{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/3154 <br>KARAR NO: 2023/1190<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/03/2022<br>NUMARASI: 2021/540 Esas, 2022/162 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ: 01/11/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan  rücuen tazminat talebine ilişkin olup; mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, davalıların ihale sonucu aldığı ve imzalanan sözleşme gereği üstlendiği Tuzla Biyolojik Arıtma Tesisleri işinin yapımı sırasında iş kazası sonucu vefat eden ...'in mirasçıları tarafından müvekkili İdare aleyhinde İstanbul 5. İş Mahkemesi'nin 2001/1098 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve davanın karara bağlandığını, söz konusu davada hükmedilen ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında tahsil edilen toplam 833.091,03 TL'nin davalılardan rucüen tahsili talebiyle 26/04/2013 tarihli dava dilekçeleriyle İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde \" fazlaya dair talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile tarafımızca ödenmek zorunda kalınan 833.091.03 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline” dair rücu davası açıldığını, mahkemenin 02/03/2017 tarih, 2013/137 Esas, 2017/127 Karar sayılı ilamı ile “ Davanın kısmen kabulüne, 312.409,13 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyccek avans faizi ile birlikte davalılar ... Tic. AŞ. ile Tasfiye halinde ... Taahhüt A.Ş.'den müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine...\" karar verildiğini, verilen karara karşı taraflarınca istinaf  kanun yoluna başvurulduğunu, Dairemizin 2018/1045 Esas, 2018/920 Karar sayılı kararı ile; “Davacı ... vekilinin istinaf talebinin kabulüne, davalıların istinaf taleplerinin reddine, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 833.091,03 TL'nin davalılar ... Tic, A.Ş. ile Tasfiye halinde ... Taahhüt A.Ş.'den müteselsilen tahsiline\" karar verildiğini, Dairemiz kararının Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2018/4875 Esas, 2019/1706 Karar sayılı ilamı ile onandığını, her ne kadar istinaf talepleri kabul edilmiş ve Dairemizce 833.091,03 TL'nin müvekkiline ödenmesine karar verilmiş ise de dava dilekçelerinde istedikleri ve yerel mahkemece de dava tarihinden itibaren işlemesi yönünde karar verilmiş olan avans faiz alacakları hakkında  herhangi bir hüküm tesis edilmediğini, Dairemizin bu kararının da Yargıtay'ca onanarak kesinleştiğini, davalı ... Tesisleri ve Tic. A.Ş. tarafından 12/07/2019 tarihinde faiz dahil 2.083.21 TL, Yargıtay (Kapatılan) 15. HD'sinin 2018/4875 Esas sayılı duruşma vekalet ücreti faiz dahil 20.327,67 TL, Dairemizin 2018/1045 Esas sayılı dosyanın yargılama gideri faiz dahil 51.633.18 TL, vekalet ücreti faiz dahil 999.549,47 TL'nin müvekkili hesabına ödendiğini, müvekkili İdare tarafından davalı ... Tesisleri ve Tic. A.Ş. ve vekili Av. ...'e gönderilen 19/07/2019 tarih ve ... sayılı yazı ile yatırılan bedelin ihtirazi kayıtla tahsil edilmiş olduğu, yazının ibra hükmünün bulunmadığı ve ödemenin yapıldığı 12/07/2019 tarihi itibariyle 833.091.03 TL asıl alacağa dava tarihi olan 02/05/2013 tarihinden itibaren 638.507.21TL işlemiş avans faizi alacaklarının bulunduğu, netice itibariyle hesaba yatırılan 166.458,44 TL asıl alacağa işlemiş faiz düşüldükten sonra bakiye 472.048,77 TL faiz borcunun anapara borcunun yatırıldığı İdare hesap numarasına 3 iş günü içerisinde yatırılması aksi takdirde yasal işlem başlatılacağı hususunun ihtar ve ihbar edildiğini, ancak talep edilen bakiye faiz alacaklarının davalı yanca ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 472.048,77 TL ödenmemiş faiz alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili,  faizin de talep edildiği yargılamada, kesinleşen istinaf mahkemesi kararı ile faize hükmedilmediğini, dolayısıyla ortada faiz yönünden de kesin hüküm bulunduğundan davanın öncelikle kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanın Dairemiz  kararını temyiz etmediğinden Yargıtay'ın, müvekkilinin temyiz sebepleri çerçevesinde inceleme yaptığını, dava şartı/kamu düzeninden olmayan faiz talebini re’sen inceleyemeyecek olan Yargıtay'ın, temyiz itirazlarıyla bağlılık kuralı çerçevesinde değerlendirme yaptığını ve sonuçta kararın müvekkili yönünden haksız ve hukuka aykırı olsa da kesinleştiğini, ayrıca iddia edilen faiz alacağının zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, faiz talebinin İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/137 Esas sayılı dosyasında da aynı davalılara karşı ileri sürüldüğü, mahkemece