{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1953 Esas<br>KARAR NO: 2023/1819 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/997 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİHİ: 22/06/2023 (Ara Karar)<br>TALEP: İhtiyati hacze itiraz<br>KARAR TARİHİ: 23/11/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden davacı vekili talep dilekçesi ile; müvekkili ile davalı borçlu şirketin  ticari ilişki içerisinde olduğunu, bu ilişki çerçevesinde müvekkili şirketin davalı borçlu şirkete medikal malzeme satışı yaptığını, yapılan tüm satışların faturalandırıldığını ve tarafların ticari defterlerine kaydedildiğini, davalı borçlu şirketin, dava konusu faturaların bedelini ödememesi üzerine müvekkili tarafından şifahen defaatle ödeme talebinde bulunulduğunu fakat davalı tarafın her defasında borcunu ödeyeceğini söyleyerek zaman kazandığını ve müvekkili şirketin iyiniyetini suistimal ettiğini, davalı tarafın piyasa şartlarında banka kredilerinin faiz getirilerini kendisine fırsat bildiğini, borcunu kabul etmesi ve bu hususta mutabakat mektubu vermesine rağmen müvekkilinin parasını kullanmak için, borcunu kötüniyetli olarak inkar ettiğini, müvekkilinin paranın değer kaybetmesinden ve ticari malların değerinin fahiş artışından kaynaklı mağduriyetinin artmaması adına ihtiyati haciz talep etme zaruretinin hasıl olduğunu beyanla davalı borçlu şirketin, (mutabakat mektubu dikkate alınarak, müvekkilin mağduriyetinin artmaması ve icra dosyasının tahsil kabiliyetinin imkansız hale gelmemesi adına) icra dosya borcu miktarınca, teminat karşılığında menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine  karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nin 11/05/2023 tarih ve 2022/997 Esas sayılı ara kararında; \"İcra ve İflâs Kanunu'nun (İİK’nun)  257’nci maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.İİK'nun  258’nci maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….”. Bu hükme göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat yeterli olup, kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. Buna göre ihtiyati haciz istenebilmesi için; alacağın vadesinin gelmesi, rehinle temin edilmemiş olması ve yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin İİK'nun 258/1.maddesi uyarınca alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması gerekmektedir. Ayrıca davalı borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğuna ilişkin somut bir delil bulunması gerekmektedir.Somut olayda, davaya konu alacak ile ilgili 05/09/2022 tarihli mutabakat metni sunulduğu ve mutabakat metninde davalı adına kaşe ve imza bulunduğu, cevap dilekçesi ile de mutabakat metnine itiraz edilmediği dolayısıyla alacağın varlığının yaklaşık olarak ispat edildiği anlaşıldığından  ihtiyati haciz talebinin %15 teminat mukabilinde kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \"gerekçesi ile;\"1-Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin 575.729,55 TL üzerinden KABULÜ ile borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile 3.kişilerdeki hak ve alacakları üzerine belirtilen miktar üzerinden sınırlı olmak üzere İHTİYATEN HACZİNE, 2-Borçlular ile 3. kişilerin uğrayabilecekleri zararı karşılamak üzere taktiren alacağın % 15 oranında nakit veya teminat mektubu türünden  teminat alınmasına, 3-Teminat olarak 86.539,43 TL teminat ödendiğinde kararın yerine getirilmesi için karar suretinin mahkemiz yargı çevresinde İcra Müdürlüğüne gönderilmek üzere alacaklıya (vekiline) tevdine,\" karar verilmiş ve verilen  ara karara karşı davalı vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.