{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1057 <br>KARAR NO\t: 2023/1709 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ    09/04/2021 <br>DOSYA NUMARASI : 2019/767 Esas - 2021/395 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ : 02/11/2023 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:   Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı şirketin İzmir Bornova Şubesi olduğunu, davalı yanca hiçbir haklı sebep gösterilmeden bayilik sözleşmesine uygun davranılmasının aksi halde bayilik sözleşmesinin 15. maddesine dayanılarak feshedileceğinin ihtar edildiğini, davalı şirketin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı duyuruda İzmir Bornova şubesinin feshedildiğini bildirdiğini, akabinde cari hesap bakiye alacağı için takibe geçtiklerini, takibin yetkisizlikle durdurulduğunu, daha sonra tekrar takibe geçildiğini ve yine itiraz edildiğini davalı tarafın faize ve borca itiraz ettiğini beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacı şirket ile olan bayilik sözleşmesinin müşterilerden gelen şikayetler ve yapılan denetimler sonucu haklı olarak feshedildiğini, davacı tarafın cari hesap hareketlerine göre alacaklı olduğunu iddia etse de müvekkili şirketin kayıtlarına göre davalı şirketten 27.645,26 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davacının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını beyanla açılan davanın reddi ile davacının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına  karar verilmesini talep  etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 09/04/2021 tarih ve 2019/767 Esas - 2021/395 Karar sayılı kararı ile; \" Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık taraflar arasındaki ticari ilişkisi bulunup bulunmadığı, davacının, davalıya satıp teslim ettiğini iddia ettiği ürünler ve hizmetler karşılığında cari hesap ilişkisi nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu hususlarında olduğunun tespitine ilişkindir. Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusuna karşı toplamda 20.227,25 TL'nin tahsiline ilişkin yürütülen takipte davalı takip borçlusunun süresinde itiraz etmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.Davalının ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde mali müşavir bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 29/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı şirketin 2018-2019 yıllarına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğunu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığını, davalı şirketin, davacı şirkete düzenlediği cari hesap ekstresine konu faturaların davalı şirketin yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davacı şirket ile cari hesap ilişkisinin 10.11.2018 tarihli 21.262,00 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 31.12.2018 tarihi itibariyle davalı şirketin davacı şirketten 8.276,08 TL alacaklı olduğunu, 01.01.2019 tarihli açılış fişi ile davalı şirketin, davacı taraftan alacağı olan 8.276,08 TL tutarın 2019 yılına devir ettiğini, 10.05.2019 tarihi itibariyle davalı şirketin, davacı şirketten 27.645,26 TL alacaklı olduğunu bildirmiştir.Davacının adresi itibariyle ticari defterlerinin SMMM vasıtasıyla incelenmesi için İzmir ATM'ye talimat yazılmış olup davacıya ait ticari defter ve belgeler üzerinde  yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde SMMM bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 10/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı şirketin 2018-2019 yıllarına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğunu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığını, davalı şirketin, davacı şirkete düzenlediği cari hesap ekstresine konu faturaların davacı şirketin yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiğini, davacı şirketin dosya muhteviyatına sunduğu cari hesap ekstresinde 2018 yılı davalı şirket ile cari hesap ilişkisinin 06.11.2018 tarihli 21.262,00 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığını, 31.12.2018 tarihi itibariyle davalı şirketin, davacı şirketten 8.273,08 TL alacaklı olduğunu, 2019 yılı 01.01.2019 tarihli açılış fişi ile davalı şirketin, davacı şirketten alacağı olan 