{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/79 Esas<br>KARAR NO: 2023/1606 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/07/2019<br>NUMARASI: 2017/318 E.  -  2019/303 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Manevi Tazminat İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 03/11/2023<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde;  müvekkili şirketin 1964 yılında ... tarafından tekstil sektörü ile ticari hayatına başladığını, 1993 yılından itibaren inşaat sektörünü faaliyetine ekleyerek birçok inşaat taahhüdünü gerçekleştirdiğini, halen inşaat sektöründe faaliyetine devam ettiğini, inşaat sektöründe bitirdiği projelerle tanınmışlığa ulaştığını, inşaat hizmetlerinde ... markasını bilinir hale getirdiğini ayrıca emlak, mühendislik, nakliye ve taşımacılık alanlarında da ticari faaliyet gösterdiğini, ayrıca müvekkili şirketin 2004 yılından itibaren inşaat hizmetlerine ilişkin 37.sınıfta tescilli ...Şekil, ..+Şekil, ...+Şekil markalarının sahibi olduğunu,  söz konusu marka ile kendine pazarda sağlam bir yer edindiğini, markayı inşaat hizmetlerinde, işyerlerinde, pano, tabela ve reklam vasıtalarında kullandığını, davalı şirketin halen devam eden “... , ... projeler ile tamamlanmış olan “...\" isimli inşaat projelerinde kendilerinin hak sahibi olduğu “...\" markasını müvekkilin izni olmadan inşaat hizmetlerinde markasal olarak kullandığını, davalının ticaret unvanının ... A.Ş. olmasına rağmen İstanbul Ticaret Odası firma bilgilerine göre, şirketin iş konuları arasında inşaat hizmetlerinin bulunmadığını, davalının Holding bünyesinde inşaat hizmetlerini \"... \" adıyla yapmasına rağmen, inşaat hizmetlerinde tek başına, markasal ve asli unsur olarlak müvekkil şirketin hak sahibi olduğu ... ibaresini kullandığını, müvekkilinin tescilli markasının veya markasının unsurlarının tamamının ya da bir kısmının, müvekkilinin iş kolu olan inşaat hizmetlerinde kullanılmasının karıştırılma ihtimali yaratacağını, davaya konu \"...\" markasının ilgili ortalama tüketicinin, markayı esas unsur olan \"...\" ibaresi ile algıladığını, davalının marka hakkına tecavüz eder nitelikte haksız kullanımları nedeniye müvekkilinin işletmesel yönden davalı holding ile karıştırldığını, markasının karşı tarafça inşaat hizmetlerinde kullanılması nedeni ile ticari olarak zarar gördüğünü, markanın müvekkilinin izni olmadan kullanılmasının ve bundan kâr elde edilmesinin hukuka uygun olmadığını, davalının kötü niyetle hareket ettiğini, müvekkilinin tescilli markalarının esas unsurunun \"...\" olduğunu,  davalı şirket yetkililerinin soyadının ... olmasının öneminin olmadığını, davalının kullandığı www...comm, www...com, www...com.tr alan adlarının, ticaret unvanına uygun olmadığını, bu alan adlarının kullanımının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu,  davalının inşaat hizmetlerinde kullandığı ... işaretleri 37. Sınıfta tescilli olmadığını, davalı tarafından ... başvuru numarası ile ... ibaresi için 37.sınıfta marka tescili için başvuru yapıldığını, ancak bu başvurunun TPE tarafından kabul edilmediğini, müvekkilinin davalı şirketin ... markasını inşaat sektöründe kullanmasına hiçbir şekilde rıza göstermediğini, bu hususta İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/21 D.İş sayılı dosyası ile \"...\" inşaat alanında  delil tespiti yapıldığını, müvekkilinin markasının tek başına marka olarak ön planda olacak şekilde, \"...