{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t                \t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t\t: 2023/670 Esas<br>KARAR NO\t\t: 2023/780<br>DAVA\t\t: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t\t: 27/02/2004<br>KARAR TARİHİ\t: 21/11/2023<br><br><br>Mahkememizden verilen ... Karar sayılı karar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... K sayılı kararı ile bozulmuş olmakla yukarıdaki esas sırasına kaydedilmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile borçlu ... aleyhine  ... tarihinde takibe geçildiğini, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiğini, takibin kesinleştiğini,  haciz için  ... adresine hacze gidildiğinde davalı ...  ye ait olduğunun görüldüğünü,  Ticaret Sicil  Memurluğuna yazı yazılarak borçlu şahsın şirkette bulunan hissesinin haczinin istendiğini, borçlunun davalı şirkette bulunan 100 pay karşılığı sermayedeki % 50 hissesi üzerine ... tarihinde  Ticaret Sicil kayıtlarına haciz konulduğunu,  bilahare   davalı şirkete ve ortaklarına müzekkere yazılarak  şirket ortağı ...\"in hisesini haciz konulduğunu, ayrıca kar payı ve tasfiye paylarına haciz konulduğunu, borcun 6 ay içersinde ödenmemesi halinde şirketin tasfiyesi için dava açılacağının bildirildiğini, 6 aylık süre geçmesine rağmen borç ödenmemiş olduğundan, TTK.nun 522. maddesi gereğince şirketin tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.<br>Davalı  şirket vekili  vermiş olduğu cevabında, adreslerinin tebligat çıkarılan adresi olmayıp ... olup, müvekkil şirketin oteli işleten sıfatı ile faaliyette bulunduğunu, şu an faaliyetine ara verdiğini belirterek borçlu ...'in hissesine düşen sermaye pay bedelinin  nakdi karşılığının diğer ortaklar  tarafından ödenerek şirketin tasfiyesine gidilmemesi, bu yönde  diğer ortaklara çağrı yapılması veyahut TTK.nun 523/4. maddesi uyarıncı borçlu ...\"in şirket ortaklığından çıkarılması için süre verilmesini talep etmiştir.<br>Diğer davalılar ise davada taraf olamayacaklarını belirterek  husumet itirazında bulunmuşlardır.<br>Davalı vekili ... tarihli dilekçesi ile borçlu  hisse sahibi ...\"în şirketen çıkarmak amacı ile  Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı  dosya ile dava açtıklarını belirterek bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini  söylemişler, Mahkemece  ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyanın sonucunun beklenmesine karar verilmiş olup,dosya sonucu beklenmiştir.<br>Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ... tarihinde  karara çıkmış, Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup,  kararın kesinleştiğide dosyadan anlaşılmıştır.<br>Antalya Serbest Mali Müşavirler odasından tasfiye memuru adı istenmiş ve  ... tasfiye memuru olarak bildirilmiştir.<br>Mahkememizce yapılan yargılama sonucu;<br>\"Dava, alacaklı tarafından  hissedarlardan birinin borcu nedeni ile şirket hissesine vaki haciz sonucunda şirketin  TTK.nun 522. maddesi uyarınca açılmış fesih ve tasfiye davası olup,davalı şirket ortağının borcu nedeni ile kesinleşmiş İcra takibi olduğu  TTK.nun 523. maddesine göre  açılan ortaklıktan çıkarılma davasının reddine karar verildiği, bu durumda  davacının  şirketin feshini talep etme hakkının  sabit olup,henüz borç ödenmediği  gibi, borçlunun şirket hissesinin diğer ortaklar tarafından alınmadığı,3. bir şahsa devredilmediği anlaşıldığı\" gerekçesi ile, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. <br>Mahkememizce verilen karar davalı vekili tarafından  temyiz edilmiş, Yargıtay ... Hukuk Dairesinin  ...  tarihli,  ... Karar sayılı ilamı ile;\"1-Dava, TTK.’nun 522. maddesine dayalı olarak davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemine ilişkindir.