{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/201 Esas<br>KARAR NO: 2023/1570<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/10/2021<br>NUMARASI: 2021/319 Esas -  2021/972 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 01/11/2023<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2000 yılı başlarında davalı firmanın Rusya’daki firmalarla olan bu ilişkisine aracılık yaptığını, davalı firmanın da bu ilişki nedeniyle muhtemel riskleri için o tarihte tanzim tarihi ve vadesi yazılı olmayan ve bedel kısmı boş olarak 1 adet 40.000-USD’lık ve 1 adet 30.000-USD’lık boş senedi güvence olmak üzere davacıdan aldığını, bu ticari ilişkinin davacının kendisi ve şirketi ... Şti. devrede olmak üzere yaklaşık 3-4 yıl devam ettiğini, ancak daha sonra davalı firma yetkililerini davacıyı devre dışı bıraktıklarını, bu şekilde ticari ilişki bitince de 1 adet 30.000-USD’lik boş senedi davacıya iade eden davalı şirket yetkililerinin diğer senetlerin bulunamadığını sonra iade ederiz diyerek oyalandığını ve zamanla unutturduklarını, aradan 14-15 yıldan daha uzun bir zaman geçtikten sonra davacı müvekkil hakkında İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyasından takip yapıldığı bilgisine ulaşıldığını ve takip dosyası incelendiğinde 1 adet 30.000-USD ve 1 adet de 40.000-USD’lik senede “06.02.2017” olarak tanzim tarihi yazıp 40.000-USD’lık olana 10.04.2017 vade tarihini, 30.000-USD’lık olana da 24.04.2017 vade tarihini koyup bedeli kısmına nakden ilavesi yapılarak senetlerin icra takibine konu yapıldığının görüldüğünü, alacaklı olan ...’ın davalı şirketin 2008, 2009 ve son olarak 2010 yılların da 3 yıllığına şirketin denetçiliğini yapmış bir kişi olup ayrıca şirketin yönetim kurulu başkanı ...’ın da yeğeni olduğunu, bu durumun ...’ın şirket yetkililerinin denetiminde ve birlikte hareket ettiğini gösterdiğini, pasaport kayıtlarına göre 06.02.2017 tarihinde müvekkilin Rusya’da olduğunun belli olduğunu, o tarihte Türkiye de olmayan birisinin senet düzenleyip Türkiye’de ki bir şirkete vermesi ve karşılığında 70.000-USD nakit para aldığının düşünülemeyeceğini, bu nedenle senetlerin bu tarihte tanzim edilmediğini ve belirtilen ilavelerin sonradan konulduğunu, senet metninde ve takip dosyasında borçlu gözüken “... Şti.” unvanlı şirketin müvekkil tarafından Kadıköy ... Noterliği’nin 14.06.2012 tarih ve ... yev. nolu Fesihnamesi ile 7 yıl önce feshedildiğini, buna göre 2012 yılında feshettiği bir şirket için müvekkilin 2017 yılında senet tanzim edip vermesinin de düşünülemeyeceğini, 2000 yılı başlarında teslim aldığı takip konusu olan bu senetler nedeniyle davalı alacağının zaman aşımına uğradığını, davacının  borçlu olmadığının tespitine, ödenmek zorunda kalınan 520.363,56 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıda tahsiline, masraf ve ücreti vekaletinde davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; istirdadı talep edilen paranın müvekkil nezdinde olmadığını, dosyanın alacaklısının ... olup davacının istirdat talebini bu kişiye yöneltmesinin gerektiğini, davalı şirketin davacıyı sözde oyalayarak zamanla vermiş olduğu senetleri unutturmuş olduğu iddiasının basiretli tacir davacının dayanamayacağı bir argüman olduğunu, kambiyo senetleri nazarında borcun sebebi senet olduğu için davacının ithamlarını yine yazılı bir delile dayanarak ispatlaması gerektiğini,  ancak somut dilekçe muhteviyatında bu bağlamda sunulan herhangi bir delil bulunmadığını, davacının pasaport kayıtlarına göre senetlerin tanzim tarihinde yurt dışında olduğuna yönelik beyanının kendisince tanzim edilen senetlerin geçerliliğine ilişkin nasıl bir geçersizlik sebebi yaratacağının tarafça anlaşılamadığını, zira bir senedin geçerli olabilmesi için tanzim eden tarafından Türkiye’de tanzim edilmesinin gerekmediğini, TBK madde 146 uyarınca genel zamanaşımı süresinin 10 yıl olup, bono zamanaşımı ise 3 yıl olup davacının zamanaşımı definin yazılı deliller ispata muhtaç olduğunu, davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle reddine, aksi halde davanın esasına girilerek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/10/2021 tarih ve 2021/319 Esas - 2021/972 Karar sayılı kararıyla; \"...İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılan menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak, takip alacaklısı olan davalıya aittir. Menfi tespitin konusu kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti olması halinde ise  ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya aittir. Davacı kural olarak HMK 201. maddesi uyarınca senetlere karşı ileri sürdüğü iddiaları yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Davacı taraf, senedin tanzim tarihinin sonradan doldurulduğu iddiasını yazılı delille ispat edemediği, davalı alacaklının senet tanzim tarihinde Rusya'da olmasının ve senet üzerinde damga pulu olmasının ispat açısından yeterli olmadığı takdir ve sonucuna varılarak, davacının ispatlanamayan menfi tespit talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafın haciz baskısı nedeniyle ödemiş olduğu bedelin istirdadı talebine ilişkin yapılan değerlendirmede; davalının icra takibinde alacaklı sıfatının bulunmadığı ve parayı dava dışı üçüncü kişinin tahsil etmesi nedeniyle istirdat talebinin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Bir an için davalının pasif husumet ehliyetinin bulunduğu kabul edilse dahi, menfi tespit talebine ilişkin açıklama ve ispat külfeti bu talep için de geçerli olduğundan ispat külfeti yerine getirilmediğinden de istirdat talebinin reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; \"Davacının pasaport giriş-çıkış kayıtlarına göre 06.02.2017 tarihinde Rusya'da olduğundan senetlerin  06.02.2017 tarihinde tanzim edilmediğini, Dosyadaki 17.07.2020 tarihli bilirkişi raporu gözönüne alındığında, davalının TTK'nun 64. maddesi gereği tüm alacak-borç ilişkilerini açıkça defterlerinde göstermek zorunda olduğu halde 2017 yılı defterlerinde böyle bir kayıt olmadığı için 06.02.2017 tarihinde böyle bir nakit ödemenin de yapılmadığını, Senetlerde borçlu gözüken ... Şti.'nin 2012 yılında feshedildiği ve bu durumun Ticaret Sicilinde tescil ve ilan edildiğini,  buna göre de 2012'de kapanan ve 06.02.2017 tarihinde olmayan bir şirket için senet düzenlenip verilmeyeceğini, İcra dosyasında mevcut 25.04.2019 tarihli zabıtta borçluların senette yazılı adresten 10-15 yıl önce ayrıldığının beyan edildiğini, bu nedenle de senetlerin 06.02.2017 tarihinde düzenlenip verilemeyeceğini, 07 Ağustos 2003 tarihinden itibaren bonolarda artık damga pulu yapıştırılmayacağına ilişkin yasal düzenleme nedeniyle,  2003 yılında yapıştırma mecburiyeti kalkan damga pulunun  06.02.2017 tarihinde bir senet üzerine yapıştırılarak senet düzenlenemeyeceğini, Senetlerin 2003 yılı öncesi düzenlendiği tartışmasız olup buna göre de “tanzim tarihinin” ve “nakden” ibaresinin sonradan atılarak icraya konulduğunun açık olduğunu, bu durumda  ispat külfetinin de yer değiştireceğini ve artık dava konusu senetler nedeniyle alacaklı olduğunu davalının ispat yükü altına gireceğini, Gerektiğinde ayrıca senet asılları üzerinde sonradan atılan tarihler, yapılan ilaveler ve değişiklikler, sahtecilik yönünden  ve senedin basılı olan kağıdın ve üzerine yapıştırılan damga pulunun da incelenerek senedin gerçekte tanzim edildiği yılın tespiti için bilirkişi incelemesi ile tespitinin zorunlu olduğunu, Esasen dava dilekçemizde dosyaya sunulan ve bir fotokopisi ayrıca ekte sunulan boş senet fotokopisinden de görüldüğü gibi dava konusu 30.000-USD ve 40.000-USD'lik senetlerde 2000 yılı