{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ\t\t         TÜRK MİLLETİ ADINA <br>DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ\t\t              İSTİNAF KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ : DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ : 07/06/2023<br>DAVA : Maddi ve Manevi  Tazminat<br>KARAR TARİHİ : 14/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ : 14/11/2023<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br><br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'in eşi, davacılar ... (...), ... ve ...'in (...) babaları, davacılar ... (...) ve ...'in (...) çocuğu olan ...'in ... görevlisi olarak 14/07/2016 günü orta refüjde sulama yaptığı sırada davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracının direksiyon hakimiyetin kaybetmesi sonucu orta refüjde bulunan ...'e çarparak ölümüne sebebiyet verdiği, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin bu aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğundan bahisle ıslahla artırılmış haliyle davacı ... için 119,631,17 TL, davacı ... (...) için 18.564,18 TL, davacı ... için 16.358,04 TL ve davacı ... (...) için 36.780,73 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden 02/09/2016, davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen, davacı ... için 50,000,00 TL, davacı ... (...) için 50,000,00 TL, davacı ... için 50,000,00 TL, davacı ... (...) için 50,000,00 TL, davacı ... (...) için 25.000,00 TL, davacı ... (...) için 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'tan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davadan önce 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde gösterildiği üzere usulüne uygun bir başvurusu bulunmadığı için dava şartının oluşmadığı, müvekkili sigorta şirketi sorumluluğunun sigortalının kusuru, poliçe limite ve kapsamı ile sınırlı olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... davaya cevap vermemiş, yargılama aşamasında katıldığı duruşmada kasıtlı bir eyleminin olmadığı, özür dilediğini beyan etmiştir.<br>DELİLLER                                :<br>Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı dosyası, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi örneği, sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanakları, kusur ve destek zararına esas bilirkişi raporları, nüfus kayıtları, tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ       :<br>İlk derece mahkemesinin 15/01/2020 gün ve ... esas, ... sayılı kararıyla özetle; trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğu, alınan tazminat raporları ve artırım dilekçeleri dikkate alındığında davacı eş ...'in 120.031,17 TL, davacı ...'in (...) 18.746,18 TL, davacı ...'in 16.558,04 TL ve davacı ...'in (...) 36.980,73 TL destek zararının olduğu gerekçesiyle bu miktar destekten yoksun kalma tazminatlarının davalı sigorta şirketi yönünden 16/09/2016 temerrüt tarihinden, davalı ... yönünden 14/07/2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacı eş ... ile davacı çocuklar ... , ... ve ... (... ) için ayrı ayrı 10.000,00'er TL, davacı anne ... (... ) ve baba ... (...) için ayrı ayrı 5.000,00'er TL manevi tazminatın 14/07/2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 29/11/2022 gün ve ... esas, ... sayılı kararıyla; ölen desteğin anne ve babalarına da destek payı ayrılmak suretiyle desteğin davacı eş ve çocuklarının destek zararlarının yeniden hesaplanması gerektiği belirtilerek 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden esası incelenmeden kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen 07/06/2023 gün ve ... esas, ... sayılı kararla; davacı eş ... için 120.031,17 TL, davacı çocuk ... için (...) 15.591,01 TL, davacı çocuk ... için 13.286,42 TL ve davacı çocuk ... için (...) 26.345,74 TL destekten yoksun kalma tazminatlarının davalı sigorta şirketi yönünden 16/09/2016 temerrüt tarihinden, davalı ... yönünden 14/07/2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan (...) yönünden tahsilde tekerrür olmayacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat hakkında verilen hükümler kesinleştiği için davacı eş ... ile davacı çocuklar ... , ... ve ... (...) için ayrı ayrı 10.000,00'er TL, davacı anne ... (...) ve baba ... (...) için ayrı ayrı 5.000,00'er TL manevi tazminatın 14/07/2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ            : <br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat hesaplamalarında iskonto oranının (teknik faiz) %1,8 olarak dikkate alınması gerektiği, kazanın iş kazası olması sebebiyle kaza nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından rücuya tabi bir gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılmadığı, ıslahla artırılan tazminat bölümü için ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.<br>Davacılar vekili istinaf yasa yoluna başvurmamışlardır.