{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/1628 <br>KARAR NO\t\t: 2023/1455<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/04/2022 (Dava) - 22/06/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2022/368 Esas - 2022/559 Karar <br>DAVA\t\t: Şirketin İhyası (TTK'nun Geçici 7.Maddesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 05/10/2023<br>KARARIN YAZIM TARİHİ\t: 05/10/2023<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2022 tarihli 2022/368 Esas ve 2022/559 Karar sayılı dosyasının yapılan istinaf incelemesi sonucu Dairemizin 09/11/2022 tarihli ve 2022/1785 Esas - 2022/1701 Karar sayılı  ilamının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16.02.2023 tarihli ve 2023/332 Esas - 2023/906  Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine dosyanın yukarıda yer alan esasa kaydı sonrası yapılan açık yargılaması sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... Tic. A.Ş 'ne ait olan işyerinde 24.09.1991 tarihinden 20.10.1994 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca sigortasının eksik gösterildiğini, primlerinin eksik yatırıldığını, bu nedenlerle müvekkilinin emekliliğe hak kazanamadığını, yatırılmayan primlerin ve çalışmanın tespiti ile kurum kayıtlarının düzeltilmesi ve müvekkilinin emekliliğe hak kazanabilmesi için İzmir 9. İş Mahkemesi'nin 2021/370 esas sayılı dosyası ile ihyası talep edilen ... ... Şirketi aleyhine 24/11/2021  tarihinde hizmet tespit davası açıldığını, davalı şirketin 04.11.2015 tarihinde davalı tarafından resen terkin edildiğinin görülmesi üzerine mahkeme tarafından ihya davası açmak için kendilerine süre verildiğini bildirmiş, terkin edilen ... Anonim Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı cevap dilekçesinde özetle; ... ... Şirketinin, en son genel kurulunun 07/06/2010 tarihinde tescil edildiğini, bu tarihten sonra herhangi bir genel kurul tescilinin yapılmaması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun geçici 7. Maddesi uyarınca çıkarılan Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ gereği, 30/06/2015 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarda bulunulduğunu, ihtarın sicil gazetesinde yayımlandığını, yasal süre içinde ihtara cevap verilmemesi nedeniyle şirketin sicil kaydının 04/11/2015 tarihinde resen silindiğini, davanın, TTK geçici 7/(15) maddesi uyarınca beş yıllık yasal süre içinde açılmaması nedeniyle süre yönünden reddinin gerektiğini, yasal düzenlemelere uygun olarak işlemlerin yapıldığını, şirket yetkililerinin ihtarnamelere rağmen herhangi bir başvuruda bulunmadığını, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin sicilde kayıtlı adreslerine gönderilen tebligatların yapılmış sayılması gerektiğini, terkin tarihinde şirket hakkında dava olup olmadığının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını bildirmiş, müdürlüğün yasal hasım olması ve dava açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İlk derece mahkemesince;  \"...Davacının,  ihyası talep edilen şirketin geçmişte işçi sıfatıyla çalışanı olup, hizmet tespiti istemli dava açmasına bağlı olarak şirketin terkin edilmesi nedeniyle ihya davasını açmak zorunda kaldığı, şirketin ihya edilmeksizin taraf teşkilinin sağlanamayacak olmasına göre hizmet tespiti istemli davanın görülmesinin mümkün bulunmadığı, çoğu zaman işçinin emekli olabilmesi için fiilen çalışma süresi içinde hak düşürücü sürenin dava açılmadan sona erdiği birlikte değerlendirildiğinde, durumu açıklanan koşullara uygun işçiler yönünden hak düşürücü sürenin uygulanmaması gerektiği düşünülse dahi TTK'nun 7 (15) maddesinde açıklanan nitelikte bir istisnaya yer verilmediği ve  bu durumda olan işçi statüsündeki kişilere hak düşürücü sürenin uygulanmayacağına dair yerleşmiş yargı kararlarının bulunmadığı,  İhyası talep edilen şirketin, 26/09/2013 tarihinde terkin edildiği, mahkememizdeki ihya davasının <br>TTK'nun 7 (15) maddesinde düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 04/11/2015 tarihinde açıldığı, bu davanın dayanağı olan İzmir 9.  İş Mahkemesi'nin 2021/370 esas sayılı dosyasında açılan hizmet tespiti davasının dahi beş yıllık süre sonrasında 24/11/2022 tarihinde açılmış olduğu, hak düşürücü süre uygulamasına engel olur şekilde ihyası talep edilen şirket hakkında terkin tarihinde görülmekte olan bir davanın bulunmadığı, buna göre davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı...\" gerekçesiyle; ''...Davanın, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun geçici 7(15).maddesi uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE...''  şeklinde karar verilmiştir.<br>Karara karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... A.