{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2021/1460 <br>KARAR NO\t: 2023/1268<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2020/82 E.  -  2020/361 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/12/2020 tarih ve 2020/82 E. - 2020/361 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin ... esas unsurlu ve ibareli birçok seri markanın maliki olduğunu, markalarını uzun yıllardan beri yoğun ve ciddi suretle kullandığını, davalı tarafa ait \"...\" esas unsurlu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu, davalı yanın müvekkili markalarından haberdar olmasına rağmen ... esas unsurlu ve ibareli marka başvurusu yapmaya devam ettiğini,  art arda başvurularla müvekkili şirketin ... esas unsurlu markasını taklit etmek istediğini, dolayısıyla bu durumdan haksız kazanç sağlamak istediğinin açıkça görüldüğünü, dolayısıyla da tüketicilerin markaların aynı firmalara ait olduğunu veya firmalar arasında ekonomik bir bağ olduğunu zannetmelerinin kuvvetle muhtemel olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2013/10371, 2013/18546, 2018/121884, 2019/00397 markaların hükümsüzlüğüne, markalar sicilinden terkinine,  kararı verilmesini talep ve dava etmiş, 11/08/2020 tarihli replik dilekçesinde ise, davalı adına hükümsüzlüğü istenen marka numaralarının dava dilekçesinde sehven hatalı olarak belirtildiğini belirterek davalıya ait 2013/10371, 2013/18546 ve 2014/59983 sayılı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı şirket vekili, dava dilekçesinde hükümsüzlüğü talep edilen 2018/121884 ve 2019/00397 sayılı markaların tescil sürecinin tamamlanmadığını, davacı yanın müvekkili markalarının başvuru aşamasında olup olmadığını dahi kontrol etmeden alelacele ve hiçbir gerçek temele dayanmadan açtığı bu davada, daha sonra 19.06.2020 tarihli dilekçe ile marka davalarında bugüne kadar hiçbir şekilde görülmeyen şekilde dava dilekçesinin sonuç ve talep bölümü ve tüm içeriğinde yer alan 2018/121884 sayılı ve 2019/00397 sayılı markalarını dava dilekçesinde sehven yazdığını, aslında yazmak istediği markanın 2014/59983 sayılı markası olduğu gibi mesnetsiz ve hiçbir şekilde kabulü mümkün olmayan bir gerekçe ile HMK m. 183’teki “maddi hataların düzeltilmesi” talebinde bulunulduğunu ve mahkemece   kabul edildiğini, usulsüz talep öncesi ilk dava dilekçesine konu edilen 2018/121884 sayılı ve 2019/00397 sayılı markaların tescil süreci tamamlanmamış olup anılan markalar açısından “davanın mevsimsiz açılmış olması” nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı yanın hangi markalarını davaya dayanak yaptığının belirsiz olduğunu, öncelikle bu iddiasının somutlaştırılmasının sağlanmasının gerektiğini, akabinde somutlaştırılacak markalar açısından SMK m.25/7 hükmü uyarınca kullanım ispatı talebinde bulunacaklarını, müvekkiline ait 2013/10371 sayılı marka açısından davacı yan davasını 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açmadığından, anılan marka yönünden hükümsüzlük talebinin evleviyetle reddinin gerektiğini, müvekkilinin davacı yanın hak iddiasında bulunduğu “...” markaları üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin “...” markalarının muhtelif sınıflarda zaten tescil sahibi olduğunu, müvekkilinin sahip olduğu bu haklara dayalı olarak, tescilli olduğu sınıflar ve bu sınıflar ile doğrudan bağlantılı mal ve hizmet sınıflarında yeni başvurular yaparak, markasını ve alternatiflerini koruma çabasının asla kötüniyetli olarak değerlendirilebilir olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın dava malzemesi olarak \"...\" unsurlu markaları ile iltibas oluşturacak derecede benzer davalıya ait uyuşmazlık konusu olduğu belirtilen markaların hükümsüzlüğünü talep ettiği, davalının cevap dilekçesinde davacı tarafın mesnet markalarının somutlaştırmadığını, somutlaştırılan markalar üzerinden SMK m.25/7 hükmü uyarınca kullanmama def'i ileri süreceklerini belirttiği, davacıya ait önceki tarihli markalar ile davalı yana ait uyuşmazlık konusu olan markaların iltibas, tanınmışlık, kullanmama def'i, kötüniyet gibi hukuki kurumların incelenmesi için davacının davaya konu ettiği mesnet markalarını somutlaştırması gerektiği, 23.10.2020 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı vekiline, HMK'nın m.194 hükmü uyarınca önceki tarihli hangi markalarından kaynaklı