İhtiyati hacze itiraz eden davalı vekili itiraz dilekçesi ile; icra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden davacının bunu ispatlaması gerektiğini, davacı ticari defterlerini delil olarak sunmuş olsa da müvekkilinin ticari defterleri ile davacının ticari defterlerinin birbirini doğrulamadığından bahisle davacının ticari defterlerini lehine delil olarak kullanamayacağını, davacının alacak iddiasını kesin deliller ile ispat külfeti altında olduğunu, davacı satıcının mal teslimini kanıtlamak zorunda olduğunu, davada karşı tarafın defterlerine dayanılmadığını, davacının kendi defterlerindeki kayıtların dayanak belge ile doğrulanmadığı sürece mal teslimi hususunda tek başına delil olarak kabul edilemeyeceğini, işbu ürünlerin tesliminin ispatının davacı/alacaklı tarafından yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin köklü bir hastane olduğunu, kaçma yahut mal kaçırma durumunun söz konusu dahi olamayacağını, zira ihtiyati haczin koşullarının da oluşmadığını, ihtiyati haciz kararının uygulanması halinde hem müvekkili hastanenin, hem de hastane de bulunan hastaların mağdur olacağının açık olduğunu beyanla Yerel Mahkemece verilen 11/05/2023 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 22/06/2023 tarih ve 2022/997 Esas sayılı ara kararında;\"İhtiyati haciz müessesesine itiraz İİK nun 265. Maddesinde düzenlenmiş olup; “Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. Mahkeme gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz.” hükmünü amirdir.Somut olayda; alacağın faturadan kaynaklı olduğu, davalının süresinde fatura içeriğine itiraz etmediği gibi, alacağın varlığını güçlendiren mutabakat belgesini imzaladığı, dolayısıyla alacağın varlığına ilişkin yaklaşık ispat şartı gerçekleştiği, davalının itirazlarının ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını gerektirir nitelikte somut delil içermediği takdir ve sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde ara karar tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile davalı borçlunun ihtiyati hacze itirazının reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati hacze itiraz eden davalı vekili istinaf dilekçesi ile; icra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden davacının bunu ispatlaması gerektiğini, davacı ticari defterlerini delil olarak sunmuş olsa da müvekkilinin ticari defterleri ile davacının ticari defterlerinin birbirini doğrulamadığından bahisle davacının ticari defterlerini lehine delil olarak kullanamayacağını, davacının alacak iddiasını kesin deliller ile ispat külfeti altında olduğunu, müvekkili ile davacı arasında olan \"05.09.2022 tarihli Cari Hesap Mutabakatı Hk.\" başlıklı mutabakat metni müvekkilinin yetkisiz temsilci olan işçisi tarafından imzalanmış olup, müvekkilinin bu mutabakat metninden haberi olmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan mutabakat metninde imzası bulunan \"...\" isimli şahsın imzaya yetkili temsilci olup olmadığı hususların araştırılmasını talep ettiklerini, kaldı ki mutabakat metninde de davacının mutabık olduğuna ilişkin imzasının bulunmadığını, taraflar arasındaki mutabakat metni geçersiz olup, geçersiz mutabakat ve davacı tarafından sunulan cari hesap dökümlerine itibar edilerek ihtiyati haciz kararı verilmesinin hatalı olduğunu; TBK madde 38'in; \"Yetkisiz temsilcinin imzaladığı sözleşme kural olarak temsil edileni bağlamaz: Bir kimse, yetkisi olmadığı halde başka bir kişi adına bir sözleşme yaparsa, bu kişi sözleşmeyi onaylamadıkça, alacaklı veya borçlu olmaz\" şeklinde olduğunu, başkası hesabına yapılan bir işlemin etkili olmasının, temsilci sıfatıyla hareket eden kişinin yetkili olmasını gerektirdiğini, yetkisiz yapılan işlemin, temsil olunanın hukuki konumunu kural olarak etkileyemeyeceğini ancak ihtiyati haciz kararı ile müvekkili hastanenin mağdur olacağını; TBK madde 46'nın; \"Bir kimse yetkisi olmadığı halde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar.\" şeklinde olduğunu, yetkisiz temsilci tarafından imzalanan ve davacının imzası bulunmayan mutabakat metninin geçerli olmadığını, Yerel mahkeme kararında; \"davalının süresinde fatura içeriğine itiraz etmediği gibi,\" şeklinde olup, anılan faturanın müvekkile usulüne uygun tebliğ edilmediğini, bu hususun araştırılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu; Anılan şahsın müvekkili şirkette tebligat almaya yetkili olmadığını, 25.01.