{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2023/1490 <br>KARAR NO: 2023/3425<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/11/2022<br>NUMARASI: 2019/332 E - 2022/995 K<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 16/11/2023<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... A.Ş ile yine dava dışı ... Ltd. Şti  arasında Kurumsal Süreçlerin işletilmesin başlıklı bir sözleşme imzalandığını, söz konusu sözleşmenin konusunun ...  Tur. Bünyesinde yer alan kurumsal Departmanın ... tarafından işletilmesi ve bu bağlamda tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi olduğunu, bu sözleşmeyle bağlantılı olarak yine aynı tarih olan 31/03/2016 tarihli  ve bir diğer sözleşmenin bulunduğunu, bu sözleşmenin ise  ... Ortağı ... ve ...un ortağı ... arasında akdedildiğini, sözleşmenin b) bendinin  konusunun Kurumsal Departmanın gelirlerinin ... ortağı ... ile ... Turizm ortakları arasında ne şekilde paylaşılacağının belirlenmesi olduğunu, ... ile ... arasındaki kurumsal süreçlerin işletilmesi başlıklı sözleşmenin çatı sözleşme niteliğinde olup huzurdaki dava bakımından alacak taleplerine ilişkin hükümlerin ise ortaklar arasındaki sözleşmede bulunduğunu, Kurumsal Süreçlerin İşletilmesi başlıklı sözleşme ile bağlantılı olarak ortaklar arasında imzalanmış sözleşmeye göre Kurumsal Departmanın karı 100 TL olduğu örneğinde bunun %60ına tekabül eden 60 T'Lnin ... ortaklarının,%40'a tekabül eden 40 TL'nin ise ... Ortağı ...'ın olacağını, bununla birlikte kurumsal departmanın net karının müvekkilinin kazandığı 40 TL'yi ... ortakları şirket paylarına oranında ödeyeceğini, bir başka deyişle davalı ...'ın şirketteki payının %13,3 olduğundan müvekkilinin hak kazandığı 40 TL'nin %13,3 ünü ödeyeceğini, yine ortaklar arasındaki sözleşmenin 4.1 hükmüne göre \"Net Kar\" tanımının Kurumsal Departmanın brüt karı-Kurum vergisi şeklinde olacağını, bir başka deyişle departmanın elde ettiği brüt kardan, ödenen kurumlar vergisinin çıkarıldığında ana kar tutarına ulaşılacağını, işbu sözleşmeler kapsamında müvekkilinin 2016-2017 yıllarına ilişkin gelir alacaklarının 2016 yılı için 2.345,674 TL, 2017 yılı için 2.626,443 TL tutarında olduğunu, davalı tarafın ortağı olduğu ... tarafında müvekkiline bildirmiş olan rakamlara göre müvekkilinin davalı taraftan alacaklı olduğu miktarın davalı taraftan aralarındaki sözleşme uyarınca gelir paylaşımı esasında doğan 2016 yılına dair alacağının 124.789,857 TL, 2017 yılına dair alacağının ise 139.726,768 Tl  olduğunu,müvekkili ... ile davalı ... arasındaki sözleşmenin 4.1 hükmüne göre şirketin kurumsal departmanının 2016 yılına dair Finansman Hariç Vergi Öncesi kar tutarının 3.400.00 TL ve üzerinde olması durumunda bir defaya mahsus olmak üzere davalı tarafın müvekkiline 13.300 TL tutarında başarı primi ödemekte yükümlü olduğunu, 2016 yılı gelir gider tablosuna göre  ... Turizmin kurumsal departmanının Finansman Hariç Vergi öncesi Karnın 3.527,758 TL olduğunu, bir başka deyişle müvekkilin in sözleşmede yer alan 13.300 TL tutarında başarı primine hak kazanmış olduğunu,  müvekkilinin 2016 yılına dair başarı primi alacağının olduğunu, ... ve ... arasındaki Kurumsal Süreçlerin İşletilmesi sözleşmesinin ... tarafından keşide edilmiş 28/11/2018 tarihli ihtarname ile haklı nedenle feshedildiğini, taraflar arasında yapılması gereken mutabakatların zamanında yapılmaması ve kurumsal departmanın gelir gider tabloların müvekkiline