{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1515 <br>KARAR NO: 2023/1018<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/12/2019<br>NUMARASI: 2015/228 Esas - 2019/1180  Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/10/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile davalı borçlu aleyhine \"Ticari defterlere, Cari Hesap Ekstrelerine ve faturalara dayalı kalan alacak bakiyesi\" açıklamasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının iş bu takibe itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu, davalının itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalının icra takibine vaki itirazlarının iptali ve takibin devamının sağlanması adına işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, müvekkili şirketin ilaç ve sağlık sarf malzemeleri tedarik işi ile iştigal ettiğini,  davalıya farklı tarihlerde çeşitli ilaç ve sarf malzemeleri satmış olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında sürekli bir ticari ilişki olduğunu, davalı tarafın müvekkili ile arasında ticari  bir ilişki olduğunu inkar etmediğini, müvekkili sözlü olarak defalarca alacağını talep etmesine rağmen davalı tarafından ödeme yapılmayınca icra takibi yoluna başvurulduğunu, şimdi ise davalının, haksız ve mesnetsiz yere icra takibine itiraz ederek icra takibini durdurduğunu, müvekkili şirketin ve karşı tarafın ticari defterleri incelendiğinde müvekkili ile davalı arasında devamlılık gösteren ticari bir ilişkinin var olduğunun, davalının satın almış olduğu mallara ilişkin olarak düzenlenen faturalara itiraz etmediğinin, faturaları tebliğ aldığının, faturaya konu malları teslim aldığının, farklı tarihlerde kısmi ödemeler yaptığının, bakiye 16.406,52 TL borcunu ise halen ödemediğini tespit edileceğini beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, davalının müvekkiline olan borcunu ödemeyi geciktirmek için kötü niyetli olduğundan davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına  hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar müvekkili şirketin faturaya dayalı olarak cari hesaptan borçlu olduğu iddia edilmiş ise de, iddia edilen fatura ve fatura tutarını karşılar mahiyette mal teslim edilmemiş olması nedeniyle alacak iddiasının yersiz olduğunu, öte yandan fatura ve sevk irsaliyelerinin sunulmasının da yeterli olmadığını, fatura ve sevk irsaliyelerine konu malların teslim edildiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, takipten önce temerrüt gerçekleşmediğinden davacının işlemiş faiz talebinin de yersiz olduğunu beyanla davanın reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine, yargılama harç ve giderleriyle vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; davacının cari hesap alacağı yönünden takip başlattığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şartı ile ticari defter kayıtlarının ticari davalarda, sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği,  alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere her iki tarafın usulüne uygun olarak tutulmuş ve birbirini teyit eden ticari defterlerinde alacağın kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle davacının 16.406,92 TL tutarında alacaklı olduğu, her ne kadar davalı taraf cari hesapların farklı şubeler için tek olarak tutulduğunu, bu nedenle defterlerinde davacının alacaklı göründüğünü iddia etmiş ise de, bu hususta incelemeye ve mahkememize bir belge sunmadığı, bilirkişi raporunun denetime açık olduğu anlaşılmakla davacı tarafça itirazın yalnızca asıl alacak yönünden iptali talep edilmiş olduğundan davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle devamına, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan davalının hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemesine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; salt cari hesap ekstresinde görünen borç tutarı \"16.406,92-TL\" değil takip tarihi olan 20.02.2014 itibariyle \"12.613,81-TL\" ( 2015 yılı itibariyle 12.713,55-TL) olduğundan davalı şirketin carisinde görünen borç tutarından daha fazla bir tutar üzerinden İlk Derece Mahkemesi' nce hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, keza, ekte sunulan cari hesap hesap ekstrelerinin ayrı ayrı incelenmesinde ilk sunulan ekte davacı şirketin \"3\" şubesinin 2013 ve 2014 yılı carisinin ayrı ayrı yer ne kadar borç gösterdiğinin göründüğünü, zira, 3 şubenin carisinin de yer aldığı ekstrenin alt kısmında \"Firma No\" başlığı altında dosya kapsamında yapılması gereken davacı şirketin müvekkilim şirketçe işletilen sadece Aksaray Şubesi' ne ilişkin cari hesap alacağı yönünden ne kadar alacaklı olduğunun tespitini yapmak suretiyle sonuca gittiğini, ancak, tüm taleplerine rağmen dosya kapsamında bu doğrultuda her 3 şube bazında ayrı ayrı bilirkişi incelemesi gerektiği gibi yapılmadığı için sadece cari hesapta görünen Aksaray Şubesi' ne ilişkin borç da tespit edilemediğini, maddi ve Hukuki Gerçekliğin Ortaya Çıkarılması ve Yargılamanın Selameti Açısından Davacı Tarafça davalı şirketçe İşletilen Kadıköy Şubesi' Ne İlişkin Cari Hesap Alacağına Dayalı Açılan Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2015/342 E. Sayılı dosyası üzerinden devam eden itirazın iptali davası ile işbu dosyanın birleştirilmesi gerekirken birleştirme kararı verilmeden hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, alacak iddiasının likit olmaması ve itirazının haklılığı nedeniyle davacının yasal koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün yerinde olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının diğer şubelerinin cari hesapta nazara alınıp alınmayacağı ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"cari hesap ve faturalara dayalı alacak bakiyesi\" sebebine dayalı olarak 16.406,92 TL asıl alacağın 31,69 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 12/02/2014 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 16.406,92 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının takibe konu cari hesabını oluşturan faturaları davalının kayıtlarında yer almakta olup, takip tarihi itibariyle davacıya 18.781,92 TL borçlu görünmektedir.Taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, davalının 2.376,00 TL ödemesinin kendi ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır. Davalı ticari defterlerinde gerekli düzeltme yapılarak davalının kayıtlarında görünmeyen ödemesi eklendiğinde taraf ticari defterleri tam mutabık olup, sonuç itibariyle davacının 16.406,92 TL alacağı bulunmaktadır.Davalı taraf, 3 ayrı şube olarak farklı adreslerde 3 ayrı hastane işletilmiş olup, bu hastanelirin ticari defter ve kayıtlarının ise tek ticari defterde kayıt altına alındığını, dosya kapsamında her 3 şube bazında ayrı ayrı bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini ve ayrıca borç kabul edilse dahi davalı şirketin Aksaray Şubesi'ne ilişkin cari hesap ekstresinde görünen borcunun 20.02.2014 takip tarihi itibariyle 12.613,81 TL olduğunu ileri sürmüştür. Ancak her şube yönünden ayrı cari hesap dökümü dosyaya sunulmadığı gibi borcun 12.613,81 TL olduğuna ilişkin bir belge de ibraz edilmemiştir. Davalının işlettiği Kadıköy Şubesi'ndeki hastaneye ilişkin cari hesap alacak iddiası yönünden icra takibi başlatıldığı ve İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/342 esas sayılı dosyasında 04/03/2015 tarihinde itirazın iptali davası açıldığı, her iki davanın birleştirilmesi gerektiği beyan edilmiş ise de, birleştirme talebinin sonraki davanın açıldığı mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiğinden, eldeki davada birleştirmeye ilişkin karar verilmesi mümkün değildir. Sonuç olarak, davalı taraf iddialarını ispatlayamamış olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ayrıca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu cari hesap/fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 280,19 TL harcın, alınması gerekli olan 1.120,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 840,56‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9a306f7748e033e2","SID":"14e28d5c3e1df61e"}}