{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2021/642  Esas 2023/1554  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2021/642<br>KARAR NO\t\t: 2023/1554<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t:  09/01/2020 <br>NUMARASI\t\t: 2017/179 Esas -2020/16 Karar <br>DAVACI            \t:<br>VEKİLİ             \t:<br>DAVALI             \t: <br>DAVA                  \t: ALACAK <br>DAVA TARİHİ  \t: 09/03/2017 <br>KARAR TARİHİ\t:  02/11/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:  27/11/2023<br><br>\t<br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 23/06/2010 tarihinde yapılan Genel Kurulunda 3 yıl süre ile görev yapmak üzere şirket yönetim kurulu üyeliğine seçilen müvekkili için davalı şirketin 23/06/2010 tarihinde yapılan Genel Kurulunda Yönetim Kurulu üyelerine ödenecek huzur hakkının rakamsal olarak belirlenmediğini, buna karşı 29/12/2009 tarihinde yapılan 26. Olağan Genel Kurulda alınan 7 numaralı karar ile yönetim kurulu üyelerine aylık net 4.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, davacının bahsi geçen yönetim kurulu üyeliği görevinin 11/06/2013 tarihine kadar devam ettiğini, söz konusu tarihte yapılan 2010-2011-2012  yılları Genel Kurulunda alınan karar ile yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğini, davacıya yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 23/06/2010-11/06/2013 tarihleri arasını kapsayan zaman diliminde aylık net 4.000,00 TL üzerinden ödeme yapılması gerekmekteyken davalı şirket tarafından müvekkiline hiçbir şekilde ödeme yapılmadığını, Mart 2012 ile Haziran 2013 dönemlerini kapsayan 64.000,00 TL net yönetim kurulu üyelik ücreti alacağının aylık tahakkuk tarihlerinden başlayarak işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı şirket yönetim kurulu üyeliği yaptığı 3 yıllık dönem boyunca toplantıda belirlenen aylık 4.000,00 TL huzur hakkının her ay eksiksiz olarak kendisine ödendiğini, tüm dönemi kapsayan ödemelerin banka yoluyla yapılmış olduğunu, dava dilekçesinde 23.06.2010-11.06.2013 tarihleri arasını kapsayan dönemde kendisine huzur hakkının hiç ödenmediğini iddia eden davacının dava dilekçesinin istem ve sonuç kısmında davacıya ödenmediği iddia edilen 2012 Mart-2013 Haziran dönemlerine karşılık gelen kısmın talep edilmesinin çelişki yarattığını, davacının şirket genel kurul kararına aykırı olarak huzur hakkının eksik şekilde ödendiği iddiasıyla davayı açmasının haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yönelik olduğunu, yönetim kurulu  kararı gereği sermaye artırımına ilişkin hissesi oranından ödenmesi gereken 24.862,50 TL'nin ödenmesi için kendisine gönderilen Ankara 24. Noterliği'nin 21.03.2017 tarihli ve ihtarname ile şirketten avans olarak alınıp iade edilmeyen 22.000,00 Avro'nun tahsili için başlatılan icra takibinin derdest olduğu gözetildiğinde davacı ile müvekkili şirket arasında uyuşmazlık bulunduğunu, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tİlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi kök ve ek raporuna ve toplanan tüm delillere göre; ödenmediği ileri sürülen huzur hakkının tahsili istemiyle açılan işbu alacak davasında; davacıya dava konusu 2012 Mart - 2013 Haziran döneminde yapılan ödemelerin huzur hakkı ödemesi olduğunun, ücretlerin eksiksiz yatırıldığının, davacının davalı şirketten dava konusu dönem ile ilgili huzur hakkı alacağının bulunmadığının belirlendiği, davacının hesabına her ne kadar \"maaş\" adı altında ödemeler yapılmışsa da bilirkişilerce bu tutarlardan herhangi bir sigorta priminin kesilmediği, bu haliyle maaş ödemesi olmadığı yönünde tespit yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporlarına göre karar verildiğini, bilirkişi raporlarında müvekkiline maaş adı altında yapılan ödemelerin huzur hakkı kanısına varılmış olup yapılan değerlendirmenin yerinde olmadığını, bilirkişi incelemesine