{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/73 Esas<br>KARAR NO: 2023/1604 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/01/2021<br>NUMARASI: 2017/613 E.  -  2021/30 K.<br>DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tesbiti İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 03/11/2023<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nın davalı ... Tic. Ltd. Şti. ile akdettikleri 29/01/2015 tarihli sözleşme ile \"...\" isimli filmi, davalı şirket ile birlikte \"...\" sıfatıyla hayata geçirdiğini, Sözleşmenin 1., 8. ve bu hususta özellikle vurgulanmış jeneriğe ilişkin 12.maddelerinden de açıkça anlaşılacağı üzere, \"...\" sıfatını haiz  olduğunu, bununla birlikte davalı şirketin Eser İşletme Belgesi'ni müvekkiline \"...\" sıfatıyla yer verilmeden kendi adına düzenlettirerek umuma arz ettiğini, oyuncu ve eser sahiplerinden alınan devir belgelerinin salt davalı şirket adına imzalatıldığının bilindiğini, müvekkilinin bugüne kadar kendi lehine davalı yanca bir devir yapılacağı beklentisi içerisinde olduğunu, filmin  jeneriğinde müvekkilinin \"...\" sıfatı ile yer aldığını, eserin sinema salonlarında gösterilebilmesi için Kültür Bakanlığı Telif Müdürlüğü nezdinde verilen bandroller de yine filmin tek yapımcısının davalı şirketmiş gibi alındığını, eserin Mart 2015 döneminde sinemalarda gösterilmek üzere umuma arz edildiğin ve iki hafta gösterimde kaldığını, dava konusu filmin 2015 senesinden bu yana henüz televizyonlarda gösterilmediğini, davalının TV gösterimi yapmayı planladığını, eserin satış ve pazarlamasını kendi uhdesinde yürüttüğünü, net geliri hakkında net açıklamalarda bulunmadığını ve müvekkili ile birlikte hareket etmediğini, bu durumun sözleşmeye açıkça aykırı olduğunu,  müvekkilinin  ... sıfatı ile kendi adına bir eser işletme /kayıt tescil belgesi düzenlenmediği için sözleşme ile varit haklarını kullanmasının engellendiğini,  filmin sinema dışında gösterim mecrasında şimdiye kadar yayınlanmayarak zarar etmiş olmasından davacının kusurlu olduğunu, sözleşme kapsamında, ... sıfatını haiz müvekkilinin, filmin FSEK md. 80’den doğan haklarına sahip kişi olmasına rağmen, davalı Şirketin oyuncular ile sözleşme akdederken kendi namına hareket ettiğini, ikili sözleşme akdettiğini, ayrıca projenin marka değerinin de bulunduğunu, davalı şirketin filmin 16,35,38,41.sınıflarda tescilli markasını kendi adına tescil ettiğini, müvekkilinin emek ve mesaisinin karşılığında filmin ortak yapımcısı olacağını ve kardan %30 oranında paya hak kazanması gerektiğini, ancak davalının olumlu ve olumsuz bütün eylemleri ile filmin satışlarını engellediğini, beklenen kar hakkına tecavüz ettiğini, davalının olumsuz tutumu ve sözleşmeye aykırı davranışları nedeni ile  filmin vizyona girmesini takiben DVD, internet, televizyon ve yurt dışı satışları ile ilgili sebeplerle hiçbir aksiyon alınamadığını, filmin kar kalemlerinin maksatlı olarak davalı  tarafından azaltıldığını, müvekkilinin filmden edineceği muhtemel karı davalının filleri sebebiyle edinemediğini, müvekkilinin herhangi bir kazanımı olmadığını, davalının eylemleri ile müvekkilini zarara uğrattığını beyanla, davalı yanın tek başına filmin satış ve pazarlamasını yürüttüğü ancak hangi kıstaslara göre ne şekilde anlaşmalar yaptığı bilinemediğinden, kar ortağı olan müvekkiline vaki tecavüzün refi kapsamında dava sonuna kadar, eserin başta televizyon olmak üzere, DVD ve internet ortamında gösterimlerine dair yayın durdurma kararı verilmesine, 14/03/2016 tarih ve ... numaralı eser işletme belgesinin devrinin engellenmesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmesine, 14/03/2016 tarih ve ... numaralı eser isletme belgesinin devrinin engellenmesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bu hususta Kültür Bakanlığı Telif Müdürlüğüne kararın icrası için müzekkere yazılmasına, ... tescil numaralı marka üzerinde lisans verilmesi ve devrinin engellenmesi adına ihtiyati tedbir karan verilmesine, FSEK 78. maddesinde haklı olan tarafın muhik bir sebep veya menfaati olduğu takdirde ilan isteyebileceği öngörülmüş olup, talebimiz kapsamında ihtiyati tedbir kararının  ve bilahare hükmün ilanına, Kültür Bakanlığı Telif Müdürlüğü nezdinde usule aykırı düzenlettirilmiş Eser işletme Belgesinin iptaline ve pay durumunun müvekkil lehine düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde;  dava konusu \"Kayıt Tescil/İşletme Belgesi'ni Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verildiğini, İşletme Belgesi, idari bir kurumun gerçekleştirdiği idari bir işlem mahiyetinde olduğunu, idarenin her türlü işlemine karşı İdari Yargının görevli olduğunu bu nedenle davanın  usuli olarak reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu işletme belgesinin Kültür Bakanlığı tarafından verildiğini, bu nedenle davanın muhatabının Kültür ve Turizm Bakanlığı olduğunu, işletme belgesinin iptali taleplerinde ve davalarında Kültür ve Turizm Bakanlığı'na yöneltilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde HMK uyarınca bulunması gereken esaslı unsurların bulunmadığını, davacının  filmin fikri ve mülkiyet haklarının %50'sine sahip olduğu iddiasının tamamen mesnetsiz ve gayri ciddi olduğunu, filmin telif haklarının 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunuyla (FSEK), \".. \" markasının ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunuyla korunan birbirinden tamamen farklı fikri mülkiyet hakları olduğunu, \"...” markasıyla ilgili olarak  müvekkili şirket ve davacı arasında ne yazılı, ne sözlü hiçbir konuşma olmadığını, marka konusunda ihtiyati tedbir talebi olmasına rağmen, iptal talebi bulunmadığından Mahkemece bu konuda bir karar da verilemeyeceğini, FSEK'in her yapımcıyı değil , sadece filmin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıyı \"Film Yapımcısı\" olarak kabul ettiğini ve haklarını koruma altına aldığını, dava konusu filmin ilk tespitini gerçekleştiren kişinin müvekkili şirket olduğunu, filmin hazırlık aşamasından sinema gösterim ve gösterim sonrası aşamalarına kadar tüm kararların teklifleri değerlendirerek Müvekkili tarafından verildiğini, harcamalarının müvekkili tarafından karşılandığını, yani filmin ilk tespitini bizzat Müvekkil şirketin üstlendiğini, filmcilik sektöründe, film jeneriklerinde, sözleşmelerde \"...\" ibaresi ya da farklı yapımcılık ifadelerinin teamüli olarak sıkça kullanıldığını, yapıma katkısı olan kişiler veya firmalar için bu tabirin yaygın olarak kullanıldığını, ortak yapımcının, idari yapımcı  tabirlerinin var olmasının ilgili kişiyi filmin ilk tespitini yapan yapımcı olduğu anlamına gelmeyeceğini, öyle bir talepte de bulunulamayacağını, ... ifadesinin daha ziyade, firmaları, kişileri onore etmek, diğer faaliyetlerinde kendisini takdim etmede, üretimine katıldığı filmleri ifşa etmesine katkı sunması için eklenen bir ibare olduğunu, gerek ABD, gerek AB, gerekse Türkiye’de birden fazla yapımcılı filmin ilk tespiti yapacak firmaların, \"Bu anlamda ... olmaları\" için temel koşullar olduğunu, asgari iki koşuldan birinin, film çekiminden önce hem bir firma olarak, hem de statü itibariyle \"Yapımcı\" olmak, diğerinin ise,  mutlaka film bütçesine mali katkıda