{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1486 <br>KARAR NO: 2023/1026<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/11/2019<br>NUMARASI: 2017/737 Esas - 2019/908  Karar<br>DAVA: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/10/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, soya yağı üretimi ile iştigal etmekte olduğunu, soya yağı üretimi sırasında ortaya çıkan soya küspesini de yan ürün olarak sattığını, davacının basiretli bir tacir olarak piyasanın içinde bulunduğu istikrarsız durumu da göz önünde bulundurarak müşterilerinden olan alacaklarını davalı ... şirketine sigortalattığını, davacı müşterilerinden ... San. ve Tic. AŞ.'nin davacıya vermiş olduğu çekin 31.07.2015 tarihinde karşılıksız çıkması üzerine 12.08.2015 günü davalı ... şirketine cari hesap alacağı tutarı olan 765.000-USD tutarında hasar ihbarında bulunulduğunu, poliçe eki olan ve alıcılara tanımlanan kredi limitlerinden görüleceği üzere ...' a davalı ... şirketi tarafından tanımlanan kredi limitinin 1.000.000-USD olduğunu, davalı şirket tarafından 19.08.2015 tarihli ekli yazı ile hasar ödemesinin üç adet faturanın sigorta teminatı dışında kalması nedeniyle bunlar hariç tutularak 274.231,03-USD üzerinden ve %90 teminat kapsamında ödeneceğinin bildirildiğini, bunun üzerine davacı şirket tarafından hariç tutulan ve sigorta teminatı içinde olduğu düşünülen kısımlar için yazışma yapıldığını aradan uzun zaman geçmesine rağmen hasar bedeli davalı tarafından ödenmediği gibi 11.03.2016 tarihli yazı ile hasarın sigorta teminatı kapsamında yer almadığı gerekçesi ile hasar tazmin talebinin reddedildiğinin bildirildiğini, davacının basiretli bir tacir olarak yüksek meblağda prim ödemeyi de göze alarak alacaklarını garanti altına almaya çabaladığını, davalıya güvendiğini, ancak yıllardır büyük meblağlarda ticaret yaptığı alıcının bir ay içinde yaptığı alımlar ve karşılığında verdiği çeklerin karşılıksız çıkması ile davacının dolandırıldığını, bu nedenle davacı tarafından alıcı şirket yetkilileri hakkında Savcılığa yapılan başvuru üzerine Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/152 E. Sayılı dosyası ile şirket yöneticilerinin dolandırıcılık suçundan yargılandığı ve 14.11.2016 tarihinde sanıkların beraatine karar verildiğini, davacının teslimatını yapmış olduğu malların bedellerinin üçüncü kişilerden kimler tarafından tahsil edildiği ve alıcı şirketin malvarlığının, şirket ortaklarının başka şirketlerine aktardığına ilişkin iddiaların araştırılmadığını, ayrıca alıcı şirket yetkilileri hakkında hileli iflas suçundan dolayı cezalandırılmalarını sağlamak amacıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2017/63196 Hazırlık numarası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının öncelikle ödemeyi kabul edip sonradan reddettiği 274.231,03-USD tutarın da doğru tespit edilmediğini, davalı şirketin rizikonun oluşması nedeniyle ödemesi gereken tutara poliçe geçerlilik tarihinden sonra vadesi gelen 12 adet fatura bedeli olan 440.561,01-USD'den ödenmeyen 90.768,97-USD'nin eklenmesi gerektiğini, zira, Poliçenin Kloz No:6 'da belirtildiği üzere faturaların asıl vade tarihlerinin limit taleplerinin alınma tarihinden sonra olması, düzenlemesi gereğince, faturalarda belirtilen vade tarihleri 60 günlük olmakla poliçe düzenlendikten sonra vadesi gelen fatura bedellerinin de, davalı tarafça ödenmesi gerektiğini beyanla, bu iki tutarın toplamı olan 365.000-USD'nin davacı ... tazminatı olarak tahsil etmesi gereken gerçek tutar olduğunu ve iş bu davaya konu edildiğini davalının temerrüt tarihi TTK 1427 uyarınca ihbardan 45 gün sonrası olan 27.09.2015 tarihi olup, bu günden tahsil tarihine kadar işleyecek Devlet Bankalarının USD'na ödediği en yüksek faiz oranına göre hesaplanan faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle usule ilişkin olarak davalı şirkete 12/08/2015 tarihinde hasar başvurusunda bulunulmuş olup, davanın 14/08/2017 