{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1233 <br>KARAR NO\t: 2023/1288<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/297 E.  -  2021/168 K.<br><br>DAVACILAR\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, Ticaret Unvanına Tecavüzün \t\t Önlenmesi, Unvan Terkini, Şirketi Temsil Yetkisinin \t\t\t  Kısıtlanması, Maddi ve Manevi Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23/03/2021 tarih ve 2017/297 Esas - 2021/168 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacılar vekili, müvekkillerinden ... .... Şti.'nin 1996 yılında müvekkili ... ile davalı ... tarafından kurulduğunu, müvekkili Şirketin, fren cırcırı ve fren ekipmanları üretimi yaptığını, şirketin kurucu ortakları olan müvekkili ... ve davalı ...'in müvekkili şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduklarını, kurucu ortaklardan davalı ...'in, müvekkili şirketten ve diğer kurucu ortak müvekkili ...'den bağımsız olarak davalı ... .... Şti.'yi kurduğunu, müvekkili ... .... Şti.'nin  yıllardır bulunduğu sektörde kendini kanıtladığını, yüksek kârlılığa ve müşteri potansiyeline sahip olduğunu, davalı Şirketin müvekkilinin bu tanınırlık ve saygınlığından istifade etmek istediğini, davalı Şirketin aynı unvan ile kurulduktan sonra 01.01.2017 tarihinden itibaren müvekkili ile aynı iştigal sahasında faaliyet göstermeye başladığını, davalı taraf aleyhine yaptırılan delil tespiti dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile davalıların haksız rekabette bulunduklarının belirlendiğini, bu raporda, davalı Şirket fabrikasında, müvekkili Şirketin ürettiği fren cırcırı ve fren ekipmanlarını üretmek için gerekli malzeme parkurunun bulunduğunun açıklandığını, söz konusu ekipmanların iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, davalılardan ...'in, müvekkili Şirketin yöneticisi olması nedeniyle TTK'nın 626. maddesinde düzenlenen rekabet yasağına tabi bulunduğunu, buna rağmen davalı ...'in anılan hükme uymadığını, davalı ...'in, müvekkili Şirkette üretilen ham madde için gerekli döküm kalıplarını, piyasa değerinin çok altında bir bedelle davalı Şirkete devrettiğini, davalı Şirketin üretip satamadığı ürünleri müvekkili Şirkete faturalandırdığını, davalı ...'in, müvekkili şirketteki temsil ve yönetim yetkisine dayanarak devamlı şekilde teknoloji transferi yaptığını, aynı şekilde davacı şirkete ait makineleri de cüzi bir bedelle davalı şirkete sattığını, müvekkili Şirketin iştigal konusunda üretim yapılmasının, üretilen ticari emtianın müvekkili Şirkete ait unvanla satışa sunulmasının açık bir şekilde haksız rekabet teşkil ettiğini, müşteri çevresinde ve ticari hayatta iltibasa neden olduğunu, müvekkili Şirketin ürettiği ürünleri zamlı olarak piyasaya arz edemediğini, kârlılık oranını arttıramadığını, bunun tek sebebinin davalı Şirketin müvekkili Şirket ile aynı ürünleri üretmesi olduğunu, davalı ...'in hem müvekkili şirketin yetkilisi ve ortağı hem de davalı şirketin kurucusu ve yetkilisi olması, davalı Şirketin müvekkili Şirket ile aynı ürünleri satması nedeniyle taraf şirketlere gönderilen maillerin karıştığını, para transferlerinin yanlış yapıldığını, tüm bu eylemlerin müvekkili Şirketin zararına ve mahvına sebebiyet verici sonuçlar doğurduğunu, söz konusu haksız rekabetin müvekkilleri tarafından 2017 yılının başında tespit edildiğini, davalı Şirketin ticari alandaki faaliyetlerinin halen devam ettiğini ileri sürerek, müvekkili Şirket ile aynı unvan ve iştigal konusunda faaliyet gösteren davalı Şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespiti ile söz konusu haksız rekabetin men'ine, ticaret unvanına vaki tecavüzün önlenmesiyle davalı Şirketin unvanındaki \"...\" ibaresinin terkinine, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasına, 50.000,00 TL manevi, 1.000,00 TL maddi tazminatın haksız rekabetin başlangıcı olan 01.