bulunmak olduğunu, davacının film çekildiğinde yapımcı statüsünde olmadığını, ticari bir firmasının bulunmadığını ve film bütçesine katkıda bulunmadığını, davacının  dilekçesinde hem filmin  Mali-Telif Haklarının %50’sini  talep ettiğini, hem de kar payının  %30 olduğunu beyan ettiğini, sözleşmede böyle bir ifadenin bulunmadığını, esasen tarafların sadece gelir ortağı olduklarını,  ayrıca davacının dilekçesinde filmin zarara uğrayıp uğramadığını bilmediği yönünde gayri ciddi beyanda bulunduğunu, filmin gösterimi için yapılan anlaşmaları kendisinin takip ettiğini, takip ettiği bir konudan haberinin olmadığını beyan ettiğini, filmin gösterime çıktığı Mart 2016 döneminde yaklaşık 45.000 kişi tarafından izlendiğini, bu kadar gösterimle filmin zararda olmasının mümkün olmayacağını, davacının  filmin sinemalarda 45.000 kişilik gösteri sonunda 476.000-TL gelir elde edildiğini, dağıtıcı-gösterim vb. paylar, giderler çıktıktan sonra sinema gösteriminden müvekkili şirketin kasasına sadece 176.000-TL girdiğini  bildiğini,  sadece tarafların karşılık imzaladıkları Sözleşme ekinde bulunan kaba tahmini bütçesindeki giderinin 2.729.000-TL olduğunu,  yani dava konusu filmden çok fazla zarar edildiğini, sözleşme gereği filmin tüm mali risk ve sorumluluğunun müvekkiline  ait olduğunu, davacının  asli olarak müvekkiline destek ve yardımcı olarak danışmanlık hizmeti verdiğini, zaten davacının sektördeki işinin yalnızca danışmanlık olduğunu,  dava dilekçesinde yer verilen telif sözleşmelerinin davacıdan habersiz yapıldığına ilişkin iddiaların doğru olmadığını, telif haklarının zaten müvekkili şirket ait olacağının tartışmasız olduğunu, tarafların  aralarındaki ilişkiyi \"net kazanç ortaklığı\" şeklinde ve tüm telif sözleşmelerinin  müvekkili üzerine yapılacağı şeklinde düzenlediklerini, bu hususun sözleşme ile hüküm altına alındığını, taraflar arasındaki Sözleşmeye göre, müvekkilinin davacının danışmanlık hizmeti karşılığında filmin net karından %30 vermeyi taahhüt ettiğini, filmin kar etmemesi halinde davacıya bir bedel ödenmemesi konusunda yazılı olarak mutabık kaldıklarını, filmin kâr yapmadığını, aksine zarar yaptığını, dolayısıyla davacıya bir ödeme yapılamayacağını, davacının gelecekteki kâr payına karşılık 125.000 TL avans verildiğini, davacının  film kâr yapmadığı için bu avansı müvekkiline iade etmesinin gerektiğini,  davacının tüm iddiaları ile müvekkilini  filmin televizyon hakları satılan ... TV karşısında zor duruma sokmaya çalıştığını, müvekkilinden para koparmaya çalıştığını beyanla; öncelikli  davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden görev yönünden reddine karar verilmesini, filmin gösterimden kalkmasının üzerinden zaten 1,5 yılı aşkın bir süre geçtiği, gecikmesinde  sakınca olacak bir durum bulunmadığı, film esasen zarar ettiğinden,  ihtiyati tedbir unsurlarının oluşmadığını, kimsenin kendi ve başkası aleyhine büyük zarar doğuracak ihtiyati tedbir talebinde bulunmasının HMK.389 maddesi uyarınca mümkün olmadığından ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, davanın Kültür ve Turizm Bakanlığına tevcih edilmesi gerektiğinden bu hususta  usul yönünden davanın reddine,  açıklanın tüm nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. <br>MAHKEME KARARI: İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/01/2021 tarihli 2017/613 E. - 2021/30 K. sayılı kararıyla; \"...Tüm dosya kapsamı, sunulan deliller, denetime elverişli, birbiri ile uyumlu, hükme esas alınan her iki bilirkişi raporu  bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının, \"eserin ilk yapımcısına