gereği gibi paylaşılmadığını, bu itibarla müvekkilinin elinde 2018 yılına ilişkin kurumsal departmanın finansal verilerinin bulunmadığını, müvekkili ile davalı arasındaki sözleşmeden doğan 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin gelir  paylaşımına dayalı alacaklı ile 2016 yılına ilişkin başarı prim alacağının tahsili amacıyla İstanbul ... İCra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunulduğunu, ancak borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı tarafından yapılan bu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, tüm bu nedenlerle davalının İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe itirazının iptaline, alacağın likit olması nedeniyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap  dilekçesinde özetle; müvekkilin ortağı olduğu ... Ticaret A.Ş. (“...”)'nin Türkiye'de tanınmış bir seyahat acentesi olduğunu, 31.03.2016 tarihinde müvekkilinin ortağı olduğu ... ile davacının tek pay sahibi ve tek Şirket müdürü olduğu ... Hizmetleri Limited Şirketi (“...”) arasında ...’nin Kurumsal Departmanının  işletilmesine ilişkin esasların ve bu hizmet karşılığı ücretlendirme ve şartlarının düzenlendiği “Kurumsal Süreçlerin İşletilmesi Sözleşmesi” imzalandığını, bu Sözleşme’nin amacı ...’nin kurumsal departmanının ... tarafından sevk ve idare edilmesi olup işbu Sözleşme kapsamında ..., kurumsal departmanın gelirinin ve müşterilerinin artırılması, kurumsal departman karının artırılması, kurumsal departman ihtiyacının belirlenmesi, personel organizasyonu, oteller ve müşterilerle sözleşme müzakerelerinin yapılması, ihalelere hazırlık yapılması ve müşteri ilişkilerinin yönetimi görevini üstlendiğini, müvekkili ile davacı arasında ise, “... ile ... arasında akdedilmiş 31.03.2016 Kurumsal Süreçlerin İşletilmesi Sözleşmesi kapsamında ... ortağı tarafından kurumsal departmanın başarı ile işletilmesi ile ilgili olarak tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerini belirlemek için” 31.03.2016 tarihli Sözleşme imzalandığını, bu Sözleşme ile davacının ... kurumsal departmanının başarı ile işletilmesi koşuluna bağlı olarak ve ... ile ... arasındaki 31.03.2016 tarihli Kurumsal Süreçlerin İşletilmesi Sözleşmesi feshedilmedikçe ... Ortağı ile ... Ortağı arasında hesaplanacak gelir paylaşımı esasına dayalı net kar üzerinden ücretlendirme olacağını, buna  ilişkin hesaplamanın ise müvekkili ile davacının akdettiği 31.03.2016 tarihli sözleşme’de açıkça belirtildiğini, ancak ne var ki müvekkilinin 10.06.2016 tarihinde ...’deki hisselerini ...’ye devretmesi nedeniyle işbu devir sonrasında müvekkilinin ...’deki hisse oranın ...’nin tüm hisselerinin %5’ine düştüğünü, bu kapsamda da müvekkili ile davacı ... arasında işbu sözleşme’nin “gelir paylaşımı esasları” başlıklı 4. maddesinin ve “satış primi” başlıklı 5. maddesinin tadil edilmesine ilişkin 16.06.2016 tarihli bir protokol akdedildiğini, işbu protokol maddeleri gereğince  davacı tarafından dilekçesinde uzun uzadıya bahsetmiş olduğu iddiaların, esasen yürürlükte olmayan bir maddeye dayanak yapılarak ileri sürüldüğünü, zira müvekkilinin ...’deki payı %13,3 değil, %5 olduğu, davacı ile akdedilen 16.06.2016 tarihli Protokol uyarınca davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu gibi %13,3 oranında müvekkilinin kendi hissesinden sorumlu olduğuna ilişkin bu iddianın asılsız olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını,  zira görüleceği üzere bu oran