{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1726 <br>KARAR NO: 2023/1120<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/02/2020<br>NUMARASI: 2018/37 Esas - 2020/163  Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/10/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili arasında gıda alım satımına dayanan bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davalının vadesi geçmiş 394.315,25 TL borcu için 23/11/2017 tarihinde Beyoğlu ... noterliğinden ... yevmiye numarası ile ihtar gönderildiğini ve temerrüde düştüğünü, ancak davalı tarafından bu ihtara cevap verilmediğini ve ödeme yapılmadığını, bu nedenle müvekkili tarafından davalı aleyhinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası icra takibine geçildiğini, davalının takibe itirazı neticesinde takibin durduğunu beyan ederek, davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında takibe itirazının iptali ile takibin devamına, davalıya alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya takip tarihi itibari ile böyle bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında bir mal satım ilişkisi yer aldığını, davacıdan satın alınan ürünlerin müvekkili şirketin şarküteri ve self servis isimli reyonlarında satıldığını, bu 2 farklı reyon için davacı taraf ile 2 ayrı sözleşme imzalandığını, her iki sözleşme kapsamında satın alınan ürünler bakımından müvekkili şirket nezdinde  tek cari hesap tutulduğunu, davacının müvekkili şirkete satmakta olduğu peynir ve benzeri ürünler üzerinde bağımsız bir laboratuvarda analiz yaptırıldığını, ürünlerde sağlığa zararlı olabilecek içerik saptandığını, bir kısım içeriğinde de sınırların üstünde olduğunun tespit edildiğini, bu doğrultuda davacı tarafça müvekkili şirket satılan bir kısım ürünlerin iade edildiğini ve davacıya karşı iade faturalarının tanzim edilerek cari hesaba işlendiğini, huzurdaki davaya konu icra takibinin cari hesap  alacağından kaynaklanması ve alacağın varlığının yargılamaya ve teknik bilirkişi incelemesine tabi olmasından dolayı davacının icra inkar tazminatı talebinin hukuki bir dayanağının bulunmadığını beyan ederek davanın reddi ile davacı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karara verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi neticesinde; Davacının takip tarihi itibariyle  336.179,63TL alacaklı olduğu,taraflar arasında akedilen sözleşmenin 4.maddesine göre takip tarihi itibariyle 270.713,95TL sının mucaccel olmadığı  bu miktar bakımından davacınının icra takibi yapmakta hukuki menfaati bulunmadığı ancak davalının icra takibinden sonra alacağın 66.234,92TL sını kabul ettiği kabul edilen kısmın davacının 336.179,63TL lık alacağından düşülmesi sonucu bakiyenin 269.944,71TL olduğu,davalının kabul ettiği kısım dikkate alınarak takip tarihi itibariyle 269.644,71TL'sı alacağın muaccel olmadığı,269.944,71TL' sı açısından davacının icra takibi yapmakta hukuki menfaati olmadığı itirazın iptali davaların icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğu davacının icra takibi yapmakta hukuki menfaati bulunmayan 269.944,71TL kısım için açmış olduğu itirazın iptali davasının da hukuki menfaat yokluğu sebebiyle dinlenemeyeceği, davacının, 394.315,25TL asıl alacak talebinden davalının kabul ettiği 66.234,92TL' sını düşerek 329.115,41 TL sı üzerinden davasını açtığı,icra takip tarihi itibariyle 336.179,63TLsı asıl alacağı bulunduğu bu miktarın talep ettiği 394.315TL asıl alacaktan  düşümü sonucu  davacının 58.135,62TL asıl alacak talebinin yerinde olmadığı,davacı davasını açarken 328.080,33TL sı asıl alacak ve1.035,08TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 329.115,41TL sı üzerinden itirazın iptalini talep ettiği,davacının dava konusu yaptığı 328.080,33TLsı  asıl alacaktan takip tarihi itibariyle vadesi gelmeyen 269.944,71TL'sının düşümü sonucu bulunan 58.135,62TL kısımdan davacının alacaklı olmadığı, arada ki bu farkın  sözleşmenin 3.maddesine göre davalının iadelerinden kaynaklandığı,davacının aksi yönde bir ıspat vasıtası sunamadığı hüküm vermeye elverişli denetime açık bilirkişi kök ve ek raporları ile anlaşıldığından;Davacının takip tarihi itibari ile vadesi gelmeyen 269.944,71 TL'lik alacağı yönünden takip yapmakta hukuki menfaati bulunmadığından bu kısım yönünden hukuki menfaat yokluğundan davanın reddine, bakiye alacak yönünden ispat edilemeyen davanın reddine, davacının tazminat talebinin reddine,davacının kötü niyetle icra takibi yaptığı ıspat edilemediğinden davalının tazminat talebinin reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 28/08/2017 tarihindeki