8.276,08 TL tutarın 2019 yılına devrettiğini 01.06.2019 tarihi itibariyle davacı şirketin, davalı şirketten 14.878,74 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davacı ve davalı şirketin cari hesap ekstreleri karşılaştırıldığında 2018 yılı cari hesap ekstrelerinin uyuştuğunu, davalı şirketin, davacı şirketten 8.276,08 TL alacaklı olduğunun görüldüğünü, 2019 yılı cari hesap ekstrelerinin ise iki adet bankadan ... tarafından ... AŞ'ye yapılan 29.01.2019 tarihli 21.262,00 TL ve 14.03.2019 tarihli 21.262,00 TL ödemenin davalı şirketin cari hesap ekstresinde görünmemesinden dolayı uyuşmadığının görüldüğünü, bu ödemelerin yapıldığının kabul edilmesi halinde 01.06.2019 tarihi itibariyle davacı şirketin, davalı şirketten 14.878,74 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini bildirmiştir. Vergi dairesinden gelen taraflara BA-BS formları ile rapora yönelik itirazların talimat yoluyla aldırılan bilirkişi raporuyla birlikte ödeme konusundaki itirazlarda dikkate alınarak bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup mali müşavir bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 15/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre 01.06.2019 tarihi itibariyle davalı şirketten 14.878,74 TL alacaklı olduğunu, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre 10.05.2019 tarihi itibariyle davacı şirketten 27.645,26 TL alacaklı olduğunu, aradaki cari hesap farkının sebebinin davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer alan davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer almayan 29.01.2019 tarihli 21.262,00 TL ve 14.03.2019 tarihli 21.262,00 TL tutarlı kayıt işlemlerinden kaynaklandığını, bu ödemelerin ... en para şubesinden ... hesabından, davalı şirket hesabına gönderildiğini, davacı tarafın takip tarihi itibariyle davalı taraftan 14.878,74 TL alacaklı olduğunu, takip tarihinden itibaren 14.878,74 TL tutara yıllık %19,50 ticari temerrüt faizi talep edebileceğini bildirmiştir.Dava, cari hesap alacağına istinaden başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup taraflarca incelemeye sunulan ve lehlerine delil niteliği bulunan ticari defter ve kayıtlarına göre davacı şirketin 01.06.2019 tarihi itibariyle davalı şirketten 14.878,74 TL, davalı şirketin ise 10.05.2019 tarihi itibariyle davacı şirketten 27.645,26 TL alacaklı olduğu, aradaki farkın sebebinin ... en para şubesinden ... hesabından, davalı şirket hesabına gönderilen 29.01.2019 tarihli 21.262,00 TL ve 14.03.2019 tarihli 21.262,00 TL tutarlı ödemelerin davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer alıp davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, davacı taraf beyanlarına göre davacı şirketin hisselerinin tamamının sahibi ve davacı şirket müdürü ...  adı geçen ... ile yarı yarıya pay sahipliği ile kurmuş olduğu ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ünvanlı bir şirket bulunduğunun, aralarındaki ilişkinin bu ortaklığa dayandığının,  ... annesi  ... davacı şirkette sigortalı olarak çalıştığının belirtildiği, buna karşılık davalı tarafın ise dava dışı ... isimli kişi ile davalı şirket arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşme olmadığını, davacı şirket tarafından yapılan ödemelere ilişkin bilgi verilmediğini, ödeme dekontlarında ödemenin, davacı şirketin borcuna istinaden yapıldığı yönünde herhangi bir açıklamanı yer almadığını savunduğu anlaşılmış olup buna göre ... en para şubesinden  ... hesabından, davalı şirket hesabına gönderilen 29.01.2019 tarihli 21.262,00 TL ve 14.03.2019 tarihli 21.262,00 TL tutarlı ödemelere ilişkin dekontta paranın hangi amaçla gönderildiğine dair bir açıklamanın mevcut olmadığı, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine bulunduğu, bu yasal karinenin aksinin yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığının havaleyi yapan tarafından kanıtlanması gerektiği, bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde söz konusu dekontlarda havalenin hangi amaçla yapıldığına dair bir açıklama olmaması sebebiyle havalenin davacı şirketin borcuna yönelik yapıldığının davacı tarafça yasal delillerle ispat edilmesi gerektiği, davacı taraf beyanlarına göre davacı şirketin hisselerinin