{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     <br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ\t\t\t<br><br>DOSYA NO\t: 2022/268  Esas<br>KARAR NO\t: 2023/1193                                   (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)<br>\t\t   \t                 (Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm                                                                                                          Kurulması 353/1-b-2 )<br>\t\t\t(Başvurunun Esastan Reddi -<br>\t\t\t Davalının İstinafı Yönünden)<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/07/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/705 Esas-2021/563 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak<br><br>KARAR TARİHİ\t: 08/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21/11/2023<br><br>Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> İSTEM;<br>Davacı vekili tarafından verilen 13/10/2017 tarihli dava dilekçesinde özetle;    Taraflar arasında 30/06/2016 tarihli ... Konut Projesi İnce İşler İmalatı Alt Yüklenici Sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin üzerine düşen edimleri 5 ayda %45 oranında ifa ettiğini, ancak kış sezonu olması nedeni ile işin durduğunu, müvekkili hakkında çıkan asılsız haberler neticesinde davalının bu durumdan etkilenerek iş akdini feshetmek istediğini müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin de güvensiz bir ortamda işe devam edemeyeceğinden fesih iradesini kabul ettiğinden sözleşmenin karşılıklı fesih iradesi nedeniyle 16/02/2012 tarihinde feshedilmiş olduğunu, tarafların aralarında 03/05/2017 tarihinde fesih ve tasfiye protokolü düzenlediklerini, müvekkilinin yevmiyeli tadilat ve tamirata dayalı alacaklarını alamadığını, bunun üzerine davalıya noter ihtarı gönderildiğini, verilen cevapta müvekkilinin edimlerini gereği gibi yerine getirmediğinin savunulduğunu ve ödeme yapılmadığını, tüm bu sebeplerle ödenmeyen hak ediş alacakları ile teminat kesintisi alacaklarına karşılık 49.437,05 TL, mutabakata varılamamış işlerden dolayı doğan 30.111,91 TL + KDV ile yevmiyeli tadilat ve tamirat işlerinden dolayı 13.905,00 TL + KDV alacaklarının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>YANIT:<br>Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; 49.437,05 TL alacağın 29.033,19 TL'sinin karşılıklı imzalanan 15/04/2017 tarihli kesin hakedişe göre işin bitimini müteakip 12 ay sonra ödenmek üzere tuttuklarını, tutulan teminat tutarının bu olduğunu, kalan kısım için ise çek düzenlendiğini, ancak ödeme öncesi ibraz edilmesi gereken (işçilere yapılan ödemelere ilişkin bordrolar, SGK evrakları vs) ibraz edilmediğinden ödemenin bekletildiğini, mutabakata varılamayan işlere ilişkin davacı firmanın Afrika'da başka bir iş alması nedeni ile şantiyeye uğramadığını, kesin hakedişin de geç düzenlendiğini, davacının yarım bıraktığı işlerin bir kısmında mutabakata varılamadığını ve belirtilen miktarda davacıya borçları olmadığını, yevmiyeli tadilat ve tamirat işlerine ilişkin olarak talep edilen alacağın ise yerinde olmadığını, zira yapılan bu işlerin sözleşme kapsamında yer alan işlere dahil olduğunu, hatta hakedişin buna ilişkin kısmında \"31/12/2016 itibariyle yapılan işlerin metrajında ve yevmiyesinde kati biçimde, geriye dönüşsüz olarak mutabık kalmışlardır,\" ibaresinin yazılı olduğunu, bu alacak yönünden de borçlu olmadıklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/07/2021 tarihli 2017/705  Esas  2021/563 Karar sayılı kararında özetle; Tarafların bildirdiği deliller toplanmış, sözleşme, hakedişler, protokol, fesihname, ihtarnameler dosya arasına alınmıştır.