esas alınan tek belgenin müvekkiline ait olduğu söylenen bordrolar olduğunu, söz konusu bordrolarda müvekkilinin imzası bulunmamakta olup davalı şirket tarafından müvekkiline sadece maaş adı altında ödemeler yapıldığını, bu bordroların müvekkilinden gizlendiğini, genel kurulda alınan kararla belirlenen huzur hakkı alacağının 4.000,00 TL olarak belirlendiğini, değiştirilmesine dair farklı bir karar da alınmadığını, oysa müvekkiline 4000,00 TL dışında başka bir miktarın ödendiğini, işçi ücretlerine yapılan zamların müvekkiline de yapılarak ödendiğini, davalı şirkette Temmuz 1988 tarihinden Haziran 2013 tarihine kadar yönetim kurulu başkan yardımcılığı ve genel müdür yardımcılığı görevlerini aralıksız yerine getiren müvekkilinin 2013 tarihinde yönetim kurulu üyeliği görevinden kendi isteği ile ayrıldığını, 2013 yılı Haziran ayından 2015 yılı Mart ayına kadar da şirketin genel müdür yardımcılığını yaptığını, müvekkilinin şirketin birçok pozisyonunda idari ve teknik görevlerde bulunduğunu tüm bu görevleri sebebiyle davalı şirket tarafından kendisine istihdam ilişkisine binaen \"maaş/ücret ödemesi\" üstelik 6 aylık periyotlarda zam uygulanmak suretiyle yapıldığını, müvekkiline davalı şirketin genel müdür yardımcılığı görevi için dava konusu dönemde aylık 4082,01 TL ücret ödemesi yaptığını, yönetim kurulu üyeliği ise bu görevinin yanında ilave bir görev olduğunu, aylık 4.000,00 TL huzur hakkının kendisine hiçbir şekilde ödenmediğini, 1988 yılından itibaren davalı şirketin müvekkiline daha az vergi vermek amacıyla zaman zaman sadece huzur hakkı sadece maaş ve zaman zamanda hem maaş hem huzur hakkı ödemesi yaptığını, davalı şirketin ana sözleşmesinin 13. Maddesinde yönetim kurulu üyelerine ücret veya huzur hakkının ödeneceğinin karara bağlandığını, huzur hakkı yönetim kurulu toplantılarına katılım sayısınca ödendiğine göre müvekkiline toplantı sayısına bakılmaksızın neden her ay ücret ödemesinin yapıldığını, daha az vergi ödemek için davalı şirketin bordrolarında huzur hakkı ödemesi olarak ödemelerini düzenlediğini, müvekkiline ödenen yıllık 12 adet ücretin hukuken huzur hakkı olamayacağını, müvekkiline ödenen  4.082, 01 TLnin ücret mi yoksa huzur hakkımı olduğunu ortaya koyabilmek için, bilirkişilerin Mart 2012 tarihinin öncesine gitmeleri ve müvekkilime Ocak 2006-Mart 2015 tarihleri arasında yapılan tüm ödemeleri değerlendirmeleri gerektiğini, müvekkilime yapılan ödemelerin huzur hakkı olmadığını, Genel Müdürlüğü Yardımcılığı görevine istinaden yapılan ücret ödemeleri olduğunu  bilirkişi heyetinin incelediği bordrolar detaylı bir şekilde değerlendirildiğinde, söz konusu bordrolarda müvekkili ...'in imzasının olmadığının, anılan bordrolara şirket Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı ...'ın imza attığının görüleceğini,   müvekkilinin imzasının olmadığı bu bordrolarda 4/a prim kesintisinin yapılıp yapılmadığını müvekkilinin bilmediğini, davalı şirketin müvekkilinin hesabına aylık olarak \"maaş\" adı altından 4.082, 01 TL ödeme yapmış olup, müvekkilince bordroların kendisine verilmemesi nedeniyle söz konusu ödemeleri ücret/maaş olarak değerlendirdiğini, davalı şirketin belli ki devlete prim ödememek için müvekkiline yaptığı ücret ödemelerini bordrolandırırken huzur hakkı şeklinde bir değerlendirmeye gitmediğini, ne var ki bu durumu müvekkilinden gizleyerek banka hesabına \"maaş\" adı altında ödediğini, davalı şirketin gerçek duruşu muvazaalı, perdelenmiş ve açık hile ile oluşturduğunu, davalı şirketin müvekkiline yaptığı Ocak 2006-Mart 2015 tarihlerini kapsayan dönemdeki ödemeleri incelendiğinde; müvekkiline kimi zaman hem Genel Müdür Yardımcılığına istinaden ücret ödemesi yapıldığını hem de Yönetim Kurulu üyeliği nedeniyle Huzur Hakkı ödediğinin görüleceğini, ayrıca, müvekkilince davalı şirket aleyhine kıdem tazminatı ve ücret alacakları için Ankara 31.