<br>Davalı şirket ortağının davacıya olan borçlarından dolayı başlatılan icra takibinde anılan borçlunun şirketteki hisselerine haciz konulmasının ardından şirkete ve tüm ortaklara TTK.’nun 522. maddesine göre feshi ihbar tebligatlarının yapılarak, süresi içerisinde işbu davanın açılmış olduğu hususlarında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.<br> Bu tür uyuşmazlıklarda alacaklının feshi ihbar etmesi, limited ortaklığın münfesih duruma gelmiş sayılmasını gerektirmez.Ancak bu feshi ihbardan sonra alacaklının limited ortaklığın feshi için bir fesih davası açması gerekIr. Bu fesih davasında davacı alacaklı olup, davalı olarak da limited ortaklığın tüm ortaklarına husumet yöneltilmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta husumet yalnızca şirkete yöneltilmiş olup, şirket ortakları mahkemeye bir dilekçe sunmuşlarsa da anılan ortaklar işbu davada usulünce yer almamıştır. <br>Ayrıca davalı vekilince borçlu ortak ...’nün pay bedelinin icra dosyasına depo edildiği savunması da yeterince araştırılıp değerlendirilmemiştir.<br>O halde mahkemece davacı alacaklıya şirket ortaklarına karşı dava açılıp bu dava ile birleştirilmesi hususunda süre verilmesi ve davalının borçlu ortak pay bedelini icra dosyasına yatırıp yatırmadığı tespit edilerek, eğer yatırılmışsa bu durumun somut uyuşmazlığa etkisinin değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.<br>2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.\" gerekçesi ile bozulmuştur. <br>Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.<br>Davacı Antalya ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E- ... K sayılı dosyası ile, Yargıtay bozma ilamı uyarınca şirket ortakları aleyhine dava açmış, açılan dava hakkında birleştirme kararı verilerek Mahkememiz dava dosyasına gönderilmiştir.<br>S.M.Mali Müşavir Bilirkişi ... ile Bilirkişi ... tarafından düzenlenen ... tarihli bilirkişi raporunda özetle: <br>1. 6103 sayılı Kanun m.2/1 uyanca, 6762 Sayılı TTK m. 145 ‘in 6102 Sayılı TTK ‘da karşılığı olan m.133 ‘ün farklı düzenlendiği,<br>2. 6103 Sayılı Kanunun 2.maddesi uyarınca somut olaya uygulanacak 6102 Sayılı TTK ‘da limited şirket ortağının kişisel alacaklısına şirketin feshini talep etme imkanının tanınmadığı, 6762 Sayılı TTK m.522 ‘nin 6102 Sayılı TTK ‘da karşılığının bulunmadığı ve düzenlenmediği,<br>3. Limited şirket ortağının alacaklısına, ortağın şirketteki payının haczi ve satışı hakkı tanınmakla ve TTK m.11/1, m.625/1 (e) göndermesi ile m.378, m.610 göndermesi ile m.519/3, m.643 göndermesi ile m.548, m.634 göndermesi ile m.376/3’de ve m.636/3 ‘de şirketin ve işletmenin devamlılığı prensibi karşısında şirketin feshi talebinin hukuki yararının değerlendirilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varıldığı bildirilmiştir.<br>Yargılama sırasında davalı şirketin ticaret sicil kaydının terkini nedeniyle ihyası için dava açmak üzere davacı vekiline süre verilmiş, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... K sayılı kesinleşmiş ilamı dosya arasına alınmış, tasfiye memuru ...'ya usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen yargılamaya iştirak etmemiştir.<br>Mahkememizce yapılan yargılama sonucu;<br>\"Toplanan deliller ve tüm dosya mündericatından; asıl davada şirket, birleşen davada şirket ortakları aleyhine, dava tarihinde yürürlükte bulunan   6762 Sayılı TTK'nun 522. maddesine dayalı olarak şirket ortağının alacaklısı tarafından şirketin fesih ve tasfiyesi talepli dava açıldığı anlaşılmakla;<br> Ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının şirketin fesih ve tasfiyesini isteyebilme imkanını tanıyan mülga 6762 sayılı TTK'nın 522. maddesi yargılama sırasında yürürlükten kaldırılmıştır. Bu maddenin yerine yürürlüğe giren ortakların kişisel alacaklıları başlıklı 6102 sayılı TTK'nın 133. maddesi \"(1) Bir şahıs şirketi devam