\"  ibaresinin markasal olarak kullanıldığının, davalı tarafın ... ismi ile inşaat hizmeti verdiğinin tespit edildiğini, davalının benzer kullanımları için \"...\" isimli tamamlanmış olan inşaatında, Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/40 D.İş numaralı dosyasında delil tespiti yapıldığını, sunulan bilirkişi raporunda tamamlanmış olan  sitenin dış cephesinde ... ibaresinin ve www...com alan adının bulunduğu panoların yer aldığı, panolar ve satış ofisinde yer alan kataloglarda dair planlarında, aykalı pano ve kartvizit gibi tanıtım vasıtalarında ...+logo ibaresinin markasal olarak yer aldığının ve site yönetiminin müşteri ilişkilerine yönelik faaliyetlerinin devam ettiğinin tespit edildiğinin ve bu kullanımların müvekkillinin markaları ile iltibasa neden olabileceğinin bildirildiğini, müvekkili şirkete ait tescilli markanın davalı tarafından haksız olarak kullanımı nedeni ile müvekkilinin marka hakkına tecavüz edildiğini, müvekkilinin uzun yıllardır yoğun emek ve sermaye harcayarak yarattığı markasının karıştırılma ihtimaline yol açacak ve haksız rekabet oluşturacak şekilde kullanıldığındığını, dürüst ticaret koşullarına uyulmadığını, basiretli bir tacir gibi davranılmayarak haksız rekabette bulunulduğundan bahisle,  müvekkili şirketin ... tescil numaralı markalarının tescil edildiği 37. İnşaat hizmetleri sınıfında ve kullandığı www...com, www...com ve www...com.tr isimli internet sitelerinde inşaat hizmetleri ile ilgili olarak kullanımının ve tanıtımının engellenmesi, davalı tarafın müvekkili şirketin tescil belgelerinden kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturan faaliyetlerine konu reklam, tabela, afiş vs. gibi tanıtım materyallerinin toplatılarak verilecek kararın kesinleşmesine kadar mufaza altına alınmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz niteliğindeki ve haksız rekabet oluşturan fiillerin durdurulmasına, tecavüzün giderilmesine, marka hakkına tecavüzün devamının önlenmesine, davalının halen kullandığı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete konu alan adlarının terkinine, müvekkili şirketin zararının ileride arttırılmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminatın tespit tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ... tekstille başlayan 33 yılı aşkın ticari geçmişi olduğunu ...  olarak konut, alışveriş merkezi, karma projeler ve ticari gayrimenkul alanlarında faaliyet gösterdiğini inşaat sektöründe Türkiye’nin tanıdığı en önemli markaların başında geldiğini, ...’s ve ..., ... gibi markaları ile global alanda önemli başarılara imza attığını ve bu konudaki marka bilinirliği ile aynı iş modelini inşaatta da devam ettirdiğini, bu konuda ... İnşaat fuarlarının sürekli katılımcısı olarak marka bilinirliği üzerine ciddi yatırımlar yaptığını, birçok ilde  projeler yapıp teslim ettiğini, grup bünyesinde 15 000 çalışanı bulunan şirketin ülkemizin bilinirliği ve tanınırlığı en yüksek şirketlerinden biri olduğunu,  müvekkilinin \" ...\" ibaresini markasal olarak uzun yıllardır kullandığını,  tanıtımı için büyük emek ve sermaye harcadığını, davacının değil  müvekkilinin \"...\" markasını meşhur ve maruf hale getirdiğini, verdiği hizmet ile piyasada tanınmış yüksek itibara sahip bir firma olduğunu,  ...  bünyesindeki şirketlerin ekseri ... unsurunu havi ticaret unvanlarına sahip olduklarını, müvekkili şirketin kurucu ortaklarının soyadının ... olması nedeniyle, müvekkilinin kendi isim hakkı üzerinde markasını kullandığını, davacının dava dilekçesinin büyük kısmında ...  