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına, dava sonucu verilecek hükmün ilanına, TTK'nın 629. maddesi yollamasıyla 371. ve 630. maddeleri gereğince muhik sebepler nedeniyle davalı ...'in, müvekkili Şirketteki temsil ve ilzam yetkilerinin kısıtlanmasına, ...'in temsil yetkisinin müvekkili ... ile birlikte kullanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, maddi tazminat talebini ıslah etmiştir. <br>\tDavalılar vekili, işbu davanın konusu dikkate alındığında, iki esaslı talebin temelinde haksız rekabet ve ticaret unvanını terkininin yer aldığını, her iki talep bakımından da davacı ...'in aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkil ...'in hiçbir şekilde Türk Ticaret Kanunu’nun 613. ve 626. maddelerine aykırı bir eylem ve/veya işlem içerisinde olmadığını, zira müvekkili ...'in, ... ... Şirketi’nin ortağı ve/veya yöneticisi konumunda bulunmadığını, müvekkil ...’in, davacı ... Makina Şirketi’ndeki hammadde, teknoloji ve iş gücünü ... ... Şirketi’ne aktardığı yönündeki iddianın da asılsız olduğunu, müvekkili ... ... Şirketi’nin fren cırcırı ve ekipmanı üretimi yaptığını, bu durumun haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, 6102 sayılı TTK'nın 55. maddesinde haksız rekabet hallerinin sayıldığını, üzerinde hiçbir şekilde patent/faydalı model şeklinde sınai mülkiyet hakkı söz konusu olmayan ürünlerin, sektördeki başka bir şirket tarafından üretilmesinin ve piyasaya sunulmasının haksız rekabet oluşturmayacağını, müvekkili Şirketin, \"...\" ibaresini sadece ticaret unvanında kullandığını, satışa sunduğu ürünlerinde, tanıtımlarında, iş evrakında kendi adına tescilli \"...\" ibareli markasını kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı ... ile davalı ...'in, davacı ... ... Şirketinde %50 oranında hissedar oldukları ve her ikisinin 20 yıl süre ile davacı Şirketi münferiden temsile yetkili kılındıkları, davacı şirketin, 15/09/2020 tarih ve 2020/171 E., 2020/620 K. sayılı kararla feshine karar verilmiş ise de bu kararın henüz kesinleşmediği, dolayısıyla davacı Şirketin tüzel kişiliği haiz bulunduğu, davalı ...'in, diğer davalı Şirketin kurucusu ve yöneticisi iken 13/03/2017 tarihinde hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, şirketin müdürlüğünden azledildiği, davacılardan ...'in, her iki davalıya karşı haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti ile haksız rekabetin meni, haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhası, dava sonucu verilecek hükmün ilanı yönündeki talepleri yönünden aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı, anılan davacının,  diğer davacı şirkette ortak ve müdür olmasının da böyle bir davayı kendi adına açması için yeterli bulunmadığı, bu nedenle davacı ...'in aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davacılardan ... yönünden yapılan değerlendirmede ise davacı ... ve davalı ...'in şirketin feshi davası sırasında 21/10/2017 tarihli protokol yaparak fiilen şirket malvarlığını paylaştıkları, davalı Şirketin de fren cırcırı ve dorse (yarı römork) ön sabitleme kroki ayaklarının üretimini yaptığı, ... .... Şti.'nin taraflar arasında fiilen bölüşüldüğü, ... .... Şti. ticaret unvanıyla ... .... Şti.'nin ticaret unvanının, Ticaret Kanununun öngördüğü biçimde farklılaştığından, taraf ticaret unvanları arasında iltibas oluşmayacağı, davalının fren cırcırı üzerinde kullandığı \"... ...\" ibaresinin kullanımının markasal kullanım niteliğinde bulunduğu ve ticaret unvanı gibi anlaşılmayacağı, bu nedenle davacı Şirketin ticaret unvanına karşı bir iltibas oluşturmayacağı, davalı ...'in, diğer davalı Şirketin kurucusu ve yöneticisi iken 13/03/2017 tarihinde ortaklıktan ayrıldığı, şirketin müdürlüğünden azledildiği, anılan davalının aynı zamanda davacı Şirketin de müdürü olduğu ancak taraflar arasında davacı şirketin feshine ilişkin davanın devam ettiği ve davalı Şirketteki hissesinin ve yöneticiliğinin sona erdiği hususları dikkate alındığında bu davalı yönünden TTK'nun 613. ve 626. maddelerinde düzenlenen özen ve bağlılık yükümlülüğü ile rekabet yasağına aykırılıktan bahsedilemeyeceği, davalı Şirketin \"... ...