olarak hükümsüzlük istemi bulunduğuna ilişkin marka numaralarını tek tek bildirmek suretiyle iki hafta kesin süre verilmesine, aksi halde davacının itiraza mesnet marka hasretmediğinin kabulü ile yargılamaya devam olunacağı hususunun ihtarına karar verilmiş ve söz konusu ihtarat duruşmada hazır yetki belgeli davacı vekiline tefhim edildiği, mahkemece verilen kesin süre içerisinde davacı vekilinin eldeki davaya mesnet tuttuğu markalarını somutlaştırmadığı, bu hale göre; davacı vekilinin davalıya ait hükümsüzlüğü istenen markaların müvekkiline ait markalarla iltibas oluşturduğu, müvekkilinin tanınmışlığından yararlandığı, davalının marka başvurularında kötüniyetli olduğu iddialarının ancak davacı tarafın üzerine düşen somutlaştırma külfeti yerine getirildiği takdirde incelenebileceği, kaldı ki somutlaştırma külfeti yerine getirilmediği takdirde davalı tarafın kullanmama def'i, müktesep hak ve gerçek hak sahipliği savunmalarının da irdelenemeyeceği, ispat külfeti üzerinde olan davacı tarafın üzerine düşen somutlaştırma yükümünü yerine getirmeyerek iddia ettiği vakıaların ispata elverişsiz hale geldiği  gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin  değerlendirmesinin hem usul hem de esas açısından hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar yerel mahkeme ara kararında iddiaların hangi markalara dayandığının somutlaştırılmadığı sonucuna varılmış olsa da, dava ve cevaba cevap dilekçelerinde, müvekkilinin yoğun emek ve sermayesi ile ayırt edicilik kazandırdığı ve öncelik hakkı sahibi olduğu ... esas unsurlu tüm markaların taleplere temel olarak ileri sürüldüğünü, ayrıca hem dava hem de cevaba cevap dilekçelerinde müvekkilinin öncelik hakkı olan markaları ile davalı yanın haksız ve kötüniyetli kullanımı teşkil eden markalarının tablolar halinde karşılaştırıldığını, iddiaların somutlaştırılmadığına yönelik yerel mahkeme kararının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, mahkemece müvekkiline ait ... esas unsurlu tüm markalara ilişkin belgelere sahip bulunulduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tMahkemece, 23.10.2020 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı vekiline, HMK'nın m.194 hükmü uyarınca önceki tarihli hangi markalarından kaynaklı olarak hükümsüzlük istemi bulunduğuna ilişkin marka numaralarını tek tek bildirmek suretiyle iki hafta kesin süre verilmesine, aksi halde davacının itiraza mesnet marka hasretmediğinin kabulü ile yargılamaya devam olunacağı hususunun ihtarına karar verildiği, ancak mahkemece verilen kesin süre içerisinde davacı vekilinin eldeki davaya mesnet tuttuğu markalarını somutlaştırmadığı, bu hale göre; davacı vekilinin davalıya ait hükümsüzlüğü istenen markaların müvekkiline ait markalarla iltibas oluşturduğu, müvekkilinin tanınmışlığından yararlandığı, davalının marka başvurularında kötüniyetli olduğu iddialarının ancak davacı tarafın üzerine düşen somutlaştırma külfeti yerine getirildiği takdirde incelenebileceği, kaldı ki somutlaştırma külfeti yerine getirilmediği takdirde davalı tarafın kullanmama def'i, müktesep hak ve gerçek hak sahipliği savunmalarının da irdelenemeyeceği, ispat külfeti üzerinde olan davacı tarafın üzerine düşen somutlaştırma yükümünü yerine getirmeyerek iddia ettiği vakıaların ispata elverişsiz hale geldiği  gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tAncak dosya kapsamından da görüleceği üzere, davacı vekilince dava ve cevaba cevap dilekçelerinde, \"...\" esas unsurlu tüm markalara dayanıldığı belirtilmiş olup, dosya kapsamından davacının mesnet markalarının belirlenebilir olduğu anlaşılmaktadır. Yani davacının itirazına mesnet olarak dayandığı markaların dava ve cevaba cevap dilekçelerinde belirli olması karşısında, mahkemece, bu markalar esas alınarak yargılama yapılması ve oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, aksi kanaat ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır. <br>\tBu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 16/12/2020 gün ve 2020/82 E. - 2020/361 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,        <br>\t3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/10/2023 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/11/2023\t<br>\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ca638d5186145f8c","SID":"c0f1c69eb90c1d8d"}}