tamamının sahibi ve davacı şirket müdürü ... havaleyi yapan dava dışı ... ile başka bir şirkette ortaklık ilişkisinin bulunmasının havalenin davacı şirketin borcu sebebiyle yapıldığını kabule elverişli olmadığı, davalı tarafın da bu havalenin davacı şirketin borcuna istinaden yapıldığı yönünde bir kabulünün bulunmadığı, bu durumda dava dışı ... tarafından yapılan havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda ki yasal karinenin aksinin yani havalenin davacı şirketin borcuna istinaden yapıldığının davacı tarafça yasal ve yazılı deliller ile ispat edilemediği, buna göre ... en para şubesinden ... hesabından, davalı şirket hesabına gönderilen 29.01.2019 tarihli 21.262,00 TL ve 14.03.2019 tarihli 21.262,00 TL tutarlı ödemelerin dikkate alınamayacağı, bu durumda ise davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalı şirketten bir alacağının bulunmadığı ve her ne kadar davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olsa da 09/04/2021 tarihli celsede davacı vekilinin, davalı tarafa yemin teklif etmek istemediğine dair beyanda bulunduğu anlaşılmakla davacı tarafından açılan davanın reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. \" gerekçeleri ile; \" 1- Davanın REDDİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Haksız ve hukuka aykırı olarak verilen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 09.04.2021 tarih ve 2019/767 E- 2021/ 395 K sayılı nihai kararının istinaf kanun yolu incelemesi neticesinde kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmesi gerektiğini, 15/02/2021 tarihli ek bilirkişi raporu ile davacı müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtlarının yerinde incelenmesi amacıyla yazılan talimata binaen İzmir 2 Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/20 talimat sayılı dosyası üzerinden düzenlenen bilirkişi raporundan davacı müvekkil şirketin, davalı şirketten 14.878,74-TL tutarında alacağı olduğu mütalaasına rağmen davanın reddi kararının isabetsiz olduğunu, Taraflar arasındaki ihtilafın anılı her iki bilirkişi raporunda da zikredildiği üzere, davacı müvekkil şirketin davalı şirkete dava dışı ... aracılığı ile yapılan iki adet ödemenin davalı şirketçe kasten kendi defter ve kayıtlarına işlenmemesinden kaynaklanmakta olduğunu, Davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile cari hesap ekstresinde, davacı müvekkil şirketin ...aracılığı ile davalı şirkete yapmış olduğu toplamda 42.524,00-TL tutarındaki iki adet ödemenin gözükmemekte olduğunu, Davacı müvekkil şirketin açılış kapanış tasdiklerinin yapıldığını, kanuna ve usulüne uygun olarak tutulmuş yevmiye defterlerinden anlaşıldığı üzere davacı müvekkil şirketin 29.01.2019 tarihinde  ... mahsup fiş numarası ... olan 21.262,00-TL tutarında ve yine ... 14.03.2019 tarihinde mahsup fiş numarası ... olan 21.262,00-TL tutarında EFT ödemesi yaptığını, keza ...'ya davalı şirket hesabına gönderilmek üzere yapılan bu ödemelerin davacı müvekkil şirketin defterlerinde de açık ve net olarak gözükmekte olduğu, 15/02/2021 tarihli ek raporu tanzim eden bilirkişi tarafından mütalaa edilmesine rağmen davanın reddi kararının isabetsiz olduğunu, Dava dışı  ... şahsi enpara.com hesabına, davacı müvekkil şirketin yatırmış olduğu bu tutarları aynı gün içerisinde, şahsi banka hesabından davalı şirketin banka hesabına aktarmış olduğunu, davalı şirkete dava dışı ... tarafından yapılan toplam 42.524,00-TL tutarındaki ödemelerin talimatla alınan bilirkişi raporunun ekinde, diğer bir deyişle dosyada mübrez enpara.com dekontlarıyla sabit olduğunu, 6098 s. T.B.K. madde 83 hükmü uyarınca \"…Borcun, bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinde alacaklının menfaati bulunmadıkça borçlu, borcunu şahsen ifa etmekle yükümlü değildir…\" hükmü uyarınca taraflar arasındaki sözleşme akdi gereği ... aracılığı ile yapılan ödemelerin dikkate alınmamasının isabetsiz olduğunu, Üstelik; davalı şirket cevap dilekçesinde bu kapsamda adı geçen kimse tarafından yapılan ödemelerin başka bir alacağa ya da hukuki ilişkiye hasren yapıldığını savunmadığı gibi ödemenin bizzat davacı tarafından yapılmasını haklı gösterecek bir savunmada bulunmadığı hususunun da cevap dilekçesi içeriğinden