bahsettiğini ve faaliyetleri arasında inşaat hizmetlerinin bulunmadığını iddia ettiğini, bu beyanların doğru olmadığını, müvekkilinin inşaat sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 1983 yılından beri \"...\" markasını ve ticaret unvanını kullandığını, inşaat  sektöründe de ... Tic. A.Ş iken, 14.05.2007 tarihinde ... Sanayi A.Ş olarak değiştirdiğini, 2007 tarihinden bu yana yaklaşık 10 yıl geçtiğini, müvekkilinin ... başvuru ile \"...+şekil\", ... no'lu \"... \" ve ... no'lu başvuru ile \"...+şekil YAPI \" ibareli  markalarının tescili için TPE'ye başvuruda bulunduğunu, ancak davacının itirazları nedeni ile başvurularının red edildiğini, davacının müvekkilinin markalarından haberdar olmadığına dair beyanlarının doğru olmadığını, müvekkilinin aralıksız olarak 20 yıldır dava konusu  markayı kullandığını, davacının bu  süreçte dava açmadığını, yasal yollara başvurmadığını, uzun süre sessiz kalması nedeni ile müvekkili markaları ile internet alan adları yönünden iddia ve taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, davacının itirazlarından sonra aynı markaları kendi adına tescil ettirdiğini, davacının gayesinin müvekkilini taklit etmek olduğunu, müvekkilinin  \"...\" markasının üzerinde üstün hak sahibi olduğunu, müvekkilinin dava konusu markaları için yoğun reklam kampanyaları ve yüklü yatırımlar yaptığını, bu nedenle müvekkilinin markasının davacı ile aynı sektörde uzun yıllar kullanılmasından dolayı karıştırılma ihtimalinin olmasının mümkün olmadığını, taraf markalarının temsil ettiği ürünlerin, hizmetlerin potansiyel müşterilerinin ortalama algısı nazara alındığında söz konusu ibarelerin karışıklığa neden olmadığını, bu sektör müşterilerinin detaylı araştırma sonucu satın alma kararını verdiklerini ve dolayısıyla iltibas oluşma ihtimalinin olmadığını ayrıca dava dilekçesinde belirtilen değişik iş dosyalarının davacının iddialarına mesnet olmasının mümkün olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. <br>MAHKEME KARARI:  İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 09/07/2019  tarihli 2017/318 E. - 2019/303 K. sayılı kararıyla; \"...Tüm dosya kapsamı, taraflarca sunulan deliller, alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde her ne kadar davacı davalıya ait www...com, www...com ve www...com.tr isimli internet sitelerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması, giderilmesi, önlenmesine, alan adlarının terkini, maddi ve manevi tazminat talebiyle iş bu davayı açmış ise de, davacının davaya konu markanın davalı tarafından kullanıldığını bilmesine rağmen, bu kullanıma göz yumduğu ve sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığı, davalı tarafından yapılan yatırımlar karşısında sessiz kalıp sonrasında dava açmasının aradan geçen sessiz kalma süresi nazara alındığında MK 2 kapsamında  kötü niyet teşkil ettiği, \"...\" ibaresini sektörel bazda tanınmış hale getiren davalının marka tescilinin bulunup bulunmamasının bu noktada öneminin bulunmadığı, tescil halinde dahi tescilinin hükümsüzlüğünü talep edemeyecek olan davacının bu kullanımların tecavüz oluşturduğunu da iddia edemeyeceğinin kabulünün gerektiği kanaati ile davacının sübut bulmayan davasının reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davalının \"...