{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/960 <br>KARAR NO: 2023/1725<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/09/2020<br>NUMARASI: 2019/92 Esas - 2020/459 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Sermaye Piyasası Kanunundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/11/2023<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılmış aracılık hizmetlerine ilişkin sözleşmeler gereği, müvekkili tarafından davalıya ... ve diğer alım satım işlemlerine ilişkin sağlanan krediden kaynaklanan alacağın yapılan ihtara rağmen ödenmediğini, bu alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının davaya konu icra takibine vaki itirazının 462.445,64-TL asıl alacak üzerinden iptaline ve alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmeler gereği, davacının SPK mevzuatına, genelge ve yönetmeliklerine uyulmayarak teminat tamamlama kurallarına aykırı davranarak müvekkilinin işlem yapmasına müsaade edildiğini, yatırılan teminat tutarından fazla bir kayba uğratacak şekilde müşteriye işlem yaptırılamayacağını ve bu nedenle söz konusu zararın müvekkilinden istenemeyeceğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.     <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davacının çağrısına rağmen teminatın tamamlanmaması nedeniyle ödemenin davalı adına davacı tarafça yapıldığı, davacı tarafça davalıya teminat tamamlama çağrısının (margin call) yapıldığı, davalının işlem kayıtlarına her zaman ulaşabileceği, diğer yandan dava konusu işlemlerin riskleri konusunda davalının bilgilendirildiği, davalının finansal okuryazarlık seviyesine sahip olduğu, dava konusu işlemlerde oluşacak zararları bilebilecek yeterlilikte olduğu, davacı tarafından davalı adına VİOP hesap kapatması için 13/08/2018 tarihinde 222.794,07-TL, bir gün sonra USD'deki artış nedeni ile bu defa 261.249,77-TL ödeme yapıldığı, yapılan ödemeler ve takip tarihi itibariyle işlemiş faizleriyle birlikte davacının davalıdan 462.445,64-TL alacağının bulunduğu ve davalının itirazının haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının davaya konu icra takibine vaki itirazının 462.445,64-TL asıl alacak yönünden itirazının iptali ile takibin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile talepnamedeki koşullar ile devamına ve belirtilen miktar üzerinden %20 oranında hesaplanan 92.489-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde, tahkikat hakkında açıklama yapabilmek için kendilerine söz/süre verilmeden hukuki dinlenilme hakkı sınırlanarak sözlü yargılamaya geçilmesinin hatalı olduğunu, tahkikatın genişletilmesi gerekirken nihai karar verildiğini; hüküm altına alınan tutarın ne kadarının ana para, ne kadarının işlemiş faiz olduğunun belirtilmediğini, böylece faize faiz işlemez kuralının açıkça ihlal edildiğini; yetki itirazın reddinin doğru olmadığını; davacı ile müvekkili arasında akdedilen sözleşme genel işlem koşulu kapsamında olduğundan, davacı kurum tarafından genel işlem koşulu sözleşmelerin geçerlilik şartı olan aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilmemiş olduğundan söz konusu sözleşmenin hükümsüz olduğunu; SPK'nın Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ m.25'e göre müvekkiline genel risklerin açıklanması ve ilgili formun okunup anlaşıldığına dair yazılı beyanın alınması gerektiğini, davacının bu hususu ispatlayamadığını; risk bildiri formunun sözleşme kapsamında aynı şartlarda ve aynı gün imzalatıldığından SPK mevzuatına göre aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini; bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu; teminat tamamlama çağrısının usulüne uygun olmadığını, teminat tamamlama çağrısına ait e-posta, telefon, sms veya faksla  yapıldığına dair kayıtlar bulunmadığını, müvekkilin zarara sokulduğu ve usulüne uygun bir teminat takibi yapılmadığını ve alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ilk derece mahkemesinin yetkisizliğine, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına, davanın