\" ve \"... ...\" ibareli markaların tescilli sahibi olduğu, davacı şirketin \"...  ...\" ibareli tescilli markasının 25/11/2016 tarihinde dava dışı Şirkete devredildiği, dava tarihi itibariyle halen bu şirket adına tescilli bulunduğu, davalı Şirket tarafından ürünlerinde kullanılan \"... ...\" ibaresinin, davacı şirketin kullandığı \"... ...\" markası ile iltibas oluştursa bile davacı Şirketin bu marka üzerinde dava tarihi itibariyle tasarruf yetkisinin bulunmadığı, dolayısıyla bu durumun davalı Şirketin haksız rekabet içerisinde bulunduğunu göstermeyeceği, davalının eylemlerinin TTK'nun 52. maddesi kapsamında davacı Şirketin ticaret unvanına tecavüz olarak değerlendirilemeyeceği, davacı tarafın, ticaret unvanına vaki tecavüzün varlığını ispat edemediği, davacıların, davalı ...'in temsil yetkisinin kısıtlanmasını ve davacı ... ile birlikte kullanılmasını talep ettikleri, mahkemenin 09/03/2021 tarih ve 2019/284 E., 2021/132 K. sayılı kararında, şirket müdürünün azli davasının kabulü ile ... ....Şti.deki davalı ...'in yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılarak şirket müdürlüğünden azline karar verildiği, dolayısıyla davacıların bu taleplerinin konusunun kalmadığı gerekçesiyle davacılardan ...'in haksız rekabet ve unvan terkinine yönelik taleplerinin aktif husumet yokluğundan reddine, davacılardan ...'nin her iki davalıya ilişkin haksız rekabet eden eylemlerin tespiti ile haksız rekabetin men'ine, haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasına, dava sonucu verilecek hükmün ilanına, maddi ve   manevi tazminat ödenmesine yönelik taleplerinin her iki davalı yönünden reddine, davacılardan ...'nin davalılardan ... ... ... Şirketi'ne ilişkin ticaret unvanına vaki tecavüzün önlenmesi ve davalı unvanında bulunan ... ibaresinin terkinine yönelik talebinin reddine, her iki davacının davalılardan ...'e ilişkin davacı şirketteki temsil ve ilzam yetkisinin kısıtlanmasına ve davalının davacı şirketteki temsil yetkisinin davacı ... ile birlikte kullanılmasına yönelik talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.          <br>  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili, müvekkil şirketten cüzi bir bedelle davalı şirkete satılan makineler ve diğer satışlar da göz önüne alındığında, müvekkil şirketin iştigal konusunda üretim yapılmasının, üretilen ticari emtianın müvekkil şirkete ait unvanla satışa sunulmasının açık bir şekilde haksız rekabet teşkil ettiğini, mahkemece “... ...” ibareli markanın başka bir şirkete ait olduğu ve müvekkilinin bu marka üzerinde tasarruf yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle haksız rekabete ilişkin taleplerinin reddedildiğini, oysa söz konusu markanın başka bir şirket adına tescilli olmadığını, bu husustaki marka devir sözleşmesinin iptal edildiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin marka üzerinde tasarruf hakkının bulunduğunu, taraf unvanlarının farklı olduğu yönündeki tespitin de yerinde olmadığını, davalıların haksız eylemleri neticesinde karışıklıkların yaşandığına ilişkin bilgisi ve görgüsü olan tanıklarının, süresi içerisinde mahkemeye bildirilmesine rağmen dinlenilmediğini, bu şekilde savunma haklarının kısıtlandığını, maddi tazminat nedeniyle talep edilebilecek maddi tazminatın da hatalı hesaplandığını, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin hatalı olduğunu, ret sebebi aynı olmasına karşın ayrı ayrı vekâlet ücretlerine hükmedildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.     \t<br>\tDavalı ... vekili, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 630. maddesi çerçevesinde yöneticinin yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını, Şirketin kendisinin değil, ortak sıfatını haiz kişinin isteyebileceği, dolayısıyla davacı ... .... Tic. Ltd. Şti.’nin söz konusu davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, mahkeme kararında davanın salt bu sebeple dahi ... .... Tic. Ltd. Şti. bakımından usulden reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacıların, müvekkilinin yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına yönelik taleplerinin işbu davada gözetilmeyerek, bir diğer deyişle derdestlik durumu göz ardı edilerek yerel mahkemenin 2019/284 E. sayılı dava dosyasında, haksız ve mesnetsiz bir şekilde müvekkili aleyhine karar verildiğini, eldeki davanın bu nedenle usulden, olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı taraf yararına hükmedilen vekalet ücretinin yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının aleyhe olan kısmının kaldırılmasını istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, haksız rekabetin tespiti, meni, ticaret unvanına tecavüzün önlenmesi, unvan terkini, şirketi temsil yetkisinin kısıtlanması, maddi ve manevi tazminat<br> istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacıların diğer taleplerinin yanında TTK'nın 629. maddesi yollamasıyla, 371. ve 630. maddeleri gereğince davalı ...'in, davacı Şirketteki temsil ve ilzam yetkilerinin kısıtlanması, davalı ...'in temsil yetkisinin davacı ... ile birlikte kullanması da talep edilmiş, ilk derece mahkemesince de, 09/03/2021 tarih, 2019/284 E., 2021/132 K. sayılı mahkeme kararıyla, davalı ...'in yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılarak şirket müdürlüğünden azline karar verildiği, dolayısıyla davacıların bu taleplerinin konusuz kaldığı gerekçesiyle bu talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalı ... vekili tarafından bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Ancak, her ne kadar mahkemece, bir başka davada davalı ...'in davacı Şirket müdürlüğünden azledilmesi nedeniyle anılan davalının, davacı Şirketteki temsil ve ilzam yetkisinin kısıtlanmasına yönelik talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.03.2021 tarih, 2019/284 E., 2021/132 K. sayılı şirket müdürlüğünden azil kararı henüz kesinleşmediğinden, kesinleşmeyen söz konusu karar nedeniyle eldeki davadaki temsil yetkisinin kısıtlanmasına ilişkin talebin konusuz kaldığı söylenemeyecektir. Bu durumda ilk derece mahkemesince,  davalı ...'in şirket müdürlüğünden azline ilişkin kararın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Zira eldeki dava, yukarıda belirtilen davadan önceki tarihli olduğundan, bu davada derdestlik dava şartından bahsedilemeyeceğinden, şirket müdürlüğünden azil davasında verilecek karara göre işbu davadaki temsil yetkisinin kısıtlanması talebinin değerledirilmesi gerekebilecektir. Sonucunun beklenilmesi gereken şirket müdürlüğünden azil dosyası, ayrıca işbu dava yönünden esasa etkili bir delil niteliğindedir. Bu nedenlerle, Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.03.2021 tarih, 2019/284 E., 2021/132 K. sayılı dava dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğinden, davalı ... vekilinin istinaf itirazının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.    <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/03/2021 gün ve 2017/297 Esas - 2021/168 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacılar ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 59,30 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde ayrı ayrı davacılar ve davalı ...'e iadesine,<br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile  19/10/2023 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/10/2023 <br>\t\t\t<br> Başkan<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br> Katip<br>...<br> <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a43658497865c2cd","SID":"1e8fa951f01014fd"}}