{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/965 <br>KARAR NO: 2023/1193 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 01/02/2023<br>NUMARASI: 2020/395 Esas-  2023/62 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 21/09/2023<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/03/2018 tarihinde davalı ... Sigorta Şirketi'nden zorunlu mali sorumluluk sigortalı, ...'nın idaresindeki ... plakalı araç ile davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nden  zorunlu mali sorumluluk sigortalı ...'in idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı kaza sonucu, ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan müvekkili ...'ın ağır yaralandığını, kusurunun bulunmadığını, çalışma hayatı boyunca aynı niteliklere sahip kişilerden daha az ücret alacağı veya aynı ücreti alabilmek için daha fazla efor sarf etmek zorunda kalacağını belirterek fazlaya ilişkin her türlü talep, dava ve sair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik  500 TL geçici,  500 TL sürekli meslekte kazanma gücü kaybı (iş göremezlik/maluliyet) tazminatının kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalı sigorta şirketlerinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının başvuru şartını yerine getirmeksizin dava açtığını, müvekkili şirket nezdinde sigortalı aracın kusurunun bulunmadığını, “geçici iş göremezlik” tazminatı talepleri de hem 6111 sayılı kanun gereği hem de trafik sigortası genel şartları uyarınca tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat  limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, daha önce yapılmış ödemelerin faizi ve güncellemesinin yapılarak mahsup edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; kusur oranlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, kusuru oranında sorumlu olduğunu, yeniden bir tazminat hesaplaması yapılması halinde, asgari ücretin baz alınarak TRH-2010 mortalite tablosu ile 1,8 teknik faizin kullanılmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketın tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerine ilişkin sorumluluğunun ortadan kalktığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince 01/02/2023 tarihinde; davanın kabulüne, 8.705,46 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 94.950,96 TL sürekli iş göremezlik tazminatı 12/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı ... Sigorta AŞ vekili, kaza ile sakatlık arasında illiyet bağı bulunmadığını, kazaya karışan aracın poliçesinin 12/03/2016 tarihinde düzenlenmiş olduğundan, müvekkili sigorta şirketinin, sigortalısının kusuru ile sorumlu olacağını, dosyada öncelikle çelişkileri gidererek kuşkuya mahal bırakmayacak şekilde kusur tespiti yapılması gerektiğini, poliçe tanzim tarihi itibariyle geçici iş görmezlik tazminatı ve tedavi giderinin poliçe kapsamında olmadığını, uyuşmazlık konusu bedeni zararlara ilişkin tazminat hesaplamaları bakımından poliçe tanzim tarihi itibariyle geçerli güncel mevzuata göre değerlendirme yapılmasını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davacı vekili 14/03/2023 tarihli dilekçesinde; ilk derece mahkemesinin 2020/395 esas 01/02/2023 tarih, 2023/62 karar numaralı ilamı ile hüküm altına alınan alacakların 54.854,24 TL davalılardan ... Sigorta Şirketi tarafından kısmen ödendiğini, davalı ... Sigorta Şirketi ile ödeme ölçüsünde kısmen sulh olunduğunu beyan etmiştir. İlk derece mahkemesinin 17/3/2023 tarihli ek kararıyla; sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceğinden tarafların sulh olduklarına ilişkin beyanları ve talepleri birlikte değerlendirildiğinde ve davacı vekilinin 54.854,24 TL üzerinden kısmen sulh olunduğuna ilişkin beyanı da dikkate alınarak sulh olunan miktarın  kabul edilen miktardan düşülmesi gerekçesiyle; davanın kabulüne, 8.705,46 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 94.950,96 TL sürekli iş göremezlik tazminatı toplamı 103.656,42 TL'den sulh olunan miktar 54.854,24 TL'nin mahsubu ile bakiye 48.802,18 TL'nin 12/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu ek karara karşı davacı vekili, mahkeme kararı ile hüküm altına alınan alacağın yalnızca 30.000 TL asıl alacak ve buna bağlı feriler üzerine sulh olunduğunu, ödenen toplam tutarın içerisinde asıl alacağa bağlı feriler de olduğundan, bu ferilerin de sanki asıl