tanınan FSEK tarafından tanımlanan bağlantılı hak sahipliği sıfatına sahip olmadığı, diğer bir deyişle, davacının FSEK md.80 hükmü anlamında bağlantılı hak sahibi olmadığı, davacının İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar hukuk Mahkemesinin 2016/105 esas sayılı dosyasındaki beyanı ve davalının 8 nolu delilinde sunduğu mail yazışmaları dikkate alındığında davacının FSEK 80 kapsamında yapımcı olmadığı davaya konu film için yapacağı yürütücü yapımcılık kapsamında filmin gelir ortağı olduğu, filme ilişkin FSEK 80 kapsamında yapımcılık hakkının davalıda olduğu\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemece eksik bilirkişi incelemelerine itirazları reddedilerek sürpriz bir şekilde davanın reddine karar verildiğini, hukuki dinlenilme hakkının ve sürpriz karar verme yasağının ihlal edildiğini, Taraflar arasında yapılan sözleşmenin yanlış yorumlandığını, sözleşme üzerinde hukuki bir değerlendirme yapılmadığını, yapımcının haklarının FSEK'nun 80/c/2. maddesinde yazılı olduğunu, bu konunun ayrıca sözleşme ile açıklanmasına gerek bulunmadığını, müvekkilinin filmin jeneriğinde ... olarak yer aldığını, Davalının sicile tescilde gerçeğe aykırı bilgi verdiğini, Fikir ve Sanat eserlerinin Kayıt ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 13. maddesi uyarınca gerçeğe aykırı bilgi verilmiş olması halinde belgenin iptal edilmesi gerektiğini, FSEK'nun 80/c/2. maddesinin yanlış yorumlandığını, müvekkilinin emek ve mesaisinin karşılığında ... olduğunu, eser işletme belgesinin kısmen devrine yönelik sözleşme üzerinde müzakereler yapıldığına dair delillerinin dikkate alınmadığını, Tarafların dava arkadaşı oldukları başka bir davadaki yaptıkları üsuli itirazlarının bu davada aleyhlerine delil olarak kabul edilemeyeceğin, Davalının eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil etmesine rağmen haksız rekabete ilişkin taleplerine gerekçede yer verilmediğini, Delillerinin toplanmadığını, elektronik posta kayıtlarının incelenmediğini, yalnızca karşı tarafa ait kayıtların incelendiğini, talep etmelerine rağmen bu konuda sektörün gereklerini bildirebilecek olan ... ve ... meslek birliklerine müzekkere yazılması taleplerinin haksız olarak reddedildiğini, Davalı tarafça işveren olduğuna dair bir savunma yapılmadığı halde, bilirkişilerin raporda davalıyı pek çok yerde işveren olarak nitelendirmelerinin savunma sınırını aşan bir durum olduğunu, Tanıklarının dinlenilmesi kararından rücu edilerek, hazır olmalarına rağmen dinlenmediklerini, İhtiyati tedbir talepleri kabul edilmesine rağmen, hakim değişiklikleri nedeniyle dosya incelemelerinin hiç bir zaman yapılmadığını belirterek, öncelikle icranın durdurulmasını, itirazları kapsamında yeniden bilirkişi raporu alınmasını, ilk derece mahkemesinin kararının bozularak kaldırılmasını, yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Taraflar arasında imzalanan 10/07/2015 tarihli Sözleşme incelendiğinde; sözleşmede davalının yapımcı, davacının ... olarak yazılı olduğu, sözleşmenin konusunun ise “Taraflar, işbu sözleşme ile yapımcılığının ...’nun üstlendiği ve adı ... tarafından değiştirilme hakkı saklı kalmak kaydıyla, ... olması düşünülen ve FSEK kapsamında eser olarak korunan eserin (film) projesinin (PROJE) yapımı ile ilgili olarak aşağıda belirtilen hususlarda anlaşmaya varmışlardır.” şeklinde açıklandığı, sözleşmenin 1. maddesinde davacının ... olarak davalı yapımcının  kararları doğrultusunda çalışacağının açıklandığı, 2. Maddesinde davacının filmle alakalı eser sahipleri ve icracı sanatçılar ile mali hakların ...’ya devrine ilişkin