reddine ve %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, taraflarca akdedilen türev araçları alım satım aracılık çerçeve sözleşmesi kapsamında, davalının yaptığı VİOP işlemleri sonucunda ortaya çıkan teminat açığını tamamlamamış olması nedeniyle, davacı aracı kurum tarafından ...'a davalı adına ödenen tutarın tahsiline yönelik takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, taraflarca imzalanmış olan türev araçların alım satımına aracılık sözleşmesi kapsamında, davalı tarafından davacı aracı kurum aracılığıyla VİOP bünyesinde vadeli işlemler gerçekleştirildiği, sistemin işleyişinde işlem yapan müşterinin VİOP'ta açık pozisyonunu sürdürebilmesi için zorunlu olarak sürdürme teminatı tutarını bulundurması gerektiği, teminatı bu tutar altına düşen hesaplar için aracı kurum tarafından teminat tamamlama çağrısı yapıldığı, davaya konu teminat açığının oluşmasından önce 10/08/2018 tarihinde davacının tamamlama çağrısına istinaden davalının 57.650-TL'yi EFT ile ödeyerek teminat tamamlama çağrısına uyduğu, aynı şekilde bundan 3-4 gün sonra da yani 13/08/2018'de 222.794,07-TL ve 14/08/2018'de 216.249,77-TL teminat açığı oluştuğu, gönderilen ekstrelerde marjin çağrısı yapılmasına rağmen davalının bu açığı kapatmadığı, davalının kendisine tahsis edilmiş internet şifresiyle söz konusu tarihler ve sonrasında hesabına giriş yaparak söz konusu teminat açığından haberdar olduğu, davalının açık pozisyonunun davacı tarafından kapatılarak toplam 439.043,84-TL teminat açığının ...'a ödendiği ve bu miktarın 12/10/2018'e kadar 462.455,64-TL'ye ulaştığı anlaşılmaktadır. Taraflarca imzalanmış olan sözleşmenin 18. maddesine göre; müşteri sahip olduğu açık pozisyonlarına ilişkin olarak hesaplarında sürdürme teminatı bulundurmakla yükümlü olup, teminatın bu miktarın altına düşmesi halinde ise aracı kurumun çağrısı üzerine müşteri, teminatı tamamlamak zorundadır. Sözleşmenin 19. maddesine göre ise, müşterinin teminat tamamlama çağrısına uymaması halinde aracı kurum, başka bir bildirime gerek olmaksızın müşterinin pozisyonlarını ters işlemle tasfiye edebilir, bu işlem sonucunda müşteri, hesabında oluşan tüm borçları ödemekle yükümlüdür. Somut olayda, davalının teminatının sürdürme teminatı altına düşmesi üzerine teminat tamamlama çağrılarının yapılmış ve sistemden görülmüş olmasına rağmen, davalı tarafından teminat tamamlama yükümlülüğü yerine getirilmemiştir. Oluşan açık nedeniyle de davacı tarafından sözleşme hükmüne uygun olarak davacının açık pozisyonları kapatılmıştır. Dolayısıyla davacı tarafından yapılan tüm işlemler sözleşme hükümlerine uygundur. Bu nedenle oluşan teminat açığı nedeniyle, davacı tarafından davalı adına ...'a ödenen tutarın ve ulaştığı tutarın davalıdan talep edilebileceği anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olması; para borcu için davacının-alacaklının yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğu; davalı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin itiraz dilekçesini sunduğu görüldüğünden son celsede yeniden itirazda bulunmak üzere istediği sürenin davanın geldiği aşama dikkate alınarak verilmemesi; dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının sözleşmeler kapsamında gerekli bilgilendirmeleri davalıya yazılı olarak yaptığı; taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine göre davacının 12/09/2018'e kadar işlemiş faizle birlikte anapara talebinde bulunulabileceği ve alacağın likit olduğu gözetildiğinde davalı vekilinin istinaf sebepleri kabul edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, istinaf nedeni yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 31.589,66-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 7.897,40-TL harcın mahsubu ile kalan 23.692,26‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 16,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.08/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"812b49fefe94b3a2","SID":"9d0bb3ed95921860"}}