{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1872 <br>KARAR NO: 2023/1283<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 19/07/2019<br>NUMARASI: 2017/40 E. - 2019/322 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/11/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ... numaralı başvurunun 12/11/2002 tarihinde 09, 11 ve 37. nice sınıflarında yapıldığını, 2004 yılında yayınlandığını ve aynı yıl tescil edildiğini, davalının 11. sınıfa yönelik herhangi bir kullanımının bulunmadığını, Sınai Mülkiyet Kanunun 9. maddesinde “Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yd kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir” hükmünün bulunduğunu, davalıya ait markanın tescilinin ardından 5 yıllık sürenin geçtiğinin ortada olduğunu, 2011 yılından bu yana faaliyet gösteren Londra merkezli ... Şirketi tarafından düzenlenen ve dava dilekçesi ekinde sunulan araştırma raporunda, davalının Unkapanı'nda bulunan bir adres ve internette satış yaptıklarının görüldüğünü, davalının \"...\" markalı yeniden şarj edilen piller, fotoğraf çerçeveleri ve şarj aletleri sattığının tespit edildiğini, davalı tarafından daha önce su altı kameraları ve kameralar da satıldığı belirtilmişse de bunların satışına son verildiğinin bildirildiğini, raporda yer alan fotoğraflarda da piller, fotoğraf albümleri, fotoğraf makineleri ve şarj aletleri gibi ürünlerin görüldüğünü ancak 11. sınıfta yer alan ürünlere rastlanmadığını ve bunlar açısından markanın kullanılmadığının anlaşıldığını, davalının internet üzerinden satış yaptığı kanalların da incelendiğini, bu kanallarda \"...\" markalı piller, şarj aletleri ve fotoğraf albümlerinin sergilendiğini, Sınai Mülkiyet Kanunun 26. maddesinde iptal hallerinin belirlendiğini aynı maddede kısmen iptalin de olabileceğinin belirtildiğini, dolayısı ile davalının kullanımı olsa da bu kullanımın 11. nice sınıfındaki mal ve hizmetleri kapsamadığını, tescil edilen 11. sınıf yönünden marka çok uzun süredir kullanılmadığından markanın kullanmama nedeniyle iptal edilerek sicilden terkin edilmesi gerektiğini iddia ederek, davalının tescilli ... numaralı \"...\" markasını 11.nice sınıfı için aktif olarak kullanmıyor olması, kullanımın Sınai Mülkiyet Kanununda düzenlenen bir zorunluluk olması ve aksi halde markanın iptalinin talep edilebilmesi sebepleriyle markanın iptal edilerek sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sınai Mülkiyet Kanununun 26/ç-2 maddesinin \"ilgili kişiler, kurumdan markanın iptalini isteyebilirler\" hükmünü taşımakta olduğunu, davacının ilgili kişi konumunda olmadığını, davayı açmakta hukuki yararının ve dava açma hakkının bulunmadığını, müvekkili şirketin 1950 yılından bu yana faaliyet gösteren, mümessil dağıtıcı ve toptancı olarak da çok uzun yıllardır faaliyetlerini sürdüren bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin 09, 11, 35, 37 ve 41 nolu sınıflarda yer alan mal ve hizmetler için TPMK'nin 12/11/2002 tarih ... ve 13/12/2004 tarih ... marka numaralı marka tescil belgeleri ile \"...\" markası üzerinde hak sahibi olduğunu, müvekkili şirketin bu tescillere bağlı olarak \"...\" markasını kullanmakta olduğunu ve markanın tanıtımına yönelik bir çok fuara katılmış ve bir çok dergi ve katalogda markanın reklamlarının yer almış olduğunu, bu sebeple davacının \"...\" markasının 11. sınıfta kullanılmadığı iddiası ile markanın iptaline karar verilmesi yönünde açmış olduğu davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"Bahse konu ürünün yıl bazlı satış adetleri incelendiğinde 2013 yılında 34 adet, 2014 yılında 7 adet, 2015 yılında 5 adet, 2016 yılında 31 adet  satışının bulunduğu, 2017 yılının şubat ayı itibarı ile satışının olmadığı toplamda ürün satışının 4 yılı aşkın bir sürede 77 adet olduğu, gece lambası olarak kullanılabilir nitelikte bir ürün yönünden bahse konu satış sayıları ve satış tutarları dikkate alındığında bunun ciddi bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceği ispat yükü kendisinde olan davalının ciddi kullanımı ispatlayamadığı\" gerekçesiyle; Davanın kabulü ile; TPMK nezdinde ... no ile davalı adına tescilli \"...\" markasının 11. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden kısmen iptaline, bu sınıftaki mal ve hizmetler yönünden sicilden terkinine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadan eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini, dava konusu 11. Sınıfta yer alan mal ve hizmetler için TPMK'nin 12.11.2002 tarih ... marka numaralı marka tescil belgesi ile tescilli \"...\" markası üzerinde hak sahibi olan müvekkil şirketin bu tescillere bağlı olarak \"...\" markasını kullanmakta olduklarını, markanın tanıtımına yönelik birçok fuara katıldığını ve birçok dergi ve katalogda markasının yer aldığını, buna ilişkin tüm belgelerin dosyaya sunulduğunu ve bilirkişilerin yapılan değerlendirmesi ile markanın kullanıldığının tespit edildiğini, bununla beraber bilirkişi raporu ile kullanımın ciddi olup olmadığının yerel mahkemeye bırakılmış ise de kullanımın bu değerlendirmenin teknik bir değerlendirme olduğunu ve bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, yerel mahkemenin verdiği \"ciddi bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceği\" kararının da incelemeye ve araştırmaya dayalı bir dayanağı bulunmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının 09, 11 ve 37. nice sınıflarında ... numara ile 11.05.2004 tarihinde tescil edilen \"...\" ibareli markasının sicilden terkinine karar verilmesi için ilk derece mahkemesinde açtıkları davanın lehlerine sonuçlandığını, davalının ilgili marka başvurusunun aynı yıl tescil edildiğini ve tescil tarihinden ilk derece mahkemesinde davanın açıldığı 02.03.2017 tarihine kadar davalının 11. sınıfa yönelik herhangi bir kullanımı bulunmadığını, yerel mahkemede yapılan yargılama sırasında düzenlenen bilirkişi raporunda uyuşmazlık konusu markanın kullanımının ciddi olmadığına yönelik tespitlerde bulunulduğunu, markanın kullanıldığının ispatının marka sahibi tarafından yapıldığını, marka üzerindeki hakkın kazanılması için sicile tescil edilmesi yeterli olsa da kanun koyucunun tescil edilmiş marka ile marka hakkı sahibine sağlanan korumanın devam edebilmesini bazı şartlara bağladığını, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava tarihi itibariyle 6769 sayılı SMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.Davanın konusu davalı adına kayıtlı \"...\" markasının 11. sınıfta kullanılmadığı için iptali ve sicilden terkini davasıdır. TPE kayıtlarına göre ... tescil numaralı \"...\" markasının 09, 11 ve 37. sıralarda ... San. ve Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı olduğu görülmüştür. 6769 sayılı SMK 9. maddesine göre; tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde farklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından ciddi biçimde kullanılmayan, kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması, markanın marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.06.2019 gün, 2019/1765 E. 2019/4421 K. sayılı kararında; Dava, markanın kullanılmama sebebiyle iptaline ilişkindir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ‘nın 9/1.maddesinde yer alan “Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir” şeklindeki düzenleme ile kanun koyucunun Markalar Sicilini kullanılmayan markalardan arındırma amacını güttüğü anlaşılmaktadır. Anılan yasal düzenlemeden önce, mülga 556 sayılı Marka KHK’nın 42/1-c ve 14.maddesinde de en az beş yıldır kullanılmayan markaların, hükümsüzlük/iptal davaları ile sona erdirilmesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır. Mülga 556 sayılı Marka KHK henüz yürürlükte iken, 42/1-c maddesinin AYM’nin 09.04.2014 ve 2013/147-2014/75 sayılı, 14.maddesinin ise 14.12.2016 tarih ve 2016/148 – 189 sayılı kararıyla iptal edildiği, ikincisinin Resmi Gazete’de yayın tarihinin 06.01.2017 olduğu ve bu tarih itibariyle kullanmama nedeniyle hükümsüzlük/iptal davalarına ilişkin mülga KHK’da yer alan yasal dayanak ortadan kalkmış ise de markanın son beş yıllık süre içerisinde kullanılmaması bu tarihten önce TBMM tarafından kabul edilen 22.12.2016 tarihli 6769 sayılı SMK’nın 9, 19, 25, 26 ve 27.maddelerinde, iptal ve def’i sebebi olarak kabul edilmiştir.  