karşı tarafın imzalamış olduğu Protokol ile %5 olarak revize edilmiş olup nitekim hisse satışına ilişkin olarak müvekkilinin davacı yana ödenmesi lazım gelen tutarın da davacıya ödendiğini, kaldı ki bu kapsamda da davacı tarafından müvekkilinin  ibra edildiğini, başarı primine ilişkin olarak ise müvekkili ile ... arasında 31.03.2016 tarihinde akdedilen Sözleşme’de bir defaya mahsus olmak üzere şirketin Kurumsal Departmanı’nın 2016 yılına dair finansman hariç vergi öncesi kar tutarının 3.400.000 TL ve üzerinde olması durumunda 13.300 TL tutarındaki satış primi ödemekle yükümlü olacağı şeklindeki düzenleme de her ne kadar yine davacı vekili tarafından belirtilmemiş ise de, bu maddenin  de tadil edildiğini “Bir defaya mahsus olmak üzere Şirketin 2016 yılı Kurumsal Departman 3.400.000 TL finansman hariç vergi öncesi kar ve üzeri olması halinde ... Ortağı, 5.000 TL tutarında (bu meblağ ... Ortağı’na düşen kısımdır.) ek bir başarı ücretini almaya hak kazanır. Bu meblağda yine Gelir Paylaşımı fonuna eklenir ve ödemesi Gelir Paylaşımı esaslarına göre yapılır.”  ve bu hali ile taraflarca üzerinde mutabık kalındığını, görüleceği üzere, davacı ile müvekkili arasında akdedilen Protokol ile davacı tarafından taleplerinin dayanağı yapmış olduğu tüm tutar ve oranların revize edildiğini, ancak davacı yan Protokol’de açıkça imzası bulunmasına rağmen bu Protokol hiç yokmuş gibi yanlış hesaplamalar yaparak müvekkilinden alacağı bulunduğundan bahisle işbu davayı ikame ettiğini,  31.03.2016 tarihli Kurumsal Süreçlerin İşletilmesi Sözleşmesinin taraflardan herhangi biri tarafından feshedilmemesi koşullarına bağlandığını, taraflar arasında yapılan Kurumsal Süreçlerin İşletilmesi Sözleşmesi ve Kurumsal Süreçlerin işletilmesine ilişkin Ek Protokol çerçevesinde taraflar arasındaki ilişki ile karşılıklı hak ve yükümlülükler belirlenmiş bulunduğunu, hal böyle iken müvekkilinin ortağı olduğu ...’nin işbu Sözleşmelerden kaynaklı tüm edimlerini yerine getirmesine karşın davacı ve davacıya ait şirket bu Sözleşmeler’den doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi davacı taraf ve onun tek pay sahibi ve şirket müdürü olduğu ... tarafından müvekkiline ve ...’ye ihtarnameler gönderilerek aradaki ticari ilişki ve Sözleşmeler haksız olarak feshedildiğini, davacı ve ... tarafından yapılan Sözleşme’ye aykırılık teşkil edecek nitelikteki fiiller ile açıkça haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle müvekkilinin ortağı olduğu ... tarafından açılmış bulunan sözleşmeye aykırılık ve haksız rekabet davası bulunduğunu, davacı yanın gerek kendisi tarafından gerekse de sahibi olduğu ... üzerinden yapmış olduğu pek çok hukuka aykırı eylem söz konusu olduğunu,  davacı taraf haksız rekabet teşkil eden eylemlere halihazırda da devam etmekte ve müvekkili şirketin yazılım departmanında çalışan personellere iş teklifi yaparak personellerle iş görüşmeleri yaptığını, hal böyle iken davacı yanın Sözleşme’de belirtilen koşulları yerine getirmediği aşikar olduğundan bu kapsamda mahkeme  nezdinde ikame edilen davanın  da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bütün bunların yanında müvekkilinin  davacıya herhangi bir borcu olmadığına ilişkin beyanları ve itirazları saklı kalmak ve kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkilinin ortağı olduğu ...’nin davacı aleyhine ikame edilen ve İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde görülmekte olan 2019/162 