{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ARA KARAR TARİHİ: 31/07/2023<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 02/11/2023<br><br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili,  müvekkili şirketin, .... Araçlar San. ve Tic. Ltd. Şti. ünvanıyla Denizli'de araç ve taşınmaz alım satım alanında faaliyet gösterdiğini, davalı .... Yatırım San. ve Tic. Ltd. Şti. ise Muğla ili, .... ilçesi, .... Mevkii .... parselde .... isimli şahıs adına kayıtlı taşınmaz üzerinde Ankara 65. Noterliğinin 10.10.2019 tarihli ve .... yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca 8 adet villa yapmış ve müvekkili şirkete pazarladığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin, davalı yanca kat karşılığı olarak inşa edilen bağımsız bölümlerden bir adedinin müvekkil firmaya satışından ibaret olduğunu, müvekkilinin taşınmazı satıp kar etme düşüncesiyle ticari amaçla satın almak istediğini, müvekkil şirketin iştigal ettiği alanların arasında taşınmaz alım satım işi de bulunmadığını, buna göre dava konusu hukuki uyuşmazlık ticari bir uyuşmazlık olduğunu, davalı ...Yatırım San. ve Tic. Ltd. Şti. Firmasının yetkilisi ... ın abisi .... , müvekkil şirketin yetkilisi ... in liseden arkadaşı olup; taraflar arasında bir güven ilişkisi bulunduğunu, Davalı şirket yetkilisi ... ın abisi .... 2021 yılının Temmuz-Ağustos aylarında müvekkili şirket yetkilisi ... in yanına gelerek davalı .... İnşaat ile mal sahipleri arasında Ankara 65. Noterliğinin 10.10.2019 tarihli ve .... yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını ve sözleşmeye istinaden davalı firmaca Muğla ili, ... ilçesi, .... mevkii .... parselde kayıtlı taşınmazın 500 metrekare arsa içerisinde havuzlu akıllı sistemli kat karşılığı yapılan 8 adet villa yapımına başlandığını söyleyerek villalardan birini müvekkile satabileceğini, maddi olarak zor durumda olduğunu, bu villayı satması halinde gelen parayı inşaatın bitirilmesinde kullanacağını beyan ettiğini, Davalı yanın inşaatı tamamlamak için maddi sıkıntıya düşmesi sebebiyle taşınmazlardan birini müvekkile satmak için ısrar ettiğini, taraflar arasındaki yazışmalarla da kanıtlanacağı üzere müvekkile ''Tanesinin maliyeti 3.500.000 TL, bitince hemen satayım dersen 7.000.000 TL’ye satarsın. Biz inşaatları tam olarak bitiremedik, o yüzden maliyetine bir tanesini sana satalım ama rakamlardan kimsenin haberi olmasın.” şeklindeki beyanlarıyla müvekkile taşınmazı satmak istediğini, müvekkilinin ise bu teklifi davalı firma sahibi ... in yakın arkadaşı olması ve villanın piyasa şartlarına göre nispeten uygun olması sebebiyle makul gördüğünü, ancak villayı gördükten sonra karar vereceğini kendilerine söylediğini, bunun üzerine .... 7 Ağustos 2021 tarihinde villanın projesini müvekkile atmış, devamındaki mesajlarda da \"Akıllı ev otomasyon sistemi, VRF, yerden ısıtma, otopark, deniz sınırında projemiz\" şeklindeki mesajlarla evin bilgilerini ve konumunu müvekkile atmıştır. Müvekkil şirket yetkilisi .... villaları görmek için ...a gittiğinde villanın denize sıfır olduğunu, inşasının devam ettiğini, henüz bitirilmediğini  gördüğünü, ancak villanın konumunu ve projesini beğenerek satın almaya karar verdiğini, hatta müvekkili villayı görmeye gittiğinde yanında bulunan eski çalışan ... te olaya şahit oldğunu, müvekkil firma yetkililerinin taşınmazı görüp beğenmesi üzerine davalı firma yetkilisi .... ve .... müvekkili şirkete geldiğini, şirketin yetkilisi .... ile görüşmüşler ve Muğla ili, .... ilçesi, .... mevkii .... parselde kayıtlı 8 adet villadan .... nolu villanın alım satımı konusunda davalı ile müvekkil arasında sözlü olarak 3.500.000,00 TL’ye anlaştıklarını, Davalı firmanın