{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2023/1327  Esas 2023/1381  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2023/1327<br>KARAR NO\t\t: 2023/1381<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t:  04/05/2023 <br>NUMARASI\t\t: 2023/95 Esas -2023/324 Karar <br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t<br>DAVA\t: Şirketin İhyası<br>DAVA TARİHİ\t: 09/02/2023 <br>KARAR TARİHİ\t: 11/10/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 03/11/2023<br><br>\tTaraflar arasındaki limited şirketin ihyası istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı temsilcisi tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından, Ankara 13. İş Mahkemesi'nin 2014/2481 E. 2021/18 K. Sayılı dosyasında davalılar ... ve ... karşı \"sigortaya esas hizmet süresinin tespiti\" konulu açılan davada müvekkilinin davasının kabulüne dair verilen kararın temyiz kanun yoluna götürülmesi üzerine,  Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 02.06.2022 tarih 2022/5384 E. 2022/8471 K. Sayılı ilâmıyla;  ... İnş.....Ltd.Şti.'nin  HMK 124. Madde  kapsamında davaya  katılımının sağlanması gerekçesiyle yerel mahkemenin kararının bozulmasına karar verildiğini, bozma ilamı sonrası Ankara 13. İş Mahkemesi'nin 2022/248 E. Sayılı dosyasında devam eden yargılamada ... İnş......Ltd. Şti. dahili davalı olarak davaya dahil edilmek üzere talepte bulunulduğunu, şirketin resen terkin edilmiş olunduğunun öğrenilmesi sebebiyle 25.01.2023 tarihinde Ankara 13. İş Mahkemesinde (2022/248 E.) yapılan duruşmasında müvekkiline, ... İnş...Ltd. Şti.'nin şirketin ihyasını sağlamak üzere dava açmak üzere yetki verilmesine karar verildiğini, şirketin ticaret sicilinden hukuka aykırı olarak 23.01.2014 tarihinde resen terkin edildiğini ileri sürerek ... .... Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini  talep ve dava  etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı Sicil Müdürlüğü temsilcisi cevap dilekçesinde özetle; İhyası istenen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7.maddesi kapsamında 23/01/2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, 30.12.2012 tarihinde 28513 sayılı Resmi Gazete'de \"Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğ\" yayınlandığını, Tebliğin 5. Maddesinde; Müdürlüklerce sayılı sebeplerle münfesih olan şirketlerin belirleneceği ifade edildiği ve d bendinde \"16/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler.\" kapsamında resen terkin edildiğini, dava konusu şirketin Geçici 7.maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde terkin edildiğini, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını belirterek davanın süre yönünden ve hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesini, müvekkilinin terkin tarihinde ihyası istenen şirket hakkında açılan davaları, alacak ve borçları bilmesinin mümkün olmadığını,  ek tasfiyeye karar verilmesi halinde TTK'nin 547/2.maddesi uyarınca tasfiye memuru atanmasına, davada yasal hasım olduklarından tarafları aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tİlk derece mahkemesince iddia, savunma ve toplanan tüm delillere göre; ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirketin ihyası istemiyle açılan davada,  Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...sicil numarasına kayıtlı ... ... Şirketinin davalı ...'nce 23/01/2014 tarihinde TTK'nın geçici 7. maddesi gereği 5174 Sayılı Kanuna göre odaca kaydı silinenler terkin sebebiyle re'sen terkin edildiği,  6102 sayılı TTK'nın geçici 7. Maddesinde belirtilen tadadi nitelikteki bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacaktır.<br> Ticaret sicil kayıtlarına göre yapılan işlemlerin geçici 7. maddenin 4/a fıkrasındaki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere ihtar gönderilmediği gibi, davalı ticaret sicil müdürlüğünce ihyası istenilen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilme sebebiyle silinmesinin kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı tarafın ihya davası açmakta hukuki yarararının bulunduğu, yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğundan dava açmak için aranan 5 yıllık  hak düşürücü sürenin somut olayda aranmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce TTK.geçici 7.maddesi uyarınca ticaret sicilinden terkin edilen ... ... Şirketinin Ankara 13.