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 20 nci maddesine göre; gerçek ve tüzel kişilere ait ticari işletmelerin işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, ticari işletmenin o işlemde yetkili ticari temsilcisine yapılan tebliğin geçerli olduğunu, aksi halde tebligatı almaya yetkili olmayan kişiye yapılan tebligatın geçersiz ve usulsüz tebligat sayıldığını, Tebligat Kanunu’nun “Hükmi şahısların memur ve müstahdemlerine tebligat” başlıklı 13. maddesine gereğince “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler, her hangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.” şeklinde olduğunu;Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2007/12-200 E. 2007/187 K. ve 04.04.2007 tarihli kararında “Eğer tüzel kişinin yetkili temsilcisi yoksa veya evrakı bizzat alamayacak bir halde ise; görev itibariyle temsilciden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi bu işle görevlendirilmiş bir kişiye, o da yoksa tüzel kişinin o yerdeki memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Tebligat tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılmamış ve sıralı kişilere yapılmışsa, bunun nedenlerinin açıkça ve ayrıntılı olarak tebligat mazbatasına yazılması gerekir.” denmek suretiyle kanun maddesine açıklık getirildiğini;Burada gözden kaçmaması gereken önemli bir hususun, yetkili temsilciye yapılamayan tebligatın nedenlerinin de tebliğ mazbatasına geçirilmesi gerektiği olduğunu, bir araştırma yükümlülüğünün söz konusu olduğunu ve bu yükümlülüğün göz ardı edilmesinin, önemsenmemesinin veya kimi zaman yerine getirilmemesinin uygulamada birtakım sorunların doğmasına yol açtığını, bu sıraya uyulması kanuni zorunluluk olup, aksi takdirde tebligatın usulsüz sayılacağını;Davacının dava dilekçesinde her ne kadar faturalara dayalı bir alacaktan bahsetmişse de faturaların tek başına alacağın varlığını kanıtlayamayacağını, faturalarla birlikte aynı zamanda fatura konusu işlemin gerçekleştiğinin ispatlanması gerektiğini, davacının iddia ettiği ürünleri müvekkili şirkete teslim etmediğini ve hizmetin müvekkili şirkete verilmediğini, Yerel mahkemenin, dava konusu hizmetin ve malların teslim edildiğine ilişkin bir araştırma yapmadığını, davacı tarafından da hizmetin ve dava konusu ürünlerin teslim edildiğine ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin yeterli delil sunmadığını, davacı tarafından düzenlenen tek taraflı cari döküm listesine istinaden ihtiyati haciz kararı verilmesinin hatalı olduğunu;Müvekkili şirketin köklü bir hastane olup kaçma yahut mal kaçırma durumunun söz konusu dahi olamayacağını, zira ihtiyati haciz koşullarının da oluşmadığını, ihtiyati haciz kararının uygulanması halinde hem müvekkili hastane, hem de hastanede bulunan hastaların mağdur olacağının açık olduğunu beyanla Yerel mahkemece verilen 22/06/2023 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılarak ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, bakiye hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali talebi ile açılan davada ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir.Mahkemece talebin kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili itiraz etmiş, Mahkemece itirazın reddine karar verilmiş ve verilen bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İİK'nın 257/1. maddesi uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklar ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nın 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder. Somut olayda; davalı tarafça ihtiyati haciz kararına karşı ileri sürülen itiraz ve istinaf sebeplerinin alacağın sebebine ilişkin olduğu, davacı tarafça sunulan mutabakat metnini imzalayan kişinin davalı tarafın çalışanı olduğu, celp edilen BA-BS formları ve mevcut delil durumuna göre alacağın varlığının yaklaşık olarak ispat edildiği, davalı tarafın cevap dilekçesi ve ihtiyati hacze itiraz dilekçesinde mutabakat metnini imzalayan kişinin yetkili temsilcisi olmadığına dair herhangi bir savunma ve itiraz sebebi ileri sürmediği, Mahkemece şartları oluşan ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerler, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati hacze itiraz eden davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın Hazineye gelir kaydına, 4-18/05/2023 tarihinde sayman mutemet makbuzu ile davalı tarafından fazlaca yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/11/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"468fc8d3fffaa20e","SID":"e1f7e3f6de6a7c61"}}