alacağın 93 gün sonra 29/11/2017 tarihinde icraya konulduğunu, bu hususun taraflar arasındaki mal satış sözlenmesinin 4. Maddesine tamamen uygun olduğunu, hiçbir zaman 90 günlük vade dolmadan ve alacak muaccel hale gelmeden  takip başlatılmadığını, açılan takibin sözleşmede belirtilen 90 günlük vadeye uygun ve alacak muaccel hale geldikten sonra başlatıldığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mübrez 2. ek raporla birlikte, takip tarihiyle muaccel olan borcun davalı müvekkili tarafından ödenmiş olduğu ve söz konusu tarih itibarıyla muaccel olmayan kısma itiraz edildiği, ilgili kısmın da vadesi geldiğinde ödenmiş olduğu açıkça tespit edilmiş olduğundan; davacı'nın müvekkili şirket aleyhine başlattığı icra takibinde ve sonradan ikame ettiği davada kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, bu bakımdan, ilk derece mahkemesince davacı aleyhine %20'dan düşük olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, takibe konu edilen alacağın takip tarihi itibariyle muaccel olup olmadığı noktasındadır. Davacı tarafından, davalı muhatabına çekilen Beyoğlu ... Noterliği'nin 16/11/2017 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile, cari hesap alacağının 769.792,88 TL'ye ulaştığı ve bunun 394.315,25 TL'sinin muaccel olduğu belirtilerek muaccel alacağın 7 gün içerisinde ödenmesi ihtar edilmiştir. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"satılan mal bedeli\" sebebine dayalı olarak 394.315,25 TL asıl alacağın 1.035,08 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 29/11/2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, 66.234,92 TL'lik kısım dışındaki alacağa itiraz üzerine bu kısım yönünden takip durmuştur. İtiraz edilmeyen 66.234.92 TL 20/12/2017 tarihinde icra dosyasına ödenmiştir.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itiraza uğrayan 329.115,41 TL yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça, diğer savunmaların yanında itiraz edilen kısmın muaccel olmadığı savunulmuştur.Taraflar arasındaki satım sözleşmesinin \"ödeme\" başlıklı 4. Maddesi, \"Alıcı, Sözleşmeye uygun biçimde teslim edilen ve ilgili faturanın Alıcı tarafından tebellüğ edilmesi şartına bağlı olarak mal kabul tarihinden itibaren uygulanan 90 gün vadenin son gününü müteakip her ayın 6'sında olmak üzere Alıcı'nın belirleyeceği günde banka habalesi yoluyla Satıcının ... T.A.Ş / Pangaltı şubesindeki ... hesap numaralı ... - IBAN kodlu hesabına yatıracaktır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Esasen gelinen aşamada vadenin 90 gün olduğuna ilişkin taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi vasıtasıyla davacının incelenen ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle 394.315,25 TL alacağı görünmektedir. Davalının takipte itiraz etmediği 66.234,92 TL düşüldüğünde ise, 328.080,33 TL alacak kalmaktadır. Davalının ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle 336,179,63 TL borcu görünmektedir. Davalının takipte itiraz etmediği 66.234,92 TL düşüldüğünde ise, 269.944,71 TL borç kalmaktadır. Taraf defterleri arasındaki fark ise, 58.135,62‬ TL'dir. Bu kısım mahkemece reddedilen kısımdır. Bilirkişi 2. Ek raporunda 90 günlük vadeye uygulamasına göre muaccel olan alacakları incelemiştir. Buna göre takip tarihi 01/12/2017 tarihi nazara alınarak davacının faturalarının tanzim tarihi itibariyle Ağustos 2017 ve öncesi faturaların en geç 29/11/2017 tarihi itibariyle muaccel olduğu, sonraki faturaların ise takip tarihi itibariyle henüz muaccel olmadığı saptanmıştır. Buna göre, muaccel olmayan faturaların toplamı 270.729,36 TL, muaccel olanlar ise 65.465,48 TL'dir. Davalının takipte itiraz etmediği 66.234,92 TL düşüldüğünde 269.944,71 TL borcu kaldığı ve bunun da takip tarihi itibariyle henüz muaccel olmayan borç içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi kök ve 2. Ek raporunun somut olaya uygun, gerekçeli ve denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alınmasında, ve buna göre mahkemece muaccel olmayan alacak yönünden davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davanın reddedilen kısmı üzerinden davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, davacının takibinde kötüniyetli olması şarttır. Eldeki davada her ne kadar takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamıştır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun ve davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ve davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Taraflarca başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4748cd6f8fd14154","SID":"35a09b2dd4f1a73f"}}