{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/1657 <br>KARAR NO\t\t: 2023/1622<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/11/2018 (Dava) - 15/06/2023 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2023/186 Esas - 2023/483 Karar <br>DAVA             \t\t: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 25/10/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25/10/2023<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2023 tarih ve 2023/186 Esas - 2023/483 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23/07/2018 tarihinde ...'a ait ve onun idaresindeki ... plakalı aracın ...'e ait ... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, olayın Balıkesir ili Edremit ilçesi Altınoluk Mahallesinde davacı aracı park halinde iken sigortalı araç sürücüsünün şerit izleme ve değiştirme kurallarına aykırı olarak hakimiyeti kaybetmesi sonucunda davalı aracının tampon kısmı ile davacı aracının sol arka kısmını çarptığını, çarpma etkisi ile davacı aracının ön kısmı ile önünde park halinde bulunan ... plakalı aracın arka kısmına çarptığı kazanın oluştuğunu, kaza tespit tutanağına göre sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, davalının 10/08/2017-10/08/2018 tarihleri arasında geçerli ZMMS poliçe ile sigortalı araç sürücüsünün tam ve kusurlu neden olduğu maddi hasardan sorumlu olduğunu, zarar ve eylem arasında uygun illiyet bağının bulunduğunu, TTK 4. maddesi gereğince davanın ticari dava olup mahkemenin görevli olduğunu, davalı sigorta şirketinin şube şeklinde İzmir'de örgütlenmesi nedeni ile mahkemenin yetkili olduğunu, kaza neticesi oluşan zarar miktarı KDV dahil 30.000,00 Euro ve aracın rayiç değerinin 8.400,00 Euro olarak Almanya'da bulunan bilirkişi bürosunca tespit edildiğini, davacının Almanya'da ikamet etmesi nedeni ile yurtdışına döndüğünü ve kazadan sonra ağır hasar gören aracın tamir ettirmesinin mümkün olmadığını, hasar büyüklüğü ve tamirin güçlüğünün uzun bir zaman gerektiğini ortaya koyduğunu, davacı aracı yabancı plakalı olup yurdışında tamir edileceğinden zararın plakasına kayıtlı olduğu Alman rayiç değerlerine göre belirlenmesi gerektiğini, sigorta teminat limitinin 36.000,00 TL olup kaza tarihinde 1 Euro'nun 5.6109 TL oluşu dikkate alındığında limitin 6.416,08 Euro olduğunu, zararın tazmininin Euro üzerinden hesaplanmasının ve bilirkişi raporu için ödenen 357,00 Euro'nun davalıdan tahsili gerektiğini, davalı sigorta şirketinin 04/10/2018 tarihinde ihbarda bulunulduğunu, 8 iş günü sonu olan 17/10/2018 tarihinde davalının temerrüte düştüğünü ileri sürerek, 8.400,00 Euro maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan 17/10/2018 tarihinden davalı ...'dan ise kaza tarihi olan 23/07/2018 tarihinden itibaren müştereken ve müteselsilen yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4a maddesine göre yürütülecek değişken faizi ile birlikte ve fiili ödeme tarihinde merkez bankası efektif satış kuru karşılığı olarak tahsiline, 357,00 Euro bilirkişi ücretinin yargılama giderlerine dahil edilerek fiili ödeme tarihindeki merkez bankası efektif satış kuru karşılığı TL olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP:<br>\tDavalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalı şirketin yerleşim yerinin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri yetki alanında olduğunu, davacı tarafından davalı şirkete hasar ihbarında bulunmadığını, kaza tarihinden 2,5 ay sonra ihbar yapıldığını, denetimin mümkün olmadığını, hasara ilişkin talebin kabul edilebilir olmadığını, sigorta şirketinin ancak ZMMS genel şartları çerçevesinde gerçek zarardan sorumlu tutulabileceğini, ekspertiz incelemesi ile tespit edilen 30.000,00 Euro hasar miktarının araç rayiç değerinin %30'unu geçtiği görüldüğünden pert total sayılması gerektiğini, araç onarımının ekonomik olup olmadığının irdelenmesini, haksız fiil tarihinde