{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/531 <br>KARAR NO: 2023/1701<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/11/2020<br>NUMARASI: 2017/658 Esas - 2020/698 Karar<br>DAVA: Alacak<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili;  müvekkili ile davalı ...'ın ... Paz. Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin kurucu ortakları olduğunu, şirketin vergi borcundan dolayı Anadolu Kurumlar Vergi Dairesi tarafından müvekkiline icra takibi yapıldığını, icra işlemleri sonucunda Anadolu Kurumlar Vergi Dairesine şirket borcu nedeniyle müvekkilinin toplam 64.367,67-TL ödemek zorunda kaldığını, davalının yarı oranında şirket ortağı olmasına rağmen davalının sorumluluğu oranında müvekkiline ödeme yapmadığını belirterek 32.183,83-TL alacağın işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmamış olup, yargılama sırasında müvekkilinin dava dışı şirketin ortaklığından 2005 yılında ayrıldığını, bu nedenle kendisine husumetin yöneltilmesinin mümkün olmadığını, taleplerin muhatabının dava dışı şirket olduğunu, davacının aynı taleplere ilişkin olarak İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2015/41 Esas sayılı dosyasını da açtığını ve bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, ayrıca zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece;  taraflar arasında alacak davasına konu vergi borçlarının asıl sorumlusunun dava dışı ...Ltd. Şti. olduğu, davalı ...'ın 15/04/2005 tarihinde şirket hisselerini noter tasdikli hisse devir sözleşmesi ile ... isimli şahsa devrettiği, tescil ve ilana istinaden 20/05/2005 tarihi itibariyle davalının şirket ortaklık sıfatının sona erdiği, davacının ise 31/03/2005 tarihli noter  tasdikli hisse devir sözleşmesi ile hisselerini ... isimli şahsa devrettiği, 21/11/2002 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 10 yıl süre ile davacının şirket müdürü olarak belirlendiği, davacının müdürlükten istifa ettiğine veya azline ilişkin herhangi bir kararın bulunmadığı, davacının vergisel sorumluluğunun bu sebebe dayalı olduğu, limited şirket ortaklarının sadece şirket ortağı oldukları döneme ilişkin olmak üzere asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından yine sadece şirket hisseleri oranında sorumlu olacakları, somut olayda davaya konu vergi borçlarının dava dışı şirketin 2005 yılı Temmuz ve takip eden dönemlerine ilişkin olduğu ve bu dönemde davalının şirket ortağı olmadığı, davacının davalıya rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Vergi Dairesinden gelen yazı cevaplarından vergi borcunun 2002 - 2003 - 2004 yıllarına ilişkin olduğunun açıkça belirtildiğini, davalının hisselerini 15/04/2005 tarihinde devrettiğini, müvekkilinin şirket hissesini 31/03/2005 tarihinde devrettiğini, mahkemece şirket vergi borcunun 2005 yılından sonrasına ilişkin olduğu belirtilmiş ise de müvekkilinin şirkette ortak olmadığı döneme ilişkin borç çıkarılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin hisse devrinin yayınlandığı 01/06/2005 tarihinde başka birisinin müdür olarak atandığını, buna rağmen mahkemenin müvekkilinin müdürlükten azline dair karar bulunmadığı gerekçesiyle karar verilmesinin doğru olmadığını, iki ortaklı bir şirkette hissesinin tamamını devreden kişinin aksi kararlaştırılmadıkça ayrı bir karar olmasa bile müdürlüğünün sona ereceğini, sonuç olarak vergi borçlarının davalının şirkete ortak olduğu döneme ilişkin olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, dava dışı şirketin yöneticisi olan davacının, şirketin vergi borcuna istinaden ödediği tutarın diğer şirket ortağından rücuen tahsili istemine ilişkindir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesi, \"Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde, bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir. Yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır\" hükmünü haizdir. 6183 sayılı yasanın 35. maddesine göre; \"limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından, sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumludur.\" Aynı kanunun mükerrer 35. maddesine göre ise \"Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler. 6183 sayılı yasanın 35. ve mükerrer 35. maddesi; limited şirket yöneticileri ve ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağını ve bu Kanun hükmüne göre takibe tabi tutulacağını hükme bağlamıştır. Ortağın anılan bu borcu,sermaye borcundan ayrı, bağımsız bir borçtur. Sorumluluk, payı oranıyla sınırlıdır. Fakat, bahse konu borcun doğabilmesinin ön koşulu, amme borcunun limited şirketten tahsil imkanı bulunmamasıdır. Bunun dışında limited şirket ortaklarının sorumlulukları şirket ortağı olduğu dönemlerle sınırlıdır. Ortaklık sıfatının sona erdiği tarihten sonraki süreçte şirketin vergi borçlarından sorumlu tutulmaları mümkün değildir. Somut olayda; davacının 21/02/2002 tarihli ortaklar kurulu kararıyla 10 yıl süre ile şirket müdürü olarak tayin edildiği, 01/06/2005 tarihinde hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, şirket ortaklığından ayrılırken müdürlükte istifa ettiğine ya da azledildiğine ilişkin bir karar bulunmadığı, davacının sicilde 14/11/2012 tarihine kadar şirket yetkilisi olarak göründüğü, şirketin diğer ortağı olan davalının ise 21/11/2002 tarihine kadar şirket müdürü olarak görev yaptığı, 20/05/2005 tarihinde hissesini devrederek ortaklıktan ayrıldığı ve şirketle hiç bir ilişkisinin kalmadığı, davacının yönetici sıfatıyla 6736 sayılı kanun kapsamında 24/11/2016 tarihinde yapılandırma talebinde bulunarak dava dışı şirketin 64.367,67-TL vergi borcunu ödediği, ödediği bedelin yarısına isabet eden kısmını şirketin o dönemde diğer ortağı olan davalıdan talep ettiği anlaşılmaktadır. Vergi Dairesinden gelen yazı cevaplarına göre davacının yapılandırılmasını talep ederek ödediği vergi borçlarının 2005/Temmuz ve takip eden döneme ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise şirket ortaklığından daha önce 20/05/2005 tarihinde ayrılmıştır. Bu durumda davacının yapılandırarak ödediği 2005/Temmuz sonrasına ilişkin vergi borçlarından o dönemde şirket ortağı olmayan davalının sorumlu tutulması mümkün olmadığı gibi borçlu adına düzenlenen ödenen ödeme emirlerinin idari yargıda iptal edildiği de dikkate alındığında mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e86fee9baf52f54c","SID":"2593d9f98c5d8f51"}}