anlaşılmakta olduğunu, Taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince davacı müvekkilin Mert Namlı aracılığı ile davalı şirkete göndermiş olduğu ödeme karşılığında, davalı yanca davacı müvekkile \"dondurulmuş börek\" gönderilerek taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmiş olduğunu, Davalı şirketin 05.04.2019 tarihinde davacı müvekkile gönderdiği ihtarnameyle bakiye alacak talebinde bulunmak ve bu nedenle sözleşmeyi feshetmek yerine müşterilerden gelen şikayet sebebiyle sözleşmeyi feshettiğini ihtar ettiğini, Diğer bir deyişle; davalı yanın dayanak ihtarnamesinde işbu varsa kendi ticari defter ve kayıtlarında bulunan alacağından bahsederek alacak talebinde bulunmaması ya da borcun ifa edilmemesi sebebiyle sözleşmeyi feshettiğini bildirmemesi veya borca ilişkin bir ihtarda ya da icra takibinde bulunmamasının ticari hayatın akışına ters düştüğü hususunun aşikar olduğunu, Fesihle davacı müvekkil şirketle hukuki ilişkisini kesen davalı yanın, kendileri tarafından icra takibine girişilerek işbu davanın ikame edilmesi üzerine iki adet ödemeyi kayıtlarından silerek kötü niyetli bir şekilde alacaklı duruma geçmek istediği hususunun açıkça ortaya çıkmakta olduğunu, Davalı şirketin, davacı müvekkil şirket ödeme yapmadan akde konu börek tedarikini sağlamadığı, tarafların anlaşmasının önce avans ödemesine, sonra sipariş teslimine dayanması ve bu hususun taraflar arasındaki cari hesap akışından da anlaşılacağı üzere önce avans ödemesine sonra mal teslimine göre hareket etmesi karşısında dava dışı...tarafından yapılan ödemelerin davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına yansıtılmaması ve bu sebeple davalı yanın davacı şirketten alacaklı olduğu iddiasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Davacı müvekkil şirket ile davalı şirketin uzun zamandır süregelen bir ticari ilişkileri bulunmakta olup dava dışı  ... uzun zamandır süregelen bir ticari ilişkileri bulunmakta olup dava dışı ... davacı müvekkil şirketle ilgisi davalı yanca bilindiği halde ödemelerin şirket kayıtlarına yansıtılmamasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, Davacı müvekkil şirketin hisselerin tamamının sahibi ve davacı müvekkil şirketin müdürünün ... olduğunu, dava dışı  ... ve müvekkil şirket müdürü ...'un yarı yarıya pay sahipliği ile kurmuş oldukları ... San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı bir şirket bulunmakta olduğunu, dolayısıyla  ... ile davacı müvekkil şirketin müdürü arasındaki ortaklık hasebiyle davalı müvekkil şirketle de ilişkili oldukları hususunun açık olduğunu ( Bakınız; 21/08/2020 tarihli bilirkişi raporu beyan dilekçemizin eki Ek-1 ticaret sicil kaydı ), Keza dava dışı ...nın annesi ...'nın, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında sabit olduğu üzere davacı müvekkil şirkette sigortalı olarak çalışmakta olduğunu, anılı sebeplerden ötürü dava dışı  ... ile davacı müvekkil şirket arasındaki organik bağın aleni olup, davalı yanca da bilinmekte olduğunu ( Bakınız; 21/08/2020 tarihli bilirkişi raporu beyan dilekçemizin eki Ek-2 SGK hizmetli listesi ve bordro sureti ),  Davalı müvekkil şirketin işbu ödemeleri davacı müvekkil şirkettin borcuna ilişkin olarak ticari defter- kayıtlarına yansıtmamış olması ve borca itiraz etmesinin kötü niyetli ve hukuka aykırı olup, talep ve özellikle talimat dosyasında bu beyanlarını doğrulayan mütalaa ve rapor dikkate alınarak davanın kabulü yerine reddi kararının isabetsiz olduğunu, Mahal mahkemesinin, dekontların mevcut bir borcun ifası amacıyla gönderildiği, kendileri tarafından aksinin ispatlanması gerektiğine dair değerlendirme ve gerekçesinin de isabetsiz olup, davalı yanın tüzel kişi tacir olduğu, muhasebe ilkeleri gereğince kendisine gelen ödemelerin dayanağı bir faturanın ya da başkaca bir akdi ilişkinin bulunması gerektiği, kendileri tarafından dava dilekçelerinin hukuki deliller kısmının 5 nolu maddesinde taraf ticari defterlerine delil olarak dayanıldığı da dikkate alınarak, gerektiğinde 15/02/2021 tarihli ek raporda da zikredildiği üzere davalı şirketin defterleri üzerinde inceleme yapılarak kendileri tarafından gönderilen ve ihtilaf konusu olan iki adet ödemenin hangi cari