başlarında bu şekilde yani “tanzim tarihi” ve “nakden” ibaresi olmadan boş olarak davalı şirkete teslim edildiğini, Öte yandan davalı tarafın 2000-2009 arası defterlerini ibraz etmemiş olup bu durum HMK. md. 222/5 anlamında iddialarımızın kabulü anlamına geleceğini, buna göre dava dilekçemizde olan; Senetlerin 2000 yılında boş olarak verildiği, teslim alındığı tarihten itibaren geçen 10 yıllık süre içinde tahsile verilmemesi ve/veya takibe konulmaması nedeniyle kabul anlamına gelmemek üzere varsa senetlere dayalı davalı alacağının öncelikle zamanaşımına uğradığı...”nın kabulünün gerektiğini.\" beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit - istirdat davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından,  \"...davacı, senedin tanzim tarihinin sonradan doldurulduğu iddiasını yazılı delille ispat edemediğinden, davacının ispatlanamayan menfi tespit talebinin reddine; davalının icra takibinde alacaklı sıfatının bulunmadığı ve parayı dava dışı üçüncü kişinin tahsil etmesi nedeniyle istirdat talebinin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine.\" karar verilmiştir.Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacının davaya ve takibe konu bonoların keşideci borçlusu olduğu, bonolardaki imzaların davacının kabulünde olduğu ve bonoların davalıya 2000'li yılların başında aralarındaki ticari ilişki kapsamında tanzim ve vade tarihi boş olarak teminat olarak verildiğinin ve ticari ilişkinin bitmesi sonrası teminatın konusuz kalmış olması nedeniyle bonoların birinin iade edildiğinin ancak diğerinin davalının oyalaması ile iade edilmediğinin iddia edildiği; buna göre davacının teminat ve bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ve buna bağlı olarak bonoların zamanaşımına uğradığı sebeplerine dayalı olarak menfi tespit ve istirdat isteminde bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı ise, davaya konu icra takibinde alacaklı olmadığından ve tahsilatı da kendileri yapmadığından husumet itirazında da bulunarak, davanın reddini istemiştir. Takibe konu bonoların \"Nakden\" kaydını içerdiği ve davalı tarafından dosyaya sunulan cevap ve delillerle senedin ihdas nedeninin talil edilmediği, ispat yükünün davacı tarafta olduğu görülmüştür. Davacının bonolara konu borcun ödendiğini veya bononun teminat niteliğinde olduğunu kesin delillerle ispat etmesi gerektiğinden, dosyada bu yönde delil bulunmadığından davacının teminat iddiası yerinde değildir. 6102 Sayılı TTK’nın 680. maddesi gereğince açık senet imzalamak hukuken mümkündür. Davacının bonolardaki imzasını ikrar etmiş olması karşısında, imzalı boş senedin sonradan doldurulduğunu ancak yazılı delille ispat edebilir. Davacının tanzim tarihinde yurt dışında olduğu, bonolarda damga pulu bulunduğu ve benzeri iddialarının bonolardaki boşlukların anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ispata yeterli değildir. Bu nedenle davacının tanzim tarihinin 2003 yılı ve öncesi olduğu ve bu nedenle bononun zamanaşımına uğradığı iddiasının kabul edilmemesi isabetlidir. Kaldı ki, bonolarda zamanaşımı tanzim tarihine göre değil, vade tarihine göre belirlenmekte ve bonolardaki vade tarihinin daha önceye ait olduğu hususu da iddia ve ispat edilmiş değildir. Davaya konu icra dosyasının alacaklısının dava dışı ... olup, davacı tarafından icra dosyası kapsamında bu kişiye ödeme yapılmış olması karşısında; istirdat isteminin borçlunun ödemeyi gerçekleştirdiği takip alacaklısına karşı ileri sürülmesi gerekirken, takipte alacaklı olmayan davalı aleyhine açılan istirdat davasının husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi de isabetli olmakla, davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 269,85-TL harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8f4e57ee454128f5","SID":"e99a9f2cf2bb1a8c"}}