sahibi ... ın abisi ... ın müvekkil şirket yetkilisi .... ile yakın arkadaşı olması, uzun zamana dayanan tanışıklığı ve komşuluk ilişkisi sebebiyle davalı şirket yetkilisi .... ve ...a güvenmişler ve herhangi bir yazılı sözleşme yapılmamış sadece sözlü olarak anlaşıldığını, müvekkilinin sözleşme yapalım diye söylemesi üzerine sözleşme örneği ... tarafından müvekkile Whatsapp yolu ile atılmış, ancak söz konusu sözleşme imzalanmadığını, taraflar bahsi geçen taşınmazın satışı için 3.500.000,00 TL'ye anlaştıklarını ve aralarında yapılan sözlü anlaşmaya göre ödeme planı belirlendiğini,  Belirlenen ödeme planına göre; 10.09.2021 tarihinde 53.000,00 TL müvekkili şirketin ortağı ve yetkilisi .... ’in tarafından davalı .... Yatırım San. Ve Tic.Ltd.Şti.’ne ''Avans Bedeli'' açıklaması ile gönderildiğini, Söz konusu ödeme dava konusu villa için şirket adına yapıldığını, müvekkili şirketin ödeme planına uygun olarak davalı yanın banka hesabına 11.10.2021 tarihinde 300.000,00 TL, 14.10.2021 tarihinde 100.000,00 TL ödemeyi ''Muğla .... .... .... ada .... parselden bağımsız bölüm taşınmaz alım bedeli'' açıklaması ile gönderdiklerini ve böylece davalının hesabına toplam 453.000,00 TL ödeme yapıldığını, Bahsi geçen taşınmaz müvekkil tarafından 3.500.000,00 TL'ye almasına rağmen davalının \"Biz burayı bahsettiğimiz gibi kat karşılığı yapıyoruz, ne kadar fatura keseceğimiz belli değil, şimdilik 450.000 - 500.000 TL civarı parayı resmi alabiliriz, bunun dışındakileri elden alalım, daha sonra resmi tapu satışı yapacağımızda kesebileceğimiz maksimum fatura bedeline göre resmi hesaplarda girdi çıktı yapar, gerçek rakamı resmi rakama yaklaştırmaya çalışırız.\" şeklindeki beyanı sebebiyle banka kanalı ile ile ödenen 453.000,00 TL haricinde kalan 3.000.000,00 TL ise elden nakit olarak ödendiğini, tarafların arasındaki yakın ilişki, dostluk ve güven ilişkisinden dolayı yine yazılı bir sözleşme imzalanmadığını, işbu ödeme karşılığında davalı firma yetkilileri tarafından senet verildiğini, müvekkilin uzunca bir süre taşınmazın inşaatının tamamlanmasını beklediğini, müvekkili firmanın villasının hala tamamlanmaması sebebiyle durumun akıbetinin belirsiz olması ve güven sarsıcı hareketleri sebebiyle kimse almaya yanaşmadığını, müvekkilinin taraflarca belirlenen anlaşmaya göre üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, kendisine tapunun devredilmesi konusunda defaatle görüşmesine rağmen müvekkili sürekli olarak oyaladıklarını, tüm dosya kapsamı ve  dekontlardan davalının satışını vaat ettiği taşınmazı devretmediği, taşınmaz için almış olduğu parayı da iade etmediği açık olduğunu, buna göre müvekkilinin, davalıdan rehin ile temin edilmemiş olan bir para alacağı bulunduğunu, davalı sebepsiz olarak zenginleşmiş durumda olduğunu, bu sebeple müvekkilin alacağının semeresiz kalmaması adına ihtiyati haciz talebinde bulunduklarını, tüm bu nedenlerle öncelikle müvekkilin telafisi imkansız zararlarını önlenmesi ve mahkemece verilen kararın evrak üzerinde kalmaması için sözleşmeye konu, Muğla ili, .... ilçesi, .... mevkii .... parselde kayıtlı taşınmaz ile davalı adına kayıtlı taşınmazlar, 3. şahıslarda bulunan hak ve alacakları ile araçları ve banka hesapları üzerine dava sonuna kadar ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini; müvekkil tarafından davalıya ödenen şimdilik 400.000,00 TL villa bedelinin  (belirsiz alacak davası olarak ve fazlaya dair haklarımız saklı olmak kaydıyla) denkleştirici adalet ilkesine göre karara en yakın tarihteki değerinin hesaplanarak dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili, davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlığın, davacı tarafın iddia ettiği