<br>Mali müşavir, inşaat mühendisi, hukuk bilirkişisi tarafından keşif neticesinde düzenlenen 14/11/2018 tarihli raporda, taraflar arasındaki sözleşmenin mutabakat ile sona erdiğini, fesih sonrası yapılan imalat miktarında mutabık kalındığını, sadece 3 iş kalemindeki birim fiyatlarda anlaşamadıklarını, bu işler yönünden davacının 74.230,33 TL alacak talep edebileceğini, davacının yevmiye defterlerinin usulüne uygun olduğunu, envanter ve kebir defterlerinin sunulmadığını, davacı defterlerinde 2017 sonu itibari ile davacının 49.033,19 TL alacaklı olduğunu, davalı defterlerinin usulüne uygun düzenlendiğini, davacının hakedişlerinden 28.210,55 TL kesinti yapıldığını, davalı kayıtlarında davacıya 20.001,01 TL borçlu göründükleri ancak davalının davacının 49.437,05 TL alacağını kabul ettiğini, sözleşmede nakit teminat tutarının geçici kabulün yapılmasını müteakip 1 yıl sonunda iade edileceğinin hükme bağlandığını, taraflar arasındaki sözleşmenin sulhle sonuçlanması karşısında nakit teminat tutarının muaccel olduğunu, protokolde davacıya ödeme yapılmasının evrak ibraz şartına bağlanmadığını, bu hali ile davacının iş bedeline istinaden 49.437,05 TL talep edebileceğini, taraflar arasında birim fiyat konusunda anlaşmazlık olduğunu, sözleşmenin 42. maddesinde fiyatlarda anlaşmazlık olması halinde yüklenici (davalı) tarafından hazırlanacak yeni birim fiyatlarının geçerli olacağının belirlendiği, fesihname ya da protokolde bu yönde bir düzenleme bulunmadığı, bu hali ile  davacının bu yöndeki talebinin dinlenemeyeceğini, mahkemece alınabileceği kanaatine varılması halinde talep edilebilecek bedelin 3.889,88 TL+KDV olduğunu, yevmiyeli tadil ve tamirat işlerine ilişkin olarak sözleşme gereği yüklenicinin yazılı talep ve izni ile tamirat ve tadilat talebinde bulunulduğuna ve bu iş nedeni ile işçi çalıştırıldığına ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı bildirilmiştir. Taraf itirazları ile tanık beyanları dikkate alınarak düzenlenen 03/12/2019 tarihli ek raporda, davacının faturalı iş bedeli olarak 49,437,05 TL talep edilebileceği, uzlaşılamayan imalat yönünden alçı plak ve duvar imalatına ilişkin sözleşmede özel düzenleme bulunması nedeni ile alacak talebinde bulunamayacağı, yarım bırakılmış makineli alçı sıva ve alçı plak ile tavan imalatı için 19.671,64 TL alacak talep edebileceği, yevmiyeli iş bedellerine ilişkin olarak talepte bulunulamayacağı bildirilmiştir. 07/07/2020 tarihli ek rapor ile kök rapordaki beyanlarını tekrar etmişlerdir. Rapor oluşa ve hüküm kurmaya elverişli bulunarak hükme esas alınmış, yevmiyeli tadil işlerine ilişkin aşağıda açıklanacağı üzere raporun bu yöndeki hesaplaması hükme esas alınmamıştır.<br>Davacı tanığı ... duruşmada, \"Ben davacı ... firmasında inşaat şantiye şefi olarak bir süre çalıştım, 2016 yılının Ağustos ayından 2017 yılının Mayıs ayına kadar çalıştım, davaya konu işe ait şantiyede de görev yaptım, fesihe kadar dava dilekçesinde belirtilen tüm işler yapılmıştır, ayrıca yevmiyeli tadil ve tamirat işleri için 13.905,00 TL'lik masraf olmuştur, şöyleki tam olarak ayrıntılarını şuanda ifade etmem mümkün değildir, ancak örneğin ince işlerden taraflar arasında öngörülen iç duvar ve sıvası yapılmış yerden tekrar bir elektrik hattı geçirilmesi, pano yerleştirilmesi için duvarlar yıkılıyor ve iş sahibi tarafından tekrardan yapılması isteniyordu, burada da yevmiyeli olarak işçi çalıştırıp tadil ve tamirat yapıldığı için ayrı bir alacak oluşmuştur, yine örneğin mekanikçilerin çalıştığı baca şaft boşluklarını örmüştük, yapmak için yıkıyorlardı, bu kısımlarda ikinci bir kez yapılmış oldu, malzeme ve işçilikte davacı tarafa ait olduğu için davacı firmanın alacağı oluşmuştur, ayrıca otoparkta satış ofisi kurulacaktı, yanlış hatırlamıyorsam alçı plak ve tavan imalatı yapılacaktı, bu da sözleşmede yoktu, davacı şirket tarafından burası yapıldı, miktarını hatırlamıyorum, ancak patronlar arasında anlaştılar, metre kare birim fiyatları üzerinden yapılmadı, ayrıca bir fiyat belirlemişlerdi, davacı firmanın tam olarak alacak miktarını bilemiyorum, kayıtlarda bellidir.