verilen kararın Yargıtay onamasından geçerek kesinleşmiş olması nedeniyle HMK'nın 114/1-i ve 115/2. maddeleri gereğince kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, mahkemece, davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiş ise de,  kesinliğin, yalnız hüküm fıkrasına ilişkin olduğundan hükümde tarafların talep sonuçlar  hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği taktirde hakkında karar verilmemiş olan hususlar bakımından maddi anlamda kesin hüküm söz konusu olamayacağını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser  sözleşmesinden  kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Dosya kapsamından; davalıların ihale sonucu aldığı ve taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği davalıların üstlendiği Tuzla Biyolojik Arıtma Tesisleri işinin yapımı sırasında iş kazası sonucu vefat eden ...'in mirasçıları tarafından davacı İdare aleyhinde İstanbul 5. İş Mahkemesi'nin 2001/1098 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, davanın karara bağlandığı, kararda hükmedilen ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında tahsil edilen toplam 833.091,03 TL'nin davalılardan rucüen tahsili talebiyle 26/04/2013 tarihli dava dilekçesiyle İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde, fazlaya dair talep ve dava haklarım saklı kalmak kaydı ile davacı idare tarafından ödenmek zorunda kalınan 833.091.03 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine dair rücu davası açıldığı, mahkemece 02/03/2017 tarih, 2013/137 Esas ve 2017/127 Karar sayılı ilam ile “Davanın kısmen kabulüne, 312.409,13 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... Tic. AŞ. ile Tasfiye halinde ... Taahhüt A.Ş.'den müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,\"  karar verildiği, verilen karara karşı taraflarca  istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Dairemizin 2018/1045 Esas, 2018/920 Karar sayılı kararı ile; “Davacı ... vekilinin istinaf talebinin kabulüne, davalıların istinaf taleplerinin reddine, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile, 833.091,03 TL'nin davalılar ... Tic. A.Ş. ile Tasfiye Halinde ... A.Ş.'den müteselsilen tahsiline\" karar verildiği, verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/4875 Esas ve 2019/1706 Karar sayılı ilamı ile onandığı, akabinde kesinleşen asıl alacak ile beraber yargılama giderleri, vekalet ücreti ve asıl alacak için hesaplanan 166.458,44 TL faiz olmak üzere hesaplanan toplam alacağın, davalı yanca 12/07/2019 tarihinde davacı İdare hesabına yatırıldığı anlaşılmaktadır.Eldeki dava da; ödemenin yapıldığı 12/07/2019 tarihi itibariyle 833.091.03 TL asıl alacağa 02/05/2013  dava tarihinden itibaren hesaplanan 638.507,21TL işlemiş avans faizi alacaklarından hesaba yatırılan 166.458,44 TL asıl alacağa işlemiş faiz düşüldükten sonra bakiye 472.048,77 TL faiz miktarının tahsili talebine ilişkin olup, yerel mahkemece aynı taraflar arasında daha önce  İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2013/137 Esas sayılı dosya ile dava açıldığı belirtilerek kesin hüküm gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.02.2008 tarih, 2008/9-20 E. ve 2008/105 K. sayılı ilamında \"....Açılan bir davada faiz isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş ise, hükmü temyiz etmeyen davacının sonradan faiz istemiyle dava açmasına engel bir durum yoktur. Davada, faiz bölümü, asıl alacaktan ayrı bir nitelik taşıdığı için, bu haktan açıkça vazgeçilmedikçe ileride yeni bir dava ile isteğin tekrarlanması mümkündür. Mahkemece faiz isteğinin karar dışında bırakılmış olması, bu isteğin zımnen reddedildiği anlamına da gelmez. Her şeyden önce, aksi düşünce tarzının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesine aykırı düşeceği açıktır.\" şeklindedir. O halde yukarıda anılan Yargıtay HGK kararı uyarınca mahkemece BK'nın 113. maddesi  (TBK'nın 131.maddesi) uyarınca alacaklı yanca fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunun bildirilmiş olması  halinde  davada faiz isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş ise, hükmü temyiz etmeyen davacının sonradan faiz istemiyle dava açmasına engel bir durum olmadığı gözetilerek ve davalı yanca öne sürülen def'i ve itirazlar da göz önüne alınarak işin esastan incelenmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilre kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/03/2022 tarih, 2021/540 Esas, 2022/162 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 01/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d43085ad241213ab","SID":"cd499dda8a78885b"}}