İş Mahkemesi'nde alacak davası açılmış olup, anılan Mahkemenin 2017/141 E. sayılı dosyasına davalı şirket tarafından mahkemeye dosyasına sunulan özlük dosyasının aynısının sunulduğunu, ne var ki dosya içerisinde bulunan bordrolar incelendiğinde; Ankara 31.İş Mahkemesindeki dosyada yer alan bordrolarda hiçbir imzanın bulunmadığı buna karşın Mahkemeye sunulan dosyada yer alan bordrolara şirket Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı ... imza attığının görüleceğini, müvekkiline yapılan ödemeler huzur hakkı ise maaş/ücret ödemelerinin ne olduğunu, davalı şirketin müvekkiline yapmış olduğu ücret ödemelerini enflasyon oranında güncelleyerek maaş adı altında ödenmeye devam ettiğini, kimi zaman %6 kimi zamanda %23.5 rakamlarına denk gelen miktarlarda maaş/ücretinde artış yaptığını, söz konusu artışın sadece müvekkilinin maaş/ücretlerinde yapılmadığını, şirkette çalışan diğer personelin ücretlerinde de yapıldığını, oysa müvekkiline ödenmesi gerekli huzur hakkı Genel Kurul Kararından anlaşılacağı üzere sabit olup, 4.000, 00 TLnin üstüne bir artış yapılmadığını, bilirkişi raporlarında Temmuz 2013'tte herhangi bir ücret ödemesi yapılmadığı belirtildiği halde  oysa belgeler dikkatli incelendiğinde Temmuz 2013 tarihinde 5.360,00 TL ücret ödemesinin müvekkiline yapıldığını, bu tarihte yapılan ödemenin müvekkiline dava konusu dönemde yapılan ücret ödemesinin devamı olduğunu, bir başka deyişle davalı şirketin müvekkiline huzur hakkı ödemesi yapmadığını, muvazaalı bir şekilde yapılan ödemeleri bordrolara sigorta kesintilerini uygulayarak huzur hakkı gibi geçirdiğini, bununla birlikte Yönetim Kurulu üyeliğinin sona erdiği Temmuz 2013 tarihinde Genel Müdür Yardımcılığı ücretini ödemeye devam ettiğini,  bilirkişilerin davalı şirket yetkililerinin beyanlarında hareketle müvekkili ile davalı şirket arasında hizmet akdinin olmadığını değerlendirmiş olsalar da, gerek iş sözleşmelerinin yazılı olma zorunluluğunun olmaması gerekse de Ankara 31. İş Mahkemesine sunulan belgelerden görüleceği üzere TÜBİTAK'a sunulan bir çok projede müvekkilinin şirket ile iş sözleşmesi ilişkinin ortaya konulduğunu, ileri sürerek açıklanan bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavalı vekili, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, davalı anonim şirkette yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yapan davacının ödenmeyen huzur hakkı alacağının tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.   <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;<br>\tBilindiği üzere TTK'nın 394. Maddesi gereği (6762 sayılı TTK'nın 333. Maddesi) yönetim kurulu üyelerine, ana sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı verilebilir. Şayet ortaklık ana sözleşmelerinde yönetim kuruluna ücret ödeneceği hakkında bir hüküm yoksa veya yönetim kurulu yahut genel kurulca ücret ödenmesine dair herhangi bir karar almamışsa, T.C. Anayasası’na göre angarya yasak olup, burada ayrıca bir vergi kaybı da söz konusu olacağından, bu konuda alınmış bir karar olmasa bile yönetim kurulu üyeleri için uygun bir ücret verilmelidir. (Yargıtay 11. HD. 04.03.1991 1991/9421 E.-1464 K., G. Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler Hukuku, 3. Baskı, Cilt 2, s:1919 vd.) <br>\tİlk derece mahkemesince yargılama sırasında usul ve yöntemine uygun olarak alınan mali müşavir bilirkişi ... ile hukukçu hesap bilirkişisi Av. ... tarafından düzenlenen 07.11.2018 tarihli kök raporda; davalı şirket tarafından davacıya her ay düzenli olarak \"maaş\" açıklamasıyla ücret ödendiği, açıklamalarda huzur hakkı ya da genel müdür yardımcısı maaşı/ücreti gibi bir açıklamanın yer almadığı, dava dilekçesine konu Temmuz/2010-Haziran 2013 arası dönem için davacıya 5 ay 4.099,73 TL, altı ay 4.349,73 TL, 5 ay 5.360,09 TL olmak üzere toplamda 73.397,48 TL ödendiği, davacının incelemeye esas 2012 ve 2013 