{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>19. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/183 <br>KARAR NO: 2023/2370<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/10/2020<br>NUMARASI: 2018/1300 2020/567<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/11/2023<br>İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 14/10/2020 tarihli ve 2018/1300 Esas,  2020/567 Karar sayılı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı.Dosya incelendi. Davacı vekili dilekçesinde özetle; davalılardan ... ve ... ile davacı arasında 08.02.2006 tarihinde imzalanmış olan adi yazılı Gayrimenkul Satış Sözleşmesi ile satıcı davacının Kadıköy ... Noterliğinin 31.07.1997 tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde kat karşılığı satış vaadi inşaat sözleşmesi ile hak sahihi bulunduğu İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı yerdeki ... Blok, ... Kat, ... nolu dairenin KDV dahil 200.000 USD bedelle satılması hususunda anlaşılmış olduğunu, sözleşmenin 3. Ve 4. maddelerinde açıkça belirtildiği üzere gayrlmenkulün bedeli olan KDV dahil 200.000 USD ve cezai şart karşılığı olarak 175.000 USD olmak üzere toplam 375.000 USD tutarlı, ... Bankası A.Ş. tarafından tanzim edilmiş olan 06.02.2006 tarih ve ... T.M. Seri no'lu teminat mektubunun davacj tarafından davalılardan ... ve ...'a verilmiş olduğunu, sözleşmenin 4. maddesinde belirtildiği üzere davalı alıcıların, davacı satıcı ile arsa sahipleri arasında tapu devri ve tescili davasının derdest olduğunu ve bu dava sonucunda satıcı lehine hükmen tescilin yapıldığı tarihten sonra alıcı adına tapu devrinin yapılabileceğini bilerek ve kabul ederek daireyi satın aldığını, sözleşmenin imzası ile birlikte dairenin fiilen alıcıya teslim edilmiş olduğunu, davalı alıcıların satışa konu daireyi, sözleşmenin imza tarihinden itibaren kullanmakta ve/veya yararlanmakta olduğunu, sözleşmenin 4. maddesinin 4. paragrafında sözleşmenin imzalanmasını müteakip 3. Yılın sonunda devam eden dosyanın kesinleşmemiş olması halinde alıcının keşide edeceği ihtarname ile tek taraflı olarak sözleşmeden cayma hakkına sahip olduğunun düzenlendiğini, her hakkın kullanılmasında ve borcun ifasında olduğu gihi alıcının da cayma hakkını TMK M.2'ye uygun olarak kullanmak zorunda olduğunu, davalı alıcıların cayma hakkının kullanılabilir olmasından itibaren makul bir sürede cayma hakkını kullanması gerektiğini, ancak somut olayda alıcıların cayma haklarını, 08.02.2009 tarihinin üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen kullanmamış olduklarını, davacı ile arsa sahiplen arasındaki İstanbul Anadolu 7. ATM'nin 2014/1228 E. sayılı dosyası üzerinden görülen tapu iptali davasında verilen karar ile davalılardan ... ve ...'a satışı yapılmış olan ... blok, ...Kat, ... nolu dairenin tapusunun davacı adına tesciline karar verildiğini, davacı ile olan davanın i geldiği durum ve aşamayı bilmelerine rağmen davacı ile aralarındaki sözleşme hükümlerine aykırı hareket ederek herhangi bir ihbar ve ihtarda bulunmaksın davacının vermiş olduğu teminat mektubunu nakde çevirmek için ... Bankası AŞ.'ye müracaat ettiklerini, davacı tarafından İstanbul Anadolu 24. AHM'ne teminat mektubunun paraya çevrilmemesi için ihtiyati tedbir başvurusunda bulunulduğunu ve talebin kabul edildiğini, ancak davalıların bu karar çıkmadan önce teminat mektubunu paraya çevirerek 375.000 USD'yi uhdelerine geçirmiş olduklarını, davalıların sözleşmeyi ihlal etmeleri ve teminat mektubunu haksız olarak paraya çevirmeleri üzerine uğranılan zararın tazmini talepleriyle huzurdaki davayı açma zaruretinin hasıl olmuş olduğunu belirerek fazlaya dair talep ve haklan saklı kalmak üzere teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrildiğinin tespitine, davalılara haksız yere ödenen 375.000 USD tutarlı teminat mektubu bedelinin daha önce tahsil edilen 200.000 USD meblağın takas ve mahsubuyla bakiye 175.000 USD'nin nakde çevrilme tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanunun M.4/a'da belirli avans faizi oranında ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsiline,  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Bankası A.Ş. cevap dilekçesinde özetle; davalı banka tarafından tahsis edilen kredi limiti çerçevesinde davacı ... San. Ve Tic. A.Ş. 'nin lehdar olduğu ve diğer davalılar ... ve ...'ın muhatapları olduğu 06.02.2006 tanzim tarihli, ... T.M. Seri no'lu 375.000 USD tutarlı \"kesin\" ve \"süresiz\" teminat mektubunun düzenlenmiş olduğunu, teminat mektubunun muhatapları ... ve ...'