{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T. C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2739 <br>KARAR NO: 2023/1981<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİH: 28/09/2022<br>NUMARASI: 2021/102 Esas 2022/688 Karar<br>DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARARININ<br>VERİLDİĞİ TARİH:16/11/2023 <br>YAZILDIĞI TARİH:16/11/2023 <br> Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/102 Esas 2022/688 Karar sayılı ilamı davalı  ... Anonim Şirketi vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle inceleme aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...  'in yönetimindeki ...  plakalı araç ile davacıların muhrisi ... 'un yönetimindeki motosikletin 08/12/2015 tarihinde çarpışması sonucu trafik kazasının meydana geldiğini, ölenin SGK'dan emekli olup ayrıca motorsiklet tamirhanesi bulunduğunu ve emekli maaşı hariç en az 1.000 TL aylık kazancının daha olduğunu, davalı hakkında Kayseri 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/98 Esas sayılı kararı ile ceza verildiğini ve davalının asli kusurlu bulunduğunu, davalı sirgorta şirketine başvurduklarını belirterek, davalılardan maddi tazminat, davalı ... 'den ise manevi tazminatın faizi ile birlikte talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının kaza tarihindeki poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, dosyanın kusur tespiti için Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, davacıların ceza dosyasında şikayetçi olmamaları halinde davanın reddi gerektiğini, ölenin gelirinin resmi belgelerle tespiti gerektiğini, yoksa asgari ücretin esas alınması gerektiği ile cenaze ve defin için somut belgelerin gerekli olduğunu, davacıların kaza nedeniyle elde ettiği gelirin mahsubu gerektiğini, faizin dava tarihinden itibaren başlayabileceği belirtilerek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;<br> \"...1-Maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, davacı  ... için 117.239,28 TL tazminat bedelinin ( DAVALI SİGORTA ŞİRKETİ YÖNÜNDEN POLİÇE LİMİTİ İLE SINIRLI OLMAK ÜZERE) davalı  ... den kaza tarihi olan 08/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... şirketinden temerrüd tarihi olan 13/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, diğer davacıların tazminat taleplerinin reddine,<br>2-Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ...  için 20.000,00 TL ve davacı  ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 90.000,00 TL manevi tazminat bedelinin davalı ... ’den kaza tarihi olan 08/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,\" şeklinde karar verildiği görülmüştür.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... Anonim Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerekmekte iken davanın kabulünün hatalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun % 50 iken tüm zarardan sigorta şirketinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, destek şahsın kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunu, müteveffa ... 'un dava konusu kazaya karışan aracın sürücüsü olmakla, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun değiştirmiş olduğu görüşü doğrultusunda kendi kusuru ile vefat eden sürücünün zararından işletenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, sigorta şirketinin sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün % 50 kusurlu olduğunun bilirkişi raporunda tespit edildiğini ancak hatalı değerlendirme ile sigorta şirketinin poliçe tanzim tarihi itibariyle hak sahibinin kendi kusuruna da denk gelen zarardan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, poliçe başlangıç tarihi gözetilmeksizin desteğin kendi kusuruna denk gelen zarar taleplerinin teminat dışı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin konu poliçe ile işletenin sorumluluğunu teminat altına almış olduğundan işletenin sorumlu olmadığı bir hususta sorumlu tutulamayacağı gözetilerek bu davanın tümden reddinin gerektiğini, sigortalının sorumluluğunu teminat altına alan ve sorumluluğu sigortalının sorumluluğu ile sınırlı olan müvekkili sigorta şirketinin de davacıların tazminat taleplerinden sorumlu tutulamayacağının izahtan vareste olduğunu, kaldı ki kural olarak trafik sigortası üçüncü kişilerin ölümü ya da sakatlığı halinde ortaya çıkan bedensel zararlara ilişkin olarak sigortalı işletenin sorumluluğunu teminat altına aldığını, konu olayda vefat eden kişinin aynı zamanda karşı araç sürücüsü olmakla, trafik sigortası teminatı kapsamında olmayan bu zarardan müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, davayı kabul manasında olmamak üzere işleten ve sürücünün kaza sırasında alkollü olup olmadığı ve ehliyet durumu gözetilerek trafik sigortası genel şartları değişiklik yapılmasına dair kanun madde 2 gereğince müteveffa işleten mirasçılarına rücu hakkının değerlendirilmesi gerektiğini, bu durumda da alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi nedeni ile davanın reddinin gerektiğini, dava öncesi müvekkili şirkete yapılmış bir başvurunun tespit edilemediğini, kaza tespit tutanağı ve diğer belgelerin iletilmediğini, yapılan bilirkişi incelemesinde en son veriler kullanılarak istinaf kararından önceki dosyadan daha yüksek hesabın yapılması gerektiğini, aleyhe bozma yasağı kapsamında daha fazla hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli kararı ile iptal edilen maddelerin bu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi kararına ilişkin beyanları doğrultusunda PMF tablosuna göre yapılan hesaplamanın aktüeryal yöntem ve teknik faiz uygulamadan yapılmış olmasının hatalı olduğunu, davayı kabul manasında olmamak üzere destek paylarının hatalı olarak hesaplandığını beyan ederek mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin değerlendirilerek incelemeye alınabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi gerekir. Bu şartlar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır. İstinaf talebine konu eldeki dosya kapsamı incelendiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davalı ...  A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu ve inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği görülmüştür.<br>Yukarıda açıklaması yapılan HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Somut olayda 08/12/2015 tarihinde davacıların desteğinin sürücüsü olduğu tescilsiz motorsiklet ile davalı ... nin işleteni ve sürücüsü, davalı sigorta şirketinin ise ZMMS şirketi olduğu kamyonetinin çarpışması sonucu destek ...  vefat etmiş olup, davacı eş ve çocuklar tarafından maddi ve manevi tazminat talep edildiği görülmektedir.Davalı  ... 