{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1870 Esas <br>KARAR NO: 2023/1658 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2023/497 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİHİ: 24/08/2023 (ara karar)<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 26/10/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,  taraflar arasında 05/05/2022 tarihli yük taşıma sözleşmesi düzenlendiğini, davacı şirketin davalı şirkete yük taşımacılığı hizmeti verdiğini, sözleşme gereğince davacı şirkete ait aracın 09/04/2022 tarihinde yükleme yeri olan İspanya'da olduğunu, taraflar arasında 11.000,00 Euro navlun bedeli  belirlendiğini ve navlun bedelinin %50'lik kısmının yükleme esnasında peşin, kalan %50'lik kısmının ise emtianın Türkiye'ye varışında ödeneceğinin taraflarca kararlaştırıldığını, davalı şirketin yükün vasıflarına ilişkin bildirmiş olduğu yük detaylarının farklı çıkması nedeniyle yapılmış olan yeni ölçümlere göre ortaya çıkan yeni duruma istinaden yeni navlun bedeli 13.500,00 Euro olarak kararlaştırıldığını, emtianın 23/05/2022 tarihinde İspanya gümrük evraklarını alarak İspanya'dan yola çıktığını, 29/05/2022 tarihinde davacı şirkete ait aracın Türkiye'ye giriş yaptığını, davacıya ait aracın davalıdan kaynaklı sebeplerle 13 gün bekletildiğini, sözleşme hükümleri gereğince ek navlun bedeli olarak 13 gün x 500 Euro olmak üzerek 6.500,00 Euro'nun davalı tarafa yansıtılacağının davalıya bildirildiğini, yük davacı araçtayken davalı şirket tarafından davacı şirkete yükün boşaltma yerinin değiştiğinin, yeni boşaltma yerinin İran olduğunun bildirildiği, 13.500,00 Euro olan önceki navlun bedeli toplamda 18.000,00 Euro olarak revize edilerek emtianın yola çıktığını, İran'da davalının bildirdiği yere vardığını fakat davalı tarafından sözleşmeden kaynaklı mali yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, bu nedenle davacı şirket aracı beklemeye aldığını, davalı tarafa fatura edilen alacak kalemlerinin ödenmesi beklendiğini, toplamda 49.035,00 Euro fatura kesildiğini, davalının faturaların hiçbirine itiraz etmediğini, davalı tarafından davacıya farklı tarihlerde toplam 20.000,00 Euro ödeme yaptığını, Kartal ... Noterliği'nin 29/07/2022 tarih  ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirkete bakiye 29.035,00 Euro borcunu 3 iş gününde ödemesi, aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği, davalının borcunu ödememesi üzerine alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafın icra takibine itiraz ettiğini, yapılan arabuluculuk görüşmesinde anlaşma sağlanamadığını, icra takibine yapılan itirazın takibi uzatmak amacıyla kötü niyetle yapıldığını, davacının vadesi gelen alacağın kavuşamadığını beyan ederek davalının taşınır ve taşınmaz malları ile diğer alacaklarına ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 24/08/2023 tarih 2023/497 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında;\"İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulması olarak tanımlanmaktadır. İhtiyati haciz kararı talep edebilmek için alacağın para alacağı olması, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş olması ya da İİK'nın 257/II. maddesindeki koşulların gerçekleşmiş bulunması gerekir. Anılan yasa maddesinin ikinci fıkrasındaki şartlar  vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunması olarak açıklanmıştır.İİK'nın 258/I. maddesinin ikinci cümlesinde \"Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebebi hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.\" şeklinde yapılan düzenleme ile alacaklının ihtiyati haciz talep edebilmesi ve ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve istenebilir olduğunun tam ve kesin olarak ispat edilmesi gerekliliği aranmamış, bu konuda mahkemeye kanaat getirecek delillerin sunulması yeterli kabul edilmiştir. İhtiyati haciz talep eden, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini  açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın  doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimali de gözetilmelidir. Bu nedenle, ihtiyati hacize karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati haciz kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati hacize karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati haczin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. Her somut olayda  ihtiyati haciz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemelidir. İhtiyati haczin şartları mevcut değilse, yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmelidir. İİK’nun  258/2 maddesi gereğince tarafları dinleme gereği duyulmaksızın evrak üzerinde karar verilmesi cihetine gidilmiştir. Dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, talebin yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Tüm  bu izah edilen sebeplerle aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir...\"gerekçesi ile, İhtiyati haciz talebinin REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemenin 24/08/2023 tarihli ara karar ile  dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, dolayısıyla talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle taleplerinin reddine karar verdiğini, yerel mahkemenin  ara kararının Yargıtay içtihatları ışığında usul ve yasaya aykırı olduğunu, İhtiyati haciz talebinin temel  amacının Anayasanın 2. maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesinin bir gereği olarak, bireylere etkin hukuki himaye sağlamak olduğunu, Nitekim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun  21.02.2014 Tarihli, 2013/1 Esas, 2014/1 Karar sayılı kanun hükmündeki kararında; \"Dava; Anayasanın 36 maddesi ile “hak arama” hürriyeti kapsamında herkese tanınmış, olan temel bir hukuki koruma ve korunma yöntemidir. Dava yönteminin yasalarla önceden belirlenmiş bir süreci vardır ve bu süreç de ayrıntılı bir incelemeyi gerektirir. Bu süreçlerin tamamlanması aşamasında, hakkın özünün zarar görmemesi için geçici hukuki korumalara hep ihtiyaç duyulmuş ve bu konudaki gereklilik gün geçtikte önem kazanmaktadır. Bazen geçici tedbir taleplerinin karşılanması, asıl yargılamanın önüne geçmektedir. Bu bağlamda gerek davadan önce gerekse dava sırasındaki geçici hukukî korumalar, kişilerin haklarının korunması bakımından ve özellikle hak arama hürriyetinin etkin olarak gerçekleşmesi bakımından hayati bir misyona sahiptir. Diğer bir ifadeyle, hukukî korunma talebini günümüzde, hak arama hürriyetinin en etkin bir “unsuru”, “enstrümanı” ya da “ayrılmaz bir parçası olarak tanımlanabilir.” şeklinde açıklama getirilerek ihtiyati haciz müessesinin önemini çok açık biçimde vurguladığını,Davacı müvekkilinin, davaya konu alacağın varlığının ispatı hususunda  yüksek  mahkemenin aramış olduğu yaklaşık ispat karinesini karşılayacak düzeyde ispata el verişli deliller sunduğunu; yaklaşık ispat şartının açık ve net bir şekilde sağlandığını; müvekkil ile davalı şirket arasında 05/05/2022 tarihli taşıma sözleşmesi uyarınca davacı müvekkilin davalı tarafa sağlamış olduğu hizmet karşılığı olan ;hizmet bedeli, masraf , demuraj, ek hizmet (fark alacağı) ve sözleşmedeki diğer hükümler uyarınca  davalı şirket ile  aralarındaki cari hesaptan kalan bakiyeden ve faturalardan kaynaklı alacağının mevcut olduğunu; davacı müvekkilinin icra takibine konu alacağın varlığına ilişkin ispata yarar delilleri; başta taşıma hizmet sözleşmesi,taraflar arası resmi mail yazışmaları, faturalar, mal teslim belgesi,ihtarname ve davalı tarafın borcu ikrar mahiyetinde mail cevapları olduğunu; bu delil durumuna rağmen davalı tarafın borcunu yerine getirmekten kaçındığı  gözetildiğinde  dava sonucu yükümlü olacakları ödemelerin tahsilini imkansız kılmak amacıyla birçok farklı yola başvurabileceklerinin de aşikar olduğunu; sırf bu sebeple dahi ihtiyati haciz  taleplerinin kabulü gerekli olup davacı müvekkilinin alacağını hukuka ve hakkaniyete uygun bir şekilde tahsil edebilmesi  açısından ihtiyati haciz talebinin kabulü gerektiğini ( Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2013/18723 Esas,  2014/1804 Karar Sayılı;  2014/758 Esas ,  2014/2683 Karar Sayılı Kararları) Yukarıda paylaşılan yüksek yargı kararlarında da görüldüğü üzere ihtiyati haczin, HMK’da “Geçici Hukuki Korumalar” üst başlığı altında taraflar arasındaki ihtilafın çözümüne katkı sağlayan ve asıl yargılamada verilen hükmün gerçekleştirilmesini temin eden ve hakların korunması bağlamında aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin ayrılmaz bir parçası olarak hak arama hürriyeti kapsamında değerlendirilebilecek bir usul hukuku müessesesi olduğunu; davacı müvekkili yararına, yargılamanın sonunda verilecek hükmün gerçekleşmesini temin eder mahiyette ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken iş bu talebin reddedilmesinin hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu,  Yerel mahkemenin, yukarıda alıntısı yapılan ihtiyati haciz talepli dava dilekçesindeki tüm açıklamaların, yüksek yargı kararları ve sunulan delillere rağmen, taleplerinin reddetmesinin kabul edilemez olduğunu; koşulları oluşan ihtiyati haciz  taleplerinin teminat karşılığında kabul edilmesinin  yasaya ve hakkaniyete uygun olacağı kanaatinde olduklarını; ticari hayatın zindeliği ve hak arama hürriyetinin etkin olarak kullanılabilmesi adına  mahkemenin kararın kaldırılması gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda izah edilen ve  resen tespit edilecek hususlar ışığında, istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının müvekkili lehine kaldırılmasına ve ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; taşıma sözleşmesinden doğan ve faturaya bağlanmış navlun ve navlun farkı alacaklarından bakiye kısmın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemli davada ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, mahkemece istemin reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.  İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca;  rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 258 maddesi uyarınca;  ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. Somut olayda; davacının, davalı ile arasındaki uluslararası yük taşıması sırasında, davalıdan kaynaklanan nedenlerle ortaya çıkan beklemeler üzerine tanzim ettiğini iddia ettiği navlun farklı faturalarından doğan muaccel ve rehinle temin edilmemiş alacağının varlığı ve miktarı hususunda, mevcut delil durumuna göre bu aşamada yaklaşık ispat koşulu oluşmamış olup, mahkemece talebin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85. TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dava dosyası dairemize UYAP sistemi üzerinden elektronik dosya olarak gönderildiğinden, ilk derece mahkemesine UYAP sistemi üzerinden iade edilmesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/10/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"01357349e298afb1","SID":"4743485a0b637288"}}