\" şeklinde beyanda bulunmuştur.<br>Davalı tanığı ... duruşmada, \"Ben davalı firmada davaya konu iş süresinde hak ediş ve kesin hesap işlerini kontrol etmek üzere çalışıyordum, bu iş bittikten sonra da ayrıldım, davacı taraflar arasındaki yapılan sözleşme gereğince ince işleri tamamlamadı, ancak oranını bilirkişiye tespit edecektir, tamamlayamamasının en büyük nedeni de yeterli personeli olmamasıydı, iki üç kişiyle 24.000 metrekarelik kapalı alanda ince iş yapmaya çalışıyordu, üç defa davacı tarafa işin gerekli sayıdaki personelle yapılması ve hızlandırılması hususunda uyarı yapıldı, ancak buna rağmen işçilerde artış yapılmadı, sonrasında da taraflar karşılıklı anlaştı, sözleşme feshedildi, davalı firma davacı tarafından verilen teminatı iade etmedi çünkü işçi alacakları ödenmemişti, hatta işçilerden ... alacağı nedeniyle başvuru yapmıştı, bunun  dışında da tüm hak edişleri davacı tarafa ödendi, sözleşme dışında da davacı taraf üç kalem iş yapmıştı, bu işler konusunda birim fiyatta anlaşmazlık olunca ödeme yapılmamıştı, sözleşme feshinde de anlaşılamayan kalemler arasında yer almaktadır,\" şeklinde beyanda bulunmuştur.<br>Davalı tanığı ... duruşmada, \"Davaya konu işle ilgili olarak ben şantiyede muhasebe sorumlusu olarak davalı firma adına görev yaptım, davalı firma sahibi yurtdışına sürekli gidiyor ve davaya konu sözleşme gereğince yapılması gereken işleri aksatıyordu, ortalama 15-20 tane davalının işçisi vardı, sahada denetimler yapıldığı zaman işçilerin yetersiz olduğunu gördük, 114 konutlu bir bina işi olduğu düşünülürse yetersiz işçi ile işin bitirilmesi mümkün değildi, davacı taraf sözleşme gereğince yapması gereken işleri tamamlayamadı ve bu nedenle akit taraflarca anlaşarak feshedildi, davacı tarafa üç çek kesilmişti, bunun ikisi ödendi, üçüncüsü ödenmedi çünkü davacı firma işçisine yapılan ödemelere ilişkin makbuzunu ibraz etmedi, ayrıca hak edişlerden kestiğimiz % 5 teminat olarak tuttuğumuz bir para vardı, bu da ödenmemiştir, çünkü sözleşmeye göre iş bitiminden bir sene sonra ödenecek iş bitmezse de gelir olarak davalı adına kaydedilecektir,\" şeklinde beyanda bulunmuştur.<br>Davalı tanığı ... duruşmada, \"Ben davaya konu işte davacı ... firmasının işçisi olarak çalıştım, duvar işi yapıyordum, dört buçuk ay kadar çalıştım, anlaşmamıza göre götürü usulle ödeme yapılması gerekirken asgari ücret üzerinden ödeme yapıldı, benim davacı firmada 45.000,00 TL civarında bir alacağım kalmıştır, halen de ödenmemiştir, iş feshedilene kadar 25 katlı binanın 23 katının iç ve dış duvar bölme işini tamamladık, kalan iki katın da ön çalışmasını yapmıştık, ayrıca davalı ... firmasına başvurarak işçilik alacağımı talep ettim, halen alacağım ödenmemiştir,\" şeklinde beyanda bulunmuştur.<br>Dava, alt taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.<br>Taraflar arasında 30/06/2016 tarihli alt taşeronluk sözleşmesi yapıldığı, işlerin kısmen yapılmasından sonra taraflar arasında mutabakata varılarak 16/02/2017 tarihli fesihname ile sözleşmenin feshedildiği ve 03/05/2017 tarihli protokol ve imalatlara ilişkin tabloların düzenlendiği konusunda ve yapılan iş miktarına ilişkin uyuşmazlık bulunmamaktadır.