ettiği sürece ortaklardan birinin kişisel alacaklısı, hakkını şirketin bilançosu gereğince o ortağa düşen kâr payından ve şirket fesholunmuşsa tasfiye payından alabilir. Henüz bilanço düzenlenmemişse alacaklı bilançonun düzenlenmesi sonucunda borçluya düşecek kâr ve tasfiye payı üzerine haciz koydurabilir. (2) Sermaye şirketlerinde alacaklılar, alacaklarını, o ortağa düşen kâr veya tasfiye payından almak yanında, borçlularına ait olan, senede bağlanmış veya bağlanmamış payların 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun taşınırlara ilişkin hükümleri uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebilirler. Haciz, istek üzerine, pay defterine işlenir.\" hükmünü haiz olup, adı geçen Yasa'da limited şirket ortağının şahsi borçları nedeniyle alacaklının şirketin fesih ve tasfiyesini isteme hakkı düzenlenmemiştir. <br>Bu durumda,  6103 Sayılı Kanun'un ( Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun) 2/1 maddesi uyarınca, (6102 sayılı yasada ortakların kişisel alacaklıları için farklı bir düzenleme getirildiğinden) 6762 sayılı yasanın 522. Maddesinin somut uyuşmazlıkta  uygulama olanağı kalmadığı anlaşılmakla, (Yargıtay 11.HD. 2014/14532 E-2015/2879 K., 2016/13170 E-2018/566 K sayılı emsal kararları da dikkate alınarak ) ...\" gerekçesi ile  asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine dair karar verilmiştir. <br>Mahkememizce verilen karar  asıl-birleşen davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. <br>Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... Karar sayılı kararı ile\"... Asıl ve birleşen dava, 6762 sayılı mülga TTK.’nın 522. maddesine dayalı olarak açılan davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup mahkemece, davanın dayanağı olan 6762 sayılı TTK’nın 522. maddesinin yargılama sırasında yürürlükten kaldırılması nedeniyle davada uygulama olanağının kalmamasından dolayı hem asıl hemde birleşen davanın reddine karar verilmiş, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden ise asıl ve birleşen davaların davacılarının sorumluluğuna hükmedilmiştir.<br>6100 sayılı HMK’nın 331/1 maddesi, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedeceği hükmünü haiz olup, buna göre davanın konusuz kalması halinde, mahkemenin yargılamaya devam ederek davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve dava açılmasına sebebiyet veren tarafı yargılama giderine mahkum etmesi gerekmektedir.   \t<br>Bu durumda mahkemece, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilip, yukarıda anılan HMK’nın 331/1 maddesi kapsamında dava tarihi itibariyle tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücreti takdir edilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, tarafların dava tarihindeki haklılık durumlarına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın asıl ve birleşen davaların davacısı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.\" gerekçesiyle bozulmuştur. <br>Mahkememizce verilen kararın aynı dairenin emsal kararı esas alınarak verildiğinden ve bozma ilamındaki muhalefet şerhi gerekçesinin de benzer yönde olduğu dikkate alınarak, -Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... Karar sayılı bozma ilamına direnilmesine dair hüküm tesis edilmiştir. <br>Mahkememizden verilen ... Karar sayılı karar, asıl ve birleşen davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... K sayılı kararı ile;<br>\"A. (1) Numaralı Uyuşmazlık Yönünden Yapılan İnceleme<br>12. Dava konusu (müddeabih), usul hukukunun merkezi kavramlarından birini oluşturmaktadır. Bu kavram görevli ve yetkili mahkemenin tayini, derdestlik ve kesin hüküm kurumlarının tespiti, davanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı ile dava (talep) yığılması kurumları bakımından belirleyici işlev görür. <br>13. Dava