinde olup şirkete ait mal varlığına dahil olmasına, ve şirketin terkininden itibaren 10 yıllık sürenin de dolmamasına göre, davanın yasal süresinde açıldığının görüldüğü gibi, kaldı ki kaldırma kararı sonrasında dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre, davalı ... Müdürlüğü re'sen terkin işlemi öncesinde usule uygun şekilde gerekli tebligatları yaptığını da ispatlayamamış olup, bu yön itibariyle de davalı tarafın davanın süresinde açılmadığı yönündeki itirazlarının kabulü mümkün görülmemiştir.  <br>3-Dosya kapsamı incelendiğinde; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin 4. fıkrası uyarınca yapılması gereken tebligatlar ile ilgili olarak, davalı ... Müdürlüğünce ihyası istenen şirkete ve yetkililerine düzenlenen ihbar metinlerinin tebliğ edildiğine dair hiçbir delil sunulamamış olup, bu ihtarların yapıldığının ispatlanamadığı, bu nedenle sicil işlemi hatalı olmakla birlikte 6102 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi gözetildiğinde, davadışı ihyası istenen şirket asgari sermaye şartını süresinde yerine getirmemiş olduğundan  münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından \"tasfiye ile sınırlı olmak üzere ihya\" ya karar verilebileceği, şirkete ve yetkilisine ihtar tebliğ edilmeden ihyası talep olunan şirketi usulsüz terkin etmek suretiyle eldeki davanın açılmasına sebebiyet verenin davalı olduğu, bu nedenle mahkemece usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalının yargılama giderlerinden ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması yönündeki kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı tarafın tüm istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir (Aynı yönde bknz. Yargıtay 11. HD  2023/1961 E. - 2023/2367 K). <br>4-Bununla birlikte, davacı vekilinin ihya kararına yönelik bir itirazı olmamakla birlikte, istinaf itirazında ileri sürdüğü \"şirkete ek tasfiye memuru atanması gerekirken atanmadığı\"na dair itiraz ise yerinde görülmüştür. Her ne kadar mahkeme gerekçesinde usule uygun tebligat yapılmadan şirket terkin edildiğinden, geçerli bir terkin işlemi bulunmadığı, bu nedenle de tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığı belirtilmiş ise de, hüküm kısmında ipotek şerhinin kaldırılması işlemiyle sınırlı olarak şirketin ek tasfiye için ihya edilmesine dair fıkra ile karar gerekçesi arasında bu şekilde çelişki oluşturulması doğru olmadığı gibi, kaldı ki yukarıda açıklandığı üzere, ihyası istenen şirketin yasa uyarınca gerekli sermaye arttırımını yapmamış olması ve gerekli asgari sermayeyi sağlayamaması nedeniyle münfesihlik durumu devam edeceğinden, sınırlı sebeple ihya edilen şirkete ek tasfiye memuru atanması gerektiği açıktır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne karar verilmiş, HMK 353/1-b-2. madde uyarınca Dairemizce kararının kaldırılıp \"ek tasfiye amacıyla sınırlı olarak ... 'in tasfiye memuru olarak atanması\" şeklindeki hükmün  ilavesi ile yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiştir (Aynı yönde bknz. Yargıtay 11. HD  2023/1961 E. - 2023/2367 K).<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yeniden hüküm tesisine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının ESASTAN KABULÜNE; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/190 Esas - 2023/554 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>\"a-... Merkez ...  sicil nosunda kayıtlı (Tasfiye Halinde) ...  Şirketi'nin ... ili ... ilçesi ... Köyü ... Mevkii ... Ada ... Parsel (Eski ... parsel)  numarada davacı adına kayıtlı ... bağımsız bölüm nolu dubleks mesken vasfındaki taşınmaz üzerinde bulunan ipotek şerhinin kaldırılması için hukuki yollara başvurulması ve sonrasında bununla ilgili ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olmak kaydıyla İHYASINA,<br>b-Ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olarak ... TC kimlik numaralı ...'in ek tasfiye memuru olarak atanmasına,<br>c-Kararın ...nce Tescil ve İlanına,<br>d-Tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına,<br>e-Karar kesinleştikten sonra bir suretin ...'ne gönderilmesine,<br>f-Alınması gerekli 269,85 TL harçtan peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15 TL'nin davalı taraftan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>g-Davacı taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>h-Davacı tarafça yapılan ilk dava gideri 92,20 TL, 3 kep gideri 2,75 TL, 3 e-tebligat gideri 25,50 TL gideri, 4 tebligat gideri 173 TL olmak üzere toplam 293,45 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>ı-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin  talep halinde  yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine\",<br>ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA;<br>a-İstinaf başvurusu sırasında davacıdan alınan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>b-Davalıdan alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcı peşin olarak alındığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına,<br>4-İstinaf incelemesi esnasında davacı tarafça yapılan 165,00 TL yargılama gideri ve 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin toplam 903‬,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın,  Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 01/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b2be52b8c4888225","SID":"3436f70c4144e9e8"}}