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık üç noktada toplanmaktadır. Faturalı işlere ait ödenmeyen bedel, yevmiyeli tadil ve tamir işlerine ilişkin bedel ve birim fiyatında anlaşılamayan bedelde anlaşma sağlanamamış ve fesihname ile protokolde bu hususlara yer verilmemiştir.<br>Taraf defterleri incelenmiş ve birbirini doğrulamadığı belirlenmiştir. Bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere taraf beyan ve kabulleri doğrultusunda, faturalı işlere ilişkin 49.437,05 TL davacı alacağı olduğu belirlenmiştir. Davalı bunun 29.033,19 TL'sinin teminat olarak kesildiğini ve bir yıl geçtikten sonra ödeneceğini, kalanını yönünden ise çek düzenlediklerini ancak eksik evrak ibrazı nedeni ile ödenmediğini savunmuştur. Sözleşmenin 17. maddesinde geçici kabulden 1 yıl sonra teminatın iade edileceği belirlenmiştir. Her ne kadar kesin kabul yapılmamış ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin mutabakatla feshedilmesi ve bunun üzerinden bir yıl geçtiği gözetildiğinde teminat olarak kesildiği belirtilen miktar yönünden davacının iddiasının sübut bulduğu kanaatine varılmıştır. Yine bakiye kısma ilişkin olarak, fesih protokolünde ödeme yapılması için evrak ibrazı gerektiğine dair bir hüküm bulunmadığı, ibranameden sonra ödemelerin yapılacağı belirlenmiştir. Kaldı ki, sözleşmenin 20. maddesi gözetildiğinde dahi, protokolde işçilik borçlarından davacının sorumlu olduğuna ilişkin açık hüküm bulunduğu ve sözleşmenin mutabakatla sonlandırıldığı değerlendirildiğinde, fesih ve hakediş tarihi itibari ile davacının SGK'ya borcunun bulunmadığı (Yargıtay 15. HD 2014/1606 esas 2014/3769 karar) belirlenmiştir. Bu durumda bu miktara ilişkin davacı iddiasının sübut bulduğu ve 49.437,05 TL yönünden davanın kabulüne karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir.<br>13.905,00 TL bedelli yevmiyeli tadil ve tamir işlerine ilişkin olarak ise, davalının bu miktarın taraflar arasında düzenlenen hakedişlerde belirlendiğine ilişkin savunmada bulunduğu  anlaşılmıştır. Sözleşmenin 5. maddesi ile her türlü tadilat bedelinin sözleşme bedeli kapsamında olduğu belirlenmiş, davalının sözleşme dışı işlere ilişkin tadil ve tamirat işi yapılmasına ilişkin yazılı bir talebi veya onayı olduğuna ilişkin dosyaya bir delil sunulmadığı, sözleşme gereği onayı olmayan tadilat işlerinde ödeme yapılmayacağının belirlendiği anlaşılmıştır. Fesihten sonra düzenlenen hakedişte 31/12/2016 itibariyle işler ve yevmiyelerle ilgili mutabık kalındığının bildirildiği ve 09/12/2016 ve 20/12/2016 tarihli hakedişlerde yevmiye ücretlerinin de hakedişe dahil edildiği gözetildiğinde sözleşme kapsamındaki işler için yevmiyeli tadilat masraflarının talep edilemeyeceği, davacının bu yöndeki iddiasının sübut bulmadığı kanaatine varılmıştır.<br>13.905,00 TL bedelli birim fiyatlarında mutabakata varılamayan işlere ilişkin olarak ise, sözleşmenin 42. maddesinde, fiyatı olmayan işlere ilişkin olarak anlaşmazlık durumunda yüklenici/davalının belirleyeceği fiyatın geçerli olacağının belirlendiği fesihnamede de bu yönde bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu hali ile birim fiyatında anlaşılamayan işlerde davalı yüklenicinin belirlediği fiyatın geçerli olacağı ve davacının talep ettiği fiyat farkına ilişkin talebin yerinde olmadığı, hakedişlerde yarım bırakılanlar dahil tüm imalatlara ilişkin hesaplamalar yapıldığından davacının bu alacak kalemi yönünden de davasının sübut bulmadığı  kanaatine varılmıştır.