E. sayılı haksız rekabete ilişkin dava bulunduğunu, bu davada detaylı şekilde beyan etmiş oldukları üzere davacının, müvekkilinin ortağı olduğu  şirket aleyhine haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunmuş ve müvekkilinin ortağı olduğu şirketi ve bu kapsamda doğrudan müvekkilini zarara uğrattığını, bu kapsamda da müvekkilinin, esasen davacıdan alacaklı bulunduğunu, işbu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle işbu mesnetsiz davanın külliyen reddine; İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayısı ile yapılan icra takibinin iptaline, icra takibinde haksız ve kötüniyetli olan davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini  talep etmiştir. İstanbul ...İcra müdürlüğünün  ... Esas sayılı takip dosyasında  davacının davalı  hakkında   150.000,00 TL asıl alacak,38.025,00 TL işlemiş faiz  olmak üzere  toplam 188.105,14 TLnın tahsiline yönelik yaptığı ilamsız takibin itiraz üzerine durdurulduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili delillerini ıslah ettiğini bildirdiği  28/04/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile ;müvekkilinin , gelir paylaşımı sözleşmesinin 4.maddesinde belirtilen alacağa, sözleşmenin ne şekilde feshedildiğinden bağımsız bir biçimde hak kazandığını, fesih niteliği gereği ileriye etki eden bir hukuki işlem olup, fesih tarihinden önce müvekkilinin  hak kazandığı alacaklar açısından bir etkisi bulunmadığı,müvekkilinin  4.maddede belirtilen alacaklara hak kazanması sözleşmenin haklı nedenle feshi şartına bağlansa bile sonucun  değişmeyeceğini,müvekkili davalıya ve ortağı olduğu şirkete ihlallerini gidermesi için 1.5 yıl süre verdiğini,söz konusu ihlallerin giderilmesi için sayısız mail ve whatsapp yazışması yapıldığını,müvekkilinin  açık bir biçimde sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, müvekkilinin  sözleşmeyi haksız bir biçimde feshettiği kabul edilse dahi sözleşmenin 5.4 maddesi ile hedeflenen ve tarafların gerçek iradesi, müvekkilinin 4.1'de belirtilen gelir paylaşımına dayalı alacaklarını her halükarda alabileceği yönünde olduğunu,gerçek irade haksız fesihte müvekkilinin sadece satış primi hakkını kaybetmesi yönünde olduğunu belirterek , Islah talebinin  ve ıslah ile sundukları  yeni delillerin dosyaya kabulünü talep etmiştir. Mahkeme, somut olayda, sözleşme m. 5.4. hükmüne göre hükmün lafzından çıkan sonuç, şirket içinde tutulan gelir paylaşımı hak edişi ancak sözleşme m. 7 hükmündeki düzene göre fesih söz konusu ise ödeneceği, dolayısıyla doğmuş/varlığı sabit hak edişlerin ödenmesi bakımından sözleşmenin m. 7 hükmüne uygun sona erme bir zorunluluk olarak anlaşıldığı,dolayısıyla bu halde doğmuş/var olan alacakların ödenmesi, sözleşmenin anlaşarak veya m. 7 hükmüne uygun feshedilmesi ile mümkün olacak, bu durumlardan herhangi biri gerçekleşmez ise bu alacakların  ödenmeyeceği,dolayısıyla bu halde, feshin ileriye etkili olup olmamasının somut olayın çözümü bakımından bir etkisi olmayacağı,yapılan incelemede, sözleşme m. 7 de düzenlenen 30 gün süre verilmesi hususuna uyulmadığı ve bu nedenle feshin sözleşme m. 7’de aranan şartları taşımadığının  görüldüğü,bu bilgiler ışığında, gelir paylaşımı alacağının talep edilmesinin şartlarının sözleşme m. 5.4 hükmü uyarınca oluşmadığı,davacının, 4. maddede belirtilen alacaklara hak kazanmasının sözleşmenin haklı nedenle feshi şartına bağlansa bile sonucun değişmeyeceğine, davalıya ve ortağı olduğu