Ş   şirketine ait olan işyerinde   ... sicil numarası ile 24.09.1991  tarihinde işe başladığını, 20.10.1994  tarihinde işyerinden ayrıldığını, 24.09.1991 tarihinden  20.10.1994 tarihine kadar aralıksız çalıştığını, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca sigortasının eksik gösterildiğini, primlerinin eksik yatırıldığını, müvekkilinin belirttiği dönemlerde aralıksız çalışmış olmasına rağmen çalıştığı dönemlerde sigortaya girdi - çıktı yapılarak mağdur edildiğini,  24.09.1991 tarihinde giriş - 29.10.1991 tarihinde çıkış tekrar  10.11.1992 tarihinde giriş -11.11.1992 tarihinde çıkış gösterildiğini, çalıştığı süre boyunca bu şekilde sigortaya bildirimde bulunulduğunu, hatta  10.11.1992 tarihinde giriş 11.11.1992 tarihinde çıkış gösterilerek 1 günlük çalışma yapıldığı şeklinde hayatın olağan akışına aykırı bir bildirim yapıldığını, müvekkilinin sigortasının eksik bildirildiğini daha sonra öğrendiğini, müvekkilinin işe giriş tarihi 24.09.1991  olup davalı işyerinin, müvekkiline ilişkin primlerin eksik ödenmesi nedeni ile müvekkilinin emekliliğe hak kazanamadığını, müvekkilinin yatırılmayan primlerinin ve çalışmasının tespiti ile kurum kayıtlarının düzeltilmesi ve müvekkilinin emekliliğe hak kazanabilmesi için İzmir 9.  İş Mahkemesi'nin 2021/370  E. Sayılı dosyası ile ihyası talep edilen ... Anonim Şirketi aleyhine 24/11/2021  tarihinde hizmet tespit davası açıldığını, İzmir 9. İş Mahkemesi  tarafından ... Anonim Şirketi isimli şirketin 04.11.2015 tarihinde ...'nden terkini görülmesi sebebi ile bu şirket hakkında ihya davası açmaları için taraflarına süre verildiğini, her ne kadar TTK'nun geçici 7. maddesinde ihya davasının 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği kabul edilmekte ise de ; açmış oldukları davanın hizmet tespit talebine ilişkin olduğunu, kamu davası niteliğinde olduğunu, davalı şirketin sicilden terkin edildiği hususunun müvekkili tarafından bilinmesinin beklenemeyeceğini,  açmış oldukları kamu davası niteliğindeki davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin hakkaniyete uygun bir karar olmadığını, hizmet tespit davası kamu düzenine ilişkin bir dava olup hak düşürücü bir süreye tabii olmadığını, zamanaşımı da uygulanmadığını, hal böyle olunca hizmet tespit davalarında müvekkilinin çalıştığı şirketin sicilden silinip silinmediğini bilmesinin beklenemeyeceğini, hizmet tespit davalarının kamu düzenine ilişkin olduğuna yönelik çok sayıda Yargıtay kararı bulunduğunu belirterek İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/368 E. Sayılı dosya ile verilen davanın reddi kararını istinaf ederek, verilmiş olan kararın kaldırılarak  davanın kabulü yönünde karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAİREMİZİN KARAR İLAMI:<br>Dairemizin 09/11/2022 tarihli ve 2022/1785 Esas 2022/1701 Karar sayılı ilamı ile;\" ....1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının ESASTAN KABULÜNE; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2022  tarihli 2022/368 Esas ve 2022/559 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>a-Davanın KABULÜNE; tasfiye nedeniyle sicilden terkin edilen ...'nün “Merkez ...” sicil numarasında kayıtlı dava dışı ... Anonim Şirketi’nin  TTK nın 547. maddesi gereğince, davacı işçi ...’ın İzmir 9.  İş Mahkemesi'nin 2021/370 Esas sayılı dosyasında açılan hizmet tespiti davasındaki taraf teşkili ve hükmün infazının sonuçları ile sınırlı olmak üzere  İHYASINA,<br>b-Keyfiyetin Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilanına, ilan masrafının davacı tarafından karşılanmasına,<br>c-Tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına,<br>ç-Şirketin ihya edildiği  hususunun ...'ne bildirilmesine....\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Dairemiz kararına karşı, davalı tarafça temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.<br>YARGITAY BOZMA İLAMI:<br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16/02/2023 tarih ve 2023/332 Esas 2023/906 Karar sayılı Karar ilamı ile \"....Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir. 2.6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrası son cümlesi uyarınca, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler. Düzenlenen beş yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup terkin işlemlerinin ... tarafından kanunda aranan nitelikte yapılmaması, eksik ya da hatalı işlemler sonucunda terkinin yapılması halinde bu durum hak düşürücü süreye etkili değildir. Somut olayda ihyası talep edilen şirket, son beş yıldır genel kurul yapmaması nedeniyle 04.11.2015 tarihinde  terkin edilmiş olup ihya davasının ise 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasında düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 29.04.