<br>İSTİNAFA CEVAP                   : <br>Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince tazminat hesaplamasında usule aykırı bir yön bulunmadığını beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir.<br><br>G E R E K Ç E<br><br>Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı ölümden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.<br>Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalanların aynı kanunun 53/3 maddesi gereğince maddi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. Yine aynı kanunun 56/2 maddesi gereğince ölenin yakınları manevi tazminat isteyebilirler. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.<br>Davalı ...'ın işleteni ve sürücüsü, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu otomobil, davacıların yakını ...'e çarparak ölümüne sebebiyet vermiştir. Davacı eş ve çocuklar bu ölümünden dolayı destekten yoksun kalma ve manevi zararlarının, davacı anne ve baba manevi zararlarının tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda maddi ve manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>Davalı ... , ilk derece mahkemesinin 15/01/2020 gün ve ... esas, ... sayılı kararıyla aleyhine hükmedilen maddi ve manevi tazminatlar kararına, davacılar ise bu davalı hakkında hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına karşı istinaf yasa yoluna başvurmadığından, ilk derece mahkemesince davalı ... hakkında verilen ilk karar 15/01/2020 tarihli karar kesinleşmiştir.<br>6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/01/2017 gün ve ... esas, ... sayılı kararı ile davalı ...'ın, ... 'ni tam kusurlu olarak taksirle öldürme suçundan TCK.'nın 85/1, 62, 50 ve 52. maddeleri gereğince 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karar Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin istinaf denetiminden geçerek 04/04/2017 tarihinde kesinleşmiştir.<br>Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih, 2008/4/564 esas, 2008/536 karar).<br>1-Dava dosyası kapsamına göre davacıların yakını olan ... ...'nda işçi olarak çalışmakta olup, trafik kazası da orta refüjde sulama yaparken meydana gelmiştir. Dolayısıyla ölen ve davacı yakınları yönünden dava iş kazası niteliğindedir.<br>Dava dosyası içerisinde bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Bağımsız ve Hizmet Akdiyle Çalışanlar Daire Başkanlığı'nın 12/01/2019 tarihli yazısında; ...'nin hak sahiplerine 506 Sayılı Kanunun 66/A maddesine göre 01/08/2016 tarihinden itibaren ... tahsis numarası ile ölüm aylığı bağlandığı, hak sahiplerine iş kazası ya da meslek hastalığı sonucu ölüm geliri bağlandığına dair herhangi bir kayda rastlanmadığı, adı geçenin tahsis dosyasının tetkikinde üçüncü bir kişinin kastına ilişkin bir belgeye rastlanılmamış olup, sigortalının ölümünün üçüncü bir kişinin kastı sonucu olduğunun tespit edilmesi halinde rücu hakkı doğacağı bildirilmiştir.<br>Mevcut bu duruma göre davacılara ölüm aylığı, kaza sigortası kolundan değil, ölüm sigortasından bağlandığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından rücu işlemi başlatılmadığı, rücu halinde fazla ödenen tazminatın şartları oluştuğu takdirde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ilgililerinden talep edilebileceği gözetildiğinde davalı sigorta vekilinin peşin sermeye değerinin mahsubuna karar verilmesi gerektiğine yönelen istinaf talebi yerinde görülmemiştir.<br>2-TBK'nın 117/2 maddesine göre haksız fiillerde tazminat borçlusu haksız fiil tarihi itibariyle temürrüde düşer. Bu nedenle haksız fiile bağlı tazminat davalarında talep halinde haksız fiil tarihinden itibaren faize hükmedilir.<br>Ancak davalı sigorta şirketi, ölüme sebebiyet veren aracın trafik sigortacısı olup, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99/1 maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. İlk derece mahkemesince faiz başlangıç tarihinin bu yasa maddesi gereğince başvuru tarihinden 8 iş günü sonrasında belirlenmesi dosya kapsamına uygundur.<br>3-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarihinde 2019/40 esas, 2020/40 karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.<br>İptal kararından sonra 19/06/2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7327 Sayılı Yasanın 18. maddesiyle 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinin 1. fıkrasında yer alan \"Kanun\" ibareleri \"Kanunda\" şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere;<br>“Bu tazminatlardan;<br>a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak,<br>b) Destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,<br>c) Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak,<br>hesaplanır.”<br>cümlesiyle,<br>“Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.”<br>şeklinde ikinci fıkra eklenmiştir.<br>Bu yasal değişiklikten sonra Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar 04/12/2021 gün ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış, trafik kazalarından kaynaklanan araç hasarları değer kaybı hesabıyla, ölüm ve sakatlık halinde tazminat hesabının nasıl yapılacağı belirli kurallara bağlanmıştır.