şirkete ihlallerini gidermesi için 1.5 yıl süre verdiğini, söz konusu ihlallerin giderilmesi için sayısız mail ve whatsapp yazışması yapıldığına, davacının açık bir biçimde sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğine dair beyanlarının isabetsiz olduğu gerekçesi ile; \"1-Davanın reddine, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine\" karar vermiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; yerel mahkeme tarafından yapılan inceleme neticesinde İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/332 E., 2022/995 K. sayılı kararı ile özetle \"gelir paylaşımı alacağının talep edilmesinin şartlarının sözleşme m. 5.4 hükmü uyarınca oluşmadığı\" kanaatine varılarak davanın reddine karar verildiğini,davanın reddi yönünde verilen yerel mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu,sözleşmesinin feshine ilişkin hususlar huzurdaki davanın konusu olmayıp dava konusu hak edişler feshe bağlı alacak niteliğinde olmadığından feshin niteliğinden bağımsız olarak  davacıya  ödenmesi gerektiğini, görülmekte olan davada, taraflar arasında imzalanmış gelir paylaşım sözleşmesi gereği müvekkilinin 2016 ve 2017 yıllarında tahakkuk etmiş alacaklarının davalıdan tahsilinin  talep edildiği, fesih, ileriye dönük bozucu etkisi olan bir irade açıklaması olup,dosya kapsamında talep edilen alacakların  ise taraflar arasındaki sözleşme yürürlükte kaldığı sürede hak kazanılmış alacaklardan olduğu,mahkeme kararında davanın reddine gerekçe olarak \"...sözleşme m. 7 de düzenlenen 30 gün süre verilmesi hususuna uyulmadığı ve bu nedenle feshin sözleşme m. 7’de aranan şartları taşımadığı..., gelir paylaşımı alacağının talep edilmesinin şartlarının sözleşme m. 5.4 hükmü uyarınca oluşmadığı...\" gösterilmiş ise de; sözleşmeye aykırılık, haksız rekabet gibi ihtilaflar ise İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/162 E. Sayılı dosyası ile yapılan yargılamanın konusunu teşkil ettiği,huzurdaki dava ile herhangi bir bağlantısı bulunmadığı, hukukçu bilirkişi tarafından \"sözleşmenin feshine, haksız rekabete vs. ilişkin hususlara yönelik dosyada evrak bulunmadığı ve dolayısıyla da bahsi geçen konularda sağlıklı inceleme yapılamadığı\" şeklinde ifade edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin fesih biçiminin, huzurdaki davaya konu alacaklara bir etkisinin bulunmadığını,davacının dava konusu alacaklara, dava konusu edilen dönem itibarıyla hak kazandığını,dava konusu talepler 2016 ve 2017 yıllarındaki hak edişlere ilişkin olup feshin ileriye dönük bir etkisi olması itibarıyla, feshin ve feshin türünün dava konusu talepleri bakımından belirleyici nitelikte olduğunun kabulünün  hukuken mümkün olmadığını,sunulan mütalaanın dikkate alınmadığını,eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu,sözleşmelerde feshi düzenleyen 5.4. ve 7.2. maddelerinin mutlaka tarafların gerçek iradesine göre yorumlanması gerekirken hatalı hukuki değerlendirme ile hüküm kurulduğunu, davada gerek müvekkili ile davalı arasındaki gerekse de dava dışı ... ve dava dışı ... arasındaki sözleşmelerde yer alan feshe ilişkin hükümler şüpheye mahal bırakmayacak şekilde açıkça düzenlenmemiş olup tarafların amacına göre yorumlanmaya muhtaç olduğunu, mahkemece bu konuda değerlendirmenin hatalı yapıldığını, davadaki alacak talebinin  temeli davalı ile müvekkili arasında imzalanan gelir paylaşım sözleşmesi olduğu, ilgili sözleşmenin fesih hükmünü düzenleyen 5.4 maddesi