alacağa mahsuben ödenmiş gibi değerlendirilerek toplam alacaktan mahsubu ile hem işlemiş faiz yönünden hem de icra vekalet ücreti yönünden hak kaybına sebep olacağını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili, yargılama aşamasında sulh olunması sebebiyle davanın sulh ile sona ermesi gerektiği halde ödemenin mahsup edilerek yargılamaya devam olunmasının hukuka aykırı olduğunu, söz konusu ödeme sulh olunarak davanın neticelendirilmesi amacıyla yapıldığını, ilk derece mahkemesi yalnızca davacı vekilinin duruşmada şifahen belirttiği talebine bağlı kaldığını, davacı vekili sulh protolünde yer alan ıslak imzasını inkar etmeyerek açıkça sulh protokolünü ve ödemeyi kabul ettiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi zararın tazminatına ilişkindir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili yönünden: 1-Kusur oranında sorumluluğun belirlenmesine yönelik istinaf sebepleri bakımından; Sarıgöl Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/458 Esas sayılı dosyasına sunulan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre kazanın meydan gelmesinde sürücü ...'nın sürücü ...'in kusursuz olduğunun ve sürücü ...'in hakimiyetinde kamyonun lastiğinin patlamasının sonucu kazanın gerçekleştiğinin tespit edildiği, aynı mahkemece aldırılan 08/10/2019 tarihli üçlü bilirkişi heyeti raporunda sürücü ...'nın tali sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu görülmektedir. Mahkemece 28/12/2022 tarihli raporda da asli kusurlu belirlenen ...'in kusuru %60 olarak hesaplandığı, bu durumda kusur raporu ile ceza yargılamasında alınan  raporlar, tutanak, ifade ve beyanların  örtüştüğü ortadadır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda haksız fiil halinde  müteselsil sorumluların dış ilişkisi 61.maddede düzenlenerek  birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağı kabul edilmiş; müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 162/1.maddesine göre ise müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 163.maddesi gereğince borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Bu nedenle 2918 sayılı KTK'nın 85 ve 91. maddelerindeki düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan maddi zararlardan işleten, sürücü ve trafik sigortacısı zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Zarar gören davacı, TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Davalılar zarara sebebiyet veren araçların ZMMS sigortacıları, olduğuna göre aleyhlerine dava açılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. 2- İlliyet bağına ilişkin istinaf sebepleri bakımından; ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan maluliyet raporunda 1954 doğumlu ...'ın 30/03/2018 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle, iyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği, sürekli maluliyetinin %8 olduğu tespit edilmiştir. Olaydan sonra alınan 07.05.2018 tarihli Çiğli Bölge Eğitim Hastanesinin (24805411 sayılı) raporunun, Adli Tıp Kurumu İzmir Karşıyaka Şube Müdürlüğünün 20/02/2019 tarihli değerlendirmesinde de \"kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğunu, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde olmadığı vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi 4. derecede ağır olduğu\" nun belirlendiği, kazadan sonra alınan bu rapor ile Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Kurulunun uyumlu olduğu, Yine, aktüer bilirkişi raporuna esas alınan davacının maluliyetine ilişkin sağlık kurulu raporunda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulmasına, raporun kaza tarihine göre uygun yönetmelik hükümlerine göre ve yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olmasına göre davacı da tespit edilen bu maluliyetin kaza ile illiyet bağı olmadığı iddiası yerinde görülmemiştir. 