ın 19.10,2018 tarihli yazılı talepleriyle davalı bankanın teminat mektubunu lehdar davacının sözleşme taahhütlerini zamanında yerine getirmediği gerekçesi ile tazmin talebinde bulunmuş olduklarını, muhatabın usulüne uygun tazmin talebi üzerine muhatabın belirttiği hesaba 2.084.925 TL'nin yatırılmış olduğunu, davacının diğer davalılar ile arasındaki problemlerin bankayı ilgilendirmediğini, teminat mektubunun garanti sözleşmesi niteliğinde olan bir belge olması nedeniyle tazmin taleplerinde garantörün sadece \"şekli inceleme\" yapma yetkisi olup taraflar arasındaki ilişkinin esasına girmesinin mümkün olmadığını, teminat mektubunun tazmini aşamasında sunulmuş bir tedbir kararının mevcut olmadığını, mezkur tedbir kararının paraya çevirme işleminden sonra verildiği için hedeflenen korumanın sağlanamamış olduğunu, davalı bankadan kira bedelinin talep edilmesinin mümkün olmaması nedeni ile de kira bedeli talebi yönünden, müvekkili banka açısından reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek banka aleyhine açılmış davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... cevap dilekçesinde özetle;  davalıların davacı şirketten kendileri ve 3 çocukları için Ağustos 2005 ile Şubat 2006 tarihleri arasında fiyatları farklı olmakla birlikte, aynı olan Gayrimenkul Satış Sözleşmeleri ile 4 adet daire satın almış olduklarını, davaya konu edilen gayrimenkulu 08/02/2005 tarihinde 375.000 USD ödeyerek satın aldıklarını, davacının davalı gerçek kişilere sattığı gayrimenkulun mülkiyetini devretmediğini, \"tapu devri gerçekleşinceye kadar\" davalı gerçek kişilere 375.000 USD değerinde kat'i süresiz ve bankaya başvuru halinde derhal nakde çevrilebilecek teminat mektubu vermiş olduğunu, davacı şirketin vergiden kaçmak amacıyla, gayrimenkulün bedelini 200.000,00 USD, 175.000,00 USD yi ise cezai şart karşılığı olarak yazmış olduğunu, davacımn en geç 3 yıl içerisinde satıcının tapu devrini gerçekleştiremediği takdirde alıcrya vermiş olduğu teminat mektubunun nakde çevrilebileceğini ve geçmiş yıllara ilişkin kira talebinde bulunmayacağını da sözleşme ila kabul etmesine rağmen işbu dava ile cezai şartı ve geçmiş yıllara ilişkin kira taleplerini dava konusu etmiş olduğunu, oysa davacının taleplerinin daya konusu yapılamayacağının gayrimenkul satış sözleşmesi ile hüküm altına alınmış olduğunu, davalı gerçek kişilerin gayrimenkulün mülkiyetini devralmayı beklediklerini, uzun yıllar geçmesine rağmen tapunun halen verilmemesi nedeniyle davacı şirket ile yeniden 15.08.2015 tarihli ek düzenleme adı altında gayrimenkul bedeli olarak ödedikleri 375.000 USD karşılığı kadar aldıkları teminat mektubunun ve ilk imzalanan Gayrimenkul Satış Sözleşmesi şartlarının geçerliliği konusunda anlaşma akdetmiş ve bu ek sözleşme üzerinden de 3 sene geçmesine rağmen halen tapularını alamadıkları daire ile ilgili 12 sene evvel ödemiş oldukları 375.000 USD olan teminat mektubunu nakde çevirmek zorunda kaldıklarını, davacı şirket yetkilileri ile imzalanan 15.03.2015 tarihli ek düzenleme ile teminat mektuplarının daire bedelleri karşılığı olduğunu açıkça beyan ederek satış vaadi sözleşmelerinin balen geçerli olduğunu belirtmiş ve teminat mektuplarının lehtarların diledikleri tarihte nakde dönüştürebileceklerini, kendi kayıtlarım inceleyerek teyit ve beyan etmek suretiyle davaiı gerçek kişilere vermiş olduğunu, sunulan belge incelendiğinde bahsi geçen belgede davacının cezai şartın varlığından bahsetmediğinin görülebileceğini belirtmiş ve davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret  Mahkemesinin 14/10/2020 tarih, 2018/1300 Esas, 2020/567 Karar sayılı ''Davalı ...A.Ş yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, Davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile; 972.965 TL'nin 19/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, Aşan istemin reddine'' ilişkin kararı davacı ile davalılar ... Ve ... tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece davacının kira alacağı yönünden talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların hukuka aykırı eylemleri nedeniyle sözleşmenin işlemez hale getirildiği, taşınmazdan yararlandıkları 13 seneye yönelik kira ödeme yükümlülüklerinin bulunduğu, bu nedenle kira talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılarak talebin kabulüne karar verilmesinin talep edip kararı istinaf etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece verilen kararın haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının davalıyı temerrüde düşürmediğini, faiz talebinin reddi gerektiğini, dava konusu 375.000,00 doların tamamını taşınmazın satış bedeli olduğunu, cezai şart içermediğini,  davacının gerçek dışı iddialarla açtığı davanın reddi gerektiğini, kararın kaldırılmasını talep ederek kararı istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, taraflar arasında adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesinin davalılar tarafından ihlali nedeniyle teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrilmesi iddiasına dayanılarak açılan tespit ve tahsil davasıdır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda \"...  