{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/505 Esas <br>KARAR NO: 2023/1746 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/53 Esas - 2022/394 Karar <br>TARİHİ: 11/05/2022<br>DAVA: Şirketin İhyası (TTK'nun geçici 7. Maddesi uyarınca) <br>KARAR TARİHİ: 08/11/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili tarafından ihyası istenilen ... Tic. Ltd. Şti. tarafından hizmet tespiti amaçlı açılan İzmir 14. İş Mahkemesinin 2016/488 esas sayılı dosyası ile devam ettiğini, şirkete tebligat yapılamadığından şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davalı müdürlüğün TTK'nun 32. maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, maddede gösterilen usulde şirketin resen terkin edildiğini, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirildiğini, müvekkilinin dava açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadıklarını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 11/05/2022 tarih  2022/53 Esas - 2022/394 Karar sayılı kararında;\"Dava, TTK'nın geçici 7. maddesine göre terkin edilen şirketin derdest İzmir 14. İş Mahkemesinin 2016/488 esas sayılı dava dosyası nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca , 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.559 sayılı KHK gereğince  sermayelerini  öngörülen  tutara çıkarmamış bulunmaları,TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilirler. TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı,  yapılacak ihtarın ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği,  4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, münfesih olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp ticaret siciline bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11.bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan  şirketin  unvanının ticaret sicilden resen silineceği düzenlenmiştir.Somut olayda;dosya arasında bulunan  ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, dava konusu ihyası istenen şirketin 5 yıl süre ile olağan genel kurul toplantısını yapamaması nedeniyle 31.07.2013 tarihinde  6102 sayılı TTK'nın geçici 7. Maddesine göre sicilden terkin edildiği tespit edilmiştir.  İhyası talep olunan şirket ile davacı arasında İzmir 14. İş Mahkemesi'nin 2016/488 Esas  sayılı dosyası ile görülmekte olan davanın derdest dosya olduğu, somut davadaki davacının o davada da davacı konumunda olduğu, derdest davanın görülmesi açısından terkin olan şirketin ihyasının zorunlu olduğu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken TTK' nun geçici 7 maddesine dayanılarak 31.07.2013 tarihinde sicil kaydı re'sen terkin edilen ... Limited Şirketinin ihyasına karar verilmesi halinde şirketin tasfiye haline gireceğine ilişkin yasal düzenleme bulunmamaktadır.Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünce ihyası istenilen şirket adına tebligat çıkartılmadığı, Yargıtay 11 HD. 'nin  2020/1896 Esas - 2020/4397 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, 6102 Sayılı TTK'nın Geçici 7/4-a maddesi uyarınca, şirketin sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar yollanması gerekmesine rağmen şirket temsilcilerine tebligat çıkarılmamış olduğu ve terkine ilişkin ihtarın yalnız ilan yoluyla yapıldığı anlaşılmıştır.TTK' nun 547. maddesine göre tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde tasfiye memurunun atanması gerekecektir. İhyası istenen şirket 6102 sayılı yasanın TTK' nun geçici 7 maddesine dayanılarak resen terkin edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere hakkında açılmış dava varken terkin işlemi yapılması aynı yasanın geçici 7/2. maddesine aykırı olup esasen tasfiyesi de yapılmadığından ve yapılacak tasfiye işlemi de yasaya uygun olmayacağından yalnızca taraf teşkilinin sağlanması bakımından ihya kararı verilmesi ile yetinilmesi gerekip, ayrıca tasfiye memuru atanmasına gerek bulunmamaktadır. (Yargıtay 11.H.D.'nin 19/09/2018 tarih VE 2018/3714 esas - 2018/5439 karar sayılı örnek ilamı) İhyası talep edilen şirket aleyhine açılan davanın varlığına rağmen şirketin, TTK'nın Geçici 7. maddesine göre  18/02/2015 tarihinde re'sen terkin edildiği, TTK’nın Geçici 7. maddesinin 4. fıkrasının “a” bendi uyarınca sicil kayıtlarına göre şirketi temsile yetkili kişilere ayrıca tebligat yapılmadığı anlaşılmakla, terkin işlemini TTK'nın Geçici 7. maddesine uygun olarak yapmayan davalı kurumun yargılama giderlerinden sorumlu olacağı açıktır. Bu durumda, HMK 326.maddesi uyarınca davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/4755 Esas- 2019/8101 Karar sayılı içtihadı da benzer mahiyettedir.). Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ile İzmir 14. İş Mahkemesinin 2016/488 esas sayılı dosyasında davanın taraf teşkili sağlanarak görülebilmesi için davaya konu terkin edilen şirketin ihyası zorunlu bulunmakla davanın kabulü ile şirketin ihyasına, davanın İzmir 14. İş Mahkemesinin 2016/488 esas sayılı dosyasına yönelik olarak açılması nedeniyle ihyanın yalnız görülen dava konusu ile sınırlı tutulmasına karar vermek gerekmiştir. \"gerekçesi ile, -Açılan davanın TTK Geçici 7. Maddesi uyarınca KABULÜ İLE;İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numaralı  dosyasında kayıtlıyken resen terkin edilen  ‘... Ticaret Limited Şirketi\" nin İzmir 14. İş Mahkemesi’nin 2016/488 E  sayılı dosyası ile sınırlı  olmak üzere İHYASINA,-Şirketin sicil kaydı TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca terkin edilmiş olduğundan, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına,-Karar kesinleştiğinde Ticaret Sicilinde TESCİL VE İLANINA, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; 09/10/2014  tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca,  ticaret sicilinden re'sen terkin edilen ...Ticaret Limited şirketi'nin ihyasına, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmiş olup; müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün, dava konusu işlemi hukuka uygun olduğu hâlde, müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin aşağıda açıklanacağı üzere hukuka aykırı olmakla; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ettiklerini, Mevzuat gereğince ve mevzuata uygun olarak, dava konusu şirketi sicilden terkin eden müvekkilinin davanın açılmasında, kanun gereği zorunlu işlem tesis eden taraf olmak (yasal hasım olmak) dışında, davanın açılmasına sebep verdiğinden hiçbir biçimde bahis mümkün olmadığını, re’sen terkine ilişkin tüm prosedürün yerine getirildiğini, kanun gereği işlem tesis etmesi zorunlu olan müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,   Bu noktada; derdest davası/icra takibi olan şirketler hakkında işlem yapılamamasının da, ancak, bu hususun, müvekkile bildirilmesi ile mümkün olabilecek nitelikte olduğunun belirtilmesi gerektiğini; dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede devam eden davası/icra takibi bulunduğuna ilişkin herhangi bir bildirim yapılmadığının saptandığını, Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğünün, re’sen işlem yapma yetkisinin, kanunda açık bir biçimde düzenlenmiş hâllerde bulunması ve fakat bu istisnai hâller dışında, bir mahkeme kararı bulunmaksızın tescil edilmiş herhangi bir olguyu değiştirmesinin, mevzuat gereğince mümkün olmamasına (ve dava konusu olay bakımından da re’sen işlem yapma yetkisi bulunmamasına) binaen;  dava konusu şirketin sicil kaydını, mevzuata uygun biçimde re’sen terk eden müvekkilinin, dava konusu şirketin kaydını, herhangi bir mahkeme kararı bulunmaksızın açamayacağını; gerçekten de, müvekkilinin mevzuata uygun biçimde, kanun gereğince re’sen terkin edilmesi gereken dava konusu şirketi, hukuka uygun biçimde terkin ettikten sonra, herhangi bir mahkeme kararı bulunmadan yeniden (re’sen) tescil etmesinin hukuken imkânsız olduğunu; dava konusu şirketin sicil kaydının re’sen müvekkili tarafından açılmasına ilişkin yetkisinin bulunmadığını; nitekim, anılan geçici m. 7’de, bu şirketlere karşı ihya davası açılabileceğinin düzenlendiğini;İlk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere (gerekçeli kararın 2. sayfasının 3. paragrafı) dava konusu şirketin sicil dosyasında Türkiye Ticaret sicili gazetesindeki ilana ve bu husustaki emsal Yargıtay içtihadına rağmen hiçbir değerlendirme ve tartışmaya da yer verilmeksizin re'sen terkin prosedürünün denetlenerek; hukuka, emsal içtihatlara aykırı şekilde ve yargılamanın konusunu oluşturmayan bir hususa dayalı olarak müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığını,   Mahkemece, \"şirketin sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar yollanması gerekmesine rağmen şirket temsilcilerine tebligat çıkarılmamış olduğu ve terkine ilişkin ihtarın yalnız ilan yoluyla yapıldığı anlaşılmıştır.