gibi harici  taşınmaz alım satım sözleşmesinden değil davacının faiz karşılığı borç verme eyleminden daha doğrusu tefecilik faaliyetinden kaynaklandığını, müvekkili şirketinin inşaat işiyle meşgul olup tapuda Muğla İli, .... İlçesi, .... mevkii .... Parselde kayıtlı taşınmazın  sahibi ile aktettiği Gayrimenkul Satış Vaadi ve  Arsa Payı Karşılığı İnşaat  Sözleşmesi kapsamında lüks nitelikte villalar inşa ettiğini, müvekkilinin 2021 yılında  çeklerini ve diğer ödemelerini yapmakta zorlanmaya başlamış, bankalardan talep ettiği kredi de yeterli olmayınca Davalı Şirketin yetkilisi .... ’ın  kardeşi .... ,   daha önceden tanıdığı ve tefecilik yaptığını duyduğu ve galericilik yapan  davacı Şirket yetkilisi .... ’le irtibat kurarak, .... ’den faiz karşılığı kardeşi .... ’a borç vermesini istediğini, faiz karşılığı borç alma görüşmeleri sırasında, .... davalı şirketin inşa ettiği villalara ilişkin bilgi istemiş hatta kendisinin de bu villalardan satın alabileceğini belirtmiş ancak fiyatlarını çok pahalı bulması sebebiyle vazgeçtiğini, yapılan görüşmelerden sonra davalı şirket yetkilisi .... , davalı şirket yetkilisi .... ’a 800.000,00 TL tutarı aylık % 2,5  faiz oranından 3-5 ay vade ile verebileceklerini, borç verecekleri parayı üç-dört parçada gönderebileceklerini, faizle borç vermeye ilişkin bir sözleşme yapmanın kendileri açısından  yasal olarak riskli olduğunu, bu sebeple .... ’a verecekleri parayı, davacı şirket üzerinden davalı şirkete banka kanalı ile gönderip, gönderilen paraları da davalı şirketin .... ’ta yaptığı  villa inşaatlarından birinin peşinatı ve taksitleri gibi göstereceklerini bu koşullarda borç verebileceklerini beyan etmişler, Davalı Şirket yetkilisi ... ’ın  bu şartları kabul etmesi üzerine, önce davalı şirket yetkilisinden 100.000,00 TL tutarlı bono alındıktan sonra Davacı Şirket yetkilisi .... ’in kardeşi  .... , söz konusu borcun 100.000,00 TL tutarını aynı koşullarda  kendisinin vereceğini belirterek kendi kişisel hesabından davalı şirketinin banka hesabına 10.09.2021 Tarihinde ‘avans bedeli ‘ açıklaması ile 53.000,00 TL gönderdiğini,    ... Araçlar Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti. hesabından ise 11.10.2021 tarihinde ‘Muğla, .... , .... , .... parsel bağımsız bölüm’ açıklaması ile müştekilerin banka hesabına 300.000,00 TL yine 14.10.2021 tarihinde de aynı şekilde  ‘ Muğla, .... , .... , .... parsel bağımsız bölüm ‘dekont açıklaması ile müştekilerin şirketinin banka hesabına 100.000,00 TL gönderildiğini, bu aşamadan sonra .... bundan sonra vereceği paraların teminatına ilişkin olarak kendisine şahsen 3.000.000,00 TL tutarlı senet verilmesini istediğini, davalı şirket yetkilisi .... ve .... yukarıdaki şekilde  gönderilen  paralardan  ötürü güven duyarak, .... ’e 3.000.000,00 TL bedelli, 30.11.2022 tarihli, 10.09.2021 tanzim, 30.11.2022 vade tarihli bono senedini imzalayarak teslim ettiklerini, .... ,  3.000.000,00 TL tutarlı bonoyu aldıktan sonra bir müddet bekleyerek sonradan göndereceklerini söyledikleri diğer  borç paraları göndermedikleri gibi baştaki şartların değiştiğini verdikleri 453.000,00 TL tutarın artık faizi ile birlikte 3.000.000,00 TL olduğunu, kendilerine 3000.000,00 TL ödenmez ise hem senedi icra takibine koyacaklarını  hemde  banka üzerinden gönderdikleri 453.000,00 TL tutarı da taşınmaz satış taksiti için gönderdiklerini ancak kendilerine  herhangi bir taşınmaz verilmediğini iddia ederek ayrıca icra yolu  ile tahsiline başlayacaklarını beyan etmişler nitekim Davacı Şirket yetkilisi .... tarafından Davalı Şirket yetkilisi .... ve kardeşi .... adına Denizli 9. İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyası ile 3.000.000,00 TL bedelsiz bononun tahsili için icra takibine başlanmış ayrıca, Denizli 9.İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyası ile de 476.015,75 TL tutarında alacağın tahsili için takibe geçildiğini, davacı şirket yetkilisinin müvekkili şirket yetkilisine karşı tehdit eylemlerine başlaması üzerine tehdit ve tefecilik eylemleri ile ilgili olarak   Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunmuş, tefecilik eylemine ilişkin olarak Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının .... Soruşturma numaralı dosyası ile takipsizlik kararı verildiğini, buna ilişkin itiraz ettiklerini ancak itiraz sonucunun henüz sonuçlanmadığını, müvekkil şirket tarafından davacıya gönderilen 400.000,00 TL tutar tefecilik eylemi kapsamında verilen para olup, tefecilik eyleminin yasaya aykırı bir fiil olduğundan verilen paranın eldeki dava ile istenmesinin mümkün olmadığı gibi denkleştirici adalet ilkesi ya da ticari faiz ile istenebilmesi de mümkün olmadığından davanın reddine, ihtiyati haciz isteminin reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Mahkemece 31/07/2023 tarihli ara kararı ile;  \"Davacının ihtiyati tedbir talebinin  davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası olup  davacının davaya konu alacağının varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, bu nedenle İİK. 257 vd. maddelerince alacağın varlığı ve muacceliyeti konusunda yaklaşık ispat gerçekleşmediğinden İİK'nun 257. maddesinde belirtilen şartlar oluşmadığından ihtiyati haciz talebinin reddine\" karar verilmiştir. <br>Ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca üçüncü kişiye karşı yükümlendiği Muğla ili, .... ilçesi, .... mevkii .... sayılı parsel üzerinde 8 adet villa yapımına başladığını, davacı ve davalı şirketin yetkililerinin samimi ve uzun yıllara dayanan arkadaşlık ilişkisi sonucunda yapacağı villalardan birini müvekkiline satabileceğini, maddi olarak zor durumda olduğundan müvekkil şirketten gelecek parayı inşaatın bitirilmesinde kullanacağını beyan etmesi üzerine .... nolu villanın 3.500,000,00 TL bedel ile  alım satımı konusunda aralarında sözlü olarak anlaştıklarını belirlenen ödeme planına göre 10/09/2021 tarihinde 53.000,00 TL, 11/10/2021 tarihinde 300.000,00 TL, 14/10/2021 tarihinde 100.000,00 TL olmak üzere davalının hesabına 453.000,00 TL'nin gönderildiğini, uzunca bir süre taşınmaz inşaatının tamamlanmasının beklenmesine rağmen inşaatın bir türlü tamamlanamadığını, müvekkilinin üzerine düşen ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesine rağmen taşınmazın tapuda müvekkiline devrinin gerçekleştirilmediğini, şimdilik 400.000,00 TL villa bedelinin müvekkiline ödenmesi yönünde açılan iş bu davada İİK'nun 257.maddesi uyarınca ihtiyati haciz talep edildiğini, mahkemenin hatalı olarak şartlar oluşmadığından bahisle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiğini, müvekkili tarafından davalı aleyhine yapılan şikayet sonucunda Denizli C. Başsavcılığının ....Soruşturma sayılı dosyasında davalı tarafın müvekkilinden 453.000,00 TL'nin alındığını ve geri ödenmediğini ikrar ettiğini, dolayısıyla mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkemenin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılarak, ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. <br>Dava, alacak davası olup, talep, ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle,  davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,  HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ara kararın usul yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.02/11/2023<br>\t\t\t\t<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4eb88cc225407c91","SID":"e323c05244604437"}}