memleket parasın üzerinden zararın gerçekleştiğini, hasar tespiti için İstanbul Teknik Üniversitesi'nden rapor alınmasını, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğuna ilişkin iddiaları kabul etmediklerini, ekspertiz ücretinin eksper ataması yapan tarafından ödenmesi gerektiğini, faiz talepleri bakımından yasal faiz ile sorumlu olduklarını bildirmiş ve uzman bilirkişilerce konunun incelenmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... cevap vermemiş ve davayı takip etmemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN 19/11/2019 TARİHLİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davalının yetki itirazı incelenmiş ve mahkememizin görev alanında bölge müdürlüğünün bulunduğu saptandığından Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına da itibarla mahkememizin görev ve yetkili olduğu değerlendirilmiş ve yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde kusurun sigortalı araç sürücüsüne ait olduğu, %100 oranında bulunduğu, davacı aracının park halinde olması nedeni ile kusursuz olduğu, davacı aracında meydana gelen hasar nedeni ile pert total işlemine tabi tutulması gerektiği, piyasa rayiçinin 8.400,00 Euro olabileceği ve 357,00 Euro eksper ücretinden de davalının sorumlu olduğu bildirilmiştir. Rapor taraflara tebliğ edilmiş, davacı vekili rapora beyan dilekçesinde davalının kasko poliçesi gereğince İMMS teminatı ile zarardan sorumluluğunun olduğu, kasko poliçesinin dosyaya sunulmuş olduğunu, İMMS poliçesi gereğince teminatın 100.000,00 TL olduğunu, davalı sigorta şirketi ile davacı arasında sözleşmesel ilişki bulunmadığı, borcun nedeninin haksız eylem olup davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt faizinin başlangıcının kazanın ihbar edilmesi ile oluştuğu, zarar miktarının belirlenmesinin davalı sigorta sorumluluğunda olduğunun, ekspertiz raporunda belirtilen bilirkişi ücretinin yargılama gideri olarak hükme alınması gerektiği bildirilmiş ve davacı aracının kazadan sonra kullanılmaz halde olduğu, Ayvalık Gümrük Müdürlüğü'ne teslim edilerek millileştirildiği, bu sebeple hurda değerinin düşürülmesinin yersiz olduğu, Gümrük Müdürlüğü'nün 20/09/2007 tarihli yazısına göre gümrüğe kati terk edildiği sovtaj satışında davacının yararlanamayacağı bu nedenle mahsubu gerekmeyeceği...\" gerekçesiyle davanın kabulüne; 8.400,00 Euro (karar tarihi olan 19/11/2019 itibari ile 1 Euro 6,35 TL ) tazminatın davalı ...'dan kaza tarihi olan 23/07/2018 tarihinden, davalı ...'dan ise temerrüde düşürülen tarih olan 17/10/2018 tarihinden (ZMMS poliçe teminatı ve bu poliçeyi aşan kısım yönünden imms poliçesi teminatı dikkate alınarak) yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4A maddesine göre yürütülecek değişken faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki merkez bankası efektif satış kuru karşılı TL olarak tahsiline, ekspertiz ücreti olarak davacı tarafından ödenen 357,00 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki merkez bankası efektif satış kuru karşılı TL olarak tahsiline karar verilmiştir.<br>Kararın, davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edildiği anlaşılmıştır.<br>DAİREMİZİN 22/02/2023 TARİHLİ KALDIRMA KARARI:<br>Dairemizce; \"...1-) Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, davalının alınan bilirkişi raporuna kusur yönünde itiraz etmediği, kaldı ki davacı aracının yaya yolu üzerinde park halinde olduğu, asfalt yani karayolu üzerinde olmadığı, bu sebeple davacının kazada kusurunun bulunmadığı, davacı aracı millileştirildiği için sovtaj bedelini alamayacağından rayiç bedel üzerinden tazminata hükmedilmesi gerekeceği, zarar yabancı para birimine göre doğduğundan o para biriminin ödeme tarihindeki TL karşılığınca ödenmesi gerektiği, davadan önce davacının davalıya 04.10.2018 teslim tarihli ihtarname ile başvuru yapmış olduğu anlaşılmakla, davalı sigorta