{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO:2017/78 Esas<br>KARAR NO:2023/796<br><br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)<br>DAVA TARİHİ:25/01/2017<br>KARAR TARİHİ:19/10/2023<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirket,05.05.2009 tarihinde, davalı bankadan, 1 adet 21.736,00 TL sözleşme bedelli 36 ay vadeli ticari araç kredisi kullandırıldığını,  ... kredi no. ile müvekkili şirkete verilen kredi ... plaka nodu araç için kullanılmış ve bahse konu kredi ilişkisine, davalı tarafından 1,5 oranında faiz uygulandığını, Rekabet Kurulu 8 Mart 2013 tarihinde, aralarında davalı bankanın da bulunduğu 12 bankanın 21.08.2007- 22.09.2011 tarihleri arasında, kredi faizlerinin belirlenmesinde kartel (uyumlu eylem/uzlaşma) oluşturduğunu tespit ettiğini,  tespit sonucu verilen para cezası kararı Danıştay tarafından da ... karar sayı ile 16.12.2015 tarihinde: \"kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı\" gerekçesi ile onandığını, Rekabet Kurulunun bahse konu kararında davalı banka'nın \"mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri alanında 4054 şayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4.maddesini ihlal ettiğine...\" karar verildiğini, davalı banka aleyhine 12.072.792,00 TL idari para cezası verilmesine karar verildiğini, kartel oluşturularak yüksek faiz uygulandığı yargı kararı ile kesinleşen tarihlerde davalı bankadan kredi kullanmış olmakla müvekkili şirketin zarar uğramış olduğunu, davalının da dahil olduğu bankalar arasında, faizin belirlenmesinde kartel oluşturlmuş olmasa idi kredi maliyetinin çok daha az olabileceği sabit olduğunu, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 57. maddesinde, \"Her kim bu kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur\" ifadesi yer aldığını, yine aynı kanunun 58. maddesinde ise \"Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebileceğini, rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazıninini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebileceğini, zararın belirlenmeşinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün kârlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplanacağını, ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hâkim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara  neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan kârların üç katı oranında  tazminata hükmedebilir.” ifadesinin mevcut olduğunu, söz konusu, maddeler gereği kartel faizi sebebiyle meydana gelen müvekkil şirket zararının tespiti ile belirlenen zararın 3 katının ödetilmesine karar verilmesini, belirtilen toplam 8 adet kredi kullanımı esnasında müvekkili şirketten haksız olarak alınmış olan masraf ve komisyonlarında iadesi; yerleşik yargı kararları ve 4077 sayılı yasanın 6. maddesi kapsamında zaruri ve hakkaniyet gereği olduğunu, 21 Ağustos 2007 ve 22 Eylül 2011 arasında kartel faizi uygulamak suretiyle bu tarih aralığında şirketin kullanmış olduğu krediler nedeniyle, müvekkili şirkete vermiş olduğu zararın belirlenerek,bu zararın 3 katının ayrıca bu kredinin kullanımı esnasında müvekkili şirketten alınan haksız masraf ve komisyonların tamamını, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla  6100 sayılı HMK 107.maddesine göre belirlenerek  belirlendiğinde arttırılmak üzere, şimdilik 500,00 TL'sinin kredi kullanım tarihinden itibaren işleyecek, mevduata uygulanan en yüksek ticari faizi ile birlikte, müvekkili şirkete ödetilmesine ve yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının, zarara uğradığını ortaya koyan hiçbir dayanak mevcut olmadığını, davacının iddia ettiği gibi bir zararın olmadığını, davacı da zararını haklı gösterecek hiçbir delil ortaya koymadığını, sorumluluğun ferdileştirilmesinin gerektiğini, tazminatın hukuki koşullarının mevcut olmadığını,  dava mevsimsiz açıldığını, erken açılan davanın reddine karar verilmesini, davanın reddine karar verilmez ise Danıştay 13.Dairesinde devam eden karar düzeltme sürecinin ve yargısal kesinliğinin bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, husumet itirazında bulunduklarını, Rekabet Kurulu kararlarına göre her bankanın sorumluluğu somutlaştırılmalı ve buna göre karar verilmesinin gerektiğini, iddia olunan ihlal piyasadaki fiyatlara yansımadığını, davacının Rekabet Kurulu Kararına konu 12 banka dışında da kredi kullanabileceği alternatiflerinin bulunduğunu, davanın zaman aşımına uğradığını, zaman aşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkili banka açısından tazminat sorumluluğunun yasal şartları oluşmadığını, usuli red sebepleri nedeniyle davanın reddini, mümkün olmadığı taktirde davanın esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME ve GEREKÇE: <br>Dava, genel kredi sözleşmesi uyarınca kullanılmayan krediden kaynaklı faiz tahsil edildiği iddiasına dayalı ödenen  bedelin iadesi istemine ilişkindir.<br>Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir. <br>Davalı banka vekili tarafından Rekabet Kurulu  Kurul Kararına karşı... ile ilgili ... İdare Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının açıldığını verilen kararın  Danıştay 13. Dairesine temyiz başvurusunda bulunulduğunu bu kararın bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir.<br>Dava konusu ihtilafa ilişkin ... Bank tarafından davacı taraf IBAN  numarasının hesap bilgisi ve  01/05/2009 ve 01/06/2012 tarihleri arası hesap hareketleri istenmiş dökümler gönderilerek dosya arasına alınmıştır.<br>Danıştay İdari Dava Daireler Kurlu 2019/2708 esas 2021/1108 kararı ile \"Bu durumda, davalı idare tarafından Türkiye'de faaliyet gösteren 12 bankanın tamamının mevduat, kredi, kredi kartı ve kamu mevduatı hizmetlerine ilişkin olarak tek bir çerçeve anlaşma veya ortak plan dâhilinde belirli bir koordinasyon içerisinde hareket ettiğinin ve ihlale katılan teşebbüslerin söz konusu çerçeve anlaşma veya ortak plandan haberdar olduğunuryeterli seviyede (makul şüphenin ötesinde) bir ispat standardı ile ortaya konulamadığı, bu hususlara ilişkin olarak dava konusu Kurul kararında yer alan tespitlerin gerekli deliller ile desteklenmediği, dolayısıyla davalı idare tarafından eksik incelemeye dayalı olarak işlem tesis edildiği anlaşılmaktadır. Nitekim, dava konusu Kurul kararının sonuç kısmında soruşturmaya taraf olan 12 bankanın tamamının mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri alanında 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlâl ettikleri sonucuna varılmış ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler incelediğinde, bazı bankaların sadece tek bir hizmet yönünden ihlâle katıldığı (Örneğin, ... sadece mevduat, ... ise sadece kredi kartı hizmetine ilişkin ihlâle katılmıştır.), bazı bankaların ise bazı hizmetler yönünden hiçbir şekilde ihlâle katılmadığı (Örneğin, kamu bankalarının kredi hizmetine ilişkin ihlâle katıldıklarına yönelik delil bulunmamaktadır.), dolayısıyla 12 bankanın tamamının bütün sektörlerdeki (mevduat, kredi, kredi kartı ve kamu mevduatı) ihlâle katıldığından bahsedilemeyeceği görülmekte olup, 12 bankanın tamamının - farklı sektörlere ilişkin olarak farklı bankalar arasında gerçekleşen ihlâllerin tamamından sorumlu tutulmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Daha açık bir ifade ile, soruşturmaya taraf olan 12 bankanın tek bir çerçeve anlaşma veya ortak plan dâhilinde belirli bir koordinasyon içerisinde hareket ettiğinin ortaya konulamadığı açık olan dava konusu uyuşmazlıkta, ilgili bankalar hakkında ihlâle dâhil oldukları her bir hizmet yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekirken, devam eden tek bir ihlâl yaklaşımı kapsamında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.\" gerekçesi ile ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br> Rekabet Kurulu'nun 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı kararı hakkında .... İdare Mahkemesi incelemesi neticesinde İDARİ İŞLEMİN İPTALİ yönünde hüküm kurmuştur. Danıştay 13. Dairesi 26.10.2022 tarih, 2022/3029 Esas, 2022/3870 Karar sayılı kararı ile .... İdare Mahkemesi kararını onamıştır.<br>Mahkememizdeki aynı konuda ... esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda:\"Rekabet Kurulu'nun davaya dayanak oluşturan kararı, karara konu bankaların 'bireysel (kredi kartları, KMH ,tüketici) kredileri\" ile ilgilidir; inceleme ticari kredileri kapsamamaktadır. Nitekim, yargıya yansıyan çok sayıda uyuşmazlıkta, emsal olarak atfedilen kararların takdiri tümüyle Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere,  \"08/03/2013 tarihli Rekabet Kurulu kararında bankaların uyumlu eylem içinde oldukları tespit edilen (kredilerin) bireysel kredi \" olduğu \"...  tazminat hakkının ve zararın tazmininin haksız fiil sorumluğundan kaynaklandığı, buna ilişkin somut bir delil bulunmadığı, davacı şirketin 03/06/2009 tarihinde kullandığı taksitli ticari kredi için davalı bankadan talep edebileceği bir alacağının bulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine\" karar verildiği görülmektedir. (Bkz https://karararama. yargitay.gov.tr : Y.11.HD'nin 09.06.2022 tarihli2021/455 Esas  ,  2022/4679 Karar; Y. 11.HD'nin 28.04.2022 tarihli 2020/8414 E.  ,  2022/3556 K. Sy kararları)  Somut uyuşmazlıkta, davalı  Banka'nın, davacıya kullandırdığı ticari kredinin, rekabetçi bir ortamda diğer bankalar tarafından uygulanan ticari kredilerden yüksek olduğuna ilişkin dosyada herhangi bir örnek bulunmamaktadır. Ancak, olsaydı dahi bu tek başına yeterli olmayacaktı. Çünkü;  bir banka tarafından müşteriye kullandırılan kredinin faiz oranının belirlenmesinde sadece mevduatın/ işletmenin maliyetine ve  ilgili kredinin türüne bakılmaz, aynı zamanda müşterinin banka açısından ne ölçüde yararlı olduğu (örneğin dış ticaret işlemlerini bankadan geçiriyor mu(?), bankadaki vadesiz hesabının süreç içindeki ortalaması nedir(?), kredi kartı ve diğer bankacılık işlemleri bulunuyor mu(?), müşteri ödemelerinde düzenli mi(?) gibi çok sayıda faktör) etkilidir.  Bu açıdan gösterilecek olası örnekte, örneğin ilgili bankadaki konumu ile davacının davalı bankadaki konumunun -yani her bir müşterinin banka için getirisi/ götürüsünün- ayrı ayrı  değerlendirilmesi gerekir. Dosyada ise, davacının  27.10.2011 tarihinde kapatılan kredi için, yaklaşık 6 yıl sonra, davalı bankanın faizlerinin yüksek olduğunu Rekabet Kurulu kararına göre ifade etmesinin dışında somut bir veri görülememiş, herhangi bir zarar tespiti yapılamamıştır. Rekabet Kurulu'nun (2011-4-91 Esas - 13-13/198-100 Karar sayılı) 08.03.2013 tarihli kararının  ticari kredilere ilişkin olmadığını, ticari kredilerde faizlerin TTK madde 8 uyarınca  serbestçe belirlenebileceğini, davacının yıllık %13,80 faiz oranı ile kullandığı ticari kredi faiz oranı nedeniyle bir zararının tespit edilemediği\" şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.<br>Yapılan yargılama, toplanan deliller sonucunda; mahkememizin 23/03/2023 tarihli celsesinin 3 nolu ara kararı uyarınca; \"Dosyanın bankacılık mevzuatı Konusunda uzman bilirkişiye tevdiine, bilirkişiye emek ve mesaisine karşılık 1.500,00 TL ücret takdirine, davacı vekiline bu eksik ücreti yatırmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde eksiklik giderilmediği takdirde, ilgili delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağının ihtarına (ihtarat yerine geçmek üzere duruşma zaptının davacı vekiline tebliğine) rapor geldiğinde gün beklenmeksizin taraflara tebliğine\" şeklinde karar verildiği, ara karara ilişkin duruşma tutanağının  davacı vekiline 28/03/2023 tarihinde e-tebligat yolu ile tebliğ edildiği, davacı tarafça gider avansının yatırılmadığı, mahkememizin 15.celsesinde de davacı vekilinin mazeret sunmadığı, e duruşma talebinde bulunmadığı, davayı takip etmediği, duruşmada hazır olmadığı davalı yanca davanın takip edilmesi yönünde beyanda bulunulduğu hep birlikte değerlendirilmekle dosya kapsamında mahkememizin ... esas sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporu da dikkate alınarak davaya konu kredi sözleşmesinin 1 adet ticari araç kredisi olması nedenleri ile davacının davalı bankanın faizlerinin yüksek olduğunu Rekabet Kurulu kararına göre ifade etmesinin dışında somut bir veri görülememiş, herhangi bir zarar tespiti yapılamamış, bilirkişi raporu aldırılamamış  ayrıca  Rekabet Kurulu'nun (2011-4-91 Esas - 13-13/198-100 Karar sayılı) 08.03.2013 tarihli kararının  ticari kredilere ilişkin olmadığı, ticari kredilerde faizlerin TTK md 8 uyarınca  serbestçe belirlenebileceğini, kullandığı ticari araç kredisi faiz oranı nedeniyle bir zararının tespit edilemediği, mahkememizin ... dosyasında aldırılan denetime elverişli bulunan bilirkişi raporundaki açıklamalar mahkememizce de yerinde görülmüş, bu hususlar dikkate alınarak davacının, davasının sübut bulmadığından reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>Davacının  davasının SÜBUT BULMADIĞINDAN REDDİNE <br>1-Karar harcı 269,85 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 31,40 TL harcın mahsubu ile eksik 238,45 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,<br>2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>3-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen ve reddedilen miktarı geçmemek üzere 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>5-Dosyaya yatırılan  ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde  yatıran tarafa iadesine,<br>Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize  veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1  maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda    verilen karar açıkça okunup anlatıldı.  19/10/2023<br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır  <br> <br>Hakim ...<br>e-imzalıdır  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4ffbf4dfe016a21d","SID":"d4e6be234ea18265"}}