'nin işleteni ve sürücüsü olduğu  ...  plakalı araç için 16/04/2015 tarihinde davalı ... A.Ş. tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası tanzim edilmiş olup, davaya konu kaza ise  ... tarihinde meydana gelmiştir. Davalı ... A.Ş. kaza yapan aracı ZMSS ile sigortalayan şirket olup sorumluluğu, 2918 Sayılı KTK'nun 91 ve devamı maddeleri gereğince, araç işleteni tarafından yaptırılması zorunlu olan ve 92. Maddesi kapsamında belirtilen haller dışındaki işletenin sorumluluğunu üstlenen mali sorumluluk poliçesinden kaynaklanan zararlarla sınırlı olduğundan, davalı ancak sigorta teminatı kapsamındaki zararlardan sorumludur.Yeni genel şartların C.11. maddesine göre; yeni genel şartlar, genel şartların yürürlük tarihi olan 01/06/2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır. Bunun doğal sonucu olarak artık eski genel şartların yeni genel şartların yürürlük tarihinden sonra düzenlenen poliçelerde uygulanma imkanı bulunmamaktadır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/5197 Esas, 2019/10065 Karar sayılı ilamı)Davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun belirlenmesinde 01/06/2015 tarihinden önceki ZMSS Genel Şartlarında ve 2918 Sayılı KTK'nun 92. maddesinde sigortalı araç sürücüsünün kendi kusuru ile vefatını da kapsayacak şekilde hak sahiplerinin zararlarının sigorta teminatı kapsamında olmayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, gerek Yargıtay HGK'nun, gerekse Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin içtihatları ile sigortalı araç sürücüsünün kendi kusuru ile vefatında, desteğinden mahrum kalan hak sahibi üçüncü kişilerin zararları nitelik itibariyle yansıma zararı olmadığı, hak sahiplerinin doğrudan zararı olduğu belirtilerek, sigorta teminatı kapsamında olduğu kabul edilerek sigortanın sorumluluğuna gidilmiştir.Davacıların üçüncü kişi konumunda olduğu, işleten (veya sürücü) yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanunda ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı açıktır.Davacıların uğradıkları zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır.Davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı, dolayısıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin ve dolayısıyla sürücünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğuna göre, davalı sigorta şirketi zararın tamamından sorumlu olacağından, davacılar davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecektir. (YHGK., 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas - 411 karar; YHGK., 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas, 2012/92 karar; YHGK., 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 esas, 2013/74 karar).(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/9248 Esas, 2018/2340Karar Sayılı ilamı) Bu itibarla desteğin kusuruna denk gelen tazminatın teminat dışı olduğuna ilişkin davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvuru sebepleri yerinde görülmemiştir. Hemen burada belirtmek gerekir ki davalı sigorta şirketi, sürücü ve işletenin alkolün etkisiyle kaza geçirip geçirmediğinin araştırılmasını talep etmiş ise de ilk derece mahkemesinin 25/12/2019 tarihli kararına karşı da sigorta şirketi tarafından istinaf yoluna başvurulduğu ancak bu yönde istinaf sebebi bildirilmediği gözetilerek usuli kazanılmış haklar gözetilerek bu yöndeki istinaf sebepleri haklı bulunmamıştır.Eldeki dava 01/03/2017 tarihinde açılmış olup bu tarih itibariyle davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı, dosya kapsamındaki belgelere göre davacı tarafın sigorta şirketine başvurusunun 28/01/2017 tarihinde davalı şirkete ulaşmış olduğu, davalı sigorta şirketi yönünden eksik belge bildirimde bulunulmadığı görüldüğünden sigorta şirketinin aksi yöndeki istinaf başvuru sebepleri haklı bulunmamıştır.Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/5068 Esas, 2021/3211 Karar Sayılı ilamında ve aynı Dairenin 2021/2781 Esas, 2021/2223 Karar sayılı ilamında ve  Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/6352 Esas, 2020/8575 Karar Sayılı ilamında açıklandığı üzere % 1,8 teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması; bilinmeyen/ işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılması gerekmektedir.Somut olayda TRH yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmış olduğu, destek payının doğru belirlendiği, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan yapılan hesaplamanın isabetli olduğu, ilk derece mahkemesinin 25/12/2019 tarihli kararına karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmadığı da gözetilerek talep arttırım dilekçesi doğrultusunda karar verildiğinden davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmamıştır.6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesinde belirlenen koşulların varlığı halinde, incelenen ilk derece mahkemesine ait dava dosyasının ve kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması durumunda, istinaf incelemesi sırasında istinaf başvurusunun, duruşma açılmaksızın, esastan reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Bu haliyle; ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hükmün ve yapılan yargılamanın usul ve yasaya, Yargıtay yerleşik içtihatlarına uygun olduğu anlaşıldığından; davalı ...  A.Ş. vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda ayrıntılı olarak değerlendirilen sebeplerle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince duruşma yapılmaksızın esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>1-) Davalı  ...  A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi  gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-) İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 8.008,62-TL istinaf karar harcından davalı ...  A.Ş. tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 2.082,70-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 5.925,92-TL istinaf karar harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, <br>3-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>4-)Davalı ...  A.Ş. vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>5-)İstinaf yargılaması bakımından davalı ...  A.Ş. vekili tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,<br>6-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, tarafların yokluğunda, HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 - a maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/11/2023<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"04e65d8a7adfe913","SID":"3d992e9805dd4b17"}}