tarihinde 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, TTK 1420 maddesi gereği 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmakla davanın usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da; Davacı şirketin hasar ödemesi talep hakkı bulunmadığını, konu sigorta poliçesi genel ve özel şartları ile düzenlenmiş olup poliçe şartları gereği davacı şirketin dava konusu ettiği hasarın teminat dışı olduğunu, sigorta poliçesi genel şartları A.7.1.7. maddesi gereği ödeme güçlüğü çeken alıcıya yapılan sevkiyat, teslimat vd. zararların teminat dışında olduğunu, davacının poliçe genel ve özel şartları gereği olan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, hasar talebinin davalı şirketçe değerlendirilmesi aşamasında cari hesap ekstreleri incelendiğinde, sigortalı şirket tarafından hasara konu alıcıya 01.04.2015 tarihinde 150.000-USD karşılığı TL, 08.04.2015 tarihinde 150.000-USD karşılığı TL, 26.06.2015 tarihinde 50.000-USD karşılığı TL ve 23.7.2015 tarihinde 50.000-USD karşılığı TL para transferleri yapıldığının tespit edildiğini, söz konusu havalelerin nedeni sorulduğunda ise alıcının çek ödemelerini yapabilmesi için destek amaçlı gönderildiğinin açıkça beyan edildiğini, poliçe başlangıç tarihi olan 18.06.2015 tarihinin, poliçe'nin eki olan 120a - kredi limitlerinin poliçe başlangıcından itibaren geçerli olması klozunda belirtildiği üzere poliçe'nin 01.06.2015 tarihinden itibaren geçerli olabilmesi için 01.06.2015 tarihi itibariyle sigortalının ilgili alıcı için vadesi geçen faturası bulunmaması gerektiğini oysa ki hasar tarihi itibariyle cari hesap ekstresi incelendiğinde alıcının 01.06.2015 tarihi itibariyle ödenmeyen ve vadesi geçen faturaları bulunduğunu, hasar tarihi itibariyle müdahale talebinde bulunulan faturaların şubat ayına ait olduğu görüldüğünü 13.02.2015-17.02.2015- 20.02.2015- 27.02.2015 dolayısıyla 60 gün vadeli kesilmiş olan faturaların nisan ayı itibariyle ödenmemiş olup, alıcı temerrüde düştüğünü, bu arada poliçe başlangıç 01.06.2015 tarihi itibariyle alıcı için tanımlanmış limitin aktif olabilmesi için hali hazırda, alıcı ile yapılan ticarette herhangi bir temerrüt halinin bulunmaması gerektiğini, oysa ki 01.06.2015 öncesinde 14.05.2015 tarihi itibariyle alıcının azami vade uzatımı dönemi olarak tanımlanan sürecin vade + 30 gün kısıntında bile temerrüt halinin devam ettiği görüldüğünü, bu gerekçe ile verilen limit poliçe koşulları gereği geçerli olmadığını ve hasar teminat harici kaldığını,  ayrıca yine davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte dava tutarı 320.000-USD değil, 285.300-USD olması gerektiğini poliçe başlangıç tarihinden sonra kesilen faturaların toplam tutarı 320.324-TL olup poliçede belirtilen beher hasar muafiyeti olan 3.000-USD mahsup edildiğinde 317.000-USD'ye düşmekte ve %90 sigorta oranı ile çarpıldığında 285.300-USD olduğunu beyanla, davanın reddine, aksi kanaatte olunması durumunda, davanın kabulü halinde dava tutarının 285.300-USD olarak hesap edilmesine faiz isteminin tümüyle reddine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...İncelenen davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı ile dava dışı müşterisi .... A.Ş. arasında 2015 - 2016 yılı ticari ilişki sonucu 31/12/2016 tarihi itibariyle cari hesap boyutunda davacının 2.063.935,96-TL (651.794,90-USD) alacaklı olduğu, davacının cari hesap alacağının 840.296,40-TL'lik (298.000-USD) kısmını davalı hesabına virmanlanmış olduğu, dava dışı  ... A.