\" markasını inşaat sektöründe kullanmaya başladığı tarihin müvekkilinin kullanım tarihinden daha sonra olduğu halde, Mahkemece davacının başka hizmetlerde markayı kullanmaya başladığı tarihin dikkate alınmasının hukuka aykırı olduğunu, Davalının inşaat sektöründeki marka kullanımına ilişkin belgeler yerine ... bünyesinde bulunan ve faaliyet alanı başka sektörlere ait olan marka kullanımlarına ilişkin belgeleri sunduğunu, bilirkişilerin de bu konuya dikkate etmeksizin hatalı şekilde sessiz kalma nedeniyle hak kaybının mevcut olduğuna dair görüş bildirdiklerini,Davalının 2008 yılından bu yana yaptığı inşaat projelerinde \"...\" markasını değil, proje isimlerini kullandığını, ticaret unvanının kullanması ile 37. sınıfta marka kullanmasının farklı olduğunun Mahkemece göz ardı edildiğini, Davalının 2012 yılından itibaren \"...\" markasını inşaat işlerinde kullanmaya başladığını, bu tarihten önce davalı tarafça \"...\" ibaresinin inşaat hizmetleri için kullanıldığına dair dosyada hiç bir delil bulunmadığını, Davalının zaman içindeki marka kullanımlarının değiştirilerek, farklı bir kullanım ortaya çıktığından, bu kullanımların başladığı tarihten itibaren 5 yıllık sürenin hesaplanması gerektiğini, Davalının 2012 yılından önce davaya konu internet sitelerinde de inşaat hizmetleri için markayı kullanmadığını, 2012 yılından sonra kullanmaya başladığını, bu nedenle sessiz kalma nedeniyle hak kaybının söz konusu olmayacağını, Davalının marka tescil başvurularına da dava açılmadan önce müvekkili tarafından itiraz edildiğini, davalı ile birlikte katıldıkları fuarın tarihinin 2012 yılının Kasım ayında olduğunu, 5 yıllık süre dolmada 2016 yılında davanın açıldığını, müvekkilinin davalının markayı inşaatlarda kullanmaya başlaması ile durumu öğrendiğini, davalı şirketin 2008 yılında inşaat hizmetlerini iştigal alanına dahil etmesine rağmen, yaklaşık üç yıl sonra markayı kullanmaya başladığını,Davalının müvekkilinin markalarını bildiği halde 2014 yılına kadar marka başvurularına devam ettiğini, kötüniyetli olduğunu belirterek, istinaf taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Dosya arasında bulunan Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtların incelenmesinde; ... tescil numaralı \"...\" ibareli markanın ...San. Ve Tic. A.Ş adına 19. ve 37. Sınıflarda 14.05.2004 tarihinde tescil edildiğini, 14.05.2014 tarihinden itibaren on yıl müddetle yenilendiği, ... tescil numaralı \"...\" ibareli markanın  .... A.Ş adına 37.sınıfta 14.05.2004 tarihinde tescil edildiği, 14.05.2014 tarihinden itibaren on yıl müddetle yenilendiği, ... tescil numaralı \"...\" ibareli markanın ...Sanayi ve Tic. A.Ş adına 36.,37.,39. Sınıflarda 06.10.2009 tarihinden itibaren on yıl müddetle tescil edildiği, ... tescil numaralı \"...\" ibareli markanın ...Sanayi ve Tic. A.Ş adına 36.,37.,39.,41. ve 43. sınıflarda 02.12.2010 tarihinden itibaren on yıl müddetle tescil edildiğini, ... tescil numaralı \"...\"  ibareli markanın 03.08.2009 tarihinden itibaren on yıl müddetle tescil edildiği anlaşılmıştır. Davalı şirkete ait ticaret sicil kaydı incelendiğinde; 02/07/2010 tarihinde tescil edildiği, faaliyet alanında inşaat hizmetlerinin de yer aldığı tespit edilmiştir.İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuku Mahkemesi'nin 2016/21 D. İş sayılı dosyası incelendiğinde; ...tarafından 11/03/2016 tarihinde delil tespiti talebinde bulunulduğu, 16.06.2016 tarihinde “...” inşaat sahasında yapılan bilirkişi incelemesi ile www...com alan adında “...” ibaresinin bir marka gibi ön plana çıkartıldığı, bu ibarenin başta yer aldığı sayfalarda “...” ibaresinin tekstil alanının yanı sıra inşaat hizmetlerine ilişkin olarak da kullanıldığı, inşaat hizmetlerine ilişkin bilgilerin yer aldığı sayfada “...” ibaresinin markasal olarak kullanıldığı, “...” ismi ile inşaat hizmeti verdiği hususlarının tespit edildiği anlaşılmıştır. Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuku Mahkemesi'nin 2016/40 D. İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; ...tarafından 16/03/2016 tarihinde delil tespiti talebinde bulunulduğu,17/03/2016 tarihinde “...” tamamlanmış inşaatta yapılan delil tespiti ile inşaat tamamlanmış olmasına karşın sitenin dış cephesinde “...+Logo” işaretinin ve wyww...com alan adının yer aldığı panoların bulunduğu, kartvizit ve satış ofisindeki kataloglar ile daire planlarında yer aldığı, gerek web sitesinde gerek ilgili basılı araçlarda \"inşaat hizmetleri\" alanında markasal kullanımın söz konusu olduğunun tespit edildiği, marka hakkına tecavüz edildiğine dair görüş bildirildiği tespit edilmiştir.Bakırköy C. Başsavcılığının 2016/58375 sor. 2016/53250 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar incelendiğinde, şikayetçinin ..., şüphelilerin ... olduğu, markaya tecavüz suçundan yapılan soruşturma sonucunda; şüphelilerin eylemlerinin suç oluşturmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği tespit eidlmiştir.İlk derece mahkemesince alınan  09.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda; \"...Somut olay incelendiğinde davalının kendisini salt olarak “...’ ismi ile konut üretim ve faaliyetlerinde bulunmadığı, faaliyetlerinde ürettiği her projeye bir isim ve bunun da patentini alarak devam ettiği, davacının gerek antet ve internet sitesindeki kullanmış olduğu beyaz zemin üzerine kırmızı “eğik e” ile davalının kullandığının iddia edildiği büyük kırmızı eğik 3 çizgili işaret ile ağırlıklı mavi renkli “...” isminin ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebep olunmayacağı, davalının logo ve siyah zeminli salt “...” ismi ile, davadışı ... A.Ş. tarafından kullanılan kırmızı eğik 3 çizgi ve parlament mavi renkli ... ismine yönelik incelemede, gerek ... arama motoru ile internet üzerinden yapılan araştırmalarda gerekse dosyaya sunulan, şirket merkezinde yapılan ve elde edilen iş bu rapor ekinde dosyaya sunulan verilere göre, davacının kırmızı eğik \"E\" şeklinde mavi zemin üzerine yazılı \"...\" ismini davalı şirketin birebir kendisinin değil, bu şirketin bağlı bulunduğu dava dışı \"... A.Ş\" bünyesinde ve üst kimlik olarak grup şirketlerin kuruluşlarından itibaren kullanılmakta olduğu, dava dışı \"...  A Ş.\" bünyesinde kullanılan bu ismin,  mevzuat kapsamında gerek yurt içinde ve dışında yoğun tanıtımına yönelik, basın yayın, fuarlarda reklam kampanyası gerek uzun süre kullanımı ile tanınmışlık düzeyi çok yüksek olduğu, davacıya ait tescil edilen şekil, resim üzerinden herhangi bir yararlanma olgusunun davalı yönünden bulunmadığı, esasen yapılan tespitlerle davalının faaliyetlerinin büyüklük ve tanınmışlığına, internet sitelerine yönelik bölümdeki tespitlere göre de davalının ve dava dışı ... A.