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Davanın, hak düşürücü süreden sonra açılmış olması nedeniyle, yasada düzenlenen ihya sebeplerinden hiçbirisinin dinlenme imkanı bulunmamakta olup davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; TTK'nun geçici 7. madde hükmü uyarınca ticaret sicilinden resen silinen ve  İzmir 9.  İş Mahkemesi'nin 2021/370 esas sayılı dosyasında davalı ... A.Ş hakkında açılan davanın görülüp sonuçlandırılabilmesi ve ilamın infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere  ihyası istemine ilişkindir.<br>Mahkemece; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından bahisle reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. Maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>1-Somut olayda; davaya konu ...nün Merkez - ... sicil no'sunda kayıtlı  ... A.Ş'nin TTK'nun geçici 7. maddesi uyarınca ... tarafından son 5 yıldır genel kurul yapmaması nedeniyle 6102 sayılı TTK' nın Geçici 7/1-d maddesi uyarınca sicil kaydının 04/11/2015  tarihinde resen terkin edildiği, davacının  İzmir 9.  İş Mahkemesi'nin 2021/370 esas sayılı dosyasında 24/11/2021 tarihinde davacının,  ihyası talep edilen şirketin geçmişte işçi sıfatıyla çalışanı olduğundan, hizmet tespiti istemli dava açmasına bağlı olarak şirketin terkin edilmesi nedeniyle ihya davasını açmak zorunda kaldığı, davacının emekli olabilmesi için şirketteki fiili çalışmalarının tespiti amacıyla hizmet tespiti davası açmasında hukuki yararı bulunduğu açıktır.<br>TTK'nun geçici 7 (15)  maddesinde; \"Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.\" hükmü düzenlenmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasında davacı ve davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.<br>Buna göre somut olayımızda, şirketin terkin tarihinin 04/11/2015 tarihi olduğu, İzmir 9. İş Mahkemesi'nin 2021/370 esas sayılı dosyasında açılan davanın dava tarihinin 24/11/2021 tarihi ve eldeki ihya davasının açılma tarihinin ise 29/04/2022 tarihi olduğu nazara alındığında, her iki dava tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu görülmektedir.<br>Dairemiz ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık,  5 yıllık hak düşürücü sürenin davada uygulanma imkanının bulunup bulunmadığı, bunun sonucunda dava dışı şirketin ihyasına karar verilip verilemeyeceği  noktasında toplanmaktadır. <br>6102 sayılı TTK'nın geçici 7/4. maddesi, “...nce; a) Kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanır.” hükmünü içermektedir.  <br>Yukarıdaki maddi ve hukuki olgular çerçevesinde somut olay irdelendiğinde; dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçtiği, re'sen terkin kararının geçerli olabilmesi için TTK'nın geçici 7. maddesinin 4 a ve b fıkralarına uygun şekilde ...'nce işlem yapılmış olması gerektiği, davalıya TTK’nın geçici 7. maddesinin 4 a ve b bentlerine göre çıkartılan tebligat evraklarının gönderilmesi istenildiği, sadece şirket tüzel kişiliğine tebligat çıkartıldığı, ancak şirket yetkilisine TTK geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca tebligat çıkartılmadığının görüldüğü, yapılan terkin işleminin TTK’nın 7. maddenin 4/a bendindeki hususlar yerine getirilmediğinden geçersiz olduğu, bu nedenle yapılan terkin işlemi usulüne uygun olmadığından 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmasının da mümkün olmadığı, şirketin ihyası gerektiği, davalının TTK'nın geçici 7. madde çerçevesinde yaptığı terkin işlemi hatalı olduğundan, davalının  yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu, TTK geçici 7. maddesine göre re'sen siciliden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde şirketlerin tasfiye haline gireceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığından, TTK 547. maddesi hükmünden farklı olarak bu durumda tasfiye memuru atanması gerekmediği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesi tarafından yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetli olmamıştır. (bkz. aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/04/2022 tarihli 2021/6037 esas - 2022/2812 karar sayılı ilamı).