Ş.'nin davacıya vermiş olduğu çeklerin 31/07/2015 tarihinde karşılıksız çıkması üzerine 12/08/2015 günü davalı ... şirketine cari hesap alacağı tutarı olan 765.000-USD tutarında hasar ihbarında bulunulduğu, ancak davalı tarafından 11/03/2016 tarihli yazı ile hasarın sigorta teminatı kapsamında yer almadığı gerekçesi ile hasar tazmin talebinin reddedildiğinin davacıya bildirildiği anlaşılmaktadır. TTK 1420 (1) madde de tanımlanan zamanaşımı süresi alacağın muaccel olduğu tarihten başlamakla, 11/03/2016 tarihli red yazısı alacağın muaccel olduğu tarih kabul edilmekle, işbu davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı kabul edilmiştir. Kredi sigortası genel şartları A.7.1.7 maddesinde sigortalının ödeme güçlüğü içine düştüğünü bildiği alıcılara yapılmış olan sevkiyat, teslimat veya hizmet sağlamadan doğan zararların teminat dışı olduğu açıkça belirlenmiş olup, davacı sigortalının alıcısı dava dışı ...'ın ödeme güçlüğü içerisinde oluduğunu bildiği, bu kapsamda alıcıya 01/04/2015 tarihinde 150.000-USD, 08/04/2015 tarihinde 150.000-USD, 26/06/2015 tarihinde 50.000-USD, 23/07/2015 tarihinde 50.000-USD olarak toplam 400.000-USD ödeme yaptığı ve bunu alıcının finansal durumunun olumsuzluğuna destek sağlaması olarak açıkladığı anlaşılmaktadır. Davacının poliçe düzenleme tarihinden önce yaptığı 300.000-USD ve poliçe düzenlendikten sonra yaptığı 100.000-USD herhangibir mal satışına dayanmayan ödemelerin, davacının, alıcının riskli alıcı olduğunu bilebilecek durumda olduğunu  gösterdiği neticesine ulaşılmıştır. Buna göre poliçe genel şartları ve özel şartlar değerlendirildiğinde A.7.1.7 maddedeki koşulların oluştuğu, kaldıki davacının aynı alıcıya mal ve hizmet vermeye devam ettiği 320.000-USD bedelli ürün sattığı, bu doğrultuda da genel şartlar A.7.1.6 madde de düzenlenen \"Ödenmemiş olan bir borç ile ilgili olarak sigortalının olumsuz bilgi bildirimi veya vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunduğu veya bulunmuş olması gereken alıcılara yapılmış olan sevkiyat, teslimat veya hizmet sağlamada doğan zararlar\" şeklinde tanımlanan teminat dışı halin varlığınında gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Keza taraflar arasındaki poliçenin özel şartları 3.madde de yer alan düzenlemede de ödeme güçlüğü içine düştüğünü bildiği alıcıya yapılan sevkiyat, teslimat veya hizmet sağlamadan kaynaklanan alacaklar açıkça teminat kapsamı dışında bırakılmıştır. Dolayısıyla, davacı sigortalının, alıcı ... AŞ.'nin ödeme güçlüğünü bildiği yönünde açık kanaate varılmış olmakla, taraflar arasındaki ihtilafta öncelikle poliçe genel ve özel şartlar hükümleri uygulama alanı bulmakla, kredi sigortası genel şartları A.7.1.6 ve A.7.1.7 ve özel şartlar 3.3. maddesi gereğince teminat dışı halin gerçekleştiği neticesine varılmıştır. Kaldıki sigorta poliçesi güven esasına dayalı sözleşmeler olup, sigortalının poliçe düzenlenmesi sırasında doğru beyan mükellefiyeti esas olup, sigortalı, reziko konusu açısından yüksek risk taşıyan durumların varlığını sigorta şirketine bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülükte poliçe genel şartaları B.1 maddede düzenlenmiş olup, B-1/5 madde de \"Bu bildirim yapılmadığı takdirde sigortalı teminattan yararlanma hakkını kaybeder\"  şeklinde konulan yaptırım ile genel şartlarda teminat dışı bırakılan A.7.1.6 ve A.7.1.7 maddede belirtilen teminat dışı durumlara atıfta bulunulmuş olmakla, sair hususlar araştırılmaksızın davanın iş bu kabul, yani teminat dışı halin gerçekleştiği gerekçesine göre reddine \" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvurusunda özetle; Mahkemece, ret gerekçesini Kredi Genel Şartları A.7.1.7 maddesinde düzenlenen “sigortalının ödeme güçlüğü içine düştüğünü bildiği alıcılara yapılmış olan sevkiyat, teslimat veya hizmet sağlamadan doğan zararların teminat dışı sayıldığını, \"hükmüne dayandırılmış olup, gerek dava dilekçemizde gerekse cevaba cevap dilekçelerimizde ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçemizde bu hükmün neden uygulanamayacağına ilişkin iddiamız gerekçeli kararda hiçbir şekilde yer almadığını, ancak bu gerekçe TMK madde 2 uyarınca kabul edilmediği, zira sigorta poliçesi düzenlenmeden önceki dönemlerde de davacı müvekkil ile alıcı şirket arasında bu şekilde bir ticari ilişki bulunduğunu ve limit tahsisi sırasında ilgili alıcıya ait tüm cari hesap ekstreleri davalıya