{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/742 - 2023/794<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2021/742 <br>KARAR NO\t: 2023/794<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2015/1164 Esas 2020/589 Karar<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 02/11/2023<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 14/11/2023<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;\t<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09.06.2007 tarihinde, davacının kullandığı aracı yol kenarına park edip araçtan indiği esnada, davalı ...’in idaresindeki, davalı belediyenin işleteni olduğu, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı kamyonetin yan aynası ile davacının yüzüne çarptığını, davacının malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, tedavi ve ulaşım giderleri, refakatçi gideri olarak şimdilik 30.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ve poliçe klozları ile sınırlı olmak üzere) tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 26.12.2017 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini toplam 386.686,93 TL’ye yükseltmiş,  06.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı olarak 302.424,96 TL, yardımcı kişi tazminatı olarak 210.071,81 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; maddi tazminat talebinin ve davacının gelirine ilişkin beyanın abartılı olduğunu, kazada asli kusurlu olan davacının tedavisi ile ilgili tıbben gerekli olanların yapıldığını, davacının sağlığına kavuştuğunu, sosyal güvencesi olan ve masrafları kurum tarafından karşılandığı belirtilen davacı ile ilgili ayrıca yapıldığı iddia edilen fakat faturalandırılamayan harcamalara katılmadıklarını, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idareye karşı idari yargıda tam yargı davası açılması gerektiğini, dava konusunun zamanaşımına uğradığını, zararın aracın bağlı olduğu sigorta şirketince karşılanması gerektiğini, davacı idareye husumet yöneltilemeyeceğini, talep edilen tazminat tutarının fahiş olduğunu, kazanın davacının kusurlu davranışı ile meydana geldiğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davacı şirkete 15.11.2016 - 2017 tarihleri arasında ZMMS (Trafik) poliçesi ile sigortalı olduğunu, manevi tazminatın poliçe teminatına dahil bulunmadığını, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere bedeni zararlarda azami 60.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, maddi tazminat kalemleri içerisinde tedavi masrafları talep edilmekte ise de 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa uyarınca, trafik kazası sonucunda oluşan yaralanmalara ilişkin tedavi giderlerinin SGK'dan talep edilmesi gerektiğini, ZMMS Genel Şartları uyarınca, dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat taleplerinin sigorta teminatı kapsamı dışında kaldığını, davacının yol ve ulaşım masraflarından doğan zararlarının sigorta kapsamında bulunmadığını, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin belgelendirilmesi gerektiğini, olay tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 09.06.2007 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında, davalı sigorta şirketine sigortalı ... plaka sayılı aracın sürücüsü davalı ...'in %25 oranında, davacı ...'nin %75 oranında kusurlu bulunduğu, davacı ...'nin %93 oranında meslekte kazanma gücünden kaybettiği, iyileşme süresinin 09.06.2007 tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç olmadığı, geçici bakıcı ihtiyacı süresinin 3 ay olduğu, geçici ve sürekli iş göremezlik zararının 302.424,96 TL, geçici iş göremezlik bakım giderinin 434,81 TL, belgeli tedavi giderinin 672,00 TL, refakatçi vb giderin 2.000,00 TL, ulaşım giderinin 2.000,00 TL, hasta bakım malzeme giderinin 1.000,00 TL olarak hesaplandığı, iddia edilen diğer zarar kalemlerinin kanıtlanamadığı, davalı ... vekili tarafından ıslah talebine karşı zamanaşımı def'inde bulunulduğu, bu nedenle talep arttırım dilekçesi ile bağlı kalınarak aleyhine tazminata hükmedilmesi gerektiği, davalı sigorta şirketinin poliçe limitleri dahilinde ve daha önce temerrüte düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte sorumlu bulunduğu, kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kazanın oluş şekli, zararın ağırlığı, paranın satın alma gücü vs. hususlar gözönüne alınarak manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerektiği belirtilerek; davanın kısmen kabulü ile, 302.424,96 TL geçici-sürekli iş göremezlik tazminatı, 434,81 TL geçici iş göremezlik bakım gideri, 672,00 TL belgeli tedavi gideri, 600,00 TL refakatçi vb gider, 2.000,00 TL ulaşım gideri, 1.000,00 TL hasta bakım malzeme gideri olmak üzere toplam 307.131,77 TL maddi tazminatın (davalı sigorta şirketi 434,81 TL geçici iş göremezlik bakım gideri, 672,00 TL belgeli tedavi gideri, 600,00 TL refakatçi vb gider, 2.000,00 TL ulaşım gideri, 1.000,00 TL hasta bakım malzeme gideri ile 60.000,00 TL geçici-sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 64.706,81 TL'den, davalı ... 