{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1415 <br>KARAR NO\t: 2023/1334<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/11/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/438 E.  -  2020/434 K.<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t<br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/11/2020 tarih ve 2018/438 Esas - 2020/434 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı gerçek kişinin 2017/60271 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli 2010/34328 sayılı \"...\" ibareli ve 2017/05287 sayılı \"... ...\" ibareli markalara dayalı olarak başvuruya itiraz edildiğini, davalı Kurumun müvekkili itirazını reddettiğini, markaların kapsamlarındaki malların benzer olduğunu, markaların da ayırt edilmeyecek kadar benzer bulunduğunu, müvekkilinin \"...\" ibaresini 8 yıldır kesintisiz bir şekilde kullandığını, meşhur ve maruf hale getirdiğini, tüketicilerin markaları taşıyan malların aynı işletmeden geldiğini ya da üreticiler arasında ekonomik, idari bağın bulunduğunu düşünebileceklerini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2018-M-7391 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.  <br>        Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili, müvekkili başvurusu ile davacı markaları  arasında herhangi bir benzerlik ya da ayniyetin bulunmadığını, marka kapsamlarındaki malların da benzer olmadığını, davacının dondurmacı olduğunu, müvekkilinin ise zeytin üreticisi bulunduğunu, \"...\" ibaresinin bir bitki adı olduğunu, tanıtıcı bir işaret niteliği taşıdığını, ayırt ediciliğinin düşük bulunduğunu, anılan ibarenin tek bir kişinin tekeline verilemeyeceğini, markaların karıştırılması tehlikesinin olmadığını, müvekkili başvurusuna yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, davacının markasının tanınmış olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece, davalının  \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"... ...\" ve \"...\" ibareli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel  ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde  markalar arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşabileceği,  SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların oluştuğu, SMK'nın 6/5 ve 6/9 maddesindeki koşullar oluşmasa da bu durumun sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2018-M-7391 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2017/60271 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.<br>            <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, \"...\" ibaresinin, anlamı herkes tarafından açık ve belirgin şekilde bilinen, oldukça genel, basit ve sıradan bir ifade olduğunu, girişimciler tarafından da sıklıkla kullanıldığını, özgün niteliği düşük olan markalar ile ilgili yeni markada ufak bazı değişikliklerin bile karıştırılma tehlikesini ortadan kaldırmak için yeterli olduğunu, ortalama tüketicinin \"...\" kelimesini belirli bir işletme ile bağlantılı şekilde algılamayacağını, davacı markalarının bir bütün olarak \"... ...\", \"...\" şeklinde hatırlanacağını, başvuru markasında fazladan \"o\" harfi kullanılarak markaya ayırt edicilik katıldığını, bu farklılığın, çekişme konusu ibarenin niteliği de düşünüldüğünde başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.     \t\tDavalı ... vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı yasal süresi içerisinde itirazda bulunduklarını ve yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep ettiklerini, ancak mahkemece taleplerinin reddedildiğini, bu kararın, usul ve yasaya aykırı olduğu gibi hukuki dinlenilme haklarını da ihlal ettiğini, davacının itirazına mesnet markaların ayırt ediciliklerinin düşük olduğunu, dolayısıyla zayıf marka niteliği taşıdığını, zayıf markaların korunma düzeylerinin de düşük olduğunu ve bu markaların sahiplerinin, üçüncü kişilerin benzer veya yakın kullanımlarına katlanmak zorunda bulunduklarını, hükme esas alınan raporda, markaların esaslı unsuru olduğu belirtilen \"...\" kelimesinin bir bitki adı olup içeriğinde ... olan, ... ile ilişkilendirilebilecek, ... ile birlikte kullanılabilecek veya limonun sarı rengi ile alakalı herhangi bir ürünü tanımlamakta kullanılabilecek, ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğunu, zayıf nitelikteki markalar arasındaki çok küçük farklılıkların dahi ayırt ediciliği sağlayacağını, davacı markaları ile müvekkilinin markası arasında görsel, işitsel ve de bütünsel olarak sayısız farklılık bulunduğunu, emtia benzerliğinin de olmadığını, tarafların faaliyet gösterdikleri sektörlerin de farklı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t:Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"... ...\" ve \"...\" ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, her ne kadar \"...\" ibaresinin gıda ürünleri yönünden ayırt ediciliği çok yüksek değil ise de tanımlayıcı ya da tasviri bir işaret de olmadığı, bu itibarla korunmasının gerektiği, dava konusu başvurunun da \"...\" olarak algılanacağı, farklı olarak yer verilen \"O\" harfinin ayırt ediciliği sağlamaya elverişli bulunmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davalı ... vekilinin, yeni bir bilirkişi raporu alınmasına yönelik istinaf itirazının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 210,55 TL bakiye harcın ayrı ayrı davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/10/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2023<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dac4bec86ec4203d","SID":"756697d5700c4a01"}}