<br>Açıklanan gerekçelerle, 49.437,05 TL yönünden davacının davasının sübut bulduğu ve davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, taraflar tacir olduğundan alacağa avans faizi işletilmesi talebinin yerinde olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, 49.437,05 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verildiği görülmüştür.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili tarafından verilen 27/08/2021 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunda; alçı plak işleri ile duvar imalatına ilişkin olarak müvekkilinin talepte bulunamayacağını, yarım bırakılmış makinalı alçı sıva imalatına ilişkin olarak, müvekkilinin 12.782,00 TL + KDV talepte bulunabileceğini, yarım bırakılmış alçı plak ile tavan imalatı işine ilişkin olarak 3.889,88 TL + KDV talepte bulunabileceğini, KDV dahil (16.670,88 TL + KDV 3.000,76 TL=) 19.671,64 TL talepte bulunabileceği kanaatine varıldığını, her ne kadar talepleri konusunda eksik hesaplama yapılmış da olsa müvekkilinin mutabakata varılmamış işlerde de yarım bırakılmış makinalı alçı sıva imalatı ve yarım bırakılmış alçı plak ile tavan imalatı işine ilişkin alacağının olduğunun ortada olduğunu, bilirkişi raporu ile de müvekkilinin alacağı ortada iken mahkemenin mutabakata varılmamış işlerde de müvekkilin talebinin reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, diğer yandan mahkemenin yevmiye bedelinin, tadil ve tamirat işlerine ilişkin 13,905.00 TL + KDV (2.502,90 TL)= 16.407,9 TL müvekkilinin talebinin reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, ancak bu red kararının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili tarafından talep edilen bu bedelin sözleşmenin yevmiyeli işlerin maddesine göre talep edilebilecek bir rakam olduğunu, bu alacağın mevcut bir alacak olduğunu, davalılar tarafından bir sonraki hakkediş ile ödeneceğinin de müvekkiline ve yetkilisine bildirildiğini, ancak müvekkiline ödemede bulunulmadığını ve bilirkişilerce de talep edilemeyeceği kanaatine varıldığını, bilirkişinin kanaatine katılmanın mümkün olmadığını ve bu nedenle bilirkişi raporlarına karşı itirazda bulunulduğunu, itirazlarına rağmen bilirkişinin aynı kanaatine devam ettiğini ve mahkemenin de bu şekilde yevmiye bedelinin, tadil ve tamirat işlerine ilişkin taleplerinin reddine karar verildiğini, mahkemenin bu kararının da açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili tarafından verilen 03/09/2021 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Gerek 16.02.2017 tarihli fesihname ve gerekse de taraflarınca davacıya gönderilen Ankara 33. Noterliği'nin 08.08.2017 tarih ve 14139 yevmiye nolu ihtarnamesinde ve gerekse de cevap dilekçelerinde davacının müvekkilinden sözü edilen 49.437,05 TL alacağının bulunduğunun kabul edildiğini, hiçbir zaman bu borç miktarına itiraz edilmediğini, itirazlarının bu alacağın henüz muaccel olmadığına, taraflar arasında akdedilen 30.06.2016 tarihli sözleşmede, alacağın ödenebilmesinin (muaccel olabilmesi) bazı şartlara bağlandığını, bu alacağın 29.033,19 TL'sinin nakit teminat tutarı olduğunu, sözleşmenin 20. Maddesinde düzenleme altına alınan \"teminatın iadesi\" başlıklı maddesinde \"Taahhüt konusu işin, ana sözleşme ile bu sözleşme ve ekleri hüküm ve gereklerine tamamen uygun şekilde noksansız ve kusursuz olarak yapıldığı anlaşıldıktan ve geçici kabul ve kesin hakedişin yüklenici tarafından onaylanmasından sonra, altyüklenicinin firmasına ve varsa kendi altyüklenicilerine ait SGK'dan getireceği borcu yoktur yazısı belgesinin ibrazı üzerine kesin teminatın yarısı kesin kabul işleminden sonra ise diğer yarısı iade olunur.