hesapta tutulduğu, akıbetinin ne olduğu araştırılmadan eksik inceleme neticesinde hüküm tesisinin de isabetsiz olduğunu, <br>Gerçekten de, mahal mahkemesinin gerekirse kendileri tarafından delil olarak dayanılan davalı yan ticari defter ve kayıtları yeniden incelenerek ( davalı yanın son ve ek bilirkişi raporunun itiraz dilekçesinin 8 no' lu başlığı altında da benzer yönde talep bulunmakta olduğunu ve mahkemenin havalenin mevcut bir borcun ifası için gönderildiği savunmasını aşmak ve ispat için ) ödemelerin akıbetine göre hasıl olacak sonuç çerçevesinde davanın kabulü yerine reddi kararının isabetsiz olduğunu beyanla; Açıklanan nedenlerle; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.04.2021 tarih ve 2019/ 767 E- 2021/ 395 K sayılı nihai kararının istinaf kanun yolu ile incelenmesi neticesinde kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmesini, Mahal mahkemesince son alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek ... aracılığıyla davalı şirkete yapılan ödemelerin Mahkemece dikkate alınarak davacı müvekkil şirketin davalı şirketten 14.878,74-TL tutarında alacaklı olduğu kabul edilerek bu tutar yönünden davalı şirketin haksız ve hukuka aykırı itirazının iptali ile takibin takip talebinde gösterilen şartlar doğrultusunda devamına, Bilahare davalı şirket aleyhine %' 20' den az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesini, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. <br>Dava; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshedilmesi sebebiyle cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiğini, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi kapsamında cari hesap alacaklarının bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini, davalıya cari hesap borçlarının olmadığını, aksine davacıdan alacaklı olduklarını, davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında  bayilik sözleşmesi akdedildiğine ve sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğine ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf davacının cari hesap alacağı bulunup bulunmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarındadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Mahkemece delil olarak tarafların ticari defter ve kayıtlarına dayanılması ve cari hesap alacağı talep edilmesi sebebiyle tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi incelemesine göre davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre 01.06.2019 tarihi itibariyle davalı şirketten 14.878,74 TL alacaklı olduğunu, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre 10.05.2019 tarihi itibariyle davacı şirketten 27.645,26 TL alacaklı olduğunu, aradaki cari hesap farkının sebebinin davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer alan davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer almayan 29.01.2019 tarihli 21.262,00 TL ve 14.03.2019 tarihli 21.262,00 TL tutarlı kayıt işlemlerinden kaynaklandığını, bu ödemelerin ... bank en para şubesinden ... hesabından, davalı şirket hesabına gönderildiği tespit edilmiştir. Davacı vekili, tarafların ticari defter ve kayıtları arasındaki farka  sebep olan... hesabından davalı şirket hesabına gönderilen ve açıklama içermeyen ödemelerin davacı şirketin borcuna istinaden yapıldığını iddia etmiştir. Ancak TBK 102. maddesi \"Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır.\" hükmünü içermektedir. Havale bir ödeme vasıtası olup, var olan bir borcun ödendiğini gösterir. Bu karinenin aksini iddia eden tarafın ispat etmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili ... hesabından davalı şirket hesabına gönderilen ve açıklama içermeyen ödemelerin davacı şirket adına ve davacı şirketin borcuna mahsuben yapıldığına ilişkin iddiasını ispatlar geçerli ve kesin bir delil dosyaya sunmamıştır. Davalı defter ve kayıtları ile doğrulanmayan davacı defter ve kayıtları da tek başına davacı lehinde delil niteliğinde değildir. Davacı vekiline yemin delili hatırlatılmasına rağmen yemin deliline de dayanılmamıştır. Mahkemece bu hususlar gözetilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/11/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b2eab10f253248e","SID":"24ce890e68d6a3f7"}}