yoruma açık olup ilgili maddede feshin sonuçlarının  şüpheye mahal vermeyecek bir şekilde düzenlenmediğini,mahkeme tarafından davanın reddi karanında, müvekkilinin gerçekleştirdiği feshin Gelir Paylaşımı Sözleşmesinin 5.4 maddesine ve bu maddenin atıfta bulunduğu Kurumsal Süreçlerin İşletilmesi Sözleşmesinin 7.maddesine aykırı olduğunun  gerekçe gösterildiğini, Gelir Paylaşımı Sözleşmenin tadil edilen 5.4 maddesi  aşağıdaki gibi; 5. SATIŞ PRİMİ \"... ile ... arasında akdedilmiş 31.03.2016 Kurumsal Süreçlerin İşletilmesi Sözleşmesi taraflarca karşılıklı yazılı mutabakat ile sona erdirildiği takdirde ... Ortağının işbu sözleşmedeki 4. 5. Ve 6.maddedeki ödeme yükümlülükleri ortadan kalkacaktır.Bununla beraber ... Ortağı ... Ortağına Kurumsal Süreçlerin İşletilmesi Sözleşmesinin 7.maddesi uyarınca feshi olması durumunda sadece 4.madde çerçevesinde elde ettiği ve şirket içerisinde tutulan gelir paylaşımı hakedişlerini ödeyecektir veya bu bedelin ... tarafından ödenmesini sağlayacaktır.\"şeklinde olduğunu,söz konusu sözleşmede müvekkilinin  a. 4.madde uyarınca gelir paylaşımı alacağı b. 5.madde uyarınca satış primi alacağı olmak üzere iki alacağa hak kazanabildiği,gelir paylaşımı alacağı huzurdaki davanın konusunu oluşturan alacak olup, satış primi ise ... şirketinin satılması halinde müvekkiline ödenmesi öngörülen prim alacağı olduğu,sözleşmenin feshini düzenleyen 5.4 maddesi, sözleşmenin \"Satış Primi\" başlıklı 5.maddesi altında düzenlendiği, fesih işleminin esasen yalnızca \"Satış Primi\" alacağı yönünden önem taşıdığını,  fesih maddesinin, \"Satış Primi\" başlıklı 5.maddenin içinde düzenlenmesi hiçbir surette tesadüf ya da basit bir hata olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, feshin bu başlık altında düzenlenmesinin  tarafların gerçek iradesini yansıtan bir durum olduğunu, sözleşmenin 6.maddesi \"Diğer Hükümler\" başlığını taşımakta ve ilgili maddede yetkili mahkeme, sözleşmenin devredilmesi gibi düzenlemeler bulunmakta olup herhangi bir ödeme yükümlülüğü yer almadığını,\"Kurumsal Süreçlerin İşletilmesi Sözleşmesi taraflarca karşılıklı yazılı mutabakat ile sona erdirildiği takdirde ... Ortağının işbu sözleşmedeki 4. 5. ve 6.maddedeki ödeme yükümlülükleri ortadan kalkacaktır\" maddesi uyarınca taraflar mutabakata varırsa, daha doğrusu taraflar arasında anlaşma sağlanır ise ... ortağının ödeme yükümlülükleri ortadan kalkacağını,bu madde ile amaçlanan sonuç, tarafların iradesine ve hayatın olağan akışına uygun olduğu karşılıklı mutabakat ile sonuçlandırılan bir süreçte her iki taraf da anlaşma sonucunda elde edeceklerini ya da karşı tarafa vereceklerini tespit ettiği,kazançlar ve riskler değerlendirmiş, bu değerlendirme sonucunda taraflar anlaşma yolunu tercih ettiğini,taraflardan birinin Kurumsal Süreçlerin İşletilmesi sözleşmesinin 7.maddesi uyarınca sözleşmeyi feshetmesi halinde ise, müvekkilinin hangi alacaklarını alacağı noktasında ciddi soru işaretleri oluşmuş ise de tarafların sözleşmenin 5.4 maddesini düzenlerken sahip olduğu müşterek iradenin belirtildiğini, sözleşmenin 5.4 maddesinde gerçekte hedeflenen, yani tarafların gerçek iradesi, müvekkilinin sözleşmeyi haksız bir biçimde feshetmesi halinde önceden hak kazandığı gelir paylaşım alacaklarını almakla yetinmesi olduğu,dava  konusunu oluşturan ve sözleşmenin 4.maddesinde belirtilen alacak olduğu, Borçlar Kanunu'nun m 19 hükmüne göre yorum yapılması gerektiği,ıslah dilekçesi ile