\" dendiğini, davacının, işçilere borcu bulunmadığı ve bu belgeleri ibraz ettiğini ifade ettiğini, ancak müvekkiline bugüne kadar teslim edilen bir belge olmadığı gibi, halihazırda alt yükleniciden alacaklı olan işçilerin mevcut olduğunu, nitekim bu hususta işçi olarak çalışan ve mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenen ...'in beyanında davacı şirketten alacaklı olduğunu ve işçilik alacaklarının ödenmediğini belirttiğini, 20.403,86 TL alacak ile ilgili olarak, davacı tarafından sözleşmenin 11.5 maddesine göre hakediş ödemelerinin yapılabilmesi için, bir ay evvelki işçi ücretlerinin ve bunlara ilişkin sigorta primlerinin ödendiğinin belgelendirmesinin şart olduğunu, teminatın iadesi için SGK'dan \"borcu yoktur\" yazısının ve işçi ücretleri ile sigorta primlerinin ödendiğine ilişkin belgelerin davacı tarafından müvekkili şirkete ibrazının şart olduğunu, yargılama sırasında da açık bir şekilde belirttikleri üzere davacının söz konusu belgeleri teslim ettiği an müvekkili şirketin söz konusu tutarı ödemeye hazır olduğunu, ancak davacı tarafından herhangi bir evrakın müvekkili şirkete sunulmadığını, 4857 sayılı İş Kanunu ve 1475 sayılı İş Kanunun yürürlükteki 14. maddesi işçilik alacaklarından hem asıl işvereni hem de alt işvereni müteselsilen sorumlu kıldığını, her ne kadar sözleşmede davacının işçilik alacaklarından sorumlu olduğu hüküm altına alınmış ise de bu hususun taraflar arasındaki iç ilişkiyi kapsamakta olup üçüncü kişilere karşı dış ilişkide herhangi bir bağlayıcılığı bulunmadığını, öncelikle taraflar arasındaki protokol/fesihname ile nakit teminattan vazgeçildiğine ilişkin hiçbir hüküm bulunmadığını, mahkemenin bu hususa ilişkin gerekçesinin bilirkişi raporlarına dayandığını, oysa ki bilirkişilerin protokole ilişkin yorumlarının hukuki değerlendirme barındırdığından hiçbir şekilde hükme esas alınamayacağını, yine protokolün hiçbir yerinde teminata ilişkin feragat, vazgeçme veya benzeri bir ifade geçmediğini, nasıl ki davalarda feragat edilirken hakim feragat edenin beyanını yazılı olarak alıyorsa, davacı ile aradaki protokolde de feragat veya vazgeçme gibi  bir ifadenin ve iradenin olması gerektiğini, tarafların kabulünde olmayan hiçbir hususun,  taraf iradesi olarak kabul edilemeyeceğini, bilirkişilerin fesihnamede nakit teminatın iade edilmeyeceğine ilişkin bir kararlaştırma olmadığını ileri sürdüklerini, bu bakış açısı ile fesihnamede nakit teminatın iade edileceğine ilişkin bir hüküm olması gerektiğini, sözleşme hükmüne göre nakit teminatın iadesi şartlarının oluşması halinde geçici kabulün yapılmasından 1 yıl sonra şartına bağlandığını, 16.02.2017 tarihinde yapılan protokole istinaden faiz başlangıç süresinin bu tarihten bir yıl sonra yani 16.02.2018 tarihi olması gerektiğini, ancak mahkemenin muaccel olduğu/ olacağı tarihine dikkat etmeden faiz başlangıç süresinin dava tarihi olarak belirlendiğini, bu hususun hukuka açıkça aykırı olduğunu bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355.maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; <br>Dava, taraflar arasındaki 30/06/2016 tarihli ... Konut Projesi İnce İşler İmalatı Alt Yüklenici Sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davacı taşeron davalı ise yüklenicidir. <br>Davacı vekili eldeki davada sözleşmenin karşılıklı irade beyanları ile 16/02/2017 tarihinde feshedildiğini, tarafların aralarında 03/05/2017 tarihli fesih ve tasfiye protokolü düzenlediklerini ancak bir kısım alacaklarının davalı tarafça ödenmemiş olması nedeniyle eldeki davanın açılmak zorunda kalındığını belirterek ödenmeyen hak ediş alacakları ile teminat kesintisi alacaklarına karşılık olarak 49.437,05 TL, mutabakata varılamamış iş bedellerinden doğan alacakları için 30.111,91 TL + KDV ile yevmiyeli tadilat ve tamirat işlerinden doğan