434,81 TL geçici iş göremezlik bakım gideri, 672,00 TL belgeli tedavi gideri, 600,00 TL refakatçi vb gider, 2.000,00 TL ulaşım gideri, 1.000,00 TL hasta bakım malzeme gideri ile 227.572,75 TL geçici-sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 277.279,56 TL'den sorumlu olmak üzere) davalılar ... ve ... Başkanlığından 09.06.2007 kaza tarihinden, davalı ... Sigorta AŞ'den 08.06.2015 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, 20.000,00 TL manevi tazminatın 09.06.2007 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Başkanlığından alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararda hüküm altına alınan tazminatların ve yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiğini, davanın müteselsil sorumluluğa dayalı olarak açıldığını, yardımcı kişi tazminatı taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, davacının tek başına hayatını idame ettirecek durumda olmadığını, en azından 18 ay belirlenen işgöremezlik süresi için bakım tazminatının kabul edilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bir davada iki kez ıslah yapılamayacağını, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının ağır kusuru nedeniyle davalı belediye yönünden işleten sıfatı sorumluluğunun ortadan kalktığını, kararda hangi davalının ne kadar sorumlu olduğu hususunun açık olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>1-Davalı vekili, davanın belediye yönünden idari yargıda görülmesi gerektiği yönünde istinaf itirazında bulunmuşsa da, davacı tarafça davalı belediyeye araç işleteni sıfatına dayanılarak husumet yöneltildiği, hizmet kusuruna dayanılmadığı, kaldı ki, 2918 sayılı Kanun'un 6099 sayılı Kanunun 14. maddesiyle değiştirilen 110. maddesindeki, “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.” düzenlemesi dikkate alındığında uyuşmazlığın adli yargı yerinde görülmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>2-Davalı vekili, davacı tarafça iki kez davanın ıslah edildiğini, bunun usulen mümkün olmadığını ileri sürmüşse de, davacı tarafca dava dilekçesinin konu bölümünde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğunun belirtildiği, belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. Davacı tarafça eldeki davada davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının belirtilmiş olup bir kez talep artırım, bir kez de kısmen ıslah talebinde bulunulduğundan  davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.<br>3- Karayolları Trafik Kanunun 85.maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır. <br>Somut olayda, dava dilekçesinde, tazminatların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep edildiği gibi davalı işleten, sürücü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kanundan kaynaklanan müteselsil sorumluluk olduğundan  ilk derece mahkemesince verilen kararda, hüküm altına alınan tazminatlardan veya yargılama giderlerinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının ayrıca belirtilmemiş olması hukuki bir eksiklik ya da tereddüte neden olacak bir husus olarak değerlendirilmemiştir.<br>Mahkemece davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olmasına rağmen  davalı sürücü ... vekili tarafından ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı itirazında bulunulması nedeniyle zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile talep arttırım dilekçesi dikkate alınarak sorumlu tutulduğu, HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf sebepleri  ile sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmış olmakla bu husus istinaf sebebi olarak ileri sürülmediğinden dikkate alınmamıştır. <br>4-Davacı tarafça talep edilen bakıcı gideri yönünden mahkemece Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan 17.06.2019 tarihli raporda, dosyada mevcut tüm tedavi evrakları ve raporlar ayrıntılı ve detaylı şekilde incelenerek sonuç itibariyle davacının başka birisinin sürekli bakımına muhtaç olmadığı yönünde mütalaa bildirdiği görülmüş olmakla davacı vekilinin bakıcı gideri taleplerinin reddine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>5- Davacının manevi tazminat istemi TBK’nın 56. maddesine dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb gibi verilere göre belirlenebilecektir. Tüm bu kriterlere göre belirlenecek tazminat -aynı anda- tarafların ikisini de memnun etmese dahi, adil olacağı için, hukuk tarafından kabul edilen ve uygulanan sistem haline gelmiştir. <br>Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.<br>Somut olayda, davacının yaralanmasının niteliği, kazanın meydana gelmesinde kusur oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki paranın alım gücü ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının isabetli olduğu kanaatine varılmış, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazı reddedilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının, maluliyet raporunun ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında, bir usulsüzlük bulunmamasına, HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapılacağı düzenlemesi gereğince inceleme yapılmış olması ve kamu düzenine ilişkin hukuka aykırılıkta görülmemesi nedeniyle istinafa başvuran taraflar lehine olan hususlar gözetilerek   davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacıdan alınması gereken 269,85 TL istinaf maktu karar harcından başvuru sırasında peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacıdan; davalı ...’ndan alınması gerekli 22.346,37 TL istinaf nispi karar harcından peşin alınan 5.586,59 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.759,78 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf talebinde bulunan davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatırdıkları oranda adı davacı ve davalıya iadesine, <br>4-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, <br>5-Kararın taraflara tebliğine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK.nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02.11.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1b7161fc28273442","SID":"4e671925725285ae"}}