yıllarına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, defter tasdiklerinin yaptırıldığı, davacı ile ilgili her ay düzenli olarak bordro yapıldığı, bordroların \"770.03.01 kodlu Yönt.ve Dent. Kur. Hakkı Huzur Ücretleri hesabına\" işlendiği, dava konusu döneme ilişkin ücret ödemelerinin davalı ticari defterlerindeki kayıtlarına göre toplam 73.000,00 TL olduğu, ücretin net ücret olarak ödendiği, brüte dönüştürülen ücretlerden sadece gelir vergisi kesintisi yapıldığı, sigorta prim kesintisinin yapılmadığı, bordrolarda imza olmadığı ve ödemelerin bankadan yapıldığı, Temmuz/2013 ayında ücret ödemesi yapılmadığı, 06.08.2013 tarihinde davacının sigortalı işe girişinin yapılmasını takiben ücret ödemesinin devam ettiği, bordrolarında gelir vergisi kesintisinin yanı sıra sosyal güvenlik destek priminin de kesilmeye başlandığı, 2013 yılı bitinceye kadar 5 aylık dönem için toplam 20.000,00 TL net olarak ödendiği, bordrolarda ödeme olmadığı ve ödemelerin bankadan yapıldığı, 05.08.2013 tarihinde davalı şirket tarafından davacı adına Sosyal Güvenlik Kurumu'na \"sigortalı işe giriş bildirgesi\" verildiği, bildirgede sigortalılık türü kodunun \"4/a hizmet akdine tabi olarak çalışanlar\" olarak işaretlendiği, sigorta prim kesintisinin \"...güv.des.primi\" olarak işaretlendiği, 30.06.2015 tarihi itibarıyla davacının işten ayrılış bildirgesinin verildiği,  5510 sayılı SGK 4-b-3 maddesi gereği anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin 4/a sigortalısı olamayacağı anlaşılmakla  davacıya dava konusu 2012/Mart-2013/Haziran döneminde ödenen ücretlerden 4/a prim kesintisi yapılmadığı, dolayısıyla 4/b kapsamında değerlendirildiği, her ne kadar banka kayıtlarındaki ödemelerde açıklama \"maaş\" olarak belirtilmiş ise de davalı şirket tarafından davacıya 2012/mart-2013/Haziran dönemindeki 15 ay süre boyunca yönetim kurulu üyesi sıfatıyla yapılan ücret ödemelerinin huzur hakkı ücreti ödemesi olduğu, genel müdür yardımcılığı sıfatıyla ödeme yapılmadığı belirtilmiş, davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürmüş olduğu itirazları değerlendirmek üzere aynı bilirkişi heyetinden alınan 05.09.2019 tarihli ek raporda özetle; kök rapordaki görüşlerini tekrar etmiştir. <br>\tAnkara 31. İş Mahkemesi'nin 2017/141 Esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacı ... tarafından 27.03.2017 tarihinde davalı ... Tic. Ve Sanayi AŞ aleyhine açmış olduğu davada dava dilekçesinde davalı şirkete Mart 2006 ila Haziran 2015 yılları arasında verdiği hizmet karşılığında ödenmeyen kıdem tazminatı alacağı için şimdilik 2.500,00 TL, davalı şirkette işe girdiği 1981 yılından ayrıldığı 2015 tarihine kadar şimdilik 1.000,00 TL yıllık izin ücreti, davalı şirket için hazırladığı iki adet TÜBİTAK projesi sebebiyle şimdilik 2.500,00 TL ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle açılan davada taraflar arasında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığı, mahkemenin görevli olmadığı, Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle 15.01.2019 tarihli ve 2017/141 Esas-2019/9 Karar sayılı kararın verildiği anlaşılmıştır. <br>\tEldeki davada davacı, davalı anonim şirkette 23.06.2010-11.06.2013 tarihleri arasında yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptığı halde 2009 yılında yapılan olağan genel kurulda alınan kararla belirlenen aylık 4.000,00 TL huzur hakkının ödenmediğini, davalı anonim şirkette aynı zamanda genel müdür yardımcısı olarak da görev yapmış olması sebebiyle kendisine maaşının ödendiğini  iddia ederek Mart 2012-Haziran 2013 arası döneme ait toplam 64.000,00 TL huzur hakkı alacağının ödenmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise davacıya yönetim kurulu üyesi olduğu 01.06.2010-30.06.2013 arası dönemde huzur hakkı alacağının ödendiğini, bu dönemde davacıya genel müdür yardımcısı olarak ücret ödemesi yapılmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporuna göre davacıya belirlenen huzur hakkı alacağının bordrolarda yer alan \"maaş\" açıklaması altıda ödendiğinin, bu ödemelerden sosyal güvenlik destek primi kesilmediğinin belirlendiği  gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı anonim şirket vekili davacının davasına konu huzur hakkı alacağının tamamen ödendiğini savunduğuna, eş deyişle ödeme def'inde bulunduğuna göre davacıya istem konusu huzur hakkı alacağını ödediğini HMK'nın 200. Maddesi gereği usulüne uygun delillerle kanıtlamakla yükümlüdür.