şirketi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-) Araçtaki hasar miktarı tespit edilirken, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise tamir bedelinin, ekonomik değilse aracın kaza tarihi itibariyle 2. el piyasa rayiç değerinden sovtaj bedelinin mahsubu ile gerçek zarar miktarının hesaplanması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta mahkemece, kusur durumu ve aracın hasarının ne olduğu, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, tamiri ekonomik değilse; aracın kaza tarihindeki 2. el piyasa rayiç bedelinin tespiti ile gerçek zarar miktarının hesaplanması konusunda bilirkişi raporu alındığı, söz konusu raporun aracın pert olduğu yönündeki değerlendirmesi yerinde ise de, aracın Almanya'daki rayiç bedelinin ne kadar olduğu yönündeki değerlendirmesinin sadece Almanya'da alınan ekspertiz raporu tekrar edilerek yani bu konuda herhangi bir emsal araştırması yapılmadan düzenlenmesi ve mahkemece bu yönde eksik düzenlenen rapor uyarınca hüküm kurulması hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, davaya konu aracın yabancı ülke piyasasındaki emsallerinin ikinci el satış yapan internet siteleri, tespit edilebilirse yetkili bayiler ve hasarlı araç alım satım işi yapan firmalardan araştırılmak suretiyle gerekçeli olarak belirlendikten sonra sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır...\" gerekçesiyle  davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİNİN 15/06/2023 TARİHLİ KARARI\t:<br>\tİlk derece mahkemesince; \"... İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 22.02.2023 Tarih, 2020/2177 Esas, 2023/237 Karar sayılı ilamında, sadece otomotiv bilirkişisince yeterli inceleme yapılmadığından bahisle İstinaf itirazlarının kabul edildiği, kusur yönünden istinaf itirazlarının reddine karar verildiği anlaşılmakla, istinaf karar ilamında yazılı şekilde yapılan otomotiv bilirkişisince düzenlenen rapora göre, aracın kaza öncesi 2.el piyasa rayicinin 8.400,00 TL olduğu, aracın ağır hasarlı olduğundan bahisle pert total işlemine tabi tutulması gerektiğinin, ekspertiz ücreti olarak 357,00 EURO nun uygun olduğunun, raporun genelinden meydana gelen kaza ile araçta meydana gelen kaza sonucu ortaya çıkan hasarın ve değişmesi gereken parçaların uygun olduğu yönünde tespit yapıldığı, aracın 2. El piyasa rayiç değerinin onarım masrafının altında kalmasından dolayı davacı aracında meydana gelen ger.çek zararın 8.400 EURO olduğu, raporun elverişli olduğu, istinaf mahkemesi ilamında yer alan tüm hususlara açıklık getirildiği...\" gerekçesiyle davanın kabulüne, 8.400 Euro maddi tazminatın davalı ...dan 23.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek, davalı ... A.Ş. Yönünden ise 17.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4-A maddesine göre değişken faizi ile birlikte fiili ödeme tarihinden TCMB efektif satış kuru karşılığı TL olarak alınarak davacıya verilmesine, (ZMMS açısından 36.000 TL poliçe limit miktarı ile sınırlı, ZMMS poliçe limitini aşan bedel yönünden ise İMMS poliçe teminat tutarı kadar olan 100.000 TL ile sınırlı olmak üzere) karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Almanya'da bulunan bilirkişi bürosundan alınan raporun dosyaya sunulmasına rağmen, bu rapor dikkate alınarak Almanya'da bir yargılama sürecinin olup olmadığı, raporun bu yargılama sürecinde alınıp alınmadığı, bu olayla ilgili verilen bir kesin hüküm olup olmadığının sorgulanmaması, kesin hüküm var ise tanıma-tenfiz işleminin yapılması gerektiğinin ileri sürülmemesi, Alman yasa hükümlerine göre sigorta şirketi tarafından davacının zararını karşılayıp karşılamadığını, davacıya bu kaza nedeniyle Almanya'da herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususlarının araştırılmadığını, her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacının tekerrür olarak zararını tahsil edip etmeyeceği hususunun halen belirsiz