{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/1240 <br>KARAR NO\t\t: 2023/1389<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/07/2020 (Dava) - 10/06/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/386 Esas - 2021/495 Karar<br>DAVA             \t\t: İtirazın İptali<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 27/09/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27/09/2023<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/06/2021 tarih ve 2020/386 Esas - 2021/495 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... ile müvekkili bankanın ... Şubesi arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden davalı borçlu ...'a ticari (işletme) kredi kartı ve ticari krediler kullandırıldığını, dava dışı müteveffa ...'ın ise işbu Genel Kredi Sözleşmesine Kefalet Sözleşmesi ile kredi alan tarafla beraber 300.000,00-TL tutar üzerinden kefil olduğunu, sözleşmelere istinaden ...'a ticari kredi kartları (İşletme Kart) ve Kredili Mevduat Hesapları kullandırıldığı, davacı bankaca ödemelerde meydana gelen aksama nedeni ile kredi hesaplarının kat edildiğini ve kredi borçlarının ödenmesi gerektiğine ilişkin 06.09.2019 tarihli ihtarname keşide edildiğini, ihtarname tebliğine rağmen verilen süre içinde borç ödenmediği için borçlu/kefil ... hakkında takip başlatılmak istendiğiıs ancak borçlunun vefat ettiğinin tespit edildiğiıs, bunun üzerine borçlu ...'ın veraset ilamıırı İzmir 5.Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/1289 E. 2019/1257 K. sayılı ilamı ile çıkartıldığıır, tespit edilen mirasçılar hakkında İzmir 20. İcra Müdürlüğü 2019/13525 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığıır, davaIı/borçlular(mirasçılar) tarafından, kötü niyetli olarak borca itiraz edildiğini, borçlular, borçlu ...'ın mirasçısı olmakla borçtan sorumlu oldukları, sözleşmeden doğan borçların ifa edilmediğini, borçluların bu yöndeki itirazlarının haksız ve zaman kazanmaya yönelik olduğunu ileri sürerek, borçluların takibe yönelik tüm itirazlarının iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>\tCEVAP:<br>\tDavalı taraflara dava dilekçesinin tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunulmamakla taraf teşkili sağlanmış ve davalıların iş bu dava bakımından inkar çerçevesinde davayı savundukları anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"... dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde davacı bankanın .../... şubesi ile davalı ... arasında 03/12/2010 tarihli 300.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi ve ekA cari hesap sözleşmesinin imzalandığı, her ne kadar dosyaya sunulu raporda aksi belirtilmiş ise de dosyaya kazandırılan sözleşmeye göre bahse konu sözleşmeye ... ve ... ...Ltd. Şti tarafından aynı bedelle müteselsil kefil sıfatı ile imza atıldığı, iş bu sözleşme uyarınca davacı bankadan 27/08/2013 tarihinde 15.000,00 TL bedelli ticari kredi kartı çıkarıldığı, adı geçen ...' in vefatından sonra yine davacı banka ile ... arasında 10/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı ve fakat söz konusu uyuşmazlığın 03/12/2010 tarihli sözleşmeden kaynaklandığı, iş bu ticari kredi kartından dolayı borcun ödenmemesi üzerine davacı tarafından ..., ... ve ... ...ltd. Şti aleyhine borcun ödenmesi yönünden çekilen ihtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine iş bu davaya dayanak icra takibinin başlatıldığı,  her ne kadar dosyaya kazandırılan suretiyle dosyaya kazandırılan rapora itiraz edilmiş ise de raporun konunun uzmanı bilirkişi tarafından hazırlandığı, raporda yapılan değerlendirmelerin yerinde olduğu ve hesaba konu tarihlerin ve faiz oran ve değerlerinin yerinde ve isabetli olduğu anlaşılmakla raporda belirtilen görüş Mahkememizce de benimsenmiş olmakla hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılmış bu nedenle açılı davanın kısmen kabulü ile İzmir 20. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13525 Esas sayılı dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 46.008,67 TL asıl alacak, 907,57 TL faiz, 45,38 TL BSMV ve 142,30 TL masraf olmak üzere toplam 47.103,92 TL alacağın tahsili bakımından takibin devamına, fazlaya ilişkin iptal talebinin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 28,80 oranından az olmamak üzere temerrüt faizi uygulanmasına, şartları oluştuğu...\" gerekçesiyle davanın  KISMEN KABULÜ ile İzmir 20. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13525 Esas sayılı dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 46.008,67 TL asıl alacak, 907,57 TL faiz, 45,38 TL BSMV ve 142,30 TL masraf olmak üzere toplam 47.103,92 TL alacağın tahsili bakımından takibin devamına, fazlaya ilişkin iptal talebinin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 28,80 oranından az olmamak üzere temerrüt faizi uygulanmasına, İİK 67/Son gereği hüküm olunan tutarın % 20'si olarak hesaplanan 9.420,78 TL icra inkar tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar yönünden istem konusu edilen icra inkar tazminat talebinin İİK 67/3 gereği reddine, davalı tarafça talep edilen kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu,  davacı bankanın, davalılar alehine İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2019/13525 E. Sayılı dosyası ile icra takibi açtığını ve borçluların itirazı üzerine, davacı banka iş bu itirazın iptali davasını açtığını, bu davanın,  ...'ın davacı bankadan çektiği krediler üzerine sözde kefil olan mütevaffa ... mirasçılarının borçtan sorumlu olup olmadığı konusuna ilişkin olduğunu, davalılardan ...'ın 26.07.2021 tarihinde vefat ettiğini, mahkeme tarafından dosyanın bilirkişiye gönderildiğini ve bilirkişi raporunda, 03.12.2010 tarih K100235628 numaralı, 300,000 TL limitli Genel Kredi sözleşmesi ve EKA Cari Hesap Kredi Sözleşmesinin ... tarafından imzalandığını ve davaya konu Genel Kredi Sözleşmesinde müteveffa ...'ın kefalet sözleşmesinde imzası görülmediğinden söz konusu 47.103,92 TL borcun davalı, ...'a ait olduğu şeklinde tespitte bulunulduğunu, bilirkişinin bu tespitinden sonra, Mahkemenin gerekçeli kararında; her ne kadar bilirkişi raporunda kefilin kefalet sözleşmesinde imzasının olmadığı belirtilmişse de, mahkemeye kazandırılan sözleşmeye göre, davacı banka ile ... arasında 03.12.2010 tarihinde sözleşme yapıldığını,  ... tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imza atıldığını, ...'in ölümünden sonra davacı banka ile ... arasında 10.01.2014 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, söz konusu uyuşmazlığın 03.12.2010 tarihli sözleşmeden kaynaklandığını ve dolayısıyla, mirasçıların söz konusu borçtan sorumlu olduğu şeklinde gerekçe yazıldığını, mahkemenin gerekçesinin dosyaya aykırı olduğunu, banka tarafından açılan davada, dosyaya sunulan kefalet sözleşmesindeki imzalar belli olmadığı gibi sözleşme yazılarının da silik olduğunu, mahkeme tarafından dosya bilirkişiye verildiğinden bilirkişiye evrakları yerinde inceleme yetkisi de verildiğini, bilirkişi kefalet sözleşmesinde mütevaffa ...'ın imzasını görmediğini, fakat mahkeme kararında bu sözleşmede ...'ın imzasının olduğunun belirtildiğini, banka tarafından sonradan imzalı bir şekilde dosyaya yeni bir sözleşme sunduysa bu sözleşmenin tarafımıza gönderildiğini, dolayısıyla yeni sözleşmenin de mütevaffa tarafından sözde atılan imzaya itiraz ettiklerini, dosyanın öncelikle imza incelemesi için bilirkişiye gönderilmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an önce iş bu sözleşmedeki imzanın mütevaffa ...'a ait olduğunun kabul edilmesi halinde dahi, davacı Bankanın dosyaya  sunduğu İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1289 E. Sayılı dosyası sabit olduğu üzere, ... 