{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1849 <br>KARAR NO\t: 2023/1774<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 01/11/2017<br>NUMARASI\t: 2016/702 E.-  2017/1089 K.<br>BİRLEŞEN 1. ATM (2016/1142) DOSYASI YÖNÜNDEN<br>DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN 7. ATM (2016/858) DOSYASI YÖNÜNDEN<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaları ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen hükme karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen 10.02.2014 tarihli anonim şirket hisse devri sözleşmesi ile .. AŞ’nin ... seri nolu 2.000.000 adet hissesinin 6.200.000,00 TL bedelle satın alınması hususunda tarafların anlaştıklarını, müvekkilince sözleşme bedeli olarak  keşide tarihi olmayan 30.06.2016  vade tarihli 2.000.000,00 TL bedelli bono verildiğini, sözleşmede \"Sözleşme şartların yerine getirilmediği/herhangi bir senedin zamanında ödenmediği hallerde devre konu hisseleri iade alacağın..\"  hükmü bulunduğunu, keşide edilen Kadıköy 1.Noterliğinin 13.04.216 tarihli ihtarı ile sözlemenin anılan maddesi uyarınca bonoların iadesi ile hisseleri iadeye hazır olunduğunun bildirildiğini,  taraflar arasında hisse devir sözleşmesi dışında başka ticari ilişki bulunmadığı ve  bonoların bu ticari ilişki kapsamında verildiğini, sözleşmede bonoların birinin vadesinde ödenmemesi halinde davalının bonoları iade ederek payı geri almayı taahhüt ettiğini, dava konusu 30.06.2016 tarihli bononun davacı tarafnıdan zamanında ödenmediğini, bu nedenle davalının, davacını talebi halinde bonoları iade ederek payları geri alması gerektiğini, sunulan fotokopide bononun düzenleme tarihinin bulunmadığının görülmesi nedeniyle aslında bono vasfında bir belge de bulunmadığını ileri sürerek, 30.06.2016 vade tarihli ve 2.000.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili birleşen Bakırköy  7. ATM’nin 2016/858 Esas sayılı dava dosyasında özetle; aynı iddialarla davalıya hisse devir bedeli olarak verilen düzenleme tarihi olmayan 30.09.2016 vade tarihli 2.200.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili birleşen Bakırköy 1. ATM’nin 2016/1142 Esas sayılı dosyasında özetle; aynı iddialarla davalıya hisse devir bedeli olarak verdiği tanzim tarihi olmayan 31.12.2016 vade tarihli ve 2.000.000,00 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin kayyım öncesi dönemde hissedarı bulunduğu ... AŞ’ye ait 2.000.000 adet hissesinin 6.200.000,00 TL bedelle önceki yöneticiler tarafından davacıya devir edildiğini, devredilen hisselere karşılık davacının 30.06.2016  vade tarihli ve 2.000.000,00 TL bedelli, 30.09.2016 vade tarihli ve 2.200.000,00 TL bedelli ile 31.12.2016 vade tarihli ve 2.000.000,00 TL bedelli bonoları verdiğini, bonoların vadesinde ödenmemesi üzerine müvekkilinin icra takibine girişmesi üzerine  bu davanın açıldığını, davacının dayandığı sözleşmenin her zaman düzenlenebileceğini, bu sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi davacıya dönme hakkı vermediğini, müvekkilinin devir borcunu yerine getirerek alacağının tahsili için takip başlattığını savunarak, davanın reddine karar verilmesi istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Davacı ile davalı şirket arasında 10/02/2014 tarihli  anonim şirket hisse devri sözleşmesi ile dava dışı  ... AŞ’nin A-36 seri nolu mevcut  2.000.000 adet hissesini 6.200.000,00 TL bedelle satın alınması hususunda anlaşma yapıldığı, davacının sözleşmede bononun ödenmemesi halinde hisselerin iade alınması gerektiğine ilişkin hüküm bulunduğunu ve davalıya bu  hükme dayanarak  devredilen hisse senetlerini geri alması ve  hisse devri karşılığında  verdiği bonoları iade etmesi ve  hususunda ihtarname gönderdiği, hisse senetlerinin iade alınmaması üzerine tevdi mahalli kararı aldığı ve  senetlerin iade edilmemesi üzerine de iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davacı, taraflar arasındaki 10/02/2014 tarihli anonim şirket hisse devri sözleşmesine  dayanmıştır. Taraflar arasındaki  hisse devri sözleşmesi adi yazılı ve şirket pay defterine kaydedildiği  için geçerlidir. Davacı, sözleşmede bonoların ödenmemesi halinde hisselerin iade alınması gerektiğine ilişkin hüküm bulunduğunu ve davalıya bu  hükme