{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2021/1450 <br>KARAR NO\t: 2023/1272<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                       \t   K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/02/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/150 E.  -  2021/59 K.<br><br>DAVACI\t \t  <br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t:<br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01/02/2021 tarih ve 2017/150 E. - 2021/59 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalının davacı şirkete yaklaşık bir yıl süre ile Motor Proje koordinatörlüğü bölümü altında Satın alma Mühendisi ünvanıyla çalıştığını, bu çalışma esnasında davacı şirket için hayati önemi haiz ve son derece gizli olan satın alma, üretim, teknik vb. bilgilere vakıf olduğunu, daha sonra 11.11.2016 tarihinde (11 ay 24 gün çalıştıktan sonra) kendi isteği ile işten ayrıldığını, davalının, rekabet yasağı taahhütnamesinde, işten ayrıldıktan sonra 24 ay süre ile davacı şirket ile aynı işkolunda faaliyet gösteren başka bir işverene ait işyerlerinde çalışmayacağını, aksi taktirde  en son brüt ücretinin 12 katı tutarındaki meblağı cezai şart olarak ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, davalının, davacı şirketten ayrıldıktan hemen sonra 21.11.2016 tarihinde rakip bir teşebbüs olan ... San. AŞ'de çalışmaya başladığının tespit edildiğini ileri sürerek rekabet yasağı sözleşmesinde yer alan cezai şart niteliğindeki tazminatın ödenmesini talep ve dava etmiştir.    <br>Davalı vekili, hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonraki dönem için akdedilen rekabet yasağı taahhütnamesinin Anayasa’nın çalışma ve sözleşme hürriyetini düzenleyen 48. maddesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 26 ve devamı maddelerine açıkça aykırı olup geçersiz olduğunu, rekabet yasağı taahhütnamesinin Kanunu’na aykırı bir şekilde düzenlendiğini, Türk Borçlar Kanunu’nun 444 ve 445. maddeleri uyarınca işçinin iktisadi geleceğini tehlikeye düşüren rekabet yasağına ilişkin düzenlemede, süre, yer ve işin türü bakımından açık ve belirli sınırlamaların getirilmiş olması gerektiğini, rekabet etmeme konusunda işverenin korunmaya değer haklı bir menfaati bulunmadığını, rekabet taahhütnamesinin hukuken geçerli olduğu kabil edilse dahi cezai şart fahiş ve ahlaka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Türkiye'de Tarım makinaları üretimi konusunda tüm üretimin  İç Anadolu, Marmara, Ege Bölgelerinde olduğu gibi davalının bu üretimi yapan firmaların diğer bölgelerindeki işyerleri, bayi ve distribütöründe de  çalışmama taahhüdünde bulunduğu, mevcut taahhüdün davacının üretilmesini planlanladığı işlerde dahi  davalı işçinin çalışmasını engelleyici bir yükümlülük altına soktuğu, taraflar arasında imzalanan rekabet etmememe taahhüdünün işçiye aynı sektörde tüm Türkiye'de çalışma engeli getirdiği, işçinin iktisadi istikbalinin hakkaniyete muhalif olarak tehlikeye girmesine ve işlerin türü ve yeri bakımından uygun olmayan sınırlamalar bulunması nedeniyle geçersiz olduğu, cezai şart koşulunun geçersiz bulunduğu, davalının 28.09.1991 doğumlu, üniversite eğitimini 16.06.2014 tarihinde tamamlamış 22 yaşında bir mühendis olduğu, davacı ...de 17.11.2015 tarihinde satın alma mühendisi olarak bir (1) yıl kadar çalıştıktan sonra dava dışı  ... ve ... AŞ'ye 21.11.2016 tarihinde satın alma yöneticisi olarak göreve başladığı, davalının davacı nezdinde çok kısa bir süre çalıştığı, üstlendiği görev ve sorumluluk itibariyle davacının zararına, rakip teşebbüsün rekabete avantajlı hale getirecek bir varlık transferinin somut olarak ortaya konulmadığı, rekabet yasağı taahhüdünü ihlal edebilecek bir faaliyette bulunmasını gösterecek somut bilgi ve belgelerin dosya kapsamında olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, huzurdaki dava 2017 yılında açılmış olup açıldığı tarihte dava değeri, istinafa başvurulabilmesi için gereken parasal sınırın üzerinde olduğunu, ayrıca, söz konusu davanın kısmi olarak açılmış olması nedeniyle kesinlik sınırının dava değerine göre değil, dava konusu alacağın tamamına göre belirlenmesi gerektiğini, davaya konu rekabet yasağı taahhütnamesinin, süre, kapsam ve yer unsurları bakımından Türk Borçlar Kanunu'na, Yargıtay'ın yerleşik içtihadına ve doktrinde belirtilen tüm unsurlara uygun olarak verildiğini, taahhütnamenin çalışma hürriyetini haksız şekilde kısıtlamaktan tamamen uzak olduğunu, mahkeme tarafından ...'un herhangi bir çalışma alanı kalmamış gibi bir algı yaratılmasının hatalı bulunduğunu, davalı işçinin, sözleşmedeki rekabet yasağı kaydına rağmen iş sözleşmesinin feshinden sonra davacı ile aynı işi yapan, aynı ilde faaliyet gösteren rakip bir işletmede çalışmaya başlamasıyla birlikte, davacı işletmede edindiği bilgileri rakip işletmede kullanma tehlikesi meydana gelmiş sayılacağını, davaya konu somut olayın rekabet taahhüdünü ihlal eder nitelikte olduğunun Yargıtay'ın yerleşik içtihadında da açıkça ifade olunduğunu, davalının, davacı firmadan ayrıldıktan sonra, davacı firmayla aynı ilde faaliyet gösteren rakip işletmede işe başlamış bulunmasına göre, davalının çok geniş bir coğrafi alanı kapsadığı gerekçesiyle sözleşmenin geçersizliğini savunmasının MK 2. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, davalının rekabet yasağı taahhütnamesindeki cezai şarta da katlanmak zorunda olduğunu, ihlalin ve ihlal sebebiyle doğabilecek zararların ağırlığı düşünüldüğünde, söz konusu cezai şart fahiş bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının dava açarken fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu ve talep edebileceği miktarın dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre ilk derece mahkemesinin karar kesinlik sınırının üzerinde olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf kanun yolunun açık bulunduğu, soyut olarak bir çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, aksinin kabulünün Anayasa'nın 48. maddesi ile güvence altına alınan çalışma hürriyetinin ihlali anlamına geleceği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18/02/2015 tarih,  2014/16035 E., 2015/2148 K.), diğer yandan davalının genç bir mühendis olduğu, davacı şirkette satın alma mühendisi olarak bir yıl kadar çalıştıktan sonra dava dışı ... ve ... AŞ'ye satın alma yöneticisi olarak göreve başladığı, davalının davacı şirkette çok kısa bir süre çalışmış olması ile üstlendiği görev nedeniyle davacının zararına, rakip teşebbüsün rekabete avantajlı hale getirecek bir durumun somut olarak ortaya konulmadığı, rekabet yasağı taahhüdünü ihlal edebilecek bir faaliyette bulunmasını gösterecek somut bilgi ve belgelerin dosya kapsamında olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 210,55‬-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/10/2023 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/11/2023<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"14e9639fdec0d506","SID":"38f70ce13555076b"}}