sözleşmelerin müzakeresi ve imzalanması sürecinde ...’ya yardımcı ve destek olacağı, 6. maddede davacının yürüttüğü işlemlerle ilgili davalıya bilgi vereceğinin belirtildiği, Sözleşmenin 8. maddesinde davacının ... olarak görevini yapması halinde alacağı turaların tespit edildiği, 12. maddesinde davacının adının filmin jeneriğinde davalı yapımcının adından önce ... olarak yer alacağının kararlaştırıldığı, 16. maddesinde ise davalının gerektiği durumlarda tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla davacıyı görevden alabileceğinin belirtildiği tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince ... ve ... oluşan bilirkişi heyetinden alınan 19/03/2019 tarihli bilirkişi raporunda; “davacının eser üzerinde mali haklarının bulunmadığı, esasen 10/07/2015 tarihli sözleşmenin davalı ile davacı arasında bir -işgörme- sözleşmesi olarak düzenlendiği, sektörel uygulamalar ve işleyiş dikkate alındığında, bir “ortak yapım sözleşmesinin” esaslarını taşımadığı, heyetin sektör bilirkişisi sayın ...'ın da dikkat çektiği üzere, örneğin Sözleşmenin 16. maddesindeki, “ (...) ... (davalı) , tüm dava ve talep haklarını saklı tutarak ...'yı (davacı) Yapımcılık görevinden alabilecektir.(..)” şeklindeki düzenlemenin de, davacının eserin ortağı, ortak yapımcısı değil de “Yapımcı” sıfatı ile sözleşmede yer alan ve davalıya hizmet veren konumunda olduğunu gösterdiğini, bir “ortaklık'ın söz konusu olduğu sözleşmede ortak yapımcılardan birinin diğerini yapımcılık görevinden almasının işlerin (sektörel işleyişin) olağan akışına uymadığı, yine sözleşmenin 2. maddesinde yer alan , “..., Film ile alakalı olarak eser sahipleri ve icracı sanatçılar ile mali hakların ...'ya devrine ilişkin sözleşmelerin müzakeresi ve imzalanması sürecinde ...'ya yardımcı ve destek olacaktır” şeklindeki hükmün de davacının FSEK md.80 bağlamında yapımcı olarak değerlendirilmesine engel olan bir hüküm olduğu, sektörel işleyişte yapımcının film ile alakalı olarak eser sahipleri ve icracı sanatçılarla devir anlaşmaları yapan konumda bulunduğu, davacının bu tür bir sözleşmesel konumunun olmaması nedeniyle bu bakımdan da FSEK md. 80 bağlamında yapımcı sayılamayacağı, bu doğrultuda, davacının, “eserin ilk yapımcısı”na tanınan FSEK tarafından tanımlanan bağlantılı hak sahipliği sıfatına sahip olmadığı, diğer bir deyişle, davacının FSEK md.80 hükmü anlamında bağlantılı hak sahibi olmadığı, yapımcı sıfatının bulunmadığı, davalının eser kayıt ve tescilini kendi adına yaptırmasının film sektöründeki işlerin olağan akışına uygun olduğu, filmin sinema gösterimlerinin yapılabilmesi için eserin “yapımcı belgesi” bulunan bir yapımcı olarak davalı tarafından kayıt, tescil ve eser işletme belgesi almasının yasal bir zorunluluk olduğu ve filmin kayıt tescil belgesinin davalı şirket ... adına çıkarılmasının taraflar arasındaki ilişkinin mahiyetine de uygun düştüğü, Sözleşmenin 13. ve 14. maddelerinde filmle ilgili olarak, gelecekte yapılabilecek işleri de kapsayan % 50'şer oranda bir proje hakkından ve bir proje değerinden söz edilmişse de bu hakkın filmin mali ve bağlantılı haklarını ilgilendirmediği, ancak projenin bir şekilde gerçekleştirilmesi durumunda elde edilecek kazancın paylaşım esasını düzenlendiği ve gelecekteki kullanımlar açısından davacının proje üzerinde- elde edilecek kazanç itibariyle- % 50 hakkının bulunduğu,  projenin kazanç getirmediği durumlarda bir bedel talebinde bulunulamayacağı, bu paylaşım oranın projenin gelecekteki sonuçları, bu meyanda devam filmleri açısından geçerli olacağı, Sözleşmenin 8 a maddesinde yer alan % 30'luk kâr