alacakları için 13.905,00 TL + KDV olmak üzere toplam 101.377,00 TL tutarındaki bu alacaklarının avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. <br>Davalı davaya cevabında, bu alacaklardan 49.437,05 TL tutarındaki alacağa itirazlarının bulunmadığını ancak bu alacağın 29.033,19 TL'sinin nakit teminat kesintilerinden kaynaklanan alacak olduğunu ve nakit teminat kesintilerinin iadesi koşullarının oluşmadığını, zira ödeme öncesi ibrazı gereken SGK \"ilişiksiz\" belgesi ödemelere ilişkin bordrolar gibi belgelerin ibraz edilmediğini, kalan alacak için düzenlenen çekin de bu belgeler için bekletildiğini ve ödenmediğini, diğer alacak kalemlerinin ise haksız talepler olup bu alacakların sözleşme kapsamında yapılması gereken işlerden kaynaklı olduğunu, yapılan işlerin metrajları konusunda da tarafların mutabık olduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi kurulunun kök ve ek raporları sonrasında yukarıda belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, 49.437,05 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıdan tahsili ile birlikte davalıya verilmesine karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerinin yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurdukları anlaşılmıştır. <br>Davacı taşeron, davalı yüklenicidir. 30/06/2016 tarihli taşeron sözleşmesinin tarafların karşılıklı mutabakatı ile16/02/2017 tarihinde feshedildiği ve tarafların bir araya gelerek aralarındaki işin tasfiyesine karar verdikleri ve bu konuda 03/05/2017 tarihli fesih ve tasfiye protokolü düzenledikleri konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. İş tasfiye ile sonuçlandığından sözleşmenin ifa ile son bulması durumunda teminatın iadesi koşullarını düzenleyen sözleşme hükümlerinin eldeki teminatın iadesi istemi yönünden dikkate alınması mümkün değildir. Sözleşme tasfiye ile sonuçlanmış olduğundan davacı taşeron ödenmeyen bakiye hak ediş alacağı var ise bu alacağı ile birlikte hak edişlerinden kesilen nakit teminat kesintilerini ve sözleşme kapsamı dışında yaptığı işlerden dolayı hak ettiği iş bedeli alacağını davalıdan talep etme hakkına sahiptir. Bu sebeple davalı vekilinin, nakit teminat kesintisi tutarlarından dolayı dava tarihi itibariyle alacak talebinin koşullarının oluşmadığı, henüz geçici ve kesin hak edişlerin düzenlenmediği, ibrazı gereken belgelerin ibraz edilmediği yönündeki istinaf sebeplerinde isabet görülmediği gibi bu alacağın dava tarihi itibariyle muaccel bir alacak niteliğinde olması nedeniyle mahkemece hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmiş olmasında da yasaya aykırı bir durum görülmediğinden davalı vekilinin mahkeme kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan değerlendirme sonucunda ise, davacı vekilinin aşağıda belirtilen husus haricindeki istinaf sebeplerinde mahkeme kararındaki gerekçelere göre isabet görülmemiştir.<br>Ancak mahkemece mali müşavir, inşaat mühendisi ve hukukçu bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulundan alınan kök rapor ile itiraz üzerine alınan ek raporlar sonrasında davacı taşeronun taraflar arasında birim fiyatları konusunda anlaşılamayan bu sebeple davalı yüklenici tarafından davacıya ödemesi yapılmayan yarım bırakılmış makineli alçı sıva imalatı işi ile yarım bırakılmış alçı plak ve tavan imalatı sebebiyle davacı taşeronun KDV dahil 19.671,64 TL alacak talep edebileceği belirlendiği halde ve mahkemece davacının bu kalem alacağının da hüküm altına alınarak davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, gerekçesi belirtilmeksizin bu işlerin sözleşme kapsamında yer alan ve ödemesi yapılan işlerden olduğunun kabulü ile