3-Poliçe kapsamına ilişkin istinaf sebepleri bakımından; Her ne kadar yeni Genel Şartların A.5.b maddesinde açıklanan sağlık giderleri teminatının Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiş ise de KTK 98. maddesinde SGK'nun sorumlu olduğu tedavi giderleri açıkça sayılmıştır. Bu giderler kapsamında geçici iş göremezlik tazminatının bulunmadığı açıktır. Bu doğrultuda poliçenin ve genel şartların tarafı olmayan SGK'yı yasal düzenleme olmaksızın tüm sağlık gideri teminatı kapsamındaki tazminat kalemlerinden sorumlu tutmak mümkün olmayacaktır. Ayrıca sigorta şirketleri tarafından poliçe bazında KTK 98. maddesindeki sayılanlar kapsamında SGK'ya katkı payı aktarımı yapıldığı nazara alındığında, KTK 98.madde kapsamı dışında sağlık giderleri teminatı içinde kalan tazminat kalemlerine ilişkin sigortalıdan alınan prim ücretleri sigorta şirketlerinin uhdesinde kalmaktadır. Bu doğrultuda sigorta şirketlerinin KTK 98. madde dışında kalan sağlık gideri teminatı kapsamındaki geçici iş göremezlik tazminatından poliçe limiti ile sorumluluğu devam edecektir. Kaldı ki sağlık giderleri teminatı açıklayan Genel Şartların A.5.b bendinin son cümlesinde \"Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ...nın sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\" ifadesiyle sigorta şirketinin ve ...nın sorumluluğunun sona ermesini KTK'nın 98.maddesine bağlamıştır. Ancak kanun koyucu tarafından yeni Genel Şartlardaki bu düzenleme doğrultusunda  KTK'nın 98.maddesinde değişiklik yapılarak\"  geçici iş göremezlik tazminatı madde kapsamına alınmadığı, açıkça SGK tarafından karşılanacağı ve Sigorta Şirketleri ve ...nın sorumluluğunun sona erdiği\" yönünde değişiklik yapılmadığından Genel Şartların A.5.b bendinin son cümlesi kadük kalmıştır/ yürürlüğe girmemiştir. Başka bir ifadeyle halen yürürlükte bulunan KTK'nın 98.maddesinde, yeni Genel Şartlardaki  sağlık giderleri teminatına ilişkin düzenleme doğrultusunda Sigorta Şirketleri ve ...nın sorumluluğunun sona ereceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığından 98.madde hükmü dışında kalan teminatlar (belgesiz sağlık giderleri, geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatı) bakımından  sorumlulukları devam edecektir. Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi genel şartlar değişikliğinden önce halen yürürlükte bulunan KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu  27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı  kararında  \"2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa ... ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir\" yönünde karar vermiştir. Bu nedenle 02/08/2017-2018 vade tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta poliçesi nedeniyle sigortalı olan davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının ve tedavi giderlerinin poliçe kapsamı dışında olduğuna yönelik  istinaf nedenleri yerinde değildir. 4-Mahkemece bilirkişi heyetine hazırlatılan  tazminat hesabına dair rapor 09/01/2023 tarihinde \"... İki hafta içinde itiraz etmediğiniz takdirde bilirkişi raporuna itiraz etme hakkından vazgeçmiş sayılacağına...\" şeklinde ihtarlı  tebliğ edilmiş ancak davalı tarafından yasal süresinde bu rapora karşı beyan içeren dilekçe sunulmadığı ve beyanda bulunulmadığı anlaşılmış, HMK'nin 357/3 maddesindeki düzenleme karşısında tazminat hesabı bakımından Genel Şartlarda belirlenen usul ve esasın dikkate alınmasına dair itirazları yerinde görülmemiştir. Davacı vekili ve davalı ... Sigorta Şirketi vekili yönünden: İlk derece mahkemesinin 17/3/2023 tarihli ek kararına davacı vekili ile davalı ... Şirketi vekili ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Öncelikle, müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur (TBK 162/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder (TBK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir (TBK163/1). Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır (TBK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (TBK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/11/2019 tarih, 2019/3589 E. ve 2019/11257 K. sayılı kararı). Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş  olması  halinde  söz  konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Türk Borçlar Kanunu'nun 168. maddesi hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği açıktır. Somut uyuşmazlıkta ... plakalı araç  ZMMS sigortacısı ... Sigorta AŞ  ile düzenlenen 08/03/2023 tarihli sulh ve ibra protokolü ile  davalı Sigorta şirketi  tarafından   davacıya asıl alacak olmak üzere 58.000 TL ödeme  yapıldığı, davacı vekilinin ibranameyi sunarak yapılan ödemeyi kabul ettiği, ancak davadan feragat beyanının bulunmadığı, mahkemece ek karar verilerek belirlenen toplan tazminat miktarından mahsup edildiği anlaşılmaktadır. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili İlk derece mahkemesi kararından sonra, 10/03/2023 tarihli dilekçeyle; davacı ile aralarındaki ibraname ve sulh anlaşması gereği, davacı taraf ile sulh olduklarını, sulh anlaşması gereği davacının davadan ve fazlaya ilişkin haklarından feragat ettiğini beyanla,  davanın feragat nedeniyle reddine; taraflarca bu hususta anlaşılmış olunduğundan vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Buna karşılık davacı vekili 14/03/2023 tarihli dilekçesiyle;  Mahkemece hüküm altına alınan alacaklardan 54.854,24 TL'sinin davalılardan ... Sigorta Şirketi tarafından kısmen ödenmiş olduğunu, davalı ... Sigorta Şirketi ile ödeme ölçüsünde kısmen sulh olunduğunu bildirmiştir. HMK'nin \"Sulhun zamanı\" başlıklı 314. maddesinin (2). fıkrası; \"Sulh, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince sulh doğrultusunda ek karar verilir.\" şeklindedir. Mahkemece bu hükme göre 17/3/2023 tarihli ek kararla sulh konusunda karar verilmiştir. Yukarıda sulhe ilişkin anılan dilekçelere göre, davalı ... Sigorta Şirketi ile davacı taraf arasında mahkeme dışı sulh yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, mahkeme dışı bu sulhe göre karar verilebilmesi için HMK'nin 154/3-ç maddesine göre mahkemeye verilen sulh sözleşmesinin duruşmada tarafların önünde okunması, okunduğunun  da duruşma tutanağına yazılması ve ondan sonra tutanağın taraflara (veya sulh için yetkili vekillerine) imza ettirilmesi gerekir. Böylece mahkeme dışı sulh mahkeme içi sulhe dönüşür ve buna göre karar verilir. Bu şekilde işlem yapılması gerekliliği, yargılaması devam eden davalara münhasır olmayıp HMK'nin 314/2 maddesi uyarınca verilecek kararlar için de geçerlidir. Ancak, dava konusu olayda mahkeme dışı sulh sözleşmesi hükümden sonra mahkemeye sunulmuş, mahkemece sulh sözleşmesinin mahkeme içi sulhe dönüşmesi için gerekli usulî işlemler yapılmaksızın istinafa konu ek karar verilmiştir. Bu durumda Mahkemece duruşma açılarak, mahkemeye verilen yazılı sulh sözleşmesinin duruşmada tarafların önünde okunması, okunduğunun da duruşma tutanağına yazılması,  tarafların sulh ve feragate ilişkin iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi, taraflardan  mahkeme dışı sulh sözleşmesini mahkeme içi sulh sözleşmesi haline getirmek isteyip istemedikleri sorularak istemleri halinde HMK'nin 154/3-ç maddesi gereğinin yapılarak ve yargılama giderleri için de bir anlaşma olup olmadığı belirlenmesi ve ondan sonra tutanağın taraflara/vekillerine imza ettirilmesi gerekir. Böylece, mahkeme dışı sulh, mahkeme içi sulhe dönüşecektir. Anlaşmaya varılmaması halinde ise sulh protokolundeki kısmi kabul ve feragata göre karar verilmelidir. Hal böyle olunca davacı vekili ve davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin,  ek karara karşı istinaf başvurularının kabulüne, davalı ... Sigorta şirketi vekilinin asıl karara ilişkin istinaf  başvurusunun ise reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine, 2-Davacı vekili ve davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin ek karara ilişkin istinaf başvurularının kabulü ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6'ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına, 3-Yukarıda belirtilen işlemler yapılmak ve yeniden ek karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı ve davalı ... Sigorta Şirketi tarafından istinaf başvurusu için yatırılan istinaf karar ve ilam harçlarının istekte bulunulması durumunda ilk derece mahkemesince yatıran tarafa geri verilmesine, 5-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 3.333,68 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.770,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.563,55 TL karar ve ilam harcının davalı ... Sigorta AŞ'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 6-İstinafa başvuran  davalı ... Sigorta AŞ tarafından istinaf başvurusu nedeniyle  sarf edilen  yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına; davacı vekili ve davalı ... Sigorta Şirketi tarafından  istinaf başvurusu nedeniyle sarf edilen  yargılama giderlerinin yeniden verilecek ek kararda nazara alınmasına, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 8-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/09/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e275fe35c6d50fa2","SID":"03c406d8f71500fb"}}