Kural olarak kanunlar geriye yürümez ve ileriye etkili olarak sonuç doğurur ise de, TBMM’nin geçmişe etkili olacak şekilde kanun çıkarmasına da bir engel bulunmamaktadır. Her ne kadar 6769 sayılı SMK’da kullanmama nedeniyle iptal ve def’i haklarını düzenleyen Kanun maddelerinin yürürlük tarihi konusunda özel bir düzenleme yapılmadığı için Resmi Gazetede yayını tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği anlaşılmakta ise de, Kanunun Resmi Gazetede yayın tarihinin 10.01.2017, kabul tarihinin ise 22.12.2016 olduğu dikkate alındığında, mülga 556 sayılı Marka KHK’nın 14.maddesinin iptaline dair AYM kararının 06.01.2017 tarihinde R.G.’de yayınlanması ve bu tarihte yürürlüğe girmesi nedeniyle, 14.maddenin bu tarihe kadar hukuki varlığını sürdürüyor olması karşısında, SMK’nin kabul tarihi konusunda kanun koyucunun iradesi 22.16.2016 tarihinde ortaya çıktığından, Kanun Koyucunun asıl amacının geçmişe etkili olacak şekilde kullanmama sebebiyle markanın iptalini öngördüğünün kabulünün gerektiği, Kanunun kabulünden sonra ve henüz yürürlüğe girmesinden önce, yürürlük konusunda öngörülemeyen AYM kararı ile ortaya çıkan kanun boşluğunun bu şekilde doldurulması gerektiği (Numan Sabit SÖNMEZ,” 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa Göre Markanın Kullanılmaması Neticesinde Ortaya Çıkan Sonuçlar” İHFM,S.76(1), s.283 vd., erişim: https: //dergipark. Org. Tr/download /article-file / 545172), nitekim ilk derece mahkemesince de, 10.07.2017 tarihinde açılan davada, 6769 sayılı  SMK’nın  yürürlük  tarihinden  önceki  dönemi de  kapsayacak  şekilde  kullanmama değerlendirmesi yapılarak, markanın tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından dava tarihinden geriye doğru beş yıllık süre içerisinde Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmadığının tespitine ve markanın kullanılmama nedeniyle iptaline dair kararda ve bu karara yönelik yapılan istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince temyiz isteminin esastan reddine ilişkin kararda, saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ve yapılan yargılama gözetildiğinde bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, gerekçesi ile onanmasına karar verilmiştir. ABAD, çok sayıda üretilen ve hızlı tüketilen ürünlerde, ciddi kullanım için genellikle yüksek miktarda ve sık satış yapılmasının gerekli olduğunu kabul etmektedir. Sözgelimi, tıraş köpüğü veya şekerleme gibi ürünlerde, bir markanın pazar payı oluşturabilmesi veya mevcut pazarını devam ettirebilmesi (ciddî kullanım), satışların yüksek olmasına ve devamlılığına bağlıdır. (ABAD, August Stock KG v. EUIPO, T-367/4, 18.01.2016, P. 24 vd.)Somut olayda mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı , bu noktada bahse konu ürünün 9. sınıf yanında 11. sınıf içeriğinde yer alan \"Aydınlatma cihazları (taşıtlar, iç ve dış mekanlar için aydınlatma armatürleri): Lambalar, ampuller, ışıldaklar, fenerler, el fenerleri, avizeler, lamba camları, lamba duyları, taşıtlar için aydınlatma ve sinyal lambaları (ampuller), farlar, stop lambaları, sinyal ve park lambaları için camlar, araç reflektörleri, reflektör lambaları, kendinden ampullü farlar (komple), kara, deniz ve hava taşıtları için aydınlatma cihazları ve düzenekleri, pozisyon ve seyir lambaları.\" emtiası bakımından kullanımın bulunduğu, diğer emtialar yönünden kullanımın tespit olunamadığı, her ne kadar bu emtialar yönünden kullanım tespit olunmuş ise de, bahse konu ürünün yıl bazlı satış adetleri incelendiğinde 2013 yılında 34 adet, 2014 yılında 7 adet, 2015 yılında 5 adet, 2016 yılında 31 adet  satışının bulunduğu, 2017 yılının şubat ayı itibarı ile satışının olmadığı toplamda ürün satışının 4 yılı aşkın bir sürede 77 adet olduğu, gece lambası olarak kullanılabilir nitelikte bir ürün yönünden bahse konu satış sayıları ve satış tutarları dikkate alındığında bunun ciddi bir kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, ispat yükü kendisinde olan davalının ciddi kullanımı ispatlayamadığı anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar hukuken yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 19/07/2019 tarih ve 2017/40 E., 2019/322 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26f36f123f664c8e","SID":"d4e7d94ce5ee58c5"}}