dayanarak  devredilen hisse senetlerini geri alması ve  hisse devri karşılığında  verdiği bonoları iade etmesi ve  hususunda ihtarname gönderdiğini ve sözleşmenin feshedildiği iddiasına dayanmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme  karşılıklı borçları havi  bir hisse devri sözleşmesidir. Bu sözleşmeye göre davalı, sahip olduğu anonim şirket hisselerini davacıya devretmeyi, davacı ise devir bedeli olan 6.000.000,00 TL'yi davalıya ödemeyi yükümlenmiştir. Davalı, sözleşme gereğince hisse devir borcunu yerine getirmiştir. Davacı ise bedel olarak verdiği bonoları ödememiş ve ihtara hacet kalmaksızın temerrüde düşmüştür. İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temerrüdüne ilişkin TBK'nın 125. maddesi dikkate alındığında temerrüde düşün davacı olup, seçimlik hak davalıdadır ve davalı da aynen ifa seçimlik hakkını kullanmıştır.Davacı, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan 'herhangi bir senedin zamanında ödenmediği hallerde devre konu hisseleri geri alacağım' şeklindeki davalı beyanına dayanmakta ve bu hüküm gereğince bonoları ödemediğinden davalının hisseleri geri alması gerektiğini ileri sürmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmede davacı borçluya sözleşmeden dönme yetkisi tanınmadığı sabittir. TBK 125. madde kapsamında taraflar arasındaki sözleşmede yer alan bu hükmün yorumlanmasında, davalı alacaklının sadece sözleşmeden dönme yetkisini kullanabileceğini açıkladığının kabulü gerekir. Oysa TBK'nın 125. maddesiyle alacaklıya tanınan haklardan ancak açık vazgeçme beyanı ile vazgeçilebilir. Davalının  sözleşmedeki bu beyanının, TBK'nın 125. maddesinde yer alan diğer haklarından açıkça  vazgeçtiği şeklinde yorumlanması mümkün değildir. Diğer yandan hiç kimse kendi kusuruna dayanarak hak iddiasında bulunamaz. Bulunsa bile bu iddiası hukuk tarafından  dinlenmez ve korunamaz. Dolayısı ile kendi iradesi  ile temerrüde düşen borçlunun kendisinde bulunmayan bir hakkı kullanması da mümkün değildir...\" gerekçesiyle  asıl ve birleşen davaların reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ  Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin gerekçeli kararında davanın reddine dayanak olarak davalının TBK'nın 125.maddesinde öngörülen seçimlik haklarından feragat etmediğini, dolayısıyla sözleşmeden dönme hükümlerinin uygulanamayacağı kabul edildiğini, ancak bu kabulünün taraf iradelerine ve sözleşmenin bir bütün olarak yorumlanmasından çıkan sonuçlara aykırı olduğunu, sözleşme bütün olarak ele alındığında hisseleri devreden (davalı) hisse senetlerine karşılık verilen bonolar ödenmediğinde hisselerini iade almayı ve bonoları da iade etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, buna karşın davacının bonoları ödeyemediğinde hisseleri iade etmeyi ve bonolarını teslim almayı kabul ve taahhüt ettiğini, devredenin temerrüdü halinde sözleşmeden dönme hükümlerinin tatbik edileceğinin davalının taahhüt ettiğini ve ayrıca davacıya (borçluya) güvence verdiğini, payları devir alan davacının bonoları ödeyemediği takdirde hisseleri iade ederek borcundan kurtulacağı güvencesi ve davalının bu yöndeki irade beyanı ve taahhüdü üzerine sözleşmenin akdedildiğini, TBK'nın 125.maddesindeki seçimlik hakka ilişkin feragatin olmadığına dair gerekçenin bu nedenle hatalı olduğunu, mahkemece TBK'nın 19/I.maddesine göre yorum yapılması gerekirken bu maddenin yok sayılmasının hatalı olduğunu, bonoların ödenmemi halinde, bonoların iade edilerek payların geri alınacağının açıkça kararlaştırıldığını, sözleşmenin yorumunda taraf iradelerine önem verilmesi gerektiğini, kamu düzeni, genel ahlâk ve emredici hükümler gibi sınırlı hâller dışında irade beyanları ve taahhütlerin bağlayıcı olmasına rağmen mahkemece taraf iradelerine aykırı karar verilmesinin hatalı olduğunu, tarafların açık açık sözleşmeden dönme hükümlerini yazmaları, seçimlik haklarının saklı olduğuna dair en ufak bir imâda dahi bulunmamış olmaları, ayrıca sözleşmenin bütününde müvekkiline bonoların ödenmediği takdirde hisse senetlerini iade ederek borcundan kurtulacağının güvencesinin verilmiş olması karşısında mahkeme kararının hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davaların kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl ve birleşen davalar, anonim şirket pay devir sözleşmesi kapsamında verildiği ileri sürülen bonolar nedeniyle İİK'nın 72. maddesi uyarınca menfi tespit talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında düzenlenen anonim şirket hisse devir sözleşmesi ile davalı şirkete ait ... AŞ'nin 2.000.000 payına karşılık sermaye payının tamamını 6.200.000 TL bedel ile harici ortak olarak davacıya bütün aktif ve pasifleriyle birlikte devir edildiği kabul edilmiştir. Devam eden kısımda \"devir bedelini aşağıdaki tabloda belirtilen vade ve tutarlardaki senet bedellerinin banka hesabımıza nakden havale yapılmak suretiyle tahsil edeceğim. Sözleşme şartlarının yerine getirilmediği/herhangi bir senedin zamanında ödenmediği hallerde devire konu hisseleri iade alacağım, tahsil ettiğim bedeli de herhangi bir fark ödemeksizin iade edeceğim.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşme kapsamında düzenleme tarihleri bulunmayan 30.06.2016 ödeme tarihli 2.000.000 TL bedelli, 30.09.2016 ödeme tarihli 2.000.000 TL bedelli, 31.10.2016 ödeme tarihli 2.200.000 TL vade tarihli üç adet bononu verildiği ve bu bonoların asıl ve birleşen davalarda konu edildiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 9.Sulh Ceza  Mahkemesinin 27.11.2015 tarih 2015/63 D.İş sayılı  kararı ile davalı şirkete FETÖ/PDY soruşturması kapsamında kayyum atandığı anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde, kayyım atamasına ilişkin açıklamalardan sonra 10.02.2014 tarihli sözleşme ile şirket paylarının davacıya devir edildiğini, sözleşmeden iki yıl sonra dava açılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ceza soruşturmasının devam ettiği, kambiyo senetlerinin temel borç ilişkisinden bağımsız olduğu savunulmuştur. Davalı şirketin ceza mahkemesi kararı ile atanan kayyımlarının yetkilerinin TMSF'ye devredildiği dosyadaki belgelerden anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre, davalı şirketin, dava dışı ... AŞ'deki paylarının davacıya devir edildiğini ve tescil işleminin yapıldığı, bu kapsamda davalının edimlerini yerine getirdiği sabittir. TBK'nın 97. maddesi gereğince karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifasını isteyen tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça borcunu ifa etmiş yada ifasını önermiş olması gerekir. Bu kapsamda, davalının devir edimini yerine getirdiği ve devir borcunun ödenmesi için davacıdan talepte bulunabileceği açıktır. Ancak bu durumda taraflar arasındaki sözleşmede bulunan hükmün ne anlama geleceğinin değerlendirilmesi gerekir. TBK'nın 19. maddesi gereğince, bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Taraflar arasındaki sözleşmede bir anonim şirketi paylarının  devri ve bu devir bedelinin tahsili amaçlanmış olup, 2014 yılında düzenlenen sözleşme ile payların devir edilmesinden sonra, sınırsız bir şekilde devir borçlusuna dilediği zaman edimi olan bonoları ödemeyerek sözleşmenin feshine neden olabileceğinin tek taraflı olarak alıcıya tanındığı hususu, taraflar arasındaki sözleşme dengesine göre kabul edilemez. Bononun ödenmemesi tamamen davacının sorumluluğunda olup, bonoyu ödemeyen davacı temerrüde düşmüştür. Bir kişinin kendi temerrütünden kaynaklı hak sahibi olması belirtilen yasa maddesi anlamında mümkün değildir. Sözleşmede davacıya dönme yetkisi tanınmamış, bu yetkinin sadece davalıya tanındığı görülmüştür. Davalı da sözleşmeden dönmeyerek payları devir ettiği gibi pay bedellerine ilişkin bonoların tahsilini talep ettiğinden davacının borçlu olduğu açıktır. Aksi halde davacının kendi kusurundan kaynaklı temerrüdü nedeniyle hak sahibi olacağı kabul edilecek olup, böyle bir sonuç ne taraflar arasındaki sözleşmede amaçlanmış nede sözleşme hükmünün bu şekilde yorumlanmasını gerektirir bir vakıa veya Kanun hükmünün bulunduğu iddia ve ispat edilmediğinden davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin esastan reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:    Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 646,35 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 02.11.2023 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c9945e83d3b0635a","SID":"e85e949015ddf26d"}}