Ş. isminin çıktığı, yapılan tespitler ile “...com.” internet alan adının dava dışı ... bünyesinde ve 12.02.1998 yılında oluşturulduğu ve Web sitesinin 2000 yılından itibaren kullanılmaya başlanıldığı, yine Türkiye'nin çeşitli illerinde faaliyet gösteren şirketlerinde “... ” ismi ve “...” ile başlayan internet alan adlarının bulunmakla birlikte, diğer sektörlerden çok farklı olarak bir projenin her yönünü araştıran konut alıcıları yönünden iddia konusu bu işaret ve ismin ve üretilen konut projelerinin alıcıları nezdinde herhangi bir karışıklığa yol açmayacağı ve konut alıcıları yönünden ayırt ediciliğinin de sağlanmaya fazlaca yeterli olacağı, Salt “...” isminin ise dava dışı ...  A Ş. bünyesinde grup şirketlerinin ve davacının TPE’ye 2004 tarihli tescilinden daha eski ve 1998  tarihlerinden beri kullanımında olduğu, davacının davasına dayanak yaptığı iddialarını bu ... A.Ş.’ ye yöneltmesi gerekmekle birlikte, salt “... isminin TPE'ye tescil edildiği 14.05.2004 tarihli başvurusunda ana iştigal konusunun\" TEKSTİL\" olduğu, gerek dava dışı  ... A,Ş. gerek davalı ... A.Ş ’nin bu isme yönelik yaptığı başvuruların 2008 yılındaki davacı tarafından itirazdan sonra, davanın açıldığı 2016 yılına kadar geçen sürede bu ismin kullanımına sessiz kaldığı, davalının bu sure içerisinde yukarıda yapılan tespitlerde de görüleceği üzere, HOLDİNG bünyesinde bir üst kimlik olarak kullanılan “...\" ismine yönelik yurt içinde ve yurt dışında ciddi emek, sermaye ile tanıtım yapmış olduğu, davacının yukarıda ve diğer yerleşik kararlarında da belirtilen markaya yatırımlar yapmasına sessiz kalarak davalı şirketin markası üzerinde emek sarfedip, masraf ve yatırımlar yaparak ticari çevrelerde tanıtmak suretiyle kendisine ait yeni bir değer oluşturduktan sonra sözkonusu değerin yok edilmesi sonucuna yol açacak şekilde davacının tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek hükümsüzlük talep etmesinin TMK 2\"ye aykırı olacağı ve hakkın kötüye kullanılması teşkil edebileceği, hukukumuzda marka hakkının tescil ile veya önceye dayalı kullanım yoluyla kazanılabileceği, kanun koyucunun gerçek hak sahipliğinin belirlenmesinde eskiye dayalı kullanımı tescilden üstün tuttuğu, somut olaydaki dava konusu markanın 1998 yılından beri dava dışı ... A.Ş bünyesinde ve faaliyetlerinde kullanılmakta olduğu, davacı tarafından ana iştigal ve faaliyet konusu TEKSTİL iken, tescili yapılan salt \"...\" markasının başvuru tarihinin ise 2004 yılı, diğer tescillerin ise davalının TPE nezdinde 2008 yılında yaptığı başvurulara itirazlardan sonra 2009, 2010 ve 2011 ve sonraki yıllara ait olduğu, dolayısıyla tescilsiz \"...\" isminin, davacının başvurusundan önceki tarihten beri kullanıldığı hususunun açık olması sebebiyle gerçek hak sahipliğinin belirlenmesinde eskiye dayalı kullanımın belirleyici olacağı, dosyadaki tespitlerden davalının iddiadan öte, haksız rekabet konusu olabilecek davacıya ait gerek isim gerek müşteri çevresi yönünden herhangi bir haksız yararlanma ve iltibasa yoluyla bir haksız fiile yönelik bir tespit ve delil elde edilmediği ve davaya konu marka ismini tescilden önce de ticari faaliyetlerinde kullandığını, bu ismin kullanılmasının yetkisiz kullanım oluşturmayacağı, bu nedenlerle tedbir talebinin yerinde olamayacağı, yine somut olayda 556 sayılı KHK 9/1 (b) ve 9/11 -(e) anlamında marka tecavüzü ve TTK 55/ (a)-4 ve ilgili hükümler anlamında haksız rekabete ilişkin unsurların oluşmadığından maddi ve manevi tazminat taleplerinin geçerli olamayacağına dair...\" görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafça kullanılmak suretiyle tecavüz teşkil ettiği iddia edilen alan adları ile ilgili bilirkişi tarafından hazırlanan 21.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda; \"www...com alan adının ... Ltd. Şti. tarafindan 12.02.1998 tarihinden 11.02.2017 tarihine kadar tescil edildiği, ancak kendilerini “...” adı ile gayrimenkul alanında hizmet veren bir firma olarak tanıttığı, \"www...com.tr\" alan  adının ...San. Ltd. Şti. tarafından 01.03.1999 tarihinden 01.03.2020 tarihine kadar tescil edildiği, hazır gıda sektörü, temizlik, hijyen ambalajları vb. alanlarında faaliyette bulunduklarını ifade ettikleri, \"www...com.tr\"  alan adının kayıt sahibinin ... San. ve Tic. A.Ş., yöneticisinin ise ... A.Ş. Olduğu, 04.09.2007 tarihinden 03.09.2016 tarihine kadar tescil edildiği, \"www...com.tr\" alan adının \"www...com\" sitesine yönlendirildiği, dolayısıyla içeriğinin aynı olduğunun...\" tespit edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.Taraf vekillerinin beyan ve itirazları doğrultusunda  alınan 03.04.2018  tarihli bilirkişi raporunda;\"... davaya 556 sayılı MarkKHK’nın uygulanması gerektiği,  davacı tarafın inşaat sektörü bakımından “...” markasının gerçek hak sahibi olduğu, önceki raporlar arasında markaların karıştırılma tehlikesi yaratacağı hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığından işbu hususun ayrıca incelenmeyeceği, baştan beri birbirlerinden haberdar olan tarafların sessiz kaldığı, davacı tarafın davalı tarafça yapılan yatırımların farkında olmamasının mümkün olmadığı, bu kapsamda yıllar sonra açılan işbu davanın hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceği...\" sonucuna varıldığının bildirildiği anlaşılmıştır. Taraf vekillerinin beyanları ve talepleri doğrultusunda alınan 19.09.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda; \"... Davalı yanın “...” İbaresini ilk kullanımının 31.10.2007 tarihinde olduğu, bu tarihten sonraki kullanımlarda da “...” ibaresinin kullanılmaya devam edildiği, böylece davalının markayı esaslı unsur açısından farklı türde kullanmadığı, bu sebeple sessiz kalma yoluyla hak kaybı bakımından 5 yıllık sürenin hesabında “...” ibaresinin öğrenildiği tarihin esas alınması gerektiği, başka bir deyişle sürenin başlangıç tarihini etkileyecek farklı bir kullanımın söz konusu olmadığı, aynı sektörde faaliyet gösteren ve gelişen iki firmanın, özellikle davalı yanın yaptığı önemli yatırımlar dikkate alındığında birbirinden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalının varlığından haberdar olmasına rağmen davalının eylemlerine uzun süre sessiz kalan davacının sonradan bu davayı ikame etmesinin MK m. 2 uyarınca hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalının yaptığı marka tescil başvurularına davacı tarafından itiraz edilmesine rağmen davalının markayı kullanmaya devam ettiği, ancak davalının söz konusu süreçten sonra da markayı ciddi ve aktif bir şekilde kullanmaya devam ettiği, böylece başlangıçta var olan kötü niyetin davacının uzun süreli sessizliği karşısında iyi niyete dönüştüğü, gerçek hak sahipliğinin bir işaretin ilk tescilden önce kullanmak suretiyle piyasada maruf hale getirilmesine ilişkin olduğu, bu bağlamda davalının Google aramasında davacıya nazaran üst sırada çıkmasının gerçek hak sahipliğinin tespitinde etkisinin olmadığının...\" sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.