<br>\tSomut olayda 29.06.2010 tarihinde yayımlanan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi örneğine ve dosyada bir örneği bulunan 23.06.2010 tarihli 27. Olağan genel kurul toplantı tutanağı göre; 29.06.2010 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında 3 yıl süreyle davacının  davalı anonim şirketin yönetim kurulu başkan yardımcılığına atandığı, 25/06/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında sermaye artırımına gidilmesine yönelik karar verilerek 3.000.000 TL olan şirket sermayesinin  6.000.000 TL'ye arttırılmasına karar verildiği,  bu tarihte davalının sermaye payının 900.000,00 TL, hisse adedinin 900, payının ise %15 olduğu, dosyada bir örneği yer alan 29.12.2009 tarihli davalı anonim şirketin 26. olağan genel kurul toplantı tutanağının 7 no'lu bendinde; 01.01.2010-31.12.2010 tarihleri arasında yönetim kurulu başkan yardımcısına aylık net 4.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine dair karar alındığı, davalı anonim şirketin de kabulünde olduğu üzere davacının 30.09.1992-31.03.2015 tarihleri arasında davalı şirkette genel müdür yardımcılığı görevinde bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık davacıya davalı anonim şirket tarafından ödendiği savunulan huzur hakkının gerçekten ödenip ödenmediği, davacıya yapılan ödemelerin aynı zamanda davalı şirketteki genel müdür yardımcılığı görevi karşılığında yapılan maaş ödemesi olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Dava konusu huzur hakkının talep edildiği 2012 yılı Mart ayı ile 2013 yılı Haziran ayları arasına ait dönemde üstelik davacının davalı şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu, dolayısıyla davalı şirketin tutulan ticari defter ve kayıtlarından sorumluluğunun bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının usul ve yasaya uygun tutulduğu belirlenen ticari defter ve kayıtlarında bu dönemde davacıya yapılan ödemelerin \"huzur hakkı\" adıyla  ticari defterlere kayıtlı olduğunun ve davacıya bu dönemde yapılan ödemelerde sosyal güvenlik destek primi kesilmediğinin, dolayısıyla davacının sigortalı türünün 4/b olarak bildirildiğinin tespit edildiği gözetildiğinde, davalı şirketçe davacıya dava konusu dönemde huzur hakkının ödendiğinin usul ve yasaya uygun delillerle kanıtlandığı anlaşılmış olmakla, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin reddine karar verilmiştir. <br>\t Sonuç olarak yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvuru kanun  dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-İstinafa başvuran davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili Tarifesi hükümleri gereği istinafa başvurusunda haksız çıkan davacı taraftan alınması gereken 269,85 TL istinaf maktu karar harcı başlangıçta peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 210,55 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına,  varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine, <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,\t\t <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.02/11/2023<br><br><br>Başkan - ...               Üye - ...              Üye - ...                      Zabıt Katibi - ...<br>...                ...             ...                      ...<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f4c3f28e01034121","SID":"3d2fa3b511ee6255"}}