<br>Ne var ki, 14/02/2023 gün ve 32104 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 29/12/2022 gün ve 2021/82 esas, 2022/167 sayılı kararıyla özetle; trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm ve yaralanma ile maddi hasarlardan kaynaklı zararların tazmini için 6098 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde işletene karşı dava açılabilmesinin mümkün olduğu, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin değer kaybı, destekten yoksun kalma ve/veya sürekli sakatlık zararına uğraması hâlinde işletenin ve kazadan dolayı olası sorumlu diğer kişilerin tazminat borçlarının kapsamı 6098 sayılı Kanun’a göre belirlendiği, uğranılan zararın gerçek tutarının ne olduğu anılan Kanun kapsamında açılan davalara ilişkin yargı kararlarıyla şekillendiği, işletenin tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sözleşme yapılmış olan sigorta şirketinin tazminat borcunun kapsamı ise dava konusu kurallara göre belirlendiği, başka bir ifadeyle haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından doğan söz konusu zararların tazmininden dolayı sorumlu olan kişilerin tazminat sorumluluklarının hesaplanması farklı kurallara tabi kılındığı, bunun da zarar görenin gerçek zararının karşılanamaması riskini ortaya çıkardığı, bu çerçevede işleten ve olası diğer sorumluların 6098 sayılı Kanun’a göre hesaplanan tazminat borçlarının kapsamı ile sigorta şirketinin dava konusu kurallara göre hesaplanan tazminat borcunun kapsamının farklılaşabileceği, 6098 sayılı Kanun’a göre hesaplanan değer kaybı, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatlarının dava konusu kurallara göre hesaplanan değer kaybı, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatlarından yüksek bir miktara tekabül etmesi hâlinde üçüncü kişinin zararının, bu zararı teminat altına alması için öngörülmüş olan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında karşılanamamasının söz konusu olabileceği, bu durumun zarar gören kişi aleyhine sonuç doğuracağı ve karayolu zorunlu trafik sigortasının öngörülmesinin temelinde yatan mağdurun gerçek zararının karşılanması amacıyla bağdaşmayacağının açık olduğu gerekçesiyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci fıkrasına eklenen ikinci cümle ile ikinci fıkranın iptaline karar verilmiştir.<br>Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararı ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar da yasal dayanaktan yoksun hale geldiğinden kendiliğinden hükümden düşmüştür. Böylece trafik kazalarından kaynaklanan zararlar hakkında 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Anayasa Mahkemesi kararında da açıklandığı üzere uğranılan zararın gerçek tutarının ne olduğu ve nasıl hesaplanacağı Yüksek yargı kararlarıyla şekillendiğinden, artık tazminat hesabı yerleşik yargı içtihatları doğrultusunda yapılacaktır.<br>T.C. Anayasası’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin son kararları itibariyle (Yargıtay 4. HD. 23/06/2021 gün ve 2020/2895 esas, 2021/3586 karar);<br>\"Gerçek zarar miktarı; hak sahibinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır.<br>Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.\"<br>Buna göre Yargıtay tarafından da benimsendiği üzere desteğin ve destekten yoksun kalan davacıların muhtemel bakiye yaşam ve destek sürelerinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi gerekir.<br>Ayrıca destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması; bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi (progresif rant) yönteminin kullanılması suretiyle yapılması gereklidir.<br>Bu nedenle Dairemiz kararından sonra talep artırım dilekçesi tarihindeki verilere göre destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmayan desteğin anne ve babasını da pay ayrılmak suretiyle davacı eş ve çocukların destekten yoksun kalma zararlarının TRH-2010 yaşam tablosu kullanılarak, progresif rant hesabı (bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi) yöntemi uygulanmak suretiyle tazminat hesabı yapılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından peşin yatırılan 492,00 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 2.992,92 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 8.978,70 TL istinaf karar harcının davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak Hazineye verilmesine,<br>3-Yapılan istinaf giderlerinin başvuran davalı üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan istinaf gider avansının yatıranlara iadesine,<br>5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi uyarınca 14/11/2023 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.<br><br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8f3bf330642c4319","SID":"26b7eac25a5ff7ba"}}