<br>G E R E K Ç E: Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili karara karşı istinaf yargı yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; marka tescil kayıtları, TPMK kayıtları, bilirkişi raporları ve davalının marka kullanımlarına ilişkin sunulan delillerle, davacı tarafın \"...\" ibareli ve 37. sınıfta inşaat hizmetlerini de içeren markalarının ilkinin 2004 yılında ilk kez tescil başvurusu yapılarak tescil edildiği, davalı şirketin bünyesinde bulunduğu ... A.Ş.’nin \"...\" ibaresini bu hizmetlerde tescilsiz olarak kullanmaya başladığı tarihin ise 2007 yılı olduğu,  davalı şirketin 2007 yılında inşaat hizmetlerinde \"...\" ibareli markayı tescil ettirmek istediği, ancak itiraz üzerine tescil talebinin reddedildiği, ancak davalı şirketin \"...\" ibaresini inşaat hizmetlerinde tescilsiz olarak kullanmaya devam ettiği anlaşılmıştır. Davalının tescilsiz olarak inşaat hizmetlerinde kullandığı \"...\" markasının davacı adına inşaat hizmetleri için tescilli \"...\" esas unsurlu markalarla iltibasa neden olacak derecede benzer olduğu, davalı şirketin konut projelerinin her birine ayrı bir isim vermişse de, gerek internet sitelerinde, gerekse kataloglarında \"... \" ibaresini markasal olarak kullandığı tespit edilmiştir. Her ne kadar davalının marka başvurusu kabul edilmemesine rağmen \"...\" markasını inşaat hizmetlerinde tescilsiz olarak kullanmaya devam etmesinin kötüniyetli olduğunu gösterdiği iddia edilmişse de, davacı şirketin markasını tescil ettirdiği 2004 yılında inşaat hizmetleri için faaliyetinin bulunmadığı, 2008 yılında faaliyet alanlarına inşaat hizmetlerini de eklediği, davalı şirketin bünyesinde olduğu ... A.Ş.’nin 1983 yılından bu yana \"...\" ibaresini içeren ticaret unvanı ile faaliyette bulunduğu, şirket ortaklarının soyadlarının \"...\" olması nedeniyle bu ticaret unvanının alındığı, 2007 yılından itibaren, yani davacı şirketten daha önce faaliyet alanlarına inşaat hizmetlerini de ekleyerek diğer faaliyetlerinde kullandıkları \"...\" markası ile faaliyetlerini sürdürdükleri, 2007 yılında Tekirdağ’da ... Alışveriş Merkezi inşaatını yaptıkları, davalı şirketin de ... Bünyesinde inşaat hizmetleri için 2010 yılında kurulan bir şirket olduğu,  bu nedenle davalı şirketin kötüniyetli olduğunun kabul edilemeyeceği, davalı şirketin marka kullanımlarının ... A.Ş.’nin kullanımlarının devamı niteliğinde olduğu, nitekim davacı tarafın da 2016 yılında ... A.Ş. aleyhine delil tespiti taleplerinde bulunduğu, davacı tarafın 2007 yılından itibaren 2016 tarihine kadar geçen 9 yıl boyunca davalı tarafa markayı kullanmamaları yönünde bir ihtar yapmadığı, dava açmadığı, başkaca bir hukuki yola başvurmadığı, aynı sektörde faaliyet göstermelerine rağmen davacı tarafın davalı şirketin faaliyetlerinden haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, davalının inşaat hizmetleri için yapmış olduğu yatırım ve ulaştıkları bilinirlik düzeyi dikkate alındığında, davacının 2016 yılında bu konuda delil tespiti talebinde bulunmasının ve daha sonra dava açmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, TMK’nun 2. maddesi uyarınca hukuk düzeninin hakkın kötüye kullanılmasını koruyamayacağı, davacı tarafın sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 269,85 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15 TL eksik harcın  davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 03/11/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1a43b003a7419a1e","SID":"99810ef91428be34"}}