{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1590 <br>KARAR NO: 2023/1323<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2022/506 Esas<br>KARAR NO: 2023/213<br>KARAR TARİHİ: 17/03/2023 <br>DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>KARAR TARİHİ: 27/09/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket tarafından dava dışı ...'a ait işyerinin ... no'lu İşyeri Sigorta Poliçesi ile sigorta edildiğini, dava dışı sigortalı ... tarafından imal edilen muhtelif firma etiketli bayan kabanları muhtelif tarihlerde ilik, düğme, son ütü gibi finiş olarak tabir edilen işlerin yapılması için davalı şirkete teslim edildiğini, ancak, söz konusu bayan kabanları davalı şirketin işyeri adresi olan ... mah., ... Sk., no:... Beyoğlu/İstanbul adresinden 06/10/2014 tarihinde çalındığının tespit edildiğini, bu nedenle müvekkili şirket sigortalısının ağır zarara uğradığını, söz konusu hadise sebebiyle müvekkilii şirket tarafından yaptırılan ekspertiz sonucu 83.984,00 TL tutarından hasar tespit edildiğini, bu hasar miktarının 21/11/2014 tarihinde sigortalıya ödendiğini, hasar tazminatını ödeyen müvekkili şirketin, sigortalısının hukukuna halef olduğundan bu kanuni halefiyete dayanılarak dava açılması zorunluluğu olduğunu, davalı şirketin sigortalıya ait bayan kabanı emtiasında meydana gelen hasardan dolayı hukuken sorumlu olduğundan, davalı ile harici görüşmelerden bir netice alınamadığından iş bu davanın zaruri olduğunu, 83,984,00 TL tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kayıdyla ödeme tarihi olan 21/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle;  06/10/2014 günü meydana gelen hırsızlık olayı sebebiyle müvekkile ait işyerinden çeşitli tekstil ürünlerinin çalındığını, bu ürünlerin içerisinde davacı sigorta şirketinin sigortalısına ait malların bulunduğunun anlaşıldığını, davacının bu ürünler için sigortalısına sigorta kapsamında ödeme yaptığının anlaşıldığını, olay ile ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/12071 soruşturma numaralı dosyasında bütün bilgi ve belgelerin bulunduğunu, davacı sigorta şirketinin dava konusu tekstil ürünlerine sigorta işlemi  tesis ederken müvekkiline ait iş yerinin fotoğraflarını çekip iş yerinin uygunluğunu tespit ettiğini, buna mukabil sigortalısı ...-...'a ait malları sigorta ettiğini, hırsızlık olayına binaen ikame edilen bu davada müvekkilinin oluşan zararı ile ilgili hiç bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, \" öncelikle davalının sorumluluğuna gidilebilmesi için bir zararın varlığı ve bu zararın davalının kusuru ile hukuka aykırı bir fiili sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Zararın varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Uyuşmazlık,  davalıya kusur yüklenip yüklenilmeyeceği konusundadır. Yukarıda ayrıntılarına yer verilen rapor ile de tespit edildiği üzere, davalı tarafça iş yerinde gerekli önlemlerin yeterli seviyede alınmış olduğu, iş yerinde  alarm sistemi ve kamera güvenlik sisteminin bulunmaması nedeniyle davalıya %20 oranında da olsa kusur izafesinin mümkün olmadığı kanaatine varılmış olması sebebiyle davalı yönünden haksız fiil sorumluluğunun şartlarının oluşmadığı \" gerekçesiyle davanın reddine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Hırsızlık olayının bayramın 3. günü meydana geldiğini, davalının, bayram sebebiyle işyeri güvenliğinin azaldığını bilmesine rağmen fazladan tedbir almadığını ayrıca işyerinde yüksek miktarda  mal bulunduğunu göz önüne alarak fazladan tedbir almadığı için tamamen kusurlu olduğunu, bilirkişi raporunda davalıya kusur atfedilmesine rağmen davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi 13/4 maddesinde, Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda, avukatlık ücreti, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı düzenlendiğini, bu düzenlemeye göre; davalı şirket vekili lehine hükmedilen vekalet ücreti tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalar için belirtilen karar tarihine göre 9.200,00.-TL olması gerekmesine rağmen davalı şirket vekili lehine dava miktarı üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, “ İşyeri Sigorta Poliçesi “ kapsamında ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali davasıdır.Dosya kapsamından, davacı sigorta şirketi ile dava dışı ... arasında, başlangıç tarihi 22/05/2014, bitiş tarihi 22/05/2015 olan sigorta poliçesi düzenlendiği, emtia hırsızlığın teminat kapsamına alındığı, 06/10/2014 günü davalı iş yerinde meydana gelen hırsızlık olayında dava dışı sigortalıya ait malların çalındığı, hasar bedeli olarak 83.984,00 TL davacı sigorta şirketi tarafından ödendiği, davalı şirketçe gerekli güvenlik tedbirleri alınmadığı, malların çalınmasında kusuru olduğu iddiası ile  hasarın  rücuen tahsili amacı ile iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dairemizin kaldırma kararı uyarınca asliye hukuk mahkemesince, dava dışı sigortalı ...'