bu alacak talebinin reddine karar verilmiş olması sebebiyle davacı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebileceğinden mahkeme kararının, HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının ödenmeyen hak ediş alacakları ile nakit teminat kesintisi alacaklarından dolayı toplam 49.437,05 TL alacak ile birim fiyatında anlaşılamayan ve yarım kalan makineli alçı sıva imalatı ile alçı plak ve tavan imalatından dolayı 19.671,64 TL alacak talebine hakkı bulunduğu anlaşıldığından her iki alacaktan dolayı toplam 69.108,69 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine dair dairemizce yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KABULÜNE,<br>3-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/07/2021 tarih ve 2017/705 Esas 2021/563 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince  KALDIRILMASINA,<br>4-Davanın KISMEN KABULÜNE,<br>69.108,69 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, davacının fazlaya dair talebinin reddine, <br>5- Karar tarihi itibariyle hüküm altına alınan alacak üzerinden alınması gerekli 4.720,81 TL harç bedelinden davacı tarafından peşin olarak yatırılan toplam 1.731,27 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 2.989,54 TL harç bedelinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.731,27 TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br> 6-İlk derece mahkemesinin 13/07/2021 tarihli 2017/705 Esas, 2021/563 Karar sayılı kararında belirtilen ve davalıdan alınmasına karar verilen 1.645,77 TL harç bedelinin davalıdan tahsil edilmiş ise davalıya iadesi, tahsil edilmemiş ise harç tahsil müzekkeresinin işlemsiz iade edilmesi konusundaki prosedürün ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>7- Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>8-Reddedilen dava değeri üzerinden davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca hesaplanan  17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>9-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında harç, bilirkişi ücretleri ve tebligat gideri olarak yapılan toplam 6.432,90 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 4.374,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,  <br>10- HMK'nun 333/1 maddesi gereğince gider ve delil avansından bakiye kısmın yatıran taraflara iadesine, <br>İstinaf incelemesi yönünden;    <br>11-Davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması sebebiyle alınması gerekli 3.377,04 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 845,00 TL peşin harç bedelinin mahsubu ile kalan 2.532,04 TL harç bedelinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>12- Davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılıma giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>13- Davacının istinaf başvurusunun kabul edilmiş olması sebebiyle istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>14-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 11,00 TL tebligat gideri ile toplam 104,60 TL dosya gönderme masrafından oluşan toplam 277,70 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>15- İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine  vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>16-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 08/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>Başkan ...\t                     Üye ...                    Üye ...                Katip ...<br>e- imzalıdır                             e- imzalıdır                     e- imzalıdır                    e- imzalıdır<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"af0dedb874e6dac6","SID":"972a01b12d77c5dc"}}