10.12.2013 tarihinde öldüğünü, Mahkeme tarafından her ne kadar uyuşmazlığın 03.12.2010 tarihli sözleşmeden kaynaklandığını belirtmişse de, davacı bankanın yine dosyaya sunduğu Kredili Mevduat Hesap Ekstreleri ile sabit olduğu üzere, çekilen krediler 2017 ve sonrasına ait olduğunu, ...'ın 03.12.2010 tarihli sözleşmeden kaynaklı borcu olmadığını, ...'ın 10.12.2013 ölüm tarihinden sonra doğan borçlardan  sorumluluğu olmadığı gibi, ölümden sonra mirasçılar da borçlarından da sorumlu olmadığını, yerel mahkeme tarafından verilen kararın kanuna ve dosya kapsamına uygun olmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, bankacılık işlemlerine yönelik alacağın tahsil amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.<br>Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>1-) Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan; taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel teşkil etmekle def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.<br>6100 sayılı HMK’nın 114-(d) maddesi uyarınca tarafın, taraf ve dava ehliyetine sahip olması dava şartıdır. Bu şart olumlu giderilebilir dava şartıdır. Aynı kanunun 115. maddesi uyarınca süre verilerek tamamlatılması gerekir.    <br>            6100 sayılı HMK’nın 55. maddesi uyarınca taraflardan birinin ölümü halinde mirasçılar mirası kabul veya reddetmemiş ise bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir”. Bu hüküm mirasçıların mal varlığını etkileyen davalarda dikkate alınmalıdır. Zira mirasçılara intikal etmeyen, tarafın ölümü ile konusuz kalan davalarda gerek bulunmamaktadır. <br>            Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, TMK’nın 28-(I) maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburî dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir. <br>    Somut uyuşmazlıkta; 10/06/2021 tarihinde mahkemece karar verildiği, bu kararın davalılar vekili tarafından istinaf edildiği, hükümden sonra davalılardan ...'ın  26.07.2021 tarihinde vefat ettiği UYAP sisteminde bulunan nüfus kayıt örneğinden anlaşılmıştır.<br>    Ölüm halinde taraf ehliyeti ortadan kalkacağından taraf teşkili bozulmuştur. Bu durumda mirası reddetmeyen mirasçıların davaya zorunlu dava arkadaşı olarak davaya devam etmesi gerekir.<br>Anılan davalı kararın istinafından sonra vefat ettiğinden istinafa yönelik işlemlerin mirası reddetmeyen mirasçılar tarafından zorunlu dava arkadaşı olarak yapılması, başka bir deyişle tüm mirasçıların davaya devam etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, mahkemece yargılama aşaması devam ederken vefat eden davalının yasal mirasçılarının davadan haberdar edilmesi ve yukarıda belirtilen usulü işlemler yapılarak yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden hükmün resen kaldırılması gerekmiştir.<br>Kabule göre ise de,<br>2-) Davacı vekili, istinaf aşamasında vermiş olduğu 11.07.2023 tarihli dilekçesi ile, davaya konu borcun haricen tahsil edildiğini, 05.05.2023 tarihinde icra dosyasının haricen tahsil ile kapatıldığını, dolayısıyla davanın konusuz kaldığını belirterek davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmasını talep etmiştir. Mahkemece bu beyan doğrultusunda icra takip dosyası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.<br> Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalılar vekilinin istinaf itirazlarının ESASTAN KABULÜNE;  İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/386 Esas - 2021/495 Karar kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davalılar vekilinin diğer istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalılar tarafından yatırılan 59,30 TL maktu istinaf karar harcı ile 745,12 TL nispi karar harcının talep halinde ilgili davalılara iadesine,<br>5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  27/09/2023<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ed96d548482145d1","SID":"46d2472fad279047"}}