ibraz edildiğini, davalı ... şirketi, alıcı için limit tahsisi yapmadan önce haberdar olduğu bu durumu, riziko gerçekleştikten sonra bir ödememe gerekçesi olarak kullanma çabasına girdiğini, Türk Medeni Kanunu’nun  “Dürüst Davranma” alt başlıklı 2. maddesinde “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.” ilkesine yer verildğini, devamında da “Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” kuralı getirildiğini, Sigortacılık Kanunu’nun 11. Maddesinin 4. Bendinde; Sigorta sözleşmelerinde kapsam dahiline alınmış olan riskler haricinde, kapsam dışı bırakılmış riskler açıkça belirtildiğini, belirtilmemiş olan riskler teminat kapsamında sayıldığını, bu madde uyarınca, poliçe incelendiğinde, gerçekleşen havalenin bu şekilde yorumlanmasına imkan veren bir açıklık bulunmadığını, alıcıya havale yapmak, poliçede açıkça yasaklanmış bir durum olmadığını, mahkemece bu yönden hiçbir değerlendirme yapılmamış olması ve inceleme sırasında dosyada tespit edilecek diğer nedenlerle anılan kararın istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına ve yeniden yapılacak yargılama neticesinde davamızın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; kredi sigortası poliçesine dayanan davacı sigortalının teminat altına alınan yurtiçi alacaklarının poliçe kapsamında tazmini talebinden ibarettir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş ve davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, zararın poliçe teminatı dışında kaldığının kabulünün TMK'nın 2. maddesi ve Sigortacılık Kanunu'nun 11. maddesinin 4. bendi kapsamında hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasındadır. Taraflar arasındaki ihtilaf davacı taraf, davalı şirketçe düzenlenen Kredi Sigortası Poliçesine iİstinaden açılan hasar dosyanın teminat kapsamında olduğu iddiasıyla davalı yanın tazminat ödemesini talep etmekte olup, davalı yan ise poliçe şartları gereğince davacı şirketin dava konusu ettiği hasarın teminat dışında kaldığını, beyan etmiştir. Davacı ile davalı arasında düzenlenen Kredi Sigortası Poliçesi\"nde, sigortalı ve sigorta ettirenin davacı şirket olduğu, poliçe süresinin 01.06.2015-31.05.2016 olarak belirlendiği, poliçede yem ve yem satışları\" olarak sigortalanan faaliyet /işlemlerin belirtildiği, devamında \"Genel şartların A.7 ve Özel Şartlar 3. maddeye ek olarak, teminat kapsamındaki alıcılara poliçede belirtilen faaliyet konusu dışında yapılan mal /hizmet satışlarından doğan hasarlar teminat dışıdır.\" şeklinde açıklama ile faaliyet konusu dışında yapılan işlemlerden doğan hasarların teminat dışı olacağının özel şart olarak belirtildiği, poliçede beher hasarda 3.000-USD muafiyet kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Kredi Sigortası genel şartları A.1. md. sigortanın konusu tanımlanmış olup, A.3 md. de “Sigorta Sözleşmesinin Kapsamı” başlığı altında ''teminat, sigortalının muhtelif alıcılarla yaptığı sözleşmelere göre faturalandırılan ve bedeli özel şartlarda belirlenen azdmi vade süresi içinde ödenmesi kararlaştırılan mal ve hizmet satışlarına uygulanır. Aksi kararlaştırılmadıkça, sigortalı ile alıcılar arasında düzenlenen  satış sözleşmelerine göre yapılan tüm satışların sigorta kapsamında bulunması esastır. Sigortalı bu amaçla, söz konusu satış sözleşmeleriyle ortaya çıkan cirosunu özel şartlarda belirlenen usullere göre sigortacıya beyan eder. Aksi kararlaştırılmadıkça sigorta teminatı, sigorta süresi içinde yurtdışına sevk edilmiş olan mallar veya hizmetler veya yurtiçinde teslim edilmiş olan mallar ve hizmetlerden doğan alacakları, bu mal veya hizmetlerle ilgili faturaların, sigorta süresi dahilinde ve azami faturalama dönemi içinde düzenlenmiş olması kaydıyla kapsar.'' düzenlemesi yer almaktadır. Poliçe eki özel şartların 2. md. de poliçe kapsamı yönünden yukarıya alınan genel şartlar A.1 ve A.3 maddelerine atıfta bulunulmuştur. Poliçe özel şartları ile de 3. md. genel şartlar A.7 ve A.8 md. de sayılan durumlara ilaveten özel şart olarak teminat dışı bırakılan durumlar sayılmıştır. A.7.1.7. maddede ''sigortalının ödeme güçlüğü içine düştüğünü bildiği alıcılara yapılmış olan sevkiyat, teslimat veya hizmet sağlamadan doğan zararlar'' teminat dışı hallerden birisi olarak düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 1435. maddesinde ''Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.'', aynı kanunun 1438. maddesinde '' Bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir hususun ya da olgunun gerçek durumu sigortacı tarafından biliniyorsa, sigortacı beyan yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğunu ileri sürerek sözleşmeden cayamaz. İspat yükü sigorta ettirene aittir.'' hükmü bulunmaktadır. Davacı müşterilerinden dava dışı ... tic. AŞ. 'nin davacıya vermiş olduğu çeklerin 31.07.2015 tarihinde karşılıksız çıkması üzerine 12/08/2015 tarihinde davalı ... şirketine cari hesap alacağı tutarı olan 765.000,00 USD tutarında hasar ihbarında bulunulduğu, davalı şirket tarafından 19/08/2015 tarihli yazı İle hasar ödemesinin üç adet faturanın sigorta teminatı dışında olması nedeniyle bunlar hariç tutularak 274,231,03 USD üzerinden ve %90 teminat kapsamında ödeneceği bildirilmiştir. Ancak davacı taraftan istenen cari hesap incelemesi sonucunda yine davalı tarafından 11/03/2016 tarihli yazı ile hasarın sigorta teminatı kapsamında yer almadığı gerekçesi ile hasar tazmin talebinin reddedildiği davacı yana bildirilmiştir. Dava dışı alıcı ... San.ve Tic. AŞ ile davacı arasındaki cari hesap İlişkisi gösteren muhasebe kayıtları ile teyid edildiği üzere poliçe tanzim tarihi olan 01.06.2015 tarihinden önce  02/2015-03/2015 ve 05/2015 tarihlerinde faturalar düzenlendiği, fatura bedellerinin vadelerinde tam olarak ödenmediği görülmüştür. Davacının  cari hesap takibi içindeki ödemeleri aksatan dava dışı alıcıya poliçe düzenlenme tarihinden önce yapılan toplam 300.000 USD, poliçe düzenlendikten sonra yapılan toplam 100.000 USD herhangi bir mal satışına dayanmayan ödemeler yapıldığı tespit edilmiştir. Somut olayda  davacı şirket tarafından poliçe tanzim tarihi öncesinde dava dışı alıcıya   aldığı mallara karşılık düzenlenen faturaların bedellerini  ödeyememesine rağmen davacı tarafça alıcıya mal satışına devam edip bir yandan da davacı tarafından yapılan ve  dayanağı açıklanamayan  dava dışı alıcaya  mal ve hizmet karşılığı olmayan ödemelerde bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının dava dışı alıcının ödeme güçlüğü içinde olduğunun bildiğinin kabulü gerekmiştir. Davacı şirket  her ne kadar  sigorta poliçesi düzenlenmeden önceki dönemlerde de davacı şirket ile alıcı şirket arasında bu şekilde bir ticari ilişki bulunduğu ve limit tahsisi sırasında ilgili alıcıya ait tüm cari hesap ekstreleri davalıya ibraz etmesi nedeniyle  hasarın teminat kapsamı dışında olduğunu ileri sürmesinin Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüst davranma ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüş ise de  davalı ... şirketinin davacı ile yapılan sigorta poliçesi uyarınca  tanımlanan alıcılara  belirli bir limit tahsis etmesi bu alıcılarla yapılan ticari ilişki kapsamında yapılan ancak  sigorta  teminatı kapsamında olmayan hasarları teminat kapsamına dahil ettiği sonucu  çıkarılamayacağından, davalının dürüstlük kuralına aykırı davrandığından bahsedilemeyecekitr. Sigorta poliçesinin  öz özel şartları 3.maddesi uyarınca genel şartlar  A.7.1.7. Md. uyarınca  Sigortalının, ödeme güçlüğü içine düştüğünü bildiği alıcılara, yapılmış olan sevkıyat, tesllmat veya hizmet sağlamadan doğan zararlar teminat kapsamı dışında bırakılmış olmasına göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda  davacı  vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun  esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.12/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0d3fce66f5b63a47","SID":"58a8f98848ec4ed6"}}