ın tacir olup olmadığı usulünce araştırılmış olup dava dışı sigortalı ile davalının tacir olduğu, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı  tespit edilmiş olmakla asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, yargılamaya asliye ticaret mahkemesince devam olunmuştur. Somut olayda;  dava dışı sigortalı ... tarafından imal edilen bayan kabanların, muhtelif tarihlerde ilik-düğme-son ütü gibi son işlemlerin tamamlanması için davalı şirkete teslim edildiği, ancak söz konusu bayanların davalı şirketin adresinden 06/10/2014 tarihinde çalındığı, davalının, işyerinin güvenliğini sağlaması konusunda gerekli tedbirleri almadığı, dolayısıyla meydana gelen hırsızlık olayında kusuru bulunduğu iddiası ile haksız fiil hükümleri uyarınca zararının tazmini amacıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 49. maddesinde, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Mahkemenin gerekçesinde ifade edildiği gibi haksız  fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğması neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Somut olayda, davalıya ait işyerinin camlarının kepenkle kapatılmış olduğu, ayrıca demir parmaklıklarının bulunduğu, hırsızlık amacıyla işyerine giren kimliği meçhul kişilerin sokağa bakan alimünyum pencere demir parmaklıklığı keserek ve camı kırarak-çıkararak içeri girdikleri, olayın gerçekleştiği günün 2014 yılı Kurban Bayramının üçüncü günü gecesi olduğu, dosyaya ibraz edilen ekspertiz raporu ve alınan bilirkişi raporu ile sabit olup bu hususta taraflarca bir ihtilaf bulunmamaktadır. Her ne kadar işyeri güvenliği uzmanı bilirkişince, davalı işyerinde  alarm sistemi ve kamera güvenlik sistemi bulunmaması nedeniyle davalıya %20 oranında kusur atfedilmiş ise de sigortalının işlettiği işyeri için makul ölçüde tedbirleri aldığı, camların demir parmaklıkla kapatıldığı ve işyerinin kepenklerinin bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle işyerinde, alarm  ve kamera güvenlik sistemi bulunmaması bir kusur olarak değerlendirilemeyeceği, davalı tarafça iş yerinde gerekli önlemlerin yeterli seviyede alınmış olduğu kanaatine varılmakla haksız fiil şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı şirkete lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan  AAÜT 13 Maddesinin ikinci fıkrasında, maddi tazminat istemli davaların, tamamının reddi durumda, avukatlık ücreti, bu tarifenin ikinci kısmının, ikinci bölümüne göre hükmolunacağı düzenlenmesine rağmen, mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bu sebeple hükmün düzeltilmesi suretiyle  yeniden karar verilmesi gerekmekte ise de  HMK'nın 353/1.b.2  bendi gereğince hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmesi durumunda istinaf yasa yoluna başvuran davacı aleyhine takdir olunacak vekalet ücretinin, ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı tarih itibariyle mi yoksa hükmün yeniden tesis edildiği yeni karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca mı hesaplanacağı uygulamada tartışma konusu yapılmış ise de asıl hükümde yargılama gideri olarak hükme bağlanan vekalet ücreti, asıl hükme bağlı fer'i nitelikte bir karar olduğundan istinaf yasa yolu başvurulması sonucunda kaldırılan bir hükümde fer'i nitelikte olan vekalet ücreti usuli kazanılmış hak doğurmaz. Nitekim Yargıtay 14.Hukuk Dairesinin 19.07.2011, 2011/5512-9527 sayılı ilamında ''... mahkemece hükmün yedinci bendinde aynen ''bozmadan önce birinci kararla taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdir edilmediğinden bu konu da temyiz bulunmadığından ve taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğunda taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına aynı nedenle yargılama giderlerinin davacılar üzerine bırakılmasına ''denilmiştir. Dairemizce, mahkemenin ilk kararı üzerine belirlenen bozma nedenlerine göre yeni bir hüküm kurulması gerekeceğinden , bozma ilamı vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden taraflar lehine kazanılmış hak oluşturmamaktadır. Bu durumda, davaların kabul veya red durumuna göre taraflar lehine ve aleyhine olmak üzere vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin hüküm altına alınması gerekirken bu hususta yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir ...'' belirtilmektedir. Yargılama gideri arasında, yer alan vekalet ücreti Avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanır. Bu halde, vekil ile müvekkilin kendi aralarında düzenlenen yazılı ücret sözleşmesi uyarınca belirlenen ücret değil, davadaki sonuçlara göre hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenmektedir. 4667 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrasında, Avukatlık Kanunun 168/3 maddesi şu şekilde düzenlenmiştir. ''Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.'' Sonuç olarak; Dairemizce davacı vekilinin süresi içerisinde sunduğu istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise, resen gözetilmek suretiyle yapılan inceleme sonucunda; mahkeme kararının kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi durumunda oluşturulan karar tarihi nazara alınmak suretiyle vekalet ücretinin belirlenerek hüküm oluşturulması gerekmektedir. Bu nedenle  karar tarihi itibariyle AAÜT'nin 13/4 maddesi uyarınca  davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, mahkeme tarafından takdir edilen vekalet ücretinin üstünde olduğu gözetilerek aleyhe bozma yasağı uyarınca mahkeme kararında takdir edilen vekalet ücretinin uygulanması için hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmemiştir. Ancak vekalet ücreti konusunda davacı vekili istinaf başvurusu yerinde görüldüğünden istinaf aşamasındaki yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, aşağıda şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti bakımından kabulü ile sair istinaf nedenleri yönünden  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 89,95 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 671,90 TL istinaf harcı ile istinaf yargılama gideri 121,90 TL olmak üzere toplam 793,80 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.27/09/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6223ff4525446862","SID":"e8bbdaf98cd6f445"}}