\" gerekçesiyle re'sen terkin işleminin kanuna uygun olmadığına karar verildiğini,  re'sen terkin işlemine karşı herhangi bir iddia ileri sürülmediğini ve bu yönde bir iddianın davacı üçüncü kişi tarafından ileri sürülemeyecek olmasına rağmen mahkemece ispat kurallarının tersine çevrilerek ve ayrıca da Türkiye Ticaret Sicili gazetesinde yayınlanan ilan ve bu ilana atfedilen hukuki nitelik gözetilmeksizin / değerlendirilmeksizin \"sicil kayıtlarının aksi ispat edilmediği sürece doğru olduğu ilkesi\"nin göz ardı edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, İhtarın ulaşmadığı durumlarda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici madde 7/f.4-a’da, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat hükümleri yerine geçtiği hükme bağlandığından; müvekkili tarafından davaya konu şirkete yapılan ihtarın (bildirimin), dava konusu şirketin eline ulaşmadığı bir an için kabul edilse dahi, müvekkilin re’sen terkine ilişkin prosedürde bir eksik işlem yaptığından bahsetmenin mümkün olamayacağını; Gerçekten de; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.7/f.4-a’da, “Kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirkete veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinin otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri yerine yapılmış tebligat yerine geçer.” denilmek suretiyle, ilgiliye ihtarın ulaşmadığı durumlarda, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanının, ilan tarihinin otuzuncu günü itibariyle,  7201 sayılı Tebligat Kanununa uygun bir bildirim olduğu hususunun vurgulandığını; ilanın bulunması karşısında, müvekkilinin eksik bir işleminden bahsinin dahi mümkün olmadığını ancak mahkemece anılan savunmalarının değerlendirilmediğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.07.2020 tarihli, E. 2020/1551 K. 2020/3396 sayılı ilâmının müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini doğruladığını, İstanbul Bölge Adliye mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 16.11.2022 tarihli, E. 2022/2092 K. 2022/1605 sayılı ilâmında da, terkin işleminin yasada öngörülen usulle yapılması halinde usulüne uygun terkin yapan davalının yargı giderinden sorumlu tutulamayacağının belirtildiğini,  Mahkemece re'sen terkin prosedürünün denetlenmesi ve müvekkili aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Davacı dilekçesi incelendiğinde; dava konusu şirket hakkında ikame edilen davada (İzmir 14. İş Mahkemesinin 2016/488 E. sayılı dosyası) taraf teşkilinin sağlanması için görülen davanın açıldığını, buna göre ihya (ek tasfiye) davasına dayanak teşkil eden davanın, dava konusu şirketin ticaret sicilinden terkin edildiği tarih ve ihya (ek tasfiye) davasının da 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması karşısında görülen davada uygulanması gereken hukuk kuralının TTK m. 547 olduğunu, gerçekten de, davacının dava konusu şirket bakımından üçüncü kişi konumunda olduğu da gözetildiğinde mahkemece, müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,  Kanun koyucunun TTK Geçici 7. maddede yalnızca \"devam eden davaları\" bulunan şirketler bakımından düzenleme getirdiğini ve yine \"ticaret sicilinden unvanları silinecek şirket veya kooperatiflerin borçlarının bulunmasının re'sen terkine engel teşkil etmeyeceğini\" de açıkça düzenlediğini, (TTK Geçici m. 7/12). Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.10.2020 tarihli, 2020/2299 E., 2020/4113 K. Sayılı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 04.11.2021 tarihli, E. 2021/1753 K. 2021/1571 sayılı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 20.05.2021 tarihli, E. 2021/781 K. 2021/757 sayılı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 15.04.2021 tarihli ve E. 2019/825 K. 2021/494 sayılı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 17.06.2021 tarihli ve E. 2020/1527 K. 2021/772 sayılı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 04.06.2021 tarihli ve E. 2019/1120 K. 2021/687 sayılı ilamlarında da yasal hasım olan davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin belirtildiğini, Sonuç olarak, dava konusu şirketin, hukuka ve mevzuata uygun bir şekilde ticaret sicilinden re'sen terkin edilmesine ve emsal içtihatlara rağmen, eksik inceleme ve değerlendirmeyle dava konusu şirketin terkin işlemlerinin hatalı olduğunun kabul edilmesi ve müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,İleri sürerek,  yukarıda arz edilen ve inceleme sırasında re’sen tespit edilecek diğer nedenler de göz önüne alınarak;  İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/394 sayılı kararının kaldırılarak, talepleri doğrultusunda karar verilerek; müvekkil müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca sicilden re'sen terkin edilen şirketin derdest hizmet tespiti davası bulunması sebebiyle tüzel kişiliğinin ihyası talebine ilişkindir.Dava dilekçesi incelendiğinde, davacının hasım olarak İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nü gösterdiği, ancak tevzii sırasında davalı tarafın İstanbul Ticaret Odası olarak kaydediliği, dava dilekçesinin İstanbul Ticaret Odası'na tebliğ edildiği, daha sonra sunulan vekalete istinaden tüm tebligatların İstanbul Ticaret Odası vekiline yapıldığı anlaşılmıştır.  Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin;  2023/3359 esas, 2023/3603 karar sayılı, 08/06/2023 tarihli emsal mahiyetteki ilamında; \"6098 sayılı Kanuna göre, ticaret sicil işleri Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odaları bünyesinde kurulacak Ticaret Sicili Müdürlüğüne bırakılmıştır. Eğer bir yerde ticaret odası veya ticaret ve sanayi odası mevcut değilse veya yeterli teşkilatı yoksa Ticaret Sicili Ticaret Bakanlığınca belirlenecek başka bir oda bünyesindeki Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından tutulur  (6098 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi; Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 5 inci maddesi). Bu açıklamadan sonra somut olaya gelendiğinde, davacının amacı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünü dava etmektir. Davacı, davasını yanlış kuruluşa yönetmekle hasımda değil, temsilcide yanılmıştır. Bu yanlışlık düzeltilerek davaya İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı devam olunması veya 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrası değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, İstanbul Ticaret Odasının hasım gösterildiği davada yargılama yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.\" gerekçesi ile bozma kararı verdiği anlaşılmıştır. Mahkemece, yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki bozma ilamı doğrultusunda, dava dilekçesi ve eklerinin 6102 Sayılı TTK'nun 24 ve Ticaret Sicil Müdürlüğü Yönetmeliğinin 5 maddesi uyarınca doğru hasma tebliği ile taraf teşkilinin sağlanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, Ticaret Odası'na tebligat yapılarak yargılamanın sürdürülmesi yerinde olmamış, kamu düzenine ilişkin bu husus 6100 Sayılı HMK'nun 355 maddesi uyarınca dairemizce re'sen nazara alınmıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 355, 355/a-4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. 01/11/2023<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun USULDEN KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  11/05/2022 tarih ve 2022/53 Esas - 2022/394 Karar sayılı kararının HMK'nın 355, 353/1-a4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına,3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/11/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6f286e893398d740","SID":"6ab07f5665abf2b0"}}