konusunu tayine yarayan unsurlar arasında usuli talep hakkı, bir hukuki sonucun kesin bir biçimde belirlenmesini ve belirli bir hukuksal himayenin sağlanmasını konu alan ve mahkemeye yöneltilmiş bulunan isteği ifade etmektedir. Davanın konusunu belirleyen bu istek dava dilekçesinin “netice-i talep” kısmında formüle edilir. Dolayısıyla dava konusunun belirlenmesinde münhasıran talep sonucunun esas alınması gerekir. <br>14. HMK’nın 119/1-d maddesi gereğince dava dilekçesinde davanın konusu ve mal varlığı haklarına ilişkin davalarda davanın konusunun değeri belirtilmelidir. Mal varlığını ilgilendiren davalarda dava konusunun değerinin gösterilmesi dava dilekçesinin zorunlu unsurlarındandır. Her ne kadar HMK’nın 119/2 maddesinde dava konusunun değerinin yazılmamış olması dava dilekçesinin zorunlu unsurları arasında sayılmamış ise de bu zorunluluk Harçlar Kanunu’nda kaynaklanmaktadır. Zira Harçlar Kanunu’nun 16/3 maddesi gereğince dava dilekçesinde değer gösterilmemişse bu değer, mahkemece davacıya tespit ettirilir; davacının değeri tespit etmekten kaçınması hâlinde dava dilekçesi işleme konmaz. <br>15. Bazı durumlarda dava açılmasından sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusuz kalabilir. Örneğin dava konusu alacağın ödenmesi, menkul malın davacıya teslim edilmesi, gayrimenkulün tahliye edilmesi, gayrimenkule müdahalenin sona ermesi veya gayrimenkulün kamulaştırılması, boşanma davası devam ederken taraflardan birini vefat etmesi gibi durumlarda davanın konusuz kalması söz konusudur. <br>16. Davanın konusuz kaldığı bir başka durum ise davanın dayanağını ortadan kaldıran kanun değişikliği ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararıdır. Bu durumda da dava konusunun unsuru olan usuli talep hakkına yönelik hukuksal himayenin sağlanması ortadan kalkmakta ve dava konusuz kalmaktadır. <br>17. Davanın konusuz kaldığını tespit eden mahkemenin, bunun üzerine “davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerekir. Bu husus HMK’nın 331/1 maddesinden anlaşılmaktadır. Mahkemenin bu kararı bir tespit hükmü niteliğinde olup bu karar ile aynı zamanda dava konusuna ilişkin talebin mevcut olmadığı da tespit edilmektedir.<br>18. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı şirket ortağı olan ... aleyhine girişilen icra takibinin kesinleştiği, anılan ortağın davalı şirketteki hissesi üzerine ticaret sicil kayıtlarında haciz işlemi uygulandığı,  davalı şirkete ve ortaklarına gerekli ihtarın yapıldığı, bu kapsamda davacının 6762 sayılı TTK’nın 522 nci maddesi gereğince davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Ancak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK’nın 133 üncü maddesindeki düzenleme ile limited şirket ortağının kişisel alacaklısına şirketin feshini talep etme imkânı ortadan kaldırılmıştır.  <br>19. Dolayısıyla dava açıldıktan sonra davanın dayanağını ortadan kaldıran kanun değişikliği söz konusu olup bu değişiklik ile dava konusuz kalmıştır. Başka bir deyişle yargılama sırasında meydan gelen kanun değişikliği sonrasında dava konusunun davacı tarafından talep edilebilmesi artık mümkün değildir. <br>20.  O hâlde mahkemece, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK’nın 133/2 maddesi gereğince artık alacaklıların limited şirketin feshini talep edemeyeceği, dolayısıyla usuli talep hakkı unsurunun bulunmaması nedeniyle davanın konusuz kaldığı gözetilerek asıl ve birleşen davada, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmelidir. <br>21. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; yargılama sırasında yapılan kanun değişikliğinin davanın hukuki sebebini (dayanağını) ortadan kaldıracağı, bu durumda davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği, zira davacının talep ettiği hakkına kavuşmasının söz konusu olmadığı, hak iddiasını sürdürebilecek durumda olduğu hâlde yeni kanun ile bu hakkın kendisine verilmesinin mümkün olamaz hâle geldiği, dolayısıyla hukuki sebebi olmayan bir davada davanın reddine karar verilmesi gerektiği, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun gereğince davanın reddine karar verilmesi hâlinde ise davacının haksız çıkmış sayılmayacağı, bu itibarla dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun gereğince davanın reddine karar verilmesi durumunda da davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedilebileceği, bu nedenle (1) numaralı uyuşmazlık yönünden direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.<br>22. Hâl böyle olunca (1) numaralı uyuşmazlık yönünden Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uymak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. <br>B. (2) Numaralı Uyuşmazlık Yönünden Yapılan İnceleme<br>23. Bir davanın açılmasında sonuçlandırılmasına kadar geçen dönem içerisinde, yargılamanın yürütülmesini sağlamak amacıyla yapılan harcamalar ile vekil aracılığıyla takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak olan vekâlet ücretinin tamamı yargılama giderleri olarak ifade edilmektedir. Yargılama giderlerinin kapsamında hangi hususların yer alacağı HMK’nın 323 üncü maddesinde gösterilmiştir. <br>24. HMK’nın 326/1 maddesi gereğince yargılama giderleri, kural olarak, dava sonucunda haksız çıkan tarafa, yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir. Yargılama giderlerinin dava sonucunda haksız çıkan tarafa yüklenebilmesi için tarafların bu bağlamda bir talepte bulunmuş olmalarına ihtiyaç yoktur; mahkeme yargılama giderlerine re’sen hükmeder (HMK m. 332/1). Dava sonunda taraflardan birinin kısmen haklı çıkması hâlinde ise yargılama giderleri, tarafların haklılık oranlarına göre paylaştırılır (HMK m. 326/2).<br>25. Esastan sonuçlanmayan davada yargılama giderleri HMK’nın 331 inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda davanın konusuz kalması durumunda yargılama giderlerinden sorumluluk HMK’nın   331/1 maddesinde; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder” şeklinde ifade edilmiştir. <br>26. Yukarıda belirtildiği üzere dava açıldıktan sonra davanın dayanağını ortadan kaldıran kanun değişikliği söz konusu olduğu durumda da bu değişiklik ile dava konusuz kalmaktadır. Bu durumda da yargılama giderlerine ilişkin HMK’nın 331/1 maddesi uygulanmalıdır. Başka bir deyişle yeni bir kanun hükmü nedeniyle davanın konusuz kalması hâlinde de mahkemenin yargılama giderleri bakımından davaya devam ederek dava açıldığı anda hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve yargılama giderlerini o tarafa yükletmesi gerekir.<br>27. Öte yandan bir tarafın, dava açıldığı andaki mevzuata göre davasında veya savunmasında haklı olup da dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun hükmü veya yeni bir içtihadı birleştirme kararı gereğince davada haksız çıkmış sayılamayacağından yargılama giderlerine mahkum edilemeyeceği kuşkusuzdur. Zira bir kimseye diğer tarafın dava giderlerinin yükletilmesinin nedeni, o kimsenin diğer tarafın gider yapmasına haksız olarak sebebiyet vermiş olmasıdır. İşte bu nedenledir ki, dava açıldığı anda haklı durumda bulunan tarafın, yargılama sırasında meydana gelen mevzuat değişikliği sonucu haksız çıkmış sayılamayacağından yargılama giderlerinden sorumlu tutulması olanaklı değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2018 tarihli ve 2009/18-421 Esas, 2009/526 Karar sayılı kararı).