payının ise halihazırda gerçekleşmiş olan film için geçerli olduğu sonucuna varılabileceği, ne var ki ortada bir kazanç olmadığından, film zarar etmiş olduğundan, talep edilebilecek bir meblağın olmadığı, Sözleşmenin 8 e hükmünde, kazanç olmaması durumunda herhangi bir ödeme yapılmayacağının da kararlaştırılmış olduğu, neticeten, bu tür kâr ortaklıklarının eserin mali haklarına ilişkin olmayıp, FSEK açısından da sonuç doğurmadığı, davacının bu meyanda FSEK md.80 anlamında yapımcı sıfatını haiz olmadığı ve eser işletme belgesinde hak sahipliğinin olmadığı” yönünde görüş bildirmişlerdir.İlk derece mahkemesince bilirkişiler ..., ... ve ...’den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 31/12/2019 tarihli bilirkişi raporunda; “Davalının delilleri arasında yer alan davacının İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar hukuk Mahkemesinin 2016/105 Esas sayılı dava dosyasına sunduğu cevap dilekçesinde ... isimli filmin FSEK 80 çerçevesinde yapımcısı olmadığını beyan ettiğini, ayrıca davalının 8 nolu delilinde sunduğu mail yazışmalarında davacının davaya konu filmin eser işletme belgesi için gerekli belgelerin neler olduğunu davalıya bildirmekte ve bu mailde eser işletme belgesinin alınması sürecini idare ettiğinin anlaşıldığı, Sözleşmenin hükümleri dikkate alındığında; davacının filmin tamamlanması için gerekli idari işlemleri yapması karşılığında filmin gelirinin bir kısmına ortak edilmesi ile davacının İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar hukuk Mahkemesinin 2016/105 esas sayılı dosyasındaki beyanı ve davalının 8 nolu delilinde sunduğu mail yazışmaları dikkate alındığında davacının FSEK 80 kapsamında yapımcı olmadığı, davaya konu film için yapacağı yürütücü yapımcılık kapsamında filmin gelir ortağı olduğu, filme ilişkin FSEK B0 kapsamında yapımcılık hakkının davalıda olduğu kanaatine varıldığı, yürütücü yapımcının dava konusu sinema eseri üzerinde FSEK anlamında herhangi bir hak sahipliği sıfatı bulunmadığı, zira yürütücü yapımcı veya yapım sorumlusunun FSEK m.8/son anlamında eser sahibi olmadığı gibi, FSEK m.80 çerçevesinde bağlantılı hak sahibi olarak kabul edilmediği, bu nedenle eser işletme belgesine yapımcı olarak isminin yazılması talebinin takdiri Mahkemeye ait olmak kaydıyla yerinde olmadığı, davacının davaya konu filmin FSEK 80 çerçevesinde yapımcısı sıfatının bulunmadığı” yönünde görüş bildirdikleri anlaşılmıştır.<br>G E R E K Ç E:Dava, davacının dava konusu filmin ortak yapımcılarından biri olduğu iddiasıyla açılan eser işletme belgesinin iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili tarafından Mahkemece sürpriz karar verilemeyeceği kuralının ihlal edildiğine dair istinaf talebinde bulunulmuşsa da, son celseden önceki duruşmada bir sonraki duruşmanın sözlü yargılama olacağının Mahkemece tutanağa yazıldığı ve taraflara bildirildiği, alınan bilirkişi raporlarındaki görüşler ve dosya kapsamına göre davanın reddine dair verilen kararın sürpriz karar olarak nitelendirilemeyeceği anlaşılmıştır.Davacı vekili haksız rekabete dair talepleri hakkında karar verilmediğine dair istinaf talebinde bulunmuşsa da, dava dilekçesinde sonuç talep kısmında sadece eser işletme belgesinin iptalini ve ihtiyati tedbir karar verilmesini talep ettiği, her ne kadar 06/03/2018 tarihli ön inceleme duruşmasında iddiasını genişleterek tecavüzün ref’ini ve haksız rekabetin ortadan kaldırılmasını talep ettiklerini beyan etmişse de, aynı duruşmada ve daha sonra dosyaya sunulan dilekçe ile davalı vekili tarafından iddianın genişletilmesine karşı çıkıldığı, bu nedenle Mahkemece