{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/534 <br>KARAR NO: 2023/1389 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 24/02/2022<br>NUMARASI: 2020/390 (E) - 2022/182 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 24/10/2023<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yönetimindeki ... plakalı otomobille, davacı ...'ın görevli olarak çalıştığı ...'a ait otoparka ters yönden giren dava dışı sürücü ...'ın, kendisini uyaran adı geçen davacıya yönetimindeki aracın ön tamponuyla çarparak yere düşürdüğünü, araçtan inerek tekme ve tokatla vurmak suretiyle darp edip küfürler ettiğini belirterek, fazla ilişkin hakların saklı kalmak koşuluyla 6.350 TL tedavi gideri, 41.712 TL kalıcı iş göremezlikten kaynaklanan tazminatın, 12.000 TL manevi tazminatın, 100.000 TL geçici iş göremezlik tazminatının ve 100 TL bakım gideri tazminatının davalılardan tahsil edilerek, davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... Ticaret AŞ ve ... Sigorta Şirketi cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince, trafik kazası niteliği taşımayan davaya konu olayın, dava dışı sürücü ...'ın kasten hareket ederek davacıyı yaralaması biçiminde gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı dilekçesinde özetle; Bakırköy 5'inci Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/307 (E) sayılı davasından araç sürücüsü ...'ın sorumluluğunun belirlendiğini, yaşanan olayın adı geçen sürücüsünün yönetiminde bulunan davalı ... Ticaret AŞ tarafından uzun süreli kira sözleşmesiyle kullanılan, davalı ... Sigorta Şirketi'ne sigortalı araç ile meydana geldiğini kesin hüküm ile saptandığını, bu nedenle davalıların sorumluluklarının bulunmadığı yönündeki tanımlamanın ve kararın açıkça yasaya aykırı olduğunu,  ...'a ait otoparkta meydana gelen davacının yaralanmasına neden olan kazada davalıların sorumluluğunun tartışmasız olduğunu, araç sürücüsü aleyhine yapılan yargılamada Bakırköy 5'inci Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/307 (E) sayılı dosyasında kabulüne karar verilen alacağın tahsil edilemediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosyaya eklenen Bakırköy 5'inci Asliye Hukuk Mahkemesinin 31/10/2019 gün ve 2011/307 (E) - 2019/459 (K) sayılı kararıyla davacı ...'ın davalı işleten ... Ticaret AŞ'ye karşı açtığı bedensel zarar tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin davanın reddine; 6350 TL tedavi gideri, 41.712 TL sürekli sakatlık zararının davalı ...'dan tahsil edilerek davacı ...'a verilmesine; manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 12.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmolunduğu; Dairemizin 30/6/2020 gün ve 2020/312 (E) - 2020/1058 (K) sayılı karıyla, davaya konu zararın davalı ...'ın kasıtlı eyleminden dolayı gerçekleştiği vurgulanarak, davacı vekilinin katılma yoluyla verdiği istinaf dilekçesinin HMK'nin 346'ncı maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ise aynı Kanun'un 353/1-b/1'inci maddesi gereğince esastan reddine, karar verildiği anlaşılmıştır. Bakırköy 10'uncu Asliye Ceza Mahkemesinin 5/11/2013 gün ve 2011/516 (E) - 2013/676 (K) sayılı kararıyla da; sanık ...'ın katılan ...'ı üzerine sürdüğü yönetimindeki otomobille çarparak, vücudunda kemik kırığına neden olacak biçimde yaraladığı gerekçesiyle, kasten yaralama suçundan eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 86/1, 87/3 ve 53'üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezasıyla mahkûmiyetine; hakaret suçundan ise TCK'nin  125/1 ve 52/2'nci maddeleri uyarınca 3.600 TL adli para cezasıyla mahkûmiyetine, hakaret suçundan verilen ceza yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 231'inci maddesinin 5'inci fıkrası uyarınca adı geçen sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği; anılan kararın hakaret suçu yönünden Bakırköy 5'inci Ağır Ceza Mahkemesinin 26/11/2013 gün ve 2013/1617 Değişik İş sayılı kararıyla sanık savunmanın itirazının reddine karar verilmesi; kasten yaralama suçundan verilen mahkûmiyet hükmü yönünden ise Yargıtay 3'üncü Ceza Dairesinin 18/2/2016 gün ve 2015/20664 (E) - 2016/3810 (K) sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 3'üncü maddesi uyarınca, trafik kazası, karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm,yaralanma ve zararla sonuçlanmış olan olaydır. Aynı Kanun'un 85'inci maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Anılan Kanununun 85'inci maddesinin son fıkrası ile 88'inci maddesinin, 1'inci fıkrasına göre de, işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi müteselsilen sorumludurlar. Buradaki aracın sürücüsünün veya yardımcı kişilerin kusuru kasıt veya taksirden kaynaklanabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74'üncü maddesi gereğince hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz. Diğer yönden, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz. Buna göre, hukuk hâkimi kural olarak ceza hâkiminin belirlediği kusur oranıyla bağlı değil ise de, kesinleşen maddi olgu ile bağlıdır. Eldeki davada,  Yargıtay 3'üncü Ceza Dairesinin 18/2/2016 gün ve 2015/20664 (E) - 2016/3810 (K) sayılı kararıyla onanarak kesinleşen Bakırköy 10'uncu Asliye Ceza Mahkemesinin 5/11/2013 gün ve 2011/516 (E) - 2013/676 (K) sayılı kararıyla, dava dışı sürücü ...'ın, 18/12/2010 günü yönetimindeki ... Ticaret AŞ'nin uzun süreli kiraladığı ileri sürülen, davalı ... Sigorta şirketine  ZMSS poliçesiyle sigortalı ... plakalı araçla  ana karayoluyla doğrudan bağlantısı olan ve dava dışı ... tarafından işletilen otoparkın bulunduğu Güngören İlçesi, ... Sokakta çarparak, kasten yaralanmasına neden olduğu sabit hale gelmiştir. Bu itibarla davaya konu olayın KTK kapsamında trafik kazası niteliğinde olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. Diğer yandan, KTK'nin 86'ncı maddesine göre işleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Davaya konu olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın, sigortacının işletene rücu hakkını ilişkin B.4'üncü maddesinin \"a\" bendinde tazminatı gerektiren olayın işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmesi sigorta ettirene rücu nedeni olarak düzenlenmiş, teminat dışı haller arasında sayılmamıştır. Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, davaya konu trafik kazası niteliğindeki olay nedeniyle ortaya çıkan zarardan işleten ile işletenin sorumluluğunu teminat altına alan ZMSS poliçesini düzenleyen sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunduğunun anlaşılması karşısında, tarafların ileri sürdüğü kanıtlar değerlendirilerek oluşacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6'ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf başvurusu için yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istekte bulunulması durumunda ilk derece mahkemesince yatıran tarafa geri verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu başvurusundan ötürü davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine, 6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a ve 362/1-g maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10/24/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ffcb1ab06bf90e65","SID":"dd61785725c2bf68"}}