<br>28. O hâlde somut olayda asıl ve birleşen davada davacının dava açıldığı andaki mevzuata göre davasında haklı olup da dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun hükmü gereğince davada haksız çıkmış sayılamayacağı, bu nedenle doğrudan yargılama giderlerine mahkum edilemeyeceği, yargılama giderlerinden sorumluluğun HMK’nın 331 inci maddesi gereğince davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre belirleneceği ve yargılama giderlerine buna göre hükmedileceği gözetilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.<br>29. Hâl böyle olunca (2) numaralı uyuşmazlık yönünden Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uymak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. <br>IV.  KARAR <br>Açıklanan sebeplerle;<br>I- A bendinde (§12-22) gösterilen gerekçelerle (1) numaralı uyuşmazlık yönünden asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle oy çokluğuyla BOZULMASINA, <br>II- B bendinde (§23-29) gösterilen gerekçelerle (2) numaralı uyuşmazlık yönünden asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle oy birliğiyle BOZULMASINA\" karar verilmiştir.<br>Mahkememizce taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilmiştir. <br>Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasının tetkikinden; ... ve ... vekilinin icra dosyasına yazılı olarak başvuruda bulunarak, ...'in dosya alacaklısı ...'a alın borcu nedeniyle ...  Tic.Ltd.Şti deki %50 paya tekabül eden ... YT lik hissesinin hacizli olduğu, Antalya ...ATM ... sayılı dosyasından TTK 523.maddesine istinaden borçlu ...'in şirket ortaklığından çıkarılması için dava açıldığını, şirket genel kurulunun ... tarihinde aldığı karar muvacehesinde %50 paya tek ... YTL sinin şirket ortağı ve dosya dışı 3.kişi  ... adına, ... YTL sinin şirket ortağı ve dosya dışı 3.kişi  ... adına dosyaya yatırdığını beyan ettiği ve vekil tarafından ... YTL nin ... tarihinde dosyaya  tahsilat makbuzu karşılığı yatırıldığı,  asıl dava tarihinin ... olduğu, birleşen davanın  taraf teşkilinin tamamlanması amacıyla Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda açıldığı, bu halde dava tarihi itibariyle haklılık durumuna göre davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.( Yargıtay 11.HD  ve HGK bozma ilamlarında  önceki kararlarımızda asıl ve birleşen davada vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması bozma ve eleştiri nedeni yapılmadığı dikkate alınarak asıl ve birleşen dava için vekalet ücreti ve yargılama gideri yine ayrı ayrı hüküm altına alınmıştır.)<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Asıl ve birleşen davada; davanın konusuz kalması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, <br>2-Asıl ve birleşen davada; dava tarihi itibariyle haklılık durumuna göre davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine, <br>a) Alınması gerekli 269,85 TL harçtan peşin alınan 17,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 252,70 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>b) Davacı tarafından yapılan 1.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.583,20 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 2.583,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>c) A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>d) Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine,<br>4- Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası yönünden:<br>a) Alınması gerekli 269,85 TL harçtan peşin alınan 17,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 252,70 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>c) A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>d) Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine,<br>Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 15 gün içerisinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.21/11/2023<br><br><br><br>Başkan ...<br>¸e-imzalı <br>Üye ...<br> ¸e-imzalı<br>Üye ...<br> ¸e-imzalı<br>Katip ...<br>¸e-imzalı <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4243664dbf59d5fc","SID":"500c28a3918a4403"}}