İş Mahkemesinin 2022/248 Esas sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olmak üzere ihyasına, Ticaret Siciline yeniden tescil ve ilan edilmesine, ihya sebebine göre tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, ihyası istenen şirketin terkininde davalı sicil kusurlu olup işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı sicil aleyhine yargılama giderlerine  hükmedilmesine  karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle;   Eldeki davanın 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığını, şirketin terkininin geçici 7. Maddedeki prosedüre uygun yapıldığını, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, usulüne uygun ihtarın şirkete gönderildiğini, mahkemece Ankara 13. İş Mahkemesi'nin 2022/248 Esas sayılı dosyasının sonuçlandırılması ile sınırlı olarak ihya kararı vermesine rağmen TTK'nın 547. Maddesi gereği tasfiye memuru atanmamasının hukuka aykırı olduğunu, zorunlu hasım olan müvekkili aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin de doğru olmadığını, ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\t Dava, TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen terkin edilen limited şirketin ihyası istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.  <br>\tBilindiği üzere 6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde anonim ve limited şirketlerin hangi şartlarda sicilden resen terkin edileceği düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1. fıkrası uyarınca 1.7.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. Madde hükmüne göre limited şirketler, 559 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 Sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 1.7.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması sebebiyle ara bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilebilirler. Anılan maddenin 4. fıkrasına göre; Ticaret sicil müdürlüklerince kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Bu şirketler tasfiye memuru bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, ihtara rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ise ticaret sicilinden re'sen silinir. Ancak, devam eden davası bulunan şirketler için bu madde hükmü uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak, şirket veya kooperatifin ihyasını  isteyebilirler.  <br>\tDosya kapsamından; ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası son cümlesinde belirtilen 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 09.02.2023 tarihinde açılmıştır. Şu halde davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuştur. Ne var ki terkin işlemi TTK'nın geçici 7. Maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gözetilmemiştir. Şöyle ki; <br>\tSomut olaya gelince, münfesih şirketin 5174 sayılı kanuna göre odadan kaydı silinmesi sebebi ile 23/01/2014 tarihinde geçici 7. madde uyarınca re'sen ticaret sicil kaydının silindiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça münfesih olan şirket aleyhine sigortaya esas hizmet süresinin tespiti davasının derdest bulunduğundan bahisle işbu ihya davası açılmıştır. İlk derece mahkemesince 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. Maddesinde sayılmayan \"5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Kanunu gereğince odaca kaydı silinenler\" terkin sebebine dayalı olarak ve aynı maddenin 4/a maddesindeki prosedüre uyulmaksızın terkin işleminin usulsüz gerçekleştirilmiş olduğu ve şirketin ihyasının istenilmesinde davacının hukuki yararının bulunduğu gözetilerek davanın kabulüne, şirketin ihyasına karar verilmiştir.<br>\tTicaret Sicil Müdürlüğü'nden celp edilen kayıtların incelenmesinde şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7.maddesi gereğince 18/05/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Kanunu gereğince kaydının 23/01/2014 tarihinde silindiği, anlaşılmaktadır. <br>\t5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10.maddesinde \"Odalara kayıt zorunluluğu bulunanlar, durumlarında meydana gelen ve Türk Ticaret Kanununa göre tescil ve ilânı gereken her türlü değişikliği, gerçekleşmesinden itibaren bir ay içinde, kayıtlı oldukları odalara bildirmek zorundadır. Ticaret siciline tescili zorunlu olup da yasal şekil ve sürede tescil ettirilmemiş olan bir hususu haber alan ilgili oda, bu yasal zorunluluğu yerine getirmeyenlerin durumlarını gerekli sicil değişikliklerinin yapılması için ilgili ticaret sicil memurluğuna bildirir. Ticaret sicil memurluğu, bu bildirim üzerine gerekli işlemleri yapmakla yükümlüdür. <br>\t\t\t\tİçinde bulunulan yıldan önceki iki yıldan itibaren adresleri ve durumları tespit edilemeyenler ile bu süre zarfında aidat ödemeyen üyelerin isimleri, oda yönetim kurulu kararıyla, meslek grupları ve seçmen listelerinden silinir; aidat tahakkukları durdurulur. Bu fıkra hükmünün gereğinin her yılın ocak ayı içinde yerine getirilmesinden oda yönetim kurulu sorumludur. \" hükümlerine yer verilmiştir. <br>\t\tYukarıdaki fıkrada anılan oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemezler. <br>\t\tTicaret sicilinden re'sen veya işin bırakılması halinde üyenin talebi üzerine kayıt silinmesine ilişkin ilânlar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ücretsiz olarak yayımlanır.