cayma hakkına ilişkin olarak taraflarca sözleşmenin 4/4.maddesinde, ihtarname ile davalı alıcıların sözleşmeden cayma hakkına sahip olacağının, bu durumda davalı/ alıcıların teminat mektubunu nakte çevirme hakkına sahip olduğunun düzenlendiği, bozucu yenilik doğurucu bu hakkın kullanımı yönünden ihtarname şartının öngörüldüğü belirlenmiş, ne var ki davalı gerçek kişilerce, teminat mektubunun nakte çevrilmesi öncesi sözleşmeden cayma iradelerini ortaya koyan bir ihtarnamenin keşide edildiği aşamalarda iddia ve ispat olunamamıştır. Mahkememizce yapılan bu tespit ve sözleşmenin 4/4. maddesi ile 7/1. maddesi hükümleri çerçevesinde, davalı gerçek kişilerce sözleşmeye aykırı olarak teminat mektubunun nakte çevrildiği, sözleşmenin nakte çevirme tarihi itibariyle hala ayakta olduğu Mahkememizce değerlendirilmiş ve talebe binaen 175.000,00 USD yönünden, tahsil tarihinden itibaren faiziyle ve tutarın davalılarca TL cinsinden tahsil edildiği, gözetilerek 972.965,00 TL'nin gerçek kişilerden tahsili ile davacıya iadesine dair karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin kira istemi yönünden ise yine taraflar arasındaki sözleşmenin 4/4 maddesi son cümlesinde satıcı/ davacının kira/ ecrimisil talep edemeyeceğinin gayrikabili rücu kaydı ile kabul ve beyan edilmiş olması yukarıda ayrıntısı ile açıklandığı üzere bu sözleşmenin şeklen geçerli ve dava tarihi itibariyle halen ayakta olması nedeniyle kira isteminin de reddine dair karar vermek gerekmiştir. Davalı ...A.Ş yönünden ise davacı vekilinin feragat beyanı davalı vekilinin de masraf ve vekalet ücretine ilişkin 16/06/2020 tarihli beyanı doğrultusunda...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür. Sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yine anılan yasanın 3/d maddesinde, “hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet”, 3/i maddesinde “İmalatçı-Üretici: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal veya hizmetleri ya da bu mal veya hizmetlerin hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine kendi ayırt edici işaretini, ticari markasını veya unvanını koyarak satışa sunan” olarak tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Somut olayda davacı, banka dışındaki davalılar ile arasındaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanarak alacak talebinde bulunmaktadır. Davalılar ... Ve ... tüketici sıfatında olup yapılan satış sözleşmesi de tüketici işlemidir. Bu halde taraflar arasındaki temel ilişkinin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığı ve eldeki davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemenin görevi hususu kamu düzenine ilişkin olup, bunun mahkemece resen nazara alınması gerekir. O halde mahkemece, davaya bakmakla Tüketici Mahkemeleri görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın Asliye Ticaret Mahkemesi olarak görülmüş olması usul ve yasaya aykırıdır. Her ne kadar  bir kısım davalılar istinaf talebinde göreve ilişkin itirazda bulunmamış ise de görev kamu düzenine ilişkin olup her aşamada göz önüne alınması gerekir. Kamu düzeni nedeniyle yapılan istinaf incelemesinde davacının istinaf taleplerinin esasına girmeksizin kararın kaldırılmasına ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacının ve davalılar ... Ve ...'ın istinaf taleplerinin esası incelenmeksizin kamu düzeni gereğince ilk derece mahkemesi KARARININ KALDIRILMASINA, Dosyanın, gerekçede belirtilen hususlara göre incelenerek sonucuna göre bir karar verilmek üzere mahkemesine İADESİNE, İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle davalılar ... ve ... tüketici olmakla harçtan muaf olduğundan bu davalılar tarafından yatırılan istinaf harçlarının talepleri halinde ilk derece mahkemesince kendilerine iadesine, İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan harcın mahsubuyla eksik 215,45 TL harcın davacıdan ilk derece mahkemesince hazine adına tahsiline, İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Davanın ve dosya üzerinde yapılan yargılamanın niteliği ve avukatlık asgari ücret tarifesi göz önünde bulundurularak aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulan için vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,Karar tebliği, harç takibi ve  avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde, tarafların ve vekillerin yokluğunda oy birliği ile KESİN olarak verilen karar, açıkça okundu. 27/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"53a5bc5e1ccb36e9","SID":"23e516333b0af508"}}