<br>Öncelikle, somut olayda davalının yaptığı terkin işleminde, şirket yetkilisine TTK geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca tebligat çıkartılmadığının görüldüğü, yapılan terkin işleminin TTK’nın 7. maddenin 4/a bendindeki hususlar yerine getirilmediğinden usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davacı açısından 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması düşünülemez. Zira, davalının yaptığı usulsüz terkin işlemi tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürenin başladığının kabul edilmesi, davacının hak arama hürriyetini kısıtlayıcı etki doğuracaktır. Ayrıca, 5 yıllık hak düşürücü sürenin işlediğinin kabulü, usulsüz terkin işlemine hukuki sonuç bağlanması anlamına gelecektir. Davacımız, terkin işleminde taraf değildir ve terkin işleminden bilgi sahibi de değildir. Davacının taraf olmadığı ve itiraz imkanının bulunmadığı, usulsüz bir işlem nedeniyle hak arama hürriyetinden yoksun bırakılması da mümkün değildir. <br>Nitekim, benzer bir olayda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 05/04/2022 tarihli 2021/6037 esas - 2022/2812 karar sayılı ilamında, yapılan usulsüz terkin işleminde 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmasının mümkün olmadığını belirtmiş, bu yöndeki Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır. Dairemizce de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/04/2022 tarihli 2021/6037 esas - 2022/2812 karar sayılı emsal nitelikteki  bu ilamına göre hüküm kurulmuştur. <br>Tüm bu nedenlerle, Dairemizin kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/04/2022 tarihli 2021/6037 esas - 2022/2812 karar sayılı emsal nitelikteki ilamına uygun olup, Dairemiz kararında bir isabetsizlik bulunmadığından direnme kararı verilmesi gerekmiştir.<br>2-Ayrıca, Anayasa Mahkemesi'nin 15/09/2023 tarihli ve 32310 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 22/06/2023 tarihli 2023//33 esas - 2023/117 sayılı kararı ile; 6102 sayılı TTK'nun geçici 7 (15)  maddesindeki \" silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde \" ibaresinin Anayasanın 35. ve 40. maddelerine aykırı görülerek iptaline karar verilmiştir.<br>Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilirse, artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir. Bu sayılanların dışında ayrıca; görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi, “kamu düzeni” ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü 6. Baskı, cilt 5, 2001).<br>Bu açıklamalara göre; Anayasa Mahkemesi' nin iptali kararı, eldeki davada da uygulanma yeri bulacaktır. Dolayısıyla, Dairemizin direnme kararı verdiği tarih itibariyle 5 yıllık hak düşürücü süre yürürlükten kalkmış olmakla birlikte, davacı dava tarihi itibariyle de haklı olduğundan, dava tarihi itibariyle haklılık durumunun tespiti açısından da direnme kararı verilmesi gerekmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; Dairemizce önceki kararda direnilmesine karar verilmiş ve davacının istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca esastan kabulü ile, yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce davanın kabulüne yönelik yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Dairemizin  09/11/2022 tarihli ve 2022/1785 Esas - 2022/1701 Karar sayılı  ilamı usul ve yasaya uygun olduğundan  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16.02.2023 tarihli ve 2023/332 Esas - 2023/906 Karar sayılı bozma ilamına karşı önceki Daire kararımızda DİRENİLMESİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının ESASTAN KABULÜNE; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2022  tarihli 2022/368 Esas ve 2022/559 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>a-Davanın KABULÜNE; tasfiye nedeniyle sicilden terkin edilen ...'nün “Merkez ...” sicil numarasında kayıtlı dava dışı ... Anonim Şirketi’nin  TTK nın 547. maddesi gereğince, davacı işçi ...’ın İzmir 9.  İş Mahkemesi'nin 2021/370 Esas sayılı dosyasında açılan hizmet tespiti davasındaki taraf teşkili ve hükmün infazının sonuçları ile sınırlı olmak üzere  İHYASINA,<br>b-Keyfiyetin Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilanına, ilan masrafının davacı tarafından karşılanmasına,<br>c-Tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına,<br>ç-Şirketin ihya edildiği  hususunun ...'ne bildirilmesine,<br>d-Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>e-Davacı tarafından yapılan ilk dava gideri 172,90 TL ile posta-tebligat gideri 44,75 TL olmak üzere toplam 217,65 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>f-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>g-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,<br>  ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>3-İstinaf başvurusu sırasında davacıdan alınan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>4-İstinaf incelemesi esnasında davacı tarafça yapılan 220,70- TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 27,00-TL e-tebligat masrafı olmak üzere toplam 247,70-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>8-Karar temyize tabi olarak verildiğinden, kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair; tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Yargıtay’ a TEMYİZ yasa yoluna başvurma hakkı bulunduğuna oy birliği ile karar verildi. 05/10/2023<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dfab428c4bdb7b10","SID":"815b4723fd027f4a"}}