\" hükmünü içermektedir.<br>\t  30.12.2012 gün ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan \" Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin\"  Tebliğ'in  1. Maddesinin d bendi \" 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler.\" ifadesi ile kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlemiştir. <br>\t\tTTK’nın geçici 7. Maddesinde  \"1/7/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır\" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirketin tasfiyesi TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfeyi edileceği belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu madde belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Bu nedenle tadadi nitelikteki (numerus clausus)  bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. Maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında  anılan maddeki sayılan hallerin tadadi olduğu ve genişletilmeye tabi tututalamayacağı veya genişletici yorumda bulunulamayacağı açıktır. Kanunun istisnai tasfiye usulüne (geçici 7. Maddeye göre) tabi olacağını belirtmediği bir hal ikincil bir düzenleme ile de olsa geçici 7. madde kapsamına alınamaz. HGK’nın  14/06/2017 tarih ve 2017/4-1358 esas,  2017/1193 karar sayılı kararında \" ...Diğer taraftan normlar hiyerarşisi dikkate alındığında daha alt basamakta yer alan ve tamamen idarenin düzenleyici tasarrufu niteliğinde olan yönetmelikle, daha üst basamakta bulunan ve yasama organı tarafından objektif, soyut ve genel nitelikte bir yasama tasarrufu niteliğinde bulunan kanuna aykırı düzenleme getirilmesi mümkün değildir. Yönetmelik kaynağını kanundan alır ve ancak kanunun uygulanmasını gösterir. Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin, yönetmelikle ihdası ve bu yolla kanunun önüne geçen bir uygulamanın benimsenmesi hukukun genel teorisine de aykırıdır\" denilmek sureti ile yönetmeliğin kanunla çelişen hükümlerinin değil kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.<br>\t\tÖzetle ikincil düzenlemeler dayandıkları kanun maddelerine aykırı olamaz ve çelişen hallerde ikincil düzenleme hükümleri dikkate alınmaz ve kanun hükümleri uygulanır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2017/714 esas 2018/254 karar, Yargıtay 11. HD 24/09/2018 gün ve 2018/2834-5605 e-k sayılı, 24/03/2022 gün ve 2021/6686 Esas 2022/2403 Karar Sayılı ilamı). Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/03/2023 tarih ve 2023/1394 Esas 2023/1520 Karar ve 27/09/2022 tarih ve 2022/5605 Esas 2022/6373 Karar sayılı ilamları).  <br>\t Doktrinde de bu çelişkiye dikkat çekilerek tebliğdeki düzenlemenin kanuni dayanağının bulunmadığı ve kanundaki sayımın sınırlı olduğu vurgulanmıştır. (Murat Kaderoğlu Anonim Şirketlerin İnfisahı, sayfa 350-351, dipnot 251 atfı Çalışkan s. 200; Şengül Al Kılıç, Anonim Şirketlerde Tasfiyeden Dönme, sayfa 168 dipnot 418-aynı yöndeki atıf Karaman Coşgun s.316,) O halde, geçici 7. maddede tahdidi olarak sayılan silinme sebepleri arasında yer almayan ihyası istenen şirketin oda kaydının silinmesine dayanılarak   davalı sicil tarafından söz konusu terkin işleminin gerçekleştirilmesi anılan yasa maddesine açıkça aykırıdır. <br>\t Öte yandan davalı sicil müdürlüğü geçici 7. maddeye göre tesis ettiği işleme gerekçe olarak oda kaydının silinmesini göstermiş ve işlemlerini de bu çerçevede yapmıştır. Yapılan işlemler geçici 7. Maddenin 4/a fıkrasındaki usule göre de yerine getirilmemiş, silinme işlemi nedeniyle şirketi temsil ve ilzama yetkili ...'a ihtar gönderilmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle esasen ihyası istenen şirketin sicilden terkin koşulları oluşmadığı halde TTK'nın 7. maddesine aykırı olarak dosyada yer alan ticaret sicili kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, ilk derece mahkemesince şirkete tasfiye memuru atanmaksızın şirketin ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davalı sicilin bu yöndeki istinaf sebebine itibar edilmemiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/03/2022 tarih 2021/6686 Esas 2022/2403 Karar sayılı emsal içtihatı).  <br> \tNe var ki davalı sicil müdürlüğünün usulsüz terkin işlemi sebebiyle ihya edilen şirkete tasfiye memuru atanmadığı halde ilk derece mahkemesince şirketin yanılgılı değerlendirme ile tam ihyasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin kararı kendi içinde çelişkili hale getirecek biçimde icra takip dosyası ile sınırlı olacak şekilde ihyasına karar verilmesi doğru  görülmemiş, davalı sicil müdürlüğünün bu yöndeki istinafının kabulüne karar vermek gerekmiştir. <br>\t Ayrıca, davalı sicil tarafından TTK'nın geçici 7.maddesinde sayılmayan 5174 sayılı oda kaydının silinmesi sebebine dayalı olarak terkin işlemleri aynı maddenin 4/a maddesindeki usule de uyulmaksızın gerçekleştirilmiştir. Bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı sicil aleyhine ilk derece mahkemesince yargılama giderlerine hükmedilmesi de yerindedir. <br>\t Sonuç olarak yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı ... temsilcisinin istinaf başvuru kanun dilekçesinde yer verdiği öteki istinaf sebeplerinin esastan reddine, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile duruşma açılmasına gerek görülmeksizin ilk derece mahkemesince, şirketin iş mahkemesinde derdest dava dosyası ile sınırlı olarak ihyasına ilişkin verilen kararın HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi gereği kaldırılmasına,  davanın kabulü ile ... .... Ltd. Şti.'nin ihyasına dair davanın esası hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.     Sonuç olarak yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı ... temsilcisinin istinaf başvuru kanun dilekçesinde yer verdiği öteki istinaf sebeplerinin esastan reddine, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile duruşma açılmasına gerek görülmeksizin ilk derece mahkemesince, şirketin iş mahkemesinde derdest dava dosyası ile sınırlı olarak ihyasına ilişkin verilen kararın HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi gereği kaldırılmasına,  davanın kabulü ile ... .... Ltd. Şti.'nin ihyasına  dair  davanın esası hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.  Ayrıca   istinafa gelen tarafın davalı taraf olduğu, aleyhe hüküm kurma yasağı  gözetilerek karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin ilgili bendi gereği belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretine hükmedilmemiş ilk derece mahkemesince verilen kararda takdir olunan vekalet ücretinin aynen korunması yoluna gidilmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-İstinafa başvuran davalı sicil müdürlüğü temsilcisinin öteki istinaf sebeplerinin esastan reddine, istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 11 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/05/2023 tarih ve 2023/95 Esas-2023/324 Karar sayılı Kararının HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi gereği KALDIRILMASINA, <br>\tB) 1- Davanın KABULÜNE, <br>\t2-Ankara Ticaret Sicil  Müdürlüğü'nde ...sicil numarasında kayıtlı ... ... Şirketi'nin  İHYASINA, <br>\t3-Kararın kesinleşmesine müteakip Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilanına, <br>\t4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun karar tarihinde yürürlükte bulunan ilgili Tarifesi hükümleri gereği alınması gereken 269,85 TL maktu karar harcından başlangıçta peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 89,95 TL'nin  davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>\t5-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvuru harcı, 179,90 TL peşin harç, 31,25 TL posta tebligat masrafı olmak üzere toplam 391,05 TL masrafların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Yargılamada vekil ile temsil olunan karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca belirlenen  9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa  verilmesine, <br>\t7-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br><br>\t8-HMK 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>\tC)1-İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde kendisine iadesine, <br>\t2-Kaldırma kararının niteliği gözetilerek istinafa başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/10/2023<br>Başkan -               Üye -              Üye -            Zabıt Katibi -<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1343d537819dc0b6","SID":"dc5b2827694e040d"}}