taleple bağlı kalınarak haksız rekabetle ilgili karar verilmemiş olmasında usule aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Davacı vekili tarafından delillerinin toplanmadığı, elektronik posta yazışmalarının incelenmediği, tanıklarının dinlenmediği, uzman kişilerden rapor alınmadığına, meslek birliklerinden görüş alınmadığı, eser işletme belgesinin kısmen devrine yönelik sözleşme üzerinde müzakereler yapıldığına dair delillerinin dikkate alınmadığına ilişkin istinaf talebinde bulunulmuşsa da, taraflar arasındaki ihtilafın sözleşmeden kaynaklandığı, her iki tarafça da imzası kabul edilen sözleşme hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerektiği, yazılı belge olan sözleşmenin aksinin tanıkla ispatı mümkün olmadığından tanık dinlenmemesinde, elektronik posta yazışmalarının incelenmemesinde, meslek birliklerinden görüş alınmamasında hukuka aykırılık bulunmadığı, zira bilirkişi heyetlerinde sinema sektöründen bilirkişinin de yer aldığı,  uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetlerince sinema sektöründeki genel uygulamalar konusunda görüş bildirildiği kanaatine varılmakla, bu konularla ilgili istinaf talepleri kabul edilmemiştir. Davacının filmin jeneriğinde ... olarak yer alması nedeniyle, yönetmenin FSEK’te sayılan haklarının sözleşmeye yazılmasına gerek olmadığına dair istinaf başvurusuyla ilgili yapılan incelemede; FSEK’nun 11/1. maddesinde bir güzel sanat eserinin aslında o eserin sahibi olarak adını kullanan kimsenin, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılacağı düzenlenmiştir. Her ne kadar davacının adının davaya konu “...” isimli filmin jeneriğinde ... olarak yer aldığı taraflar arasında tartışmasız ise de, taraflar arasında bu filmle ilgili imzalanan sözleşme incelendiğinde; sözleşmenin içeriğinden filmin yapımcısının davalı şirket olduğunun anlaşıldığı, zira sözleşmenin konusunun \"yapımcılığını ...’nun üstlendiği\" film olarak yazıldığı, sözleşme ile davacının üstlendiği edimlerin filmin yapımına katkı niteliğinde çalışmalar olduğu, karşılığında da davalının adının jenerikte davacının adından önce ... olarak yazılacağı ve kendisine bir takım mali haklar verileceği konusunda tarafların anlaştıkları, davacının filmle alakalı eser sahipleri ve icracı sanatçılar ile mali hakların davalıya devrine ilişkin sözleşmelerin müzakeresi ve imzalanması sürecinde davalıya yardımcı ve destek olacağının kararlaştırılmış olduğu, buradan da tüm mali hakların davalıya ait olacağının anlaşıldığı, yine davalının davacının işine son verebileceğinin düzenlendiği, ortak yapımcının diğer yapımcı tarafından işine son verilmesinin sektör teamüllerine uygun olmadığı, bu maddelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda, bilirkişi raporlarında da isabetli bir şekilde tespit edildiği üzere davacının “...” isimli filmde ... olmadığı, film jeneriğinde adının yer almasından kaynaklanan karinenin aksinin bizzat kendisi tarafından imzalanan sözleşme ile kanıtlandığı, bu nedenle FSEK’nun 80. maddesinde tanımlanan film yapımcısının haklarına sahip olmadığı, davalının Kültür ve turizm Bakanlığı’na eser işletme belgesiyle ilgili yanlış bildirimde bulunmaması nedeniyle eser işletme belgesinin iptaline karar verilemeyeceği kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 269,85 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15 TL eksik harcın  davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak;Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 03/11/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e194d02bce11bfb4","SID":"47032f5602c58a5f"}}