{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBU12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO:2017/770 Esas<br>KARAR NO:2023/789<br><br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat)<br>DAVA TARİHİ:28/08/2017<br>KARAR TARİHİ:19/10/2023<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Rekabet Kurulu 08.03.2013 tarih ... Sayılı kararıyla Türkiye'de faaliyel gösteren 12 bankanın kendi aralarında mevduat, kredi kartı ve kredi hizmetleri konusunda anlaşarak uyumlu eylem içerisinde bulunmak suretiyle faiz oranlarını birlikte belirlemek amacıyla karlel oluşturduğunu ve 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun 4.maddesini ihlal ettiklerini tespit etmiştir. Bu tcspit sonucu verilen para cezası kararı Danıştay 13. HD nin 2015/2445E 2015/4605 K sayılı kararıyla 16.12.2015 tarihinde onanmıştır. Dolayısıyla, davalı bankanın diğer 11 banka ile aldığı ortak karar ile mevduai, kredi ve kredi karlı hizmetleri bakımından faiz oranını düşürmeyerek lüketicilerin olması gerekenden çok daha yüksek bir miktarda faiz ödemek zorunda bırakıldığı ve böylece 4054 Sayılı RKHK nın 4.maddesini ihlaederek kasıtlı eylemlerle rekabeti bozucu, engelleyici ve kısıtlayıcı işlemlerde bulunduğu sabittir. Söz konusu 12 bankanın içinde davalı ... Barıkası A.Ş. De bulunmaktadır. Müvekkilimiz. davalı bankadan, aşağıda ayrıntılı bilgisi verildiği üzcre; 16.01.2009 tarihinde 24 ay vadeli, 500.000,00 TL tutarında kredi kullanmış olmakla, bankalarca kararlaştırılan kartel faizi sebebiyle fazladan ödemiş olduğu miktar oranında zarara uğramış bulunmaktadır. Bankaların mevzubahis uyumlu eylemi içerisinde olmaması halinde Müvekkilimizin kredi maliyetinin daha az olacağı izahtan varesledir. 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 57. maddesinde, \"Her kim bu kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur\" ifadesi yer almaktadır. Yine aynı kanunun 58. maddesinde isc \"Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilir. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebilir. Zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün kârlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplanır. Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hâkim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan kârların üç katı oranında tazminata hükmedebilir.” Hükümleri uyarınca müvekkilimizin kartel faizi sebebiyle meydana gelen zararlarının 3 katının yasal faizi ile birlikte ödetilmesini sayın mahkemenizden talep etme zorunluluğumuz hasıl olmuştur.Davalı Bankanın 21 Ağustos 2007 ve 22 Eylül 2011 arasında kartel faizi uygulamak suretiyle müvekkilimize vermiş olduğu zararın 3 katının fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.200,00-TL'sinin kredi kullanım tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödetilmesine ve yargılama giderlerinin davalının üzerine bırakılmasını talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.<br>DELİLLER VE DEĞERLENDİRMELER;<br>Dava; Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat) davasıdır. <br>Dava dilekçesi ve tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.<br>Rekabet kurulu kararına karşı Danıştaya yapılan karar düzeltme başvuru sonucunun beklenmesine karar verilmiş,  ... 2. İdare Mahkemesinin 21/04/2022 tarihli, ... esas ve ... karar sayılı kararı hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiştir.<br>Davalı banka vekili tarafından Rekabet Kurulu  Kurul Kararına karşı ... Bank ile ilgili ... 2 İdare Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının açıldığını verilen kararın  Danıştay 13. Dairesine temyiz başvurusunda bulunulduğunu bu kararın bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir.<br>Talep mahkemece yerinde görülerek kabul edilmiştir.