sundukları delil ve beyanlarının incelenmediğini ve eksik inceleme yapıldığını,müvekkillinin , gelir paylaşımı sözleşmesinin 4.maddesinde belirtilen alacağa, sözleşmenin ne şekilde feshedildiğinden bağımsız bir biçimde hak kazandığını, fesih niteliği gereği ileriye etki eden bir hukuki işlem olup, fesih tarihinden önce müvekkilinin hak kazandığı dava konusu gelir paylaşımı alacakları açısından bir etkisi olmadığını,müvekkilinin 4.maddede belirtilen alacaklara hak kazanması sözleşmenin haklı nedenle  feshi şartına bağlansa bile sonucun  değişmeyeceğini, müvekkilinin  davalıya ve ortağı olduğu şirkete ihlallerini gidermesi için 1.5 yıl süre verdiğini,söz konusu ihlallerin giderilmesi için sayısız mail ve whatsapp yazışması yapıldığını,davacının  açık bir biçimde sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini,davacının  sözleşmeyi haksız bir biçimde feshettiği kabul edilse dahi sözleşmenin 5.4 maddesi ile hedeflenen ve tarafların gerçek iradesi, müvekkilinin  4.1'de belirtilen gelir paylaşımına dayalı alacaklarını her halükarda alabileceği yönünde olduğunu,gerçek irade haksız fesihte müvekkilinin sadece satış primi hakkını kaybetmesi yönünde olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, taraflar arasında imzalanmış gelir paylaşım sözleşmesi gereği davacının  2016 ve 2017 yıllarında tahakkuk ettiği ileri sürülen alacaklarının tahsiline yönelik yapılan takibe karşı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Davaya  Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılmıştır. Dava gelir paylaşım sözleşmesi gereğince davacı alacağına yöneliktir. Davanın taraflarının gerçek kişiler olduğu,tarafların tacir olup olmadıklarının ise araştırılmadığı görülmüştür. Dava adi ortaklıktan kaynaklanan alacak iddiasına dayandığından mahkemenin görevli olup olmadığının değerlendirilmesi gereklidir. Uyuşmazlık, görevli mahkemenin tayini hususudur. Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı madde gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak) iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, HMK 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir. Buna göre , taraflar arasındaki uyuşmazlığın TBK'da düzenlenen adi ortaklık ilişkisinden kaynaklı olduğu,  ortaklığın konusunun gelir elde etmek olması, davayı kendiliğinden ticari dava haline getirmeyeceği ve TTK'da ön görülen, tarafların her ikisinin de tacir olması koşulunun davada oluşup oluşmadığının mahkemece araştırılmadan  eksik inceleme ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle  öncelikle tarafların tacir olup olmadıkları ,hatta esnaf ise Bakanlar kurulunun ilgili kazanç tutarlarının da araştırılarak taraflar tacir ise yargılamaya devam edilmesi,akabinde dava  konusu sözleşmesinin  4,5,6 ve 7.madde hükümleri de değerlendirilerek talep edilen gelir paylaşım  alacağı iddiasının  feshe bağlı olup olmadığı hususunda da ayrıca itirazların  değerlendirilerek tartışılması gereklidir. Aksi taktirde  tarafların tacir olmadıkları belirlendiğinde ise, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle   görevsizlik kararı ile dosyanın  görevli mahkemeye gönderilmesi gerektiğinden,bu hususlar değerlendirilmeden verilen  karar usul ve hukuka uygun bulunmamıştır. Bu itibarla davacının istinaf talebinin kabulü ile karar HMK 353/1a-6.madde gereği kaldırılarak dosyanın mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f2446506d7e96eb5","SID":"b372e9ab12df7a5a"}}