olduğunu, yabancı araçlar için Türkiye'ye girişte zorunlu olan yeşil kart zorunlu trafik sigortası bulunması gerektiğini, davacının bu poliçeye uygun olarak kendi ülkesinde başvuru  yapması gerektiğini, bu başvuru neticesinde de Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosu'na yazı yazılarak sürecin bu  şekilde ilerlemesi gerektiğini, davacının bu yönde bir başvurusunun olup olmadığının en azından Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosu'ndan sorulmaması dahi yargılamanın eksik bir şekilde yürütüldüğünü gösterdiğini, milletlerarası derdestlik olup olmadığının ve tahsilde tekerrürlük olup olmadığının araştırılmamasının hukuka aykırı olduğunu, bahse konu kazada müvekkilinin asli kusurlu olduğu yönündeki tespitlerinin hatalı olduğunu, davacının aracını kaldırıma park ederek kazaya sebebiyet verdiğini, bu hususun kusur dağılımında dikkate alınmadığını, yüzdelik olarak davacıya kusur atfedilemeyeceğini, kusur dağılımının gerçeğe aykırı bir şekilde belirlenmesinin, davacının seyrine de etki ettiğini, Almanya'dan alınan bilirkişi bürosundan alınan rapor haricinde yeni bir rapor aldırılmış ise  de, dosyaya sunulan 23/05/2023 tarihli raporun tümüyle Almanya'dan alınan rapor ile aynı olduğunu, davada teknik inceleme yapmakla yükümlü olan bilirkişinin, Almanya'da ne şekilde yapıldığı belli olmayan, denetlenmesi ve itiraz edilmesi mümkün olmayan değerlendirmeleri dikkate alarak rapor tanzim ettiğini, bu rapor neticesinde zararın bedelinin fahiş ve hatalı olduğunu, her ne kadar davacının aracının Almanya'da kayıtlı olduğu gerekçe gösterilerek yabancı para birimi üzerinden zarar hesaplaması yapılmışsa da Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca para birimi yönünden de hatalı karar verildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazasına dayalı olarak karşı araç malik ve zorunlu trafik sigortacısından araç hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir. <br>Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde hüküm, temyiz edenin aleyhine bozulamayacağı gibi, Yargıtayın temyiz eden tarafın lehine verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de temyiz eden tarafın bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Bu yasağa \"aleyhe hüküm verme yasağı\" denir. (KURU, Baki; İstinaf sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ağustos 2016, s. 739-740) Aynı durum, Bölge Adliye Mahkemesi kararları için de geçerlidir. Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır. ( Yargıtay 3. HD, 01.12.2021 tarih, 2021/3379 - 121289 E. - K. Sayılı ilamı) <br>Somut olayda; mahkemece verilen 2018/1297 E. - 2019/ 1192 K. ve 19.11.2019 tarihli davanın kabulüne dair ilk kararın yalnızca davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin yukarıda belirtilen kararı ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, mahkemece kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılamaya göre davalıların yine aynı bedelden sorumlu tutuldukları, ancak bu sefer istinaf yasa yoluna daha önceki hükme karşı istinaf yoluna başvurmayan davalı ...'ın başvurduğu anlaşılmakla, yukarıdaki açıklamalar uyarınca ilk hükme karşı yasa yoluna başvurulmaması sebebiyle davalı ... aleyhine ve davacı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun aşağıda yazılı şekilde reddine dair hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı ... vekilinin  İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/186 Esas - 2023/483 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 3.538,41 TL istinaf karar harcından peşin yatan 884,51 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.653,90 TL istinaf karar harcının davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>3-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  25/10/2023 <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"af32b5a584868fdf","SID":"8588941572a34f55"}}