{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/391 <br>KARAR NO: 2023/1362 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 13/10/2022<br>NUMARASI: 2018/620 (E) - 2022/730 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 17/10/2023<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; muris ...'in 09/12/2017 tarihinde kendine ait ... plakalı motosikleti ile sürücüsü ...'nun ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada hayatını kaybettiğini, muris ...'in geride kanuni mirasçı olarak babası ..., kardeşleri ..., ..., ..., ...'i bıraktığını, murisin vefatından sonra mirasçısı ... murisin desteğinden yoksun kaldığını, ... Sigorta AŞ'nin trafik sigorta poliçesinde sorumlu olduğu miktarın 330.000 TL olmasına rağmen aktüerya hesabı sonucunda müvekkili ... için 14.500,59 TL ödeme çıkardığını beyan ederek müvekkili ...'in toplanacak delillere göre destekten yoksun kalma tazminat tutarı belirlenerek şimdilik müvekkili ... için 500 TL maddi tazminatın, cenaze ve defin gideri ve müvekkillerin bu nedenle uğradıkları maddi kayıplar için şimdilik 500,00 TL maddi tazminatın işleten araç sahibi ve sürücü yönünden olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle sigorta şirketi yönünden sigorta poliçe limitiyle sınırlı olarak başvuru tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faiziyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme sorumlu olarak davalılara ödetilmesini ve müvekkillerinden ... için 30.000 TL, ... için 10.000 TL olmak üzere toplamda 40.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davalılar ... ve araç sürücüsü ...'ya ortaklaşa ve zincirleme sorumlu olarak ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İlk derece mahkemesince; davacılar ... ve ...'in maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili dilekçesinde özetle; bilirkişilerin yapmış olduğu bu kusur tespitinin kanuna, hukuka, yargıtay içtihatlarına, hakkaniyete ve vicdanlara aykırı olduğunu, ceza davasında alınan ATK raporuna ve 13/03/2019 tarihli rapora, Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden alınan rapora ve yerel mahkemede davalı ...'nun kusurlu olduğunu tespit eden diğer raporlara aykırı olduğunu, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının hukuk hâkimini bağlamayacağını, yargılama süresince hem ceza dosyası hem de hukuk dosyalarında somut olaya dair birden fazla bilirkişi raporu aldırılmış olup raporların çoğunluğunda davalı ... tali kusurlu bulunmasına rağmen salt 19/05/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunun hükme esas alınmasının ve manevi tazminat taleplerinin de reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince trafik kusur bilirkişisinden alınan 08/06/2020 tarihli raporda; sürücü ...'in anayol taliyol kavşağına geldiğinde, sevk ve idaresindeki motosikletini durdurması gerekirken, motosikletin hızını azaltmadığı gibi kontrolsüzce kavşağa girerek yolun karşı tarafına geçmeye çalıştığı esnada, Foça - İzmir istikametinde kendi yolunda, yolun sağ şeridinde kavşağa girmiş olan sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı araca sol ön çamurluğun arka kısmına çarptığı, ... plakalı motosiklet sürücüsü ...’in, tedbirsiz, dikkatsiz, özen yükümlülüğüne ve tali yoldan anayola çıkma kurallarına aykırı şekilde hareket ettiği, seyir güvenliği bakımından hatalı bu sevk ve idaresinin, kazanın meydana gelişine yol açan yegane etken olduğu, meydana gelen trafik kazasında, sürücü ...’in % 100 (yüzde yüz) oranında tam kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...’nun kontrolü dışında gelişen, beklenmedik bu durum karşısında alabileceği tedbir bulunmadığı gibi, kazanın meydana gelişinde etkili olacak nitelikte, hatalı herhangi bir davranışının veya kural ihlalinin de mevcut olmadığı yönünde görüş bildirmiştir. İlk Derece Mahkemesince karayolları üçlü fen heyeti tarafından hazırlanan 12/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda; ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...'nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) ve Karayolları Trafik Yönetmeliğine aykırı davranışına rastlanılmamış olduğunu, ancak gereken dikkat ve özeni göstermesi ve hızını azaltması halinde dava konusu kazanın meydana gelmesini önleyebilecek veya zararlarını en aza indirebilecek tedbirleri alabileceğinin değerlendirildiğini, bu kapsamda ikinci derecede kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, araçların çarpışma noktaları ve kaza sonrasında aldıkları konum incelendiğinde ... plaka sayılı motosikletin KTK'nin 57. maddesine aykırı olarak ilk geçiş hakkını anayoldan gelen araca vermeden, gereken dikkat ve özeni göstermeden anayola dahil olması, KTK'nin 84. maddesinde asli kusurlar arasında sayılan “kavşaklarda geçiş önceliğine uymama” kusurunu işlemesi nedeniyle dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde birinci derecede kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, ... plaka sayılı motosiklet sürücüsü ...'in %85 oranında asli kusurlu, ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...'nun %15 oranında tali kusurlu olduğunu bildirmişlerdir. Yine ilk derece mahkemesince Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak karayolları eski fen heyeti üyeleri arasından seçilecek üç kişilik trafik kazaları konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınan 19/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; müteveffa sürücü ... yönetimindeki motosiklet ile yerleşim yeri dışındaki tali yolu takiben seyir halinde iken, dikkatli ve tedbirli davranmamakla, bir kavşağa yaklaşırken hızını azaltmamakla, kavşak girişinde mutlaka durması, anayolu takiben yaklaşan araçların hız ve mesafesini dikkate alması, anayolda seyir halinde olan davalı sürücü yönetimindeki aracın geçmesini beklemesi gerekirken yüksek hızı ve kontrolsüzce kavşağa giriş yapması nedeniyle aracının hızını dahi düşüremeden anayolu takiben kavşağa girip davalı sürücü yönetimindeki aracın sol yan ön kesimine çarpmakla meydana gelen olayda tamamen %100 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'nun meydana gelen kazada, olayın oluşumu ile illiyetli herhangi bir dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kural ihlali bulunmamakla beraber, mevcut şartlarda olayı önlemek için alabileceği herhangi bir tedbir de bulunmadığı sebebiyle kusursuz olduğu kanaatine varıldığı yönünde görüş bildirilmiştir. Ceza yargılamasının yapıldığı Foça Asliye Ceza Mahkemesi'nin 28/05/2009 tarih ve 2018/1320 (E) - 2019/822 (K) sayılı kararıyla sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan dolayı beraatine karar verildiği, istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 2019/5044 (E) - 2022/91 (K) sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın 25/01/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Ceza yargılaması sırasında kusura ilişkin çelişkilerin giderilmesi için istinaf incelemesi sırasında alınan kusur raporlarında da davalı ...'nun görüş alanı dışında gerçekleştiği, olay öncesi alabileceği herhangi bir tedbir bulunmadığından ...'nun kusursuz olduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.Eldeki davada hükme esas alınan raporun, HMK'nin 279. maddesinde aranılan koşullara uygun olarak düzenlendiği, raporda, daha önce alınan tüm kusur bilirkişi raporlarının tartışıldığı ve değerlendirildiği; raporun dosya kapsamına uygun, denetim ve hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu kanısına varılarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde hüküm kurulmuş olmasına göre davacılar vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan toplam 359,80 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 89,95‬ TL'nin karar kesinleştiğinde istek halinde yatıran tarafa iadesine, 3-Davacıların istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333 üncü maddesinin, 1 inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran taraflara geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4a680a9124035809","SID":"0b4424a75a316262"}}