<br>Danıştay İdari Dava Daireler Kurlu ... kararı ile \"Bu durumda, davalı idare tarafından Türkiye'de faaliyet gösteren 12 bankanın tamamının mevduat, kredi, kredi kartı ve kamu mevduatı hizmetlerine ilişkin olarak tek bir çerçeve anlaşma veya ortak plan dâhilinde belirli bir koordinasyon içerisinde hareket ettiğinin ve ihlale katılan teşebbüslerin söz konusu çerçeve anlaşma veya ortak plandan haberdar olduğunuryeterli seviyede (makul şüphenin ötesinde) bir ispat standardı ile ortaya konulamadığı, bu hususlara ilişkin olarak dava konusu Kurul kararında yer alan tespitlerin gerekli deliller ile desteklenmediği, dolayısıyla davalı idare tarafından eksik incelemeye dayalı olarak işlem tesis edildiği anlaşılmaktadır. Nitekim, dava konusu Kurul kararının sonuç kısmında soruşturmaya taraf olan 12 bankanın tamamının mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri alanında 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlâl ettikleri sonucuna varılmış ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler incelediğinde, bazı bankaların sadece tek bir hizmet yönünden ihlâle katıldığı (Örneğin, TEB sadece mevduat, ... ise sadece kredi kartı hizmetine ilişkin ihlâle katılmıştır.), bazı bankaların ise bazı hizmetler yönünden hiçbir şekilde ihlâle katılmadığı (Örneğin, kamu bankalarının kredi hizmetine ilişkin ihlâle katıldıklarına yönelik delil bulunmamaktadır.), dolayısıyla 12 bankanın tamamının bütün sektörlerdeki (mevduat, kredi, kredi kartı ve kamu mevduatı) ihlâle katıldığından bahsedilemeyeceği görülmekte olup, 12 bankanın tamamının - farklı sektörlere ilişkin olarak farklı bankalar arasında gerçekleşen ihlâllerin tamamından sorumlu tutulmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Daha açık bir ifade ile, soruşturmaya taraf olan 12 bankanın tek bir çerçeve anlaşma veya ortak plan dâhilinde belirli bir koordinasyon içerisinde hareket ettiğinin ortaya konulamadığı açık olan dava konusu uyuşmazlıkta, ilgili bankalar hakkında ihlâle dâhil oldukları her bir hizmet yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekirken, devam eden tek bir ihlâl yaklaşımı kapsamında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.\" gerekçesi ile ... 2 İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br> Rekabet Kurulu'nun 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı kararı hakkında ... 2. İdare Mahkemesi incelemesi neticesinde İDARİ İŞLEMİN İPTALİ yönünde hüküm kurmuştur. Danıştay 13. Dairesi 26.10.2022 tarih, 2022/3029 Esas, 2022/3870 Karar sayılı kararı ile ... 2. İdare Mahkemesi kararını onamıştır.<br>Mahkememizdeki aynı konuda 2018/819 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda \" Rekabet Kurulu'nun davaya dayanak oluşturan kararı, karara konu bankaların 'bireysel (kredi kartları, KMH ,tüketici) kredileri\" ile ilgilidir; inceleme ticari kredileri kapsamamaktadır. Nitekim, yargıya yansıyan çok sayıda uyuşmazlıkta, emsal olarak atfedilen kararların takdiri tümüyle Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere,  \"08/03/2013 tarihli Rekabet Kurulu kararında bankaların uyumlu eylem içinde oldukları tespit edilen (kredilerin) bireysel kredi \" olduğu \"...  tazminat hakkının ve zararın tazmininin haksız fiil sorumluğundan kaynaklandığı, buna ilişkin somut bir delil bulunmadığı, davacı şirketin 03/06/2009 tarihinde kullandığı taksitli ticari kredi için davalı bankadan talep edebileceği bir alacağının bulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine\" karar verildiği görülmektedir. (Bkz https://karararama. yargitay.gov.tr : Y.11.HD'nin 09.06.2022 tarihli2021/455 E.  ,  2022/4679 K.; Y. 11.HD'nin 28.04.2022 tarihli 2020/8414 E.  ,  2022/3556 K. Sy kararları)  Somut uyuşmazlıkta, davalı  Banka'nın, davacıya kullandırdığı ticari kredinin, rekabetçi bir ortamda diğer bankalar tarafından uygulanan ticari kredilerden yüksek olduğuna ilişkin dosyada herhangi bir örnek bulunmamaktadır. Ancak, olsaydı dahi bu tek başına yeterli olmayacaktı. Çünkü;  bir banka tarafından müşteriye kullandırılan kredinin faiz oranının belirlenmesinde sadece mevduatın/ işletmenin maliyetine ve  ilgili kredinin türüne bakılmaz, aynı zamanda müşterinin banka açısından ne ölçüde yararlı olduğu (örneğin dış ticaret işlemlerini bankadan geçiriyor mu(?), bankadaki vadesiz hesabının süreç içindeki ortalaması nedir(?), kredi kartı ve diğer bankacılık işlemleri bulunuyor mu(?), müşteri ödemelerinde düzenli mi(?) gibi çok sayıda faktör) etkilidir.  Bu açıdan gösterilecek olası örnekte, örneğin ilgili bankadaki konumu ile davacının davalı bankadaki konumunun -yani her bir müşterinin banka için getirisi/ götürüsünün- ayrı ayrı  değerlendirilmesi gerekir. Dosyada ise, davacının  27.10.2011 tarihinde kapatılan kredi için, yaklaşık 6 yıl sonra, davalı bankanın faizlerinin yüksek olduğunu Rekabet Kurulu kararına göre ifade etmesinin dışında somut bir veri görülememiş, herhangi bir zarar tespiti yapılamamıştır. Rekabet Kurulu'nun (2011-4-91 Esas - 13-13/198-100 Karar sayılı) 08.03.2013 tarihli kararının  ticari kredilere ilişkin olmadığını, ticari kredilerde faizlerin TTK madde 8 uyarınca  serbestçe belirlenebileceğini, davacının yıllık %13,80 faiz oranı ile kullandığı ticari kredi faiz oranı nedeniyle bir zararının tespit edilemediği\" şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.<br>Mahkememizin 12 celsesinde davacı vekiline bilirkişi raporu alınması için ihtaratlı kesin süre verildiği ancak verilen kesin süreye rağmen davacı vekilince bilirkişi ücretinin yatırılmadığı,13 celsede davacı vekilinin yokluğunda karar verilmek üzere mazeret dilekçesi sunduğu, mazeretin yokluğunda karar verilmek üzere kabulüne karar verildiği, dosya kapsamında mahkememizin 2018/819 esas sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporu da dikkate alınarak davaya konu kredi sözleşmesinin 1 adet ticari kredi olması nedenleri ile davacının davalı bankanın faizlerinin yüksek olduğunu Rekabet Kurulu kararına göre ifade etmesinin dışında somut bir veri görülememiş, herhangi bir zarar tespiti yapılamamış, bilirkişi raporu aldırılamamış  ayrıca  Rekabet Kurulu'nun (2011-4-91 Esas - 13-13/198-100 Karar sayılı) 08.03.2013 tarihli kararının  ticari kredilere ilişkin olmadığı, ticari kredilerde faizlerin TTK md 8 uyarınca  serbestçe belirlenebileceğini, kullandığı ticari kredi faiz oranı nedeniyle bir zararının tespit edilemediği, mahkememizin 2018/819 dosyasında aldırılan denetime elverişli bulunan bilirkişi raporundaki açıklamalar mahkememizce de yerinde görülmüş, bu hususlar dikkate alınarak davacının, davasının sübut bulmadığından reddine, davacının dava açmakta haksız olmadığı yasal dayanağı bulunması ancak dava konusunun yargılamayı gerektirmesi nedeni davacının, davasının reddine karar verilmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davacının  davasının SÜBUT BULMADIĞINDAN REDDİNE,<br>1-Karar harcı 269,85 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 54,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,20 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, <br>2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>3-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli ...Ü.T'deki esaslara göre belirlenen ve dava miktarını geçmemek üzere 3.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>5-Dosyaya yatırılan  ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde  davacı tarafa iadesine,<br>Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize  veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1  maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekilinin ve davalı vekilinin  yokluğunda   verilen karar açıkça okunup anlatıldı.19/10/2